Sabor De Minas

Dicas | Recomendações | Comentários

BaS Ne Demek?

Bas anlamı nedir?

Ba’s Nedir? İslamiyette Ba’s Ne Anlama Gelir? Arapçada bazı özel isimler ek almamasına rağmen kesme işaretiyle ayrılır. Bu nedenle kelimenin Bas değil şeklinde yazılması gerekir. Ba’s Nedir? Ba’s kelimesi kullanıldığı yere göre farklı anlamlarda kullanılır.

İlk anlamı diriltmek olan sözcük, mecazi anlamda ise birini gaflet uykusundan uyandırmak ve ikaz etmek demektir. İslamiyette Ba’s Ne Anlama Gelir? İslamiyet’te ahiret inancı temel itikatlardan biridir. Her Müslüman, öldükten sonra yeniden diriltileceğine ve Allah’ın huzurunda toplanacağına iman eder. Ba’s kelimesi de Allah’ın mahşer gününde ölüleri diriltmesi ve hesaba çekmesi anlamına gelir.

İslam inancına göre, bir vehim ve rüyadan ibarettir. Asıl hayat içinde sonsuza kadar yaşayacağımız ahirettir. Bu bağlamda Ba’s kelimesi hem uyandırmak hem de diriltmek manasında kullanılır. : Ba’s Nedir? İslamiyette Ba’s Ne Anlama Gelir?

Dinde Ba’s ne demek?

Peygamber’in düzenlediği en çok üç kişilik askerî müfreze gibi ıstılahî mânaları yanında İslâmî literatürde asıl ve en yaygın olarak, ‘ kıyamet gününde Allah’ın âhiret hayatını başlatmak üzere ölüleri yeniden canlandırması, onları kabirlerinden çıkararak hayata göndermesi ‘ anlamında kullanılır.

Kabirlerden çıkış günü ne anlama gelir?

Kur`an, kıyametin kopmasından sonra Sûr`a ikinci defa üfürülme ile bütün canlı yaratıkların hesap için tekrar diriltileceklerini ifade eder.

Bas müzik ne demek?

Bas (ses)

Bu madde, İngilizce Vikipedi’de yer alan Türkçeye çeviri yapılarak genişletilebilir, Başlıca çeviri yönergeleri için düğmesine tıklayınız.

  • Güvenilmeyen ya da düşük kaliteli görünen içerikleri eklemeyiniz. Mümkünse yabancı dil maddesinde verilen referanslar ile çevireceğiniz metni doğrulayın.
  • Çevirinize eşlik edecek bir şekilde ekleyerek bir sağlamalısınız, Değişiklik özeti için örnek bir atıf : Bu değişiklikteki içerik İngilizce Vikipedi’de yer alan ] sayfasından çevrilmiştir, atıf için sayfanın tarihine bakınız.

Ayrıca } şablonunu eklemelisiniz.

Daha fazla bilgi için, bkz:,

table>

Bu maddedeki bilgilerin için ek kaynaklar gerekli, Lütfen ekleyerek yardımcı olun. Kaynaksız içerik itiraz konusu olabilir ve, Kaynak ara: – · · · · ( Ağustos 2022 ) ()

Bas, düşük frekanslı sesleri ve aralığı tanımlar. Müzik bestelerinde baslar en düşük bölümleridir.

Bas düşüklüğü ne demek?

Bazopeni olarak bilinen bazofili (baso) düşüklüğü, bazofillerin vücudun akut enfeksiyon, ciddi yaralanmalar, kurdeşen gibi şiddetli alerjik reaksiyonları tedavi etmeye çalıştığı anlamına gelir. Değer olarak kandaki bazofili değerinin mikrolitre kan başına 0-300 ml değerinin altında olmasıdır.

Öldükten sonra dirilmenin adı nedir?

Öldükten sonra tekrar dirilmeğe ve hesap için Allah’ın huzurunda toplanmağa haşir diyoruz. Haşir, kelime olarak zaten toplanmak, bir araya gelmek demektir. Toplanacağımız geniş alana da mahşer diyoruz. Haşir, İsrafil (as) ın Sur’a ikinci defa üfürmesiyle başlar.

Haşr ve bas ne demek?

Sözlükte ‘ bir topluluğu bulunduğu yerden zor kullanarak çıkarıp bir meydanda toplamak ‘ mânasına gelen haşir (haşr) kelimesi, kıyamet gününde yeniden diriltilen (ba’s) bütün varlıkların hesaba çekilmek üzere bir meydana sevkedilip toplanmasını ifade eder. Toplanılacak yere mahşer, mevkıf veya arasât denir.

Öldükten sonra dirilmeye ne denir?

Kurtuluş ‘la sona eren reenkarnasyonu, gelişim aşamalarıyla tasvir eden bir sanat eseri Reenkarnasyon veya ruh göçü, ruhun sürekli olarak tekrar bedenlendiğine inanan spiritüalistlerin bu olaya verdiği addır. Reenkarnasyon kavramı Asya dinlerindeki tenasüh kavramından biraz farklı olmakla birlikte, benzerlik arz eder.

Öldükten sonra tekrar dirilme var mı?

Ehl-i Sünnet’e Göre Ölüm Sonrasında Yeniden Diriliş Ölümden sonra yeniden diriliş ilahi dinlerin inanç esaslarından birisidir. İslam’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’de insanın kesin bir şekilde yeniden diriltileceği açık bir şekilde belirtilmiştir. Canlıyken ölüp giden bir varlık olmasının yanında ister demire ister başka varlığa dönüşsün yeniden dirilmesi kaçınılmazdır.

İnsan-ların ne şeklide öldüğü, bir kabirlerinin olup olmadığı, onun yeniden dirilişine bir engel teşkil etmemektedir. İnsanın her zaman içinde var olan “ölümsüzlük arzusu”,onu ölümden sonrasını düşünmeye sevk etmiştir. Bütün hayati fonksiyonlarını yitiren, toprağın altına konularak adeta parçalanıp bozulan, yok olan bir bedenin canlanıp tekrar dirilmesi konusu insan aklını ciddi anlamda zorla-yan bir konu olmuştur.

Bundan dolayı insan aklı dönem dönem böyle bir şeyin olmadığı düşüncesine girmiş, ölümden sonra tekrar dirilişi reddetme yoluna gitmiştir. Fakat bu reddediş hiçbir zaman büyük ölçekli gruplarca değil genellikle bireysel veya küçük ölçekli gruplarca olmuştur.

  • Dirilişi reddeden bu gruplar hiçbir zaman tam anlamıyla kabul görmemiştir.
  • İnsandaki ölümsüzlük arzusu ve adalet duygusu galip gelmiş, ölümden sonra muhakkak bir hayatın olacağına dair inanç çoğunlukla güncelliğini korumuştur.
  • Öldükten sonra yeniden dirilme bütün ilahi dinlerde kesin bir inanç esasıdır ve muhakkak gerçekleşecektir.

Bu Allah’ın bize verdiği bir vaaddir. Ehl-i Sünnet inancına göre, “tekrar diriliş hem bedenen hem ruhen olacaktır. Buna göre Allah Teâlâ, öldükten sonra dünyadaki insan bedeni-ne ait aslî parçaları yeniden bir araya getirecek ve ruhu buna tekrar iade edecektir.” Nitekim Kur’an’da bununla ilgili onlarca ayet bulunmakta olup çeşitli delillerle desteklenmiştir.

Akın, Murat, Ömer Nasuhi Bilmen’in Âhiret İnancını Temellendirmesi, Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Haziran 2019, Cilt 21, Sayı:39. Arslan, Ali Ahiret’e ve Öldükten Sonra Dirilmeye İman, Diyanet İşleri Başkanlığı Dini, Ahlaki, Edebi, Mesleki Aylık Dergisi, Cilt: 8, Sayı: 86-87, 1969. Aydın, Mehmet, Din Felsefesi, İzmir, 1987. Ömer Aydın, Kurân-ı Kerîm’de Îman-Ahlak İlişkisi (İstanbul: İşaret Yayınları, 2007. Buhârî, Ebu Abdillah Muhammed b. İsmail, Sahihu’l-Buharî, İstanbul, 1413/1992. el-Ezherî, Ebî Mansur Muhammed bin Ahmed. Tehzîbu’l-Luga, thk. Abdusselam Muhammed Harun, Muhammed Ali en-Neccâr, Dâru’l-Mısriyye, Mısır, trs. Fahreddin er-Râzî, Ebû Abdullah Fahreddin Muhammed b. Ömer Fahreddin. Mefa-ti-hü’l-Gayb. Ankara: Akçağ yayınları, 1988-2002. Fahreddin er-Râzî, Kelâm’a Giriş, çev. Hüseyin Atay, Ankara Üniver-sitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, Ankara 1978. Fahreddin er-Râzî, Mefâtihu’l-gayb, Dârü ùhyâ’i’t-Türâsi’l-‘Arabiyye, 3. Baskı, Bey-rut 1420 (2000). Gazalî, Filozofların Tutarsızlığı (Tehâfütü’l- Felâsife), Çev. Mahmut Kaya- Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik, 2005. Gazalî, Tehâfüt el-Felasife (Filozofların Tutarsızlığı) Çev. Bekir Karlığa, İstanbul 1981. Güler, İlhami. İman Ahlâk İlişkisi. Ankara: Ankara Okulu, 2016. Gündoğar, Hamdi, Sistematik Kelâm, Ed. Fadıl Ayğan, Beyan Yayınları, 2. Baskı, İstanbul, II, 2021 İbn Mace, Ebu Abdillah Muhammed b. Yezid b. el-Kazvinî, es-Sünen, İstanbul, 1413/1992. İbn Rüşd, Abu el-Velid Muhammed bin Ahmed el-Endülüsi, Tehâfütü-t Tehâfüt, Mektebet İbn Sinâ, Kahire, 2011. İlhami Güler, İman Ahlâk İlişkisi (Ankara: Ankara Okulu, 2016). Kılavuz, A. Saim, Ana Hatlarıyla İslam Akâidi ve Kelâm’a Giriş, Ensar Yayınları, İstanbul, 2014. Kurt, Fatih İmam Mâtürîdî’ye Göre Bazı Âhiret Așamaları, Diyanet İlmî Dergisi, C.:55 Sayı: 3, 2019 Mâtürîdî, Ebû Mansûr Muhammed b. Muhammed b. Mahmûd Semerkandî. Te’vîlâtü’l-Kur’ân. Thk. Bekir Topaloğlu.1-17. İstanbul: Mizan Yayınevi, 2005-2010. Paçacı, Mehmet, Kur’ân’da ve Kitab-ı Mukaddes’te Âhiret İnancı, Ankara Okulu Yayınları, Ankara, 2001. Topaloğlu, Bekir- Çelebi, İlyas. Kelam Terimleri Sözlüğü.42. Ankara: TDV Yayınları, 2017. Toprak, Süleyman. “Haşir”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.16: 416-417. İstanbul: TDV Yayınları, 1989. Şahin, İskender, Kur’an-ı Kerim’de Diriliş, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir, 2012. Şahin, Mahmut, Kur’an’da Diriliş Gerçeği, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya, 2007. Teftazânî, Şerhu’l Akaid, Haz. Süleyman Uudağ, İstanbul, 2010. Topaloğlu, Bekir. “Âhiret”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi 1:543-548 Ankara: TDV Yayınları, 1988. Toprak, Süleyman. “Haşir”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi 16:416-417 Ankara: TDV Yayınları, 1997. Önal, Recep İmam Birgivî’nin Bilgi ve İnanç Paradigması, Bursa: Emin Yayınları, 2019. Özarslan, Selim. İslâm’da Ölüm ve Diriliş Öğretisi. Ankara: Nobel Yayıncılık, 2013. Yavuz, Yusuf Şevki. “Ba’s”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.5: 98. İstan-bul: TDV Yayınları, 1989.

: Ehl-i Sünnet’e Göre Ölüm Sonrasında Yeniden Diriliş

Ahiret hayatı nasıl olacak?

Page 2 – Ahiret (: الآخرة, : al-Ākhirah ) veya ahret, termonolojisinde gidilecek yere verilen bir isim. Ahiret, ‘ın önemli bir parçası olan Ahiret Hesaplaşması ile ilgili bölümlerinde defalarca bahsedilmektedir. Geleneksel olarak, biridir. göre, kopması ve yeniden dirilme, ve ‘in gibi kaynaklarda ifade edilir ve İslama göre diğer peygamberler de kendi halklarına bu durumu anlatmışlardır.

  • Ahirete inanmak İslama biridir.
  • ‘da Ahiret Günü farklı isimler ile zikredilmiştir.
  • Ahiret, müminler ‘a kavuşacakları inancı nedeniyle Kavuşma Günü (Mü’min: 40/15), insanlar ve bütün mahlûkat o günde bir araya toplanacağı için Toplanma Günü (Teğabün: 64/9), Dünya hayatlarında Allah’a iman etmeyenler ve fâni hayata aldandıklarını anlayacaklar için Aldanma Günü (Teğabün: 64/9), herkes kabrinden çıkıp dirileceği için Çıkış Günü (Kâf: 50/34) ve Dünya’ya geri dönmek isteyenler için Hasret Günü (Meryem: 19/40) isimleriyle anılır.
See also:  Coldaway C Nedir, Ne IIn KullanıLıR?

İslam dinine göre Âhiret, yedi hayatın yedinci ve sonuncusudur ve yedi hayat şunlardır:

  1. Ruhlar âlemi,
  2. Birinci berzah âlemi,
  3. Ana karnı,
  4. Dünya hayatı,
  5. İkinci âlemi (kabir âlemi),
  6. Mahşer âlemi,
  7. Âhiret âlemi.

Âhiret hayatı ile başlar. Yer ve göğün şekli değişir ve âlemi kurulur. Mahşerde herkes hesap verip ve ‘e gidince sonsuz Âhiret âlemi başlar. Cehennem’dekilerin bir kısmı günahları miktarı ceza çekip Cennet’e giderler. ‘a inanmayanlar ve ortak koşanlar ise Cehennem’de ebediyyen kalırlar. Cehennem, azap ve elem yurdu iken Cennet nimet, mutluluk ve rahatlık yurdudur.

Ölüp dirilmek ne anlama gelir?

Deyim. Çok üzücü ve sıkıntılı durumlara düşmek. Defalarca ölümle burun buruna gelmek.

Bas mı tiz mi?

Bazı seslerin insanı rahatsız etmesinin sebebi, sesin iki temel özelliğine dayanır.1- Sesin Şiddeti: Sesin şiddeti, ses dalgalarının enerjisine ve genliğine bağlıdır. Genlik büyükse ses şiddetli, küçükse ses zayıf duyulur. BaS Ne Demek Genlik fizik.net.tr Ses kaynağından uzaklaştıkça sesin şiddeti daha az, yaklaştıkça daha fazla algılanır.Sesin şiddetinin birimi desibel (dB) dir. İşitilebilen en hafif ses 0 dB dir ve buna işitme eşiği denir. İnsan 0 – 120 dB aralığındaki sesleri duyabilir.30 ile 60 dB arası sesler normal şiddetteki seslerdir.60 dB den fazla olan sesler şiddetlidir ve rahatsız eder. BaS Ne Demek Frekans fizik.net.tr – Frekansın birimi Hertz (Hz) dir. Frekans yalnızca kaynağa bağlıdır. Kaynaktan üretilen sesin frekansı ortam değiştirse de değişmez. Frekansı büyük olan ses, ince ( tiz ), Frekansı küçük olan ses kalın (bas) dır. – Genellikle bayanların sesi ince (frekansı büyük), erkeklerin sesi kalın (frekansı küçük) dır.

İnce sesleri kalın seslerden ayıran özellik sesin yüksekliği yani frekanstır. – Kulağın sese duyarlılığı sesin şiddetine bağlı olduğu gibi frekansına da bağlıdır. İnsan kulağının duyarlı olduğu frekans aralığının içindeki ses dalgalarıdır. Sesin şiddeti yeterli ise bu sınırlar 20 Hz ile 20.000 Hz arasındadır.

Duymuş olduğunuz sesin miktarı (farklı sesler)ve bu seslerin frekansı arttıkça sesten dolayı rahatsızlığınız da artar. Lakin bir durum daha var. Psikolojik ve sinirsel bir hastalık olarak tanımlanabilen Misophonia, Sesten nefret etme olarak tanımlanan misophonia hastalığı köklü bir geçmişe sahip olsa da ilk kez 2001 yılında Jastreboff isimli bilim adamı tarafından tanımlanmıştır.

Öksürük, televizyon sesi, ıslık, horlama, gülme, sakız çiğneme, yürüme, esneme, hapşırma, konuşma, koklama, nefes alma, yemek yeme, diş fırçalama ve tırnak kesme gibi günlük hayatta mutlaka karşılaşılan sıradan seslerden rahatsız olan, hatta öfkelenen misofonya hastaları, yoğun kaygı yaşar ve kaçınma davranışı geliştirebilir.

Nedeni tam olarak bilinmese de nörolojik ve psikolojik bir bozukluk olarak değerlendirilen hastalığa beynin frontal lobundaki farklılıklardan kaynaklandığı düşünülür. Hastalar çevresel seslerden o kadar rahatsız olur ki bir süre sonra sosyal hayattan uzaklaşmaya başlar ve yalnızlaşır.

  1. Halk arasında duyma bozukluğu olarak bilinse de duyma ile ilgili olarak algıda gelişen bozukluğu olan misofonya, yüksek sesli ve aritmik seslerin yanı sıra bazı hafif seslere karşı da rahatsızlık hissi gelişmesine neden olur.
  2. Misophonia belirtileri nelerdir? Genellikle diş fırçası sesi, yemek yeme sesi, düdük sesi ve nefes sesi gibi tetikleyici bir ses ile ortaya çıkan misophonia hastalığı belirtileri sosyal bir kramp gibidir.

Hastalar bu çevresel seslere maruz kaldığında kontrolünü kaybedebilir ve saldırganlaşarak şiddete başvurabilir. Çekirdek, patlamış mısır, cips gibi yenme esnasında ses çıkartan yiyeceklerden nefret etme, Sabahları alarm sesi duyduğunda aşırı öfke hissetme ve gün içinde alarm sesine duyulan tedirginlik hissi, Gündüz çevresel seslerden duyulan aşırı gerginlik hissi ve geceleri ise sessizlikten gelen huzur hissi, Bebek ağlamalarına tahammül edememe(yüksek frekanslı ses) Okulda, işte ya da herhangi bir mekânda ayağın ritmik bir şekilde yere ya da herhangi bir nesneye vurulmasından rahatsız olma, Seslerden rahatsızlık hissine katlanamamaktan dolayı evin dışına çıkmaktan ve sosyal ortamlarda bulunmaktan korkma ve endişelenme, Bu ve benzeri rahatsızlıklar herkeste zaman zaman hissedilen rahatsızlıklardır.

Bas çalan kişiye ne denir?

Tipik olarak bir baş gitarist, bir ritim gitaristi ve bas, davul, klavye vb. gibi diğer enstrümanlar ile melodi replikleri çalar. Bununla birlikte, bir solo gitarist her zaman tek gitardır ve bazen de tek gitaristtir.

Bas sesler hangileri?

Vikipedi, özgür ansiklopedi Bas ses açıklığı – solfej Bas ses açıklığı – tuşlu çalgı Bas en alt vokal seviyedeki insan sesidir. Bas ses tipik olarak Fa altı ve Mi arasındaki (bilimsel aralık yazımına göre, F2-E4) seviyelerde bulunur. Bas tonu bağlamında, birçok sınıflandırması vardır:

“Basso kantante” veya lirik bas-bariton “Hoher Bas” veya dramatik bas-bariton “Jugendlicher Bas”- genc adam rolundeki bas vokalist “Basso buffo” veya lirik buffo “Schwerer Spielbass” veya dramatik buffo “Basso profondo” “Dramatik basso profondo”

Vikisözlük’te bas ile ilgili tanım bulabilirsiniz.

BASO düşüklüğü neden olur?

Baso (Bazofil) Düşüklüğü Nedenleri –

Alerjene karşı savunmanın uzaması, Baso hücrelerin herhangi bir patojeni veya virüsü vücuttan uzaklaştırmak için uzun süre çalışmasına neden olan akut enfeksiyonlar, Tiroit bezinin çok fazla tiroit hormonu üretmesi yani hipertiroidizm meydana gelmesi Kanser Uzun süreli steroid kullanımı, radyasyon ve kemoterapi gibi ilaç ve tedavilerin baso üretimini bozması sonucunda baso değerleri normal değerlerinin altında olması izlenebilmektedir.

BASO kan değeri kaç olmalı?

Baso (Bazofil) Kaç Olmalı? – Basofillerin normal kan sayısı, kişinin yaşına, cinsiyetine ve sağlık durumuna göre değişebilir. Genel olarak, bazofillerin normal kan sayısı, mutlaka 0-300 hücre/mikrolitre aralığında olmalıdır. Bazofillerin normalden farklı bir düzeyde olması, bir sağlık sorununun belirtisi olabilir.

WBC nin yüksek çıkması ne demek?

WBC Yüksekliği Ne Anlama Gelir? Kanda WBC yüksekliği vücutta bir enfeksiyon veya başka bir hastalık olduğu, bu hastalıktan dolayı vücudun savunulması için yoğun antikor üretildiği anlamına gelir.

Öldükten sonra hangi hayat başlar?

Kabir hayatı insanların ölümünden sonra dünya ve ahiret âlemi arasında geçici bir süre devam ettirdikleri devre olup ‚kabir hayatı‛ veya ‚berzah âlemi‛ şeklinde isimlendirilmiştir.

Öldükten sonra sırasıyla neler olur?

AHİRET Ansiklopediler – TÜBİTAK Dünya hayatından sonraki ölümsüz hayatı, sonsuzluk âlemine ait farklı aşama ve durumları ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Ahirete iman, “Âmentü” olarak ifade edilen ve “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve hayrıyla şerriyle birlikte kadere inanma” şeklinde altı ilkeden oluşan İslâm’ın inanç esaslarından biridir.

  • Ur’ân-ı Kerim’de Allah’a imanla yan yana zikredilmesi ahiret inancının iman esasları arasında çok önemli bir yeri olduğunu göstermektedir.
  • Ölüm sonrasına ilişkin görüşler, dünyanın bir başlangıcı ve sonunun bulunup bulunmadığı düşüncesiyle yakından ilişkilidir.
  • Maddenin kadim olduğunu, başlangıç ve sonunun bulunmadığını iddia eden materyalistlere göre insan, tıpkı şuursuz canlılar gibi doğan, yaşayan ve yerine hemcinslerini bırakarak ölüp giden bir varlıktır.

Böylece hayat sonsuza kadar sürüp gitmektedir. Dolayısıyla bu görüşte olanlara göre ölüm sonrası bir hayat söz konusu değildir. Ahiret hayatının akli olarak temellendirilmesi, Tanrı inancıyla doğrudan ilişkilidir. Buna göre bir Tanrı’nın varlığını kabul etmek, doğrudan ölümden sonraki bir hayatın varlığını kabul etmeyi beraberinde getirir.

Bir kere Allah’a inanıp, kendisi de dâhil bütün evreni O’nun yarattığını kabul eden kimse, Tanrı’nın bütün bunları tekrar yaratmaya muktedir olduğuna da inanır. Bir başka deyişle mümin, dünya hayatının gerçekleştiğini kabul ettiği gibi, ahiret âleminin gerçekleşeceğini de kabul eder. Tarihi tecrübe olarak tanrının varlığını kabul eden hemen bütün din ve düşünce sistemlerinde günümüzde de başta Yahudilik ve Hristiyanlık olmak üzere yaşayan dinlerin hepsinde bir nevi âhiret inancının mevcut olduğu görülmektedir.

Bununla birlikte, ölümden sonraki bu hayatın ne şekilde olacağı hakkında birbirinden farklı görüşler benimsenmiştir. Kur’ân-ı Kerim ahirete inanmayanların sadece zanna uyduklarını, inkârcı, kibirli, maddi hazlara düşkün ve merhametsiz olduklarını, bu sebeple onlara itibar edilmemesi gerektiğini bildirir; kişinin dünyadan nasibini almayı unutmadan ahiret yurdunu aramasını öğütler.

  • İnsanın boş yere yaratılmadığını, başıboş bırakılmadığını, öldükten sonra diriltilip huzûr-ı ilahîye çıkarılacağını haber verir.
  • Böylece dünyada sorumluluk duygusuna sahip tek canlı varlık olan insanın hayatını anlamlı kılan âmillerin de bu duygulardan ibaret bulunduğunu, böylelerinin dünyevî yaptırımlardan kurtulsalar bile kıyamet gününde Allah’ın huzurunda hesap vermekten kurtulamayacaklarına vurgu yapar.

Ahiret hayatının mahiyeti ve ahiretteki durumlar, duyular ötesine ait konular olduğu için, gözlem ve deneye dayanan pozitif bilimlerle ve akılla açıklanamaz. Bu konuda Kur’ân-ı Kerim’de ve sahih hadislerde haber verilenlerle yetinmek gerekir. Ahiretteki durumlar dünyadakilerden farklıdır.

Onların gerçek şeklini ve iç yüzünü ancak Allah bilir. Onların varlığına inanmak, mahiyetleri konusunda ise yorum yapmamak gerekir. Kur’ân-ı Kerim’de ahiret düşüncesine, kimi zaman apaçık delillerle, kimi zaman da örnekler verilerek değinilir. İnsanın sahip olduğu adalet, sorumluluk, sonsuzluk duygusu ile amaçsız yaratılmadığı düşüncesi ahiret hayatının varlığına işaret etmektedir.

See also:  Qual A Probabilidade De Ganhar Na Mega Sena?

Dünya hayatında suç işleyen herkes cezasını tam anlamıyla çekmemekte, birtakım haksızlıklar meydana gelmektedir. Ahirette ise hiçbir şey gizli kalmayacak, hak yerini bulacak, Allah mutlak adaleti ile kötüleri cezalandıracak, iyileri de ödüllendirecektir.

  • İnsandaki sorumluluk duygusu da ahirete inanmayı zorunlu kılar.
  • İnsan, iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt eden ve seçen bir varlık olarak yaratılmış, bu seçiminden sorumlu tutulmuştur.
  • İnsanın belli davranışlarından sorumlu olması bu sorumluluğunun karşılığını göreceği bir hayatı gerekli kılmaktadır.

Ahirete inanmayı gerekli kılan hususlardan bir diğeri de insandaki sonsuzluk duygusudur. Bu dünya hayatındaki ayrılıkların, giderilmemiş özlemlerin beka âleminde karşılanacağı inancı, kişiyi büyük çapta rahatlatmakta ve ileriye yönelik ümitler telkin etmektedir.

  1. İnsanın amaçsız yaratılmamış olması da ahirete inanmayı gerektirir.
  2. O, yaratılış gayesini gerçekleştirmek, Allah’a kulluk etmek için yaratılmıştır.
  3. Bu görevleri yerine getirirse ahirette karşılığını da görecektir.
  4. Bir ayette şöyle buyurulur: “Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız? Mutlak hâkim ve hak olan Allah çok yücedir.

O’ndan başka Tanrı yoktur. O, yüce Arş’ın sahibidir.” (Mü’minûn 23/115-116) Öte yandan ruh ve beden bütünlüğü şeklindeki donanımı dikkate alındığında insanı dünya hayatı ile sınırlı görmek isabetli gözükmemektedir. Duyguları, düşünceleri, eylemleri ve hedefleriyle insan, mükemmele ulaşma arayışı içerisindedir.

Onu dünyayla sınırlandırmak, arayışlarına set çekmek ve arzularına karşı duvar örmektir. Çünkü insanın mutlak hayra ulaşacağı yer Allah’ın iyi kullarına vaat ettiği ahiret âlemindeki cennettir. Ahiret; kabir (berzah) hayatı, kıyamet, ba’s (yeniden dirilme), haşir ve mahşer, defterlerin dağıtılması, hesap, mizan, sırat, şefaat, cennet ve cehennem gibi devreleri kapsamaktadır.

İnsan öldüğünde ruh bedenden ayrılır, ancak kabir hayatıyla birlikte ruhun tekrar bedenle irtibatı kurulur. Diğer bir deyişle ruh, bedene tekrar iade edilir. Ancak burada temsilî bir ruh-beden bütünlüğü söz konusudur çünkü kabir hayatı, bir ara dönemdir.

  1. Iyametin kopmasına kadar sürecek olan bu dönem berzah hayatı şeklinde isimlendirilir.
  2. Sûr’a ilk üflemeyle birlikte kıyamet kopacak ve dünya hayatı tamamen sona erecektir.
  3. İkinci defa sûr’un üflenmesiyle ruhlar bedenlerine iade edilecek ve yeniden diriliş gerçekleşecektir.
  4. Hem bedenin aslî unsurlardan yaratılması hem de ruhun aslî ruh olması tenasüh (reenkarnasyon) ihtimalini de ortadan kaldırmaktadır.

Daha sonra insanlar Arasat denilen toplanma yerinde bir araya gelecektir. İslâm inancına göre kıyamet gününde insanların hesaba çekilmesi (ceza veya mükâfatı gerektiren amellerinin nicelik açısından değerlendirilmesi, mizan) belli kayıtlara bağlı olarak yapılacaktır.

  1. Bunlara Kur’ân-ı Kerim’de kitâb (yazılı belge) adı verilmekte Türkçede ise “amel defteri” olarak bilinmektedir.
  2. Ahiret gününde kulun tâbi tutulacağı hesabın sonucu, Kur’ân-ı Kerim’de, “terazilerin (tartıların) ağır yahut hafif gelmesi” şeklinde ifade edilmiştir.
  3. Hesap sonunda sevapları ağır gelenler cennete, hafif gelenler cehenneme gideceklerdir.

Mizanda amelleri denk gelenler ise Allah’ın engin rahmetiyle bağışlanacaklardır. Cennet ve cehenneme gidiş, sırat denilen bir köprü üzerinden gerçekleşecek, dünyada Allah’a inanıp hayırlı ameller yapanlar köprüyü geçip cennete ulaşırken inkâr, isyan ve kötülüklerle uğraşanlar köprüyü geçemeyecekler ve adalet gereği cezalarını çekmek üzere cehenneme gideceklerdir.

Cennete gidenlere Yüce Allah akıl ve hayallerine gelmeyecek nimetler verecek, hatta zaman ve mekân şartları söz konusu olmaksızın kendisini görmeleri (ru’yetullah) nimeti ile onları ödüllendirecektir. Hem cennet hem de cehennem hayatı Yüce Allah’ın iradesine bağlı olarak ebedî sürüp gidecektir. Ahirete iman, insan davranışları için bir yön ve hedef belirler.

İnsan ancak nereden geldiğinin ve sonuçta nereye gideceğinin bilgisine sahip olduğu ölçüde kendisine bir gaye ve hedef belirleyebilir. Ahiret inancı, henüz ulaşılmamış, ancak ulaşılmak istenen yüce amaçlara işaret ederek ve insanı bu amaçlar üzerinde düşünmeye ve onları gerçekleştirme yolunda etkin olmaya yönlendirerek sağlam bir kimlik duygusunun gelişimine yardımcı olur.

  1. Ahirete inanan insanın ümidi ve yaşama sevinci her zaman yenilenir.
  2. Her türlü musibetin, dert ve acının, mahrumiyetin geçici olduğu, ayrıca bunların anlamdan yoksun olmayıp, ilahi plânın birer parçası olduğu, sabır ve rıza ile bunlara katlanıldığı takdirde ahirette bunların karşılığının Allah tarafından verileceğini kabul etmek insanı rahatlatır ve insanın olaylarla başa çıkma gücünü artırır.

Kişiyi belirsizliğin doğuracağı boşluk duygusundan kurtarmakla kalmayıp, onun felaketlerin neden olduğu kayıplara ve acılara göğüs germe sürecine de katkıda bulunmaktadır. Nihai ve mutlak adaletin ancak ahirette gerçekleşebileceği, bu dünyanın bir “imtihan dünyası” olduğu, herkesin sahip olduğu nimetlerden sorguya çekileceği bir hesap günü anlayışı, bireysel ve toplumsal sorumlulukların yerine getirilmesi, huzur ve barışın sağlanması açısından büyük bir manevi destek sağlamaktadır.

Bu inanç, bir yandan insanın yeryüzünde “adalete dayalı ahlaki bir düzen kurma” görevini hatırlatırken, öte yandan asıl mutlak adaletin ancak Allah tarafından ve öteki dünyada gerçekleştirilebileceği gerçeğini dile getirmektedir. Ölümü ve sonrasını da içine alan bir bakış açısı, inanan insanları, hedefleri ve görevleri belli bir yaşam tarzına sahip kılmakla, hayatla barışık ve uyumlu hâle getirmektedir.

Ahiret inancı; hastalık, bir yakının ölümü, doğal felaketler, sakatlık, yaşlılık gibi dramatik olayların yol açtığı acı ve sıkıntılarla başa çıkmada güçlü bir telafi ve teselli vasıtası işlevi görmektedir. Her davranışının hesabını Allah’ın huzurunda vereceği bilgi ve inancına sahip kimse üzerinde bunun etkisi, davranışlarını içsel bir kontrole tabi tutma ve derin bir sorumluluk duygusu içerisinde hareket etme şeklindedir.

Bu dünyada gerçekleşmesi imkânsız gözüken mutlak adaletin öteki dünyada yerini bulacağına dair inanç, hayatı katlanılır kılmakta, insanın erdemli olma çabalarının boşa çıkmayacağı ümidini canlı tutmaktadır. İnsanın içindeki ebediyet duygusuna cevap vermek bakımından da önem taşıyan ahiret inancı, bir yandan uhrevi sorumluluk şuuruyla kişinin ahlaki gelişmesine katkıda bulunurken öte yandan ölüm korkusunun insan psikolojisi üzerindeki tahrip edici etkisini ve intihar gibi menfi davranışları önlemektedir.

Cağfer Karadaş Kaynakça Abdülcebbâr, Kâdî. el-Usûlü’l-hamse, Yay. Haz. Faysal b. Avn. Kuveyt: Meclisü’n-Neşri’l-İlmi, 1998. Gazzâlî, Ebû Hâmid Muhammed. ed-Dürretü’l-fâhire fî keşfi ulûmi’l-âhire, Beyrut: Müessesetü’l-Kütübi’s-Sekâfiyye, 1987. Hökelekli, Hayati.

  1. Dini Hayatın Bütünlüğü Açısından Âhiret Hayatının Psikolojik Temelleri.” İlahiyat Fakülteleri Koordinasyon Toplantısında Sunulan Bildiri.
  2. Sivas: Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, 2007.
  3. İbn Ebi’l-İz, Sadreddin Ali b. Ali.
  4. Şerhu’l-Akîdeti’t-Tahâviyye, Yay. Haz.
  5. Şuayb el-Arnaût.
  6. Dımaşk: Mektebetu Dâri’l-Beyân, 1981.

İbn Hazm, Muhammed b. Ali. el-Fasl fi’l-milel ve’l-ehvâi ve’n-nihal, Beyrut: Daru’l-Ma’rife, 1986. Karadaş, Cağfer. İslâm Düşüncesinde Ahiret, Bursa: Emin Yayınları, 2008. Kurtubî, et-Tezkire fî ahvâli’l-mevtâ ve umûri’l-âhire, Yay. Haz. Mahmud Bestavîsî. Medine: Daru’l-Buhârî, 1417/1997.

Öldükten sonra ilk ne olur?

Öldükten ilk yarım saat sonrasında tüm refleksler kaybediliyor. Göz kapakları kapanmazken, kaslar gevşiyor, boşaltım sistemi tamamen kendisini salıyor. İdrar ve sperm ve salya akıntısı görülüyor. Ölümün ardından ortalama 10 saat içerisinde vücut tamamen kaskatı kesiliyor.

Kan tahlilinde bas ne demek?

Baso (Bazofil) Kan Değeri Nedir? – Sağlıklı bir yetişkinin baso hücreleri sayısı beyaz kan hücrelerinin %5 ila %1’ini oluşturmaktadır. Bu değer ise mikrolitre kan başına 0 ila 300 bazofile denktir. Baso değerinin kanda normal değerlerin dışına çıkması tek başına meydana gelebilecek bir durum değildir.

Haşr ve bas ne demek?

Sözlükte ‘ bir topluluğu bulunduğu yerden zor kullanarak çıkarıp bir meydanda toplamak ‘ mânasına gelen haşir (haşr) kelimesi, kıyamet gününde yeniden diriltilen (ba’s) bütün varlıkların hesaba çekilmek üzere bir meydana sevkedilip toplanmasını ifade eder. Toplanılacak yere mahşer, mevkıf veya arasât denir.

Bas ingilizce nasıl yazılır?

‘bas’ teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 9 sonuç

Kategori İngilizce
1 Yaygın Kullanım bass i.
General
2 Genel basso i.
3 Genel bassness i.

Ahiret hayatının aşamaları bas nedir?

AHİRET Ansiklopediler – TÜBİTAK Dünya hayatından sonraki ölümsüz hayatı, sonsuzluk âlemine ait farklı aşama ve durumları ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Ahirete iman, “Âmentü” olarak ifade edilen ve “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve hayrıyla şerriyle birlikte kadere inanma” şeklinde altı ilkeden oluşan İslâm’ın inanç esaslarından biridir.

Ur’ân-ı Kerim’de Allah’a imanla yan yana zikredilmesi ahiret inancının iman esasları arasında çok önemli bir yeri olduğunu göstermektedir. Ölüm sonrasına ilişkin görüşler, dünyanın bir başlangıcı ve sonunun bulunup bulunmadığı düşüncesiyle yakından ilişkilidir. Maddenin kadim olduğunu, başlangıç ve sonunun bulunmadığını iddia eden materyalistlere göre insan, tıpkı şuursuz canlılar gibi doğan, yaşayan ve yerine hemcinslerini bırakarak ölüp giden bir varlıktır.

See also:  Qual A Colher De Chá?

Böylece hayat sonsuza kadar sürüp gitmektedir. Dolayısıyla bu görüşte olanlara göre ölüm sonrası bir hayat söz konusu değildir. Ahiret hayatının akli olarak temellendirilmesi, Tanrı inancıyla doğrudan ilişkilidir. Buna göre bir Tanrı’nın varlığını kabul etmek, doğrudan ölümden sonraki bir hayatın varlığını kabul etmeyi beraberinde getirir.

Bir kere Allah’a inanıp, kendisi de dâhil bütün evreni O’nun yarattığını kabul eden kimse, Tanrı’nın bütün bunları tekrar yaratmaya muktedir olduğuna da inanır. Bir başka deyişle mümin, dünya hayatının gerçekleştiğini kabul ettiği gibi, ahiret âleminin gerçekleşeceğini de kabul eder. Tarihi tecrübe olarak tanrının varlığını kabul eden hemen bütün din ve düşünce sistemlerinde günümüzde de başta Yahudilik ve Hristiyanlık olmak üzere yaşayan dinlerin hepsinde bir nevi âhiret inancının mevcut olduğu görülmektedir.

Bununla birlikte, ölümden sonraki bu hayatın ne şekilde olacağı hakkında birbirinden farklı görüşler benimsenmiştir. Kur’ân-ı Kerim ahirete inanmayanların sadece zanna uyduklarını, inkârcı, kibirli, maddi hazlara düşkün ve merhametsiz olduklarını, bu sebeple onlara itibar edilmemesi gerektiğini bildirir; kişinin dünyadan nasibini almayı unutmadan ahiret yurdunu aramasını öğütler.

  • İnsanın boş yere yaratılmadığını, başıboş bırakılmadığını, öldükten sonra diriltilip huzûr-ı ilahîye çıkarılacağını haber verir.
  • Böylece dünyada sorumluluk duygusuna sahip tek canlı varlık olan insanın hayatını anlamlı kılan âmillerin de bu duygulardan ibaret bulunduğunu, böylelerinin dünyevî yaptırımlardan kurtulsalar bile kıyamet gününde Allah’ın huzurunda hesap vermekten kurtulamayacaklarına vurgu yapar.

Ahiret hayatının mahiyeti ve ahiretteki durumlar, duyular ötesine ait konular olduğu için, gözlem ve deneye dayanan pozitif bilimlerle ve akılla açıklanamaz. Bu konuda Kur’ân-ı Kerim’de ve sahih hadislerde haber verilenlerle yetinmek gerekir. Ahiretteki durumlar dünyadakilerden farklıdır.

  • Onların gerçek şeklini ve iç yüzünü ancak Allah bilir.
  • Onların varlığına inanmak, mahiyetleri konusunda ise yorum yapmamak gerekir.
  • Ur’ân-ı Kerim’de ahiret düşüncesine, kimi zaman apaçık delillerle, kimi zaman da örnekler verilerek değinilir.
  • İnsanın sahip olduğu adalet, sorumluluk, sonsuzluk duygusu ile amaçsız yaratılmadığı düşüncesi ahiret hayatının varlığına işaret etmektedir.

Dünya hayatında suç işleyen herkes cezasını tam anlamıyla çekmemekte, birtakım haksızlıklar meydana gelmektedir. Ahirette ise hiçbir şey gizli kalmayacak, hak yerini bulacak, Allah mutlak adaleti ile kötüleri cezalandıracak, iyileri de ödüllendirecektir.

  1. İnsandaki sorumluluk duygusu da ahirete inanmayı zorunlu kılar.
  2. İnsan, iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt eden ve seçen bir varlık olarak yaratılmış, bu seçiminden sorumlu tutulmuştur.
  3. İnsanın belli davranışlarından sorumlu olması bu sorumluluğunun karşılığını göreceği bir hayatı gerekli kılmaktadır.

Ahirete inanmayı gerekli kılan hususlardan bir diğeri de insandaki sonsuzluk duygusudur. Bu dünya hayatındaki ayrılıkların, giderilmemiş özlemlerin beka âleminde karşılanacağı inancı, kişiyi büyük çapta rahatlatmakta ve ileriye yönelik ümitler telkin etmektedir.

İnsanın amaçsız yaratılmamış olması da ahirete inanmayı gerektirir. O, yaratılış gayesini gerçekleştirmek, Allah’a kulluk etmek için yaratılmıştır. Bu görevleri yerine getirirse ahirette karşılığını da görecektir. Bir ayette şöyle buyurulur: “Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız? Mutlak hâkim ve hak olan Allah çok yücedir.

O’ndan başka Tanrı yoktur. O, yüce Arş’ın sahibidir.” (Mü’minûn 23/115-116) Öte yandan ruh ve beden bütünlüğü şeklindeki donanımı dikkate alındığında insanı dünya hayatı ile sınırlı görmek isabetli gözükmemektedir. Duyguları, düşünceleri, eylemleri ve hedefleriyle insan, mükemmele ulaşma arayışı içerisindedir.

Onu dünyayla sınırlandırmak, arayışlarına set çekmek ve arzularına karşı duvar örmektir. Çünkü insanın mutlak hayra ulaşacağı yer Allah’ın iyi kullarına vaat ettiği ahiret âlemindeki cennettir. Ahiret; kabir (berzah) hayatı, kıyamet, ba’s (yeniden dirilme), haşir ve mahşer, defterlerin dağıtılması, hesap, mizan, sırat, şefaat, cennet ve cehennem gibi devreleri kapsamaktadır.

İnsan öldüğünde ruh bedenden ayrılır, ancak kabir hayatıyla birlikte ruhun tekrar bedenle irtibatı kurulur. Diğer bir deyişle ruh, bedene tekrar iade edilir. Ancak burada temsilî bir ruh-beden bütünlüğü söz konusudur çünkü kabir hayatı, bir ara dönemdir.

Kıyametin kopmasına kadar sürecek olan bu dönem berzah hayatı şeklinde isimlendirilir. Sûr’a ilk üflemeyle birlikte kıyamet kopacak ve dünya hayatı tamamen sona erecektir. İkinci defa sûr’un üflenmesiyle ruhlar bedenlerine iade edilecek ve yeniden diriliş gerçekleşecektir. Hem bedenin aslî unsurlardan yaratılması hem de ruhun aslî ruh olması tenasüh (reenkarnasyon) ihtimalini de ortadan kaldırmaktadır.

Daha sonra insanlar Arasat denilen toplanma yerinde bir araya gelecektir. İslâm inancına göre kıyamet gününde insanların hesaba çekilmesi (ceza veya mükâfatı gerektiren amellerinin nicelik açısından değerlendirilmesi, mizan) belli kayıtlara bağlı olarak yapılacaktır.

Bunlara Kur’ân-ı Kerim’de kitâb (yazılı belge) adı verilmekte Türkçede ise “amel defteri” olarak bilinmektedir. Ahiret gününde kulun tâbi tutulacağı hesabın sonucu, Kur’ân-ı Kerim’de, “terazilerin (tartıların) ağır yahut hafif gelmesi” şeklinde ifade edilmiştir. Hesap sonunda sevapları ağır gelenler cennete, hafif gelenler cehenneme gideceklerdir.

Mizanda amelleri denk gelenler ise Allah’ın engin rahmetiyle bağışlanacaklardır. Cennet ve cehenneme gidiş, sırat denilen bir köprü üzerinden gerçekleşecek, dünyada Allah’a inanıp hayırlı ameller yapanlar köprüyü geçip cennete ulaşırken inkâr, isyan ve kötülüklerle uğraşanlar köprüyü geçemeyecekler ve adalet gereği cezalarını çekmek üzere cehenneme gideceklerdir.

Cennete gidenlere Yüce Allah akıl ve hayallerine gelmeyecek nimetler verecek, hatta zaman ve mekân şartları söz konusu olmaksızın kendisini görmeleri (ru’yetullah) nimeti ile onları ödüllendirecektir. Hem cennet hem de cehennem hayatı Yüce Allah’ın iradesine bağlı olarak ebedî sürüp gidecektir. Ahirete iman, insan davranışları için bir yön ve hedef belirler.

İnsan ancak nereden geldiğinin ve sonuçta nereye gideceğinin bilgisine sahip olduğu ölçüde kendisine bir gaye ve hedef belirleyebilir. Ahiret inancı, henüz ulaşılmamış, ancak ulaşılmak istenen yüce amaçlara işaret ederek ve insanı bu amaçlar üzerinde düşünmeye ve onları gerçekleştirme yolunda etkin olmaya yönlendirerek sağlam bir kimlik duygusunun gelişimine yardımcı olur.

Ahirete inanan insanın ümidi ve yaşama sevinci her zaman yenilenir. Her türlü musibetin, dert ve acının, mahrumiyetin geçici olduğu, ayrıca bunların anlamdan yoksun olmayıp, ilahi plânın birer parçası olduğu, sabır ve rıza ile bunlara katlanıldığı takdirde ahirette bunların karşılığının Allah tarafından verileceğini kabul etmek insanı rahatlatır ve insanın olaylarla başa çıkma gücünü artırır.

Kişiyi belirsizliğin doğuracağı boşluk duygusundan kurtarmakla kalmayıp, onun felaketlerin neden olduğu kayıplara ve acılara göğüs germe sürecine de katkıda bulunmaktadır. Nihai ve mutlak adaletin ancak ahirette gerçekleşebileceği, bu dünyanın bir “imtihan dünyası” olduğu, herkesin sahip olduğu nimetlerden sorguya çekileceği bir hesap günü anlayışı, bireysel ve toplumsal sorumlulukların yerine getirilmesi, huzur ve barışın sağlanması açısından büyük bir manevi destek sağlamaktadır.

Bu inanç, bir yandan insanın yeryüzünde “adalete dayalı ahlaki bir düzen kurma” görevini hatırlatırken, öte yandan asıl mutlak adaletin ancak Allah tarafından ve öteki dünyada gerçekleştirilebileceği gerçeğini dile getirmektedir. Ölümü ve sonrasını da içine alan bir bakış açısı, inanan insanları, hedefleri ve görevleri belli bir yaşam tarzına sahip kılmakla, hayatla barışık ve uyumlu hâle getirmektedir.

Ahiret inancı; hastalık, bir yakının ölümü, doğal felaketler, sakatlık, yaşlılık gibi dramatik olayların yol açtığı acı ve sıkıntılarla başa çıkmada güçlü bir telafi ve teselli vasıtası işlevi görmektedir. Her davranışının hesabını Allah’ın huzurunda vereceği bilgi ve inancına sahip kimse üzerinde bunun etkisi, davranışlarını içsel bir kontrole tabi tutma ve derin bir sorumluluk duygusu içerisinde hareket etme şeklindedir.

Bu dünyada gerçekleşmesi imkânsız gözüken mutlak adaletin öteki dünyada yerini bulacağına dair inanç, hayatı katlanılır kılmakta, insanın erdemli olma çabalarının boşa çıkmayacağı ümidini canlı tutmaktadır. İnsanın içindeki ebediyet duygusuna cevap vermek bakımından da önem taşıyan ahiret inancı, bir yandan uhrevi sorumluluk şuuruyla kişinin ahlaki gelişmesine katkıda bulunurken öte yandan ölüm korkusunun insan psikolojisi üzerindeki tahrip edici etkisini ve intihar gibi menfi davranışları önlemektedir.

Cağfer Karadaş Kaynakça Abdülcebbâr, Kâdî. el-Usûlü’l-hamse, Yay. Haz. Faysal b. Avn. Kuveyt: Meclisü’n-Neşri’l-İlmi, 1998. Gazzâlî, Ebû Hâmid Muhammed. ed-Dürretü’l-fâhire fî keşfi ulûmi’l-âhire, Beyrut: Müessesetü’l-Kütübi’s-Sekâfiyye, 1987. Hökelekli, Hayati.

“Dini Hayatın Bütünlüğü Açısından Âhiret Hayatının Psikolojik Temelleri.” İlahiyat Fakülteleri Koordinasyon Toplantısında Sunulan Bildiri. Sivas: Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, 2007. İbn Ebi’l-İz, Sadreddin Ali b. Ali. Şerhu’l-Akîdeti’t-Tahâviyye, Yay. Haz. Şuayb el-Arnaût. Dımaşk: Mektebetu Dâri’l-Beyân, 1981.

İbn Hazm, Muhammed b. Ali. el-Fasl fi’l-milel ve’l-ehvâi ve’n-nihal, Beyrut: Daru’l-Ma’rife, 1986. Karadaş, Cağfer. İslâm Düşüncesinde Ahiret, Bursa: Emin Yayınları, 2008. Kurtubî, et-Tezkire fî ahvâli’l-mevtâ ve umûri’l-âhire, Yay. Haz. Mahmud Bestavîsî. Medine: Daru’l-Buhârî, 1417/1997.