Sabor De Minas

Dicas | Recomendações | Comentários

Bipolar Ne Demek?

Bipolar rahatsızlığı nasıl olur?

Bipolar bozukluğun, beyindeki kimyasal dengesizliklerin sonucu gelişebilir. Beynin fonksiyonlarını kontrol eden kimyasallara nörotransmiterler denir. Bir veya daha fazla nörotransmiterde bir dengesizlik varsa, bipolar bozukluk semptomları gelişebilir.

Bipolar kişilik bozukluğu nasıl anlaşılır?

Sağlık bilgilerinin bir psikoterapist veya hekimle görüşmeyi sadece destekleyebileceğini ama asla ikame edemeyeceğini lütfen unutmayın! Bipolar bozukluk veya manik depresif hastalıklarda, kişinin motivasyon, düşünme ve ruh halinde belirgin dalgalanmalar göze çarpar.

Buna göre bipolar bozukluk hastaları hem depresif dönemler hem de coşkulu veya olağanüstü sinirli bir ruh haline kapıldıkları dönemler geçirirler. İkinci tür dönemler, belirgin bir motivasyon artışıyla beraber görülür. Bu dönemler hafif şekilde ortaya çıkarsa hipomanik epizotlardan, güçlü şekilde ortaya çıkarsa manik epizotlardan söz edilir.

Ağır manilerde, mevcut belirtilere bir psikozun semptomları da (hastalık belirtileri) eklenir, örneğin büyüklük hastalığı veya takip edilme korkusu gibi. Hipomanik bir epizotta dört gün üst üste olağanüstü neşeli veya sinirli bir ruh hali görülür. Ayrıca şu belirtilerden en az üçü görülür: artan hareketlilik, huzursuzluk, konuşkanlık, konsantrasyon zorluğu, azalan uyku ihtiyacı, libidonun (şehvet duygusu) artması, düşüncesiz davranışlar, artan neşelilik hali.

  • Hastalar zaman zaman normal seviyenin çok üzerinde kreatif ve verimli olabilirler.
  • Semptomlar, örneğin işini kaybetme veya dışlanma gibi sosyal sonuçlara sebep olmayacak kadar hafif şekilde görülürler.
  • Manik bir epizotta en az bir hafta olağanüstü neşeli veya sinirli bir ruh hali görülür.
  • Semptomlar hastanın yaşamını zorlaştırır.

Ancak manik bir dönem ilk aşamada artan bir verimliliğe de neden olabilir. Şu belirtilerden en az üçünün görülmesi gerekir: artan hareketlilik, huzursuzluk, konuşma arzusu, fikir kaçışı (sürekli hızlı konuşma ve ani şekilde konudan konuya atlama), düşüncelerin hızlandığı hissine kapılma, sosyal çekincelerin kaybı, azalan uyku ihtiyacı, kendini olduğundan fazla değerlendirme, dikkatin kolayca dağılması, faaliyetlerin sürekli değişmesi, korkusuz ve düşüncesiz davranışlar, libidonun artması.

Bipolar bozukluğu olan insanlara nasıl davranılmalı?

Bipolar Bozukluk; duygudurum bozuklukları sınıfında yer alan ve tedavi edilmediği durumlarda ciddi sıkıntılara yol açabilen ruhsal bir bozukluktur. Hastalık kişinin riskli davranışlar sergilemesine sebep olur ve bu riskli davranışlar kişinin ilişkilerine ve kariyerine zarar verebilir.

  • Bu süreçte kişi ruh halinde maniden depresyona kadar uzanan değişimler yaşar.
  • Işi zaman zaman normal ruh halini deneyimleyebilir.
  • Manik dönemde kişiler; güçlü, kendine güvenli, aşırı hareketli, konuşkan, enerjik, umursamaz, fazla alışveriş yapan, dikkati çabuk dağılan, uyku ihtiyacı azalan, muhakeme yeteneği bozuklan, aşırı sinirli, hastalığı kabul etmeyen, aşırı ve hızlı konuşan, aşırı ve riskli cinsellik isteği duyan bireyler olurlar.

Depresif dönemde ise; öfke, tahammülsüzlük, suçluluk duygusu, kafa karışıklığı, sinirlilik, üzüntü, mutsuzluk, ağlama, değersizlik hissi, isteksizlik, enerji kaybı, uyku problemleri ve haz kaybı ortaya çıkar. İlkbahar-yaz aylarında kişiler, genellikle, manik belirtiler gösterirler.

  • Işide özellikle taşkınlık, coşkunluk, dürtüsellik, tepkisel davranışlar, saldırganlık, öfke patamaları, aşırı para harcama, taşkılaşma ortaya çıkabilir.
  • Özellikle ilkbahardan yaz aylarına geçilirken çok dikkatli olunması gerekmektedir.
  • Sonbahar-kış aylarında ise, genellikle çökkünlük, durgunluk, mutsuzluk, umutsuzluk, ağlama gibi depresip belirtiler görülür.

Eğer bir yakınınız ya da değer verdiğiniz bir kişi bipolar bozukluğa sahipse, sizin sevginiz ve desteğinizle tedavi süreci çok daha etkili ve iyileşme süreci çok daha hızlı olabilir. Bipolar bozukluk hakkında bilgi sahibi olarak, hastaya umut aşılayarak, destek vererek, belirtileri takip ederek ve tedavi sürecinde hastanın yanında olarak ona yardımcı olabilirsiniz.

Fakat bu nokta en önemli olan ayrıntı; hastaya destek olurken kendi hayatınızı ve sağlığınızı ihmal etmemeniz, kendinize gösterdiğiniz ilgi ile hastaya verdiğiniz destek aranızda bir denge kurmanızdır. Bipolar Bozukluk Tanısı Almış Kişiye Nasıl Yardım Edebiliriz? Bipolar bozukluk sırasında yaşanan yükselme (mani) ve alçalmalar (depresyon), hem hastanın kendisi için hem de yakın çevresi için baş etmesi zor bir durumdur.

Kişinin ruh halindeki ve davranışlarındaki değişimler çevresindeki herkesi etkiler. Fakat bipolar bozukluk tanısı almış çoğu kişi; uygun tedavi, ilaç ve yakınlarının desteği ile ruh halini dengelemeyi başarabilir. Hastalık Hakkında Daha Fazla Bilgi Sahibi Olun: Hastalık hakkında öğrenebildiğiniz kadar çok bilgi edinin.

(Bu hastalığın belirtileri nelerdir, tedavi seçenekleri nelerdir gibi.) Ne kadar çok bilgi sahibi olursanız, hasta yakınınıza o kadar çok yardım eder, destek olursunuz. Kişiyi Yardım Alması İçin Cesaretlendirmek: Hastalık tanısı ne kadar erken koyulur ve tedavi sürecine ne kadar erken başlanırsa, hastalığın iyileşme süreci de aynı orantı da başarılı olur.

Bu sebeple yakınlarınızı doktora gitmesi konusunda cesaretlendirmek onlara yapacağınız en önemli yardımlardan birisi olacaktır. Hastalığın kendi kendine geçeceği ya da azalacağı düşüncesi, yaşanan sıkıntıların daha da artmasına sebep olacaktır. Anlayışlı Olun: Yakınınıza onun yanında olduğunuzu hissettirin.

  1. Onu dinleyin, hastalığın seyri konusunda cesaretlendirin.
  2. Genellikle bu rahatsızlığa sahip olan insanlar başkalarına yük olmaktan korktukları için yardım almak istemezler.
  3. Fakat siz onlara her zaman, her durumda yanlarında olduğunuzu ve onları önemsediğinizi hissettirin.
  4. Sabırlı Olun: Hastanın iyileşme sürecine girmesi belli bir zaman alır.

Bu süreçte her zaman sabırlı olmanız gerekmektedir. Hiçbir zaman hızlı bir iyileşmeyi beklemeyin. Bipolar bozukluk hayat boyu kontrol edilmesi gereken bir hastalıktır. Aile / Yakınların Desteği Neden Önemli? Bipolar bozuklukta aile ve çevre desteği büyük önem taşımaktadır.

Yapılan araştırmalara göre; çevresinden sevgi ve destek gören bipolar bozukluğa sahip kişiler daha hızlı iyileşme gösterirler, manik ve depresif dönemlere daha az girerler ve hastalık belirtileri daha az yaşarlar. Bipolar Bozukluk ve Aile: Bipolar bozukluk ailede stres ve gerginliğe sebep olabilir. Aile üyeleri hastalığı ve yaşanabilecek zorlukları kabullenerek bu problemlerle başa çıkabilirler.Unutmayınız ki, ruhsal hastalıklar hiç kimsenin suçu değildir.

Tedaviler ile yaşanan sıkıntılar büyük oranda geçmesine rağmen, bazı belirtilerin uzun süre devam ettiği görülmektedir. Bu sebeple her zaman gerçekçi olmak ve çok büyük beklentiler içerisine girmemek gerekmektedir. Aile İçerisinde Bipolar Bozukluk İle Baş Etmenin Yolları Nelerdir? Hasta Olan Yakınınızın Limitlerini Kabul Edin: Depresyon sürecinden birden çıkamazlar ya da manik epizoda girmeyi kontrol edemeyebilirler.

Bu süreçleri kişinin kendi kendine ya da sizin tavsiyelerinizle atlatması mümkün değildir. Özellikle, ‘deli gibi davranmayı kes’ ya da ‘olaylara olumlu tarafından bak’ gibi cümleleri kullanmaktan kaçınmalısınız. Kendi Limitlerinizi Kabul Edin: Bipolar bozukluk tanısı almış bir kişiyi, tek başımıza bu hastalıktan kurtarmanız mümkün değildir.

Siz ancak destek verebilirsiniz. Stresi azaltmak: Stres bipolar bozukluk yaşayan hastanın sıkıntılarının daha da artmasına yol açar. Bu yüzden kişinin hayatından strese sebep olacak faktörleri çıkarmasına ya da uzak durmasına yardımcı olmanız gerekmektedir.

  • Hastaya ona nasıl yardım edebileceğinizi sorun.
  • Hastanın üzerindeki sorumlulukları paylaşmayı teklif edin.
  • Düzenli bir yaşam oluşturmasına yardım edin.
  • Sabah belli saatte kalkış, belli saatte yemek yeme, belli saatte yatma gibi.) Açık ve Dürüst Bir Şekilde İletişim Kurun: Hastaya karşı her zaman açık ve dürüst olun.

Endişelerinizi paylaşın, ona nasıl hissettiğini sorun, aynı fikirde olmasanız bile onu sabır ve saygı ile dinleyin. Söylemeniz Gerekenler: Yalnız değilsin, ben senin yanındayım. Yaşadığın gerçek bir hastalık. Bu düşüncelerinin ve hislerinin de kaynağı bu.

Şuan inanmıyor olabilirsin, fakat aldığımız tedavi ile birlikte bu yaşadığın sıkıntılar geçecek. Belki tam olarak ne hissettiğini anlayamıyor olabilirim. Fakat senin yaşadıklarını önemsiyorum ve yardım etmek istiyorum. Sen benim için önemlisin. Senin hayatın benim için önemli. Hastayı Doktora Gitmeye Nasıl İkna Edebilirsiniz? Duygusal destek vermenin yanı sıra, bipolar tanısı almış olan hastaya yardım etmenin en iyi yolu onu doktora gitmesi ve tedavisine düzenli devam etmesi konusunda desteklemektir.

Bipolar bozukluk yaşayan kişinin durumunu tam olarak anlayabilmesi mümkün olmayabilir. Dolayısıyla onu doktora gitmeye ikna etmek çok kolay olmayabilir. Manik dönemdeyken, kendilerini çok iyi hissederler ve problemleri olduğunu fark etmezler. Depresyondayken ise bir şeylerin ters gittiğini fark ederler, yardım arayacak enerjileri olmaz.

  • Eğer yakınınız bipolar bozukluk ihtimalini kabul etmek istemiyorsa, bu konuda onunla tartışmayın.
  • Bu fikir ona korkutucu geliyor olabilir.
  • Bu durumda kendisine düzenli bir kontrol yaptırması önerisini sunabilirsiniz.
  • Gerekirse önceden doktoru arayarak, yakınınızın durumu hakkında bilgi verebilirsiniz.
  • Söylemeniz Gerekenler: Bipolar bozukluk gerçek bir hastalıktır.

Tıpkı şeker hastalığı gibi. Bu yüzden düzenli bir tıbbi tedavi gerektirir. Bipolar bozukluğa sahip olduğun için kimse seni suçlayamaz. Bu senin suçun değil ve buna sen sebep olmadın. Kendini daha iyi hissedebilirsin. Sana yardımcı olacak çeşitli tedavi yöntemleri var.

Eğer bipolar bozukluk tedavi edilmezse, giderek daha kötü olabilir. Tedavi Sürecinde Hastaya Nasıl Destek Olabilirsiniz? Yakınınız tedavi olmayı kabul ettikten sonra, tedavi sürecinde ona destek olmaya başlamanız gerekmektedir. Çünkü sizin desteğiniz tedavi sürecinde ciddi değişiklikler yaratabilir. Tecrübeli ve donanımlı doktoru bulun.

Kendi gözlemlerinizi doktor ile paylaşın. Kullandığı ilaçlar hakkında detaylı bilgi sahibi olun. Tedavi sürecini yakından takip edin. Yaşanan problemler konusunda doktorunuzu bilgilendirin. İlaç kullanımı, ruhsal durumu düzene koyduğu ve hastalığın yenileme ihtimalini azalttığı için tedavinin en önemli yapıtaşlarından birisidir.

Fakat birçok kişi ilaç kullanımı reddeder ya da yarıda keser. Bazısı kendisini daha iyi hissettiği için bırakır, bazısı manik süreçte olmaktan hoşlanır, bazıları ise yan etkilerinden rahatsız olur. Sizler her zaman ilaç kullanımının önemi ve düzenli kullanma gerekliliği konusunda hastayı cesaretlendirmelisiniz.

Aynı zamanda hasta yakınınızı doktor ile ilaç alımı ve yan etkileri konusunda konuşması desteklemelisiniz. İlaçların düzensiz ve birden bırakımının çok tehlikeli sonuçları olabileceğini zaman zaman yakınınıza hatırlatmalısınız. Hastalığın Tekrar Etme İhtimaline Karşı Belirtileri Yakından Takip Etmelisiniz: Bipolar bozukluğa sahip bir birey, tedaviye başlamasına rağmen zaman zaman belirtiler kötüye gidebilir.

  • Bu noktada yakınınızı düzenli olarak takip etmek ve en ufak değişiklikte doktorunuza başvurmak çok önemlidir.
  • Maniye Geçiş Sürecinde Yaşanan Değişiklikler: Az uyuma, Kendine güvende aşırı artış, Aşırı neşelilik, Yerinde duramama, Hızlı konuşma, Aktivite düzeyinde artış, Çok para harcama, Taşkınlık, Çabuk öfkelenme.

Depresyona Geçiş Sürecinde Yaşanan Değişiklikler: Çok uyuma ya da uykuda düzensizlik, Çabuk yorulma, halsizlik, Konsantrasyon bozukluğu, Mutsuzluk, İlgisizlik, İsteksizlik, Kendisini diğer insanlardan soyutlama, Mani ve Depresyon ile Nasıl Başa Çıkabilirsiniz? Özellikle manik sürecin ortalarındayken, kişiler genellikle kırıcı ya da utanç verici şeyler söyleyebilirler.

  • Manide olan bir kişi; düşüncesiz, acımasız, agresif ya da eleştirel davranabilir.
  • Benzer şekilde depresyonda olan bir kişi ise; her şeyi reddeden, huzursuz ve sinirli olabilir.
  • Bu davranışları kişisel olarak değerlendirmemeli ve bunların hastalığın sonucu olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır.
  • Haslık dönemindeyken, zaman zaman yıkıcı ve sorumsuz davranışlar sergileyebilirler.

Bu tarz davranışlar karşısında ne yapmanız gerektiğini önceden planlayın. Özellikle hasta iyi olduğun dönemde karşılıklı anlaşmalar yapın. Örneğin; belirtiler arttığı dönemde kredi kartlarını almak, araba anahtarını almak, doktora gitmek gibi. Kriz Anında Neler Olduğunu İyi Bilin: Kriz anında neler olduğunu ve neler yapmanız gerektiğini çok iyi bilmelisiniz.

Böylece daha hızlı ve etkili tedbir alma şansınız olur. Kriz planı yapmak bu noktada size yardımcı olabilir. Kriz anında aranabilinecek isimleri ayrı bir yere not etmelisiniz. (doktoru, terapisti, yakını gibi). İntihar ya da Şiddet Durumunda Yapılması Gerekenler: Eğer yakınınız kendine ya da başkalarına zarar verme davranışı sergiliyorsa, bu durumlar tek başınıza başa çıkmaya çalışmayın.

Eğer kendisine zarar verdiyse; yanından ayrılmayın, ambulansı arayın ve yardım gelene kadar yanında kalın. Mani Döneminde Olan Yakınımıza Nasıl Yardımcı Olabiliriz? Birlikte Zaman Geçirin: Mani döneminde olan kişiler kendilerini diğer insanlardan izole hissederler.

Bu yüzden birlikte olabildiğince fazla zaman geçirmeye çalışın. Özellikle enerjisinin çok arttığı dönemlerde fiziksel aktiviteleri tercih edin. (yürüyüş yapmak gibi) Sorularına Dürüst Bir Şekilde Cevap Verin: Sorduğu her soruya açık ve doğru cevaplar verin. Fakat her türlü tartışma ve münakaşadan kaçının.

Hiçbir Yorumu Kişisel Olarak Algılamayın: Kişi bu süreçte normalde söylemeyeceği şeyleri söyleyip, normalde asla yapmayacağı davranışları sergileyebilir. Eğer kendinizi kontrol etmekte zorlanıyorsanız, gerekirse kişiden uzak durun ama yine de tartışmadan kaçının.

Olay Yiyebileceği Yemek ve İçecekler Hazırlayın: Çünkü yüksek enerjileri sebebi ile uzun süre aynı masada oturmaları mümkün olamayacaktır. Ne Zaman İsterse Uyumasına Müsaade Edin: Bu süreçte uyumakta zorlanır. Bu yüzdem gün içerisinde ne zaman isterse kısa uykular almasına müsaade edin. Kendinize Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz? Kendi Hayatınıza da Odaklanın: Yakınınıza destek olurken; hiçbir zaman kendi amaçlarınızı ve önceliklerinizi değiştirmeyin.

Arkadaşlarınızla zaman geçirin, planlar yapın ve çeşitli aktiviteler düzenleyin. Destek Arayın: Zaman zaman sizin için yorucu ve sancılı geçebilir. Duygusal anlamda başkalarından destek gördüğünüzden emin olun, tüm yükü tek başınıza üstünüze almayın. Güvendiğiniz insanlarla yaşadıklarınızı paylaşın.

Bipolar Bozukluk için ne yapılabilir?

Bipolar Bozukluk Nedir, Nasıl Tedavi Edilir? Bipolar Ne Demek Manik depresif hastalık olarak da adlandırılan bipolar bozukluk kişinin mizacı, enerji düzeyi, etkinlik seviyesi, günlük işlevlerini yerine getirmesi gibi sahalarda değişiklik ve bozulmaya yol açan bir beyin hastalığıdır. Bipolar bozuklukta belirtiler ciddi ve süregen olma eğilimindedir.

Bu bakımdan bipolar bozukluk herkesin zaman zaman yaşadığı hafif düzeydeki moral bozuklukları ya da tersi sevinçlilik hallerinden belirgin şekilde farklıdır. Bipolar bozukluk kişinin başkalarıyla olan ilişkilerini bozabileceği gibi, mesleki ve eğitimle ilgili alanlarda da bozulmaya yol açar. Bipolar bozukluk intihara sebebiyet verebilen bir ruhsal bozukluktur.

Bipolar bozukluk hastalarında hastalığın en temel belirtisi alışıldık olmayan düzeyde ciddiyet taşıyan mizaç değişikliği dönemleridir. Bu dönemlerde kişinin mizacı (nasıl hissettiği ve dışarıdan nasıl göründüğü) normal mizacından belirgin düzeyde farklıdır.

  1. Manik dönem diye bilinen taşkınlık ve coşkunluk dönemlerinde kişinin mizacı öfkelilik ya da aşırı neşelilik özelliği taşır, kişi ileri düzeyde hareketli ve konuşkan olabilir, özgüveni ileri düzeyde artmış olduğundan hesapsız harcamalar ve girişimlerde bulunabilir.
  2. Sıklıkla az uyku yeterli gelir.
  3. Depresif dönem diye bilinen kederlilik ve neşesizlik dönemlerinde kişi hayattan zevk almaz, durgun ve pasiftir, sıklıkla uyku ve iştah sorunları yaşar, özgüvenini yitirmiştir, kendisini suçlama eğilimindedir ve intihar düşünceleri taşıyabilir.

Bipolar bozukluğu olan hastalar hem manik hem de depresif dönemleri hayatlarının belirli aşamalarında yaşarlar. Bu dönemlerin dışında hasta sıklıkla normal mizacındadır. Bipolar bozukluğun tedavisi yaşanmakta olan depresif ya da manik dönemin şiddet ve özelliklerine, intihar düşünce ve girişimlerinin eşlik edip etmemesine ve önceki tedavi girişimlerinin etkinliğine göre planlanır.

Şiddetli hastalık dönemlerinde hastaneye yatırılarak tedavi kişinin en kısa zamanda düzelmesi ve intihar ve riskli davranışların kontrol altına alınması bakımından gereklidir. Bipolar bozukluğun tedavisi mizaç düzenleyici ilaçların yanı sıra antidepresan ve antipsikotik olarak bilinen ilaçlar kullanılarak yapılır.

Gereğinde EKT’ye (elektrokonvülzif tedavi) başvurulabilir. Bunların yanında, bipolar duygudurum bozukluğu tedavisinde tedavisi de kullanılmaya başlanmıştır. : Bipolar Bozukluk Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

Bipolar en çok kimlerde görülür?

Toplumda her 100 kişiden % 1-2’sinde görülen bipolar bozukluk, sıklıkla genç erişkinlikte 15-35 yaş aralığında ortaya çıkar, kadın ve erkekte eşit olarak görülmektedir.

Bipolar hastası ne yapamaz?

Bipolar Ne Demek S1: Doktorların tedavi ile ilgili tuttuğu kayıtları ve belgeleri hastaların görme hakkı var mıdır? Tedavi gören kişi çocuk ise ailesi çocuğa ait bilgileri görebilir mi? C1: Dosyaları hekimler ve kurum veri kaynağı olarak kullanır. Hastaya, yakınlarına veya üçüncü şahıslara verilmez.

İstendiğinde dosya özeti epikriz (hastayla ilgili teşhis, uygulanan tedavi ve sonuçları gibi detaylı bilgilerden oluşan rapor) gereği şeklinde verilir. ——————————————————————————– S2: Bipolar bozukluk tedavisi gören çocuk sahibi bir kişi boşanma sürecine girerse çocuğun velayetini alma konusunda hastalığın olumsuz etkisi olur mu? Eğer hastalık döneminde işsiz olması nedeniyle boşanmada velayeti karşı taraf aldıysa hastanın sonrasında velayeti geri alması mümkün müdür? C2: Evet, hastalık velayeti almasına engel olabilir.

Tekrar velayeti almak için bir bilirkişi raporu gerekecektir. ——————————————————————————– S3: Atak döneminde hastanın aldığı yanlış kararlar ve bunların sebep olduğu maddi zararların yasal olarak telafisi mümkün müdür? (Örneğin, aşırı kredi kartı borcu nedeniyle haczedilen mallar, imzalanan kontratlar, aracını değeri altında satması, dairesini bağışlama).

C3: Hasta, manik dönem sırasında yaptığı harcamaların getirdiği sorumluluklardan kurtulamaz. Ancak, hastalığının farkına varıp bunu kullanarak hastayı zarara uğratanlar varsa hasta dava açıp kayıplarının telafisini isteyebilir. Örneğin, hastanın aracını hastalığı kullanarak değerinin altında satın alan kişiye karşı hasta ‘satış işlemi iptal davası’ açabilir.

——————————————————————————– S4: Türk Ceza Kanununa göre bipolar bozukluk hastası cezai ehliyete sahip midir? Atak döneminde bir suç işlerse yasal bir istisnai durum var mıdır? C4: Her hastanın, her hastanın geçirdiği her bir dönemin ve işlenen suçun üç etken olarak birlikte değerlendirilmesiyle ceza sorumluluğu kararına varılır.

  1. Her durum kendisine özgü olacağından genelleme yapılamaz.
  2. S5: Bipolar bozukluk tedavisi gören kişi askere alınır mı? Alınıyorsa, askerlik hizmeti müddetince tedaviyi rahatça devam ettirme açısından sahip olduğu yasal haklar nelerdir, bu yönde özel bir düzenleme var mıdır? C5: Hastalar, askerlik öncesinde hastalığı ilgili şubeye bildirmelidir.

Şube hastayı asker hastanesine sevk eder ve muayene sonucuna göre ilgili karar, ‘askerliğe elverişli’, ‘erteleme’ veya ‘elverişli değil’ şeklinde çıkabilir. ——————————————————————————– S6: Öğrenci olan bipolar bozukluk hastaları ilaçlar ve ataklar nedeniyle sorumluluklarını yerine getiremediklerinde hastalığın zorlukları nedeniyle madur olmalarını önlemek ile ilgili yasa ve yönetmelikler var mıdır? (örneğin ödevini daha geç teslim edebilmesi, sınavları tekrar alması) C6: Öğrencilere hastalık dönemini kolaylaştırıcı esneklik tanıyan bir yasa söz konusu değildir.

  1. Ancak hastalığın şiddetli olduğu dönemlerde kayıt dondurma hakkı vardır.
  2. S7: Hastaya uzun bir süre boyunca yanlış teşhis konulmuş (ör: şizofreni), yanlış tedavi uygulanmışsa; ve bir dönem sonra aynı hasta başka bir sağlık kuruluşunda doğru teşhis sonucu daha iyi olduğunu ve yaşam kalitesinin yükseldiğini görürse önceki tıp uzmanlarına karşı yasal hakları nelerdir? C7: Bipolar hastalara şizofreni, şizofren hastalara bipolar tanısı konulması sık rastlanan durumlardır.

Özellikle ilk dönemlerde “yanlış tanının günahı olmaz”. Doğru tanıyı koyan ekip aradan geçen süredeki gidişatı anlayarak öğrenme avantajını kullanmıştır. Eğer ilk tanıyı koyan(lar)ın vijdan muhasebesi yapması isteniyorsa durumu kendilerine aktarmak önerilir.

——————————————————————————– S8: Hukuki metinlerde pisikolojik rahatsızlıklar için kullanılan “akıl hastalığı” daha uygun bir terimle değiştirilebilir mi? C8: Akıl hastalığı, psikotik bozuklukları kapsayan bir terimdir. Bu terim, bipolar hastaların psikotik mani ve psikotik depresyon evrelerini de kapsar.

Yaşanan deneyimler göstermiştir ki terimleri suçlamak durumu iyileştirmez. Hastaları etiketleyen unsurlar kelimeler değil kişilerdir. Türkiye’de bir dönem “deli değil, akıl hastası” kampanyaları yürütülmüştür. Bugün bu ifade “akıl hastası değil psikiyatrik hasta” şeklinde değiştirilse de bir süre sonra bu terimin de zihinlerde kirlenmesi mümkündür.

  1. S9: Bipolar bozukluk tedavisi gören kişiler istediği her mesleği seçebilir mi, devlet memuru olabilir mi? C9: Bipolar hastalar mevzuat gereği polis, subay, pilot, kaptan vs.
  2. Mesleklerini yapamazlar.
  3. Memurluk için genel bir yasak söz konusu değildir, çalışacağı işe bağlıdır.

——————————————————————————– S10: Kişi işe girerken bipolar bozukluk tedavisi gördüğünü söylemek zorunda mıdır, söylemezse ve işveren durumu öğrenip bu nedenle işten çıkarırsa ne gibi haklara sahiptir? C10: Eğer başvurulan meslekte ‘ruh sağlığının tam olması’ koşulu yoksa söylemek zorunluluğu yoktur.

  • Hasta işe girerken ruhsal hastalığı olmadığını beyan ederse ve ileride işten çıkarılırsa bu çıkarma hasta olduğu için değil, yalan beyanda bulunduğunuz için olacaktır.
  • S11: Tedavi gören kişi ilaçların yan etkileri nedeniyle görevini tam olarak yapamaz duruma gelirse malulen emekli olması mümkün müdür, bunun koşulları nelerdir? (örneğin on yıllık bir memur öğretmenin el titremesi ve kekeleme gibi yan etkiler nedeniyle ders vermekte zorlanması, vb.) C11: Öğretmenlik gibi mesleklerde durum hastanın kendisi veya amirinin başvurusu üzerine incelenir.

Karar; ‘öğretmenlik yapar’, ‘büro görevi yapar’ veya ‘malülen emeklilik’ olarak çıkabilir. Hastalığın şiddeti ve tedaviye yanıta göre karar değişebilir. ——————————————————————————– S12: Bipolar bozukluğu olan bir hasta 2022 sayılı kanuna göre maaş alabilir mi, sağlık hizmetlerinden yararlanabilir mi? C12: Bir kişinin 2022 sayılı kanuna göre maaşa bağlanması için sakat veya malül olması, ayrıca gelirinin olmaması gerekir.

  • Bipolar hastaları eğer geliri yoksa mal müdürlüklerine müracaat edebilirler.
  • Yetkili kurumlara yönlendirilirler.
  • Bipolar hastalar; tedaviyle tam düzelmede %0, kısmi düzelmede %30, tedaviye direnç varsa %70 iş gücü kaybına uğrarlar.
  • Yasa % 40 – 69 arası işgücü kaybını sakatlık, %70 ve üzerini malüllük olarak tanımlar.

Bu nedenle bipolar hastanın değerlendirme sonucu iş gücü kaybı %0 ile 70 arasında olabileceğinden maaş alması da hastalığının şiddeti ve tedaviye yanıt derecesine bağlı olacaktır. Diğer bir husus bu hastalık nedeniyle maaş bağlandığında, yılda bir kez kontrole tabi olmalarıdır.

Bipolar başlangıcı nasıl olur?

Bipolar Bozukluk Tanısı Nasıl Konur? – Bipolar bozukluk, kişinin hemen her alanda işlevselliğini bozan, oldukça ciddi ek sağlık sorunlarına yol açabilen ve intihar riskini büyük oranda artıran, kronik bir ruh sağlığı hastalığıdır. Hastaların büyük çoğunluğu başlangıçta depresyon tanısı alır ve buna yönelik tedavi girişimleri uygulanır.

  1. Ancak bu tedaviler hastalığın seyrini kötü etkileyebileceği gibi kişinin tedaviye uyumunu zorlaştırır.
  2. Bu nedenle özellikle depresif duygu durumu şikayeti ile başvuran kişiler bipolar bozukluk tanısı için gerekli ölçütler açısından ayrıntılı değerlendirilmelidir.
  3. Tanı için en gerekli kriter, manik dönem varlığıdır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre manik dönem en az bir hafta süren veya hastaneye yatmayı gerektiren; normal dışı ve devamlı coşkunluk hissi içeren duygu durumu olarak tanımlanır. Kişinin bu tanıma uygun en az bir dönem geçirmiş olması bipolar bozukluk tanısı için yeterlidir.

  • Manik dönemde kişi, her zamankinden daha konuşkan olur ancak bununla birlikte dikkat dağınıklığı yaşadığı için konuşmayı sürdürmede zorlanır.
  • Bipolar bozukluk belirtileri ile ilgili en önemli özelliklerden biri de hastalığa ait bulguların mevsimsellik göstermesidir.
  • Hastalar genellikle ilkbahar ve yaz aylarında manik dönem yaşarken kış aylarında depresif duygu durumuna sahip olurlar.

Özellikle ilkbahar mevsiminden yaz aylarına geçiş döneminde manik bulgular artış gösterir. Bu süreç, hastalığın alevlenmesi açısından en riskli dönem olarak kabul edilir. Bipolar tanısı almış kişilerin yaklaşık olarak %25’i ilkbaharın son günleri ile yazın ilk günleri arasında kötüleşir ve dürtüsellik artışı, öfke patlamaları, saldırganlık yönelimi ve intihar eğiliminde artış gibi davranışlar sergiler.

See also:  Qual Signo Combina Com Gemeos?

Bipolar bozukluğu olan tehlikeli midir?

Bipolar bozukluk I. Öncesinde veya sonrasında hipomanik veya majör depresif dönemler olabilecek en az bir manik dönem geçirilen bozukluktur. Bazı durumlarda mani gerçeklikten kopmayı () tetikleyebilir. Bipolar bozukluk II, Hiç manik dönem geçirmeden, en az bir majör depresif dönem ve en az bir hipomanik dönem geçirilen bipolar bozukluk tipidir. Siklotimik bozukluk, En az iki yıl – veya çocuklarda ve gençlerde bir yıl – birçok hipomani semptom periyodu ve depresif semptom periyodu (majör depresyondan daha az şiddetli olsa da) yaşanılan bipolar bozukluk tipidir. Diğer bipolar bozukluk türleri, Bunlar, örneğin, belirli ilaçlar veya alkolün neden olduğu veya Cushing hastalığı, multipl skleroz veya felç gibi tıbbi bir duruma bağlı olarak ortaya çıkabilen bipolar ve benzeri bozuklukları içerir.

Bipolar II bozukluk, bipolar I bozukluğun daha hafif bir formu değil, tamamen ayrı bir tanıdır. Bipolar I bozukluğunun manik dönemleri şiddetli ve tehlikeli olabilirken, bipolar II bozukluğu olan kişiler daha uzun süre depresyonda kalabilir ve bu da önemli düzeyde psikolojik hasara neden olabilir.

Bipolar bozukluk testi nasıl yapılır?

Bipolar Bozukluk Tanısı ve Tedavisi Bipolar bozukluk tek bir kan testi, röntgen ya da beyin taramasıyla saptanamaz. Doğru tanı koyabilmek için, tanının mevcut semptomlara, hastalığın gidişine, hastanın öyküsüne ve eğer mümkünse aile öyküsüne dayanması gerekir.

  • Tanı sürecinin başında, duygudurum değişikliklerine neden olabilecek diğer herhangi bir hastalık olasılığını dışlamak için kişinin fiziksel muayeneden geçirilmesi gerekir.
  • Işi çoğu zaman herhangi bir sorun olduğunu inkar eder ya da sorunları mental (ruhsal, zihinsel) hastalıktan başka nedenlere bağlar.

Bu nedenle, aile üyeleri ya da arkadaşların rolü doğru tanı için çok önemlidir, çünkü bunlar kişinin ne zaman ve nasıl normalden çok farklı davranmaya başladığını anlatabilirler. Bipolar bozukluk döngüsel bir duygudurum bozukluğu olduğundan, doktorun hastanın mental (ruhsal, zihinsel) öyküsü hakkında genel bir bakışa sahip olması ve önceki atakları gözardı etmemesi son derece önemlidir.

Ayrıca, ailenin mental (ruhsal, zihinsel) öyküsüne ilişkin bilgiler de son derece değerli olabilir, çünkü bipolar bozukluğun ailelerde süregeldiği bilinmektedir. Bipolar bozukluğu olan kişiler gerektiği gibi tanı koyulup, tedavi edilmeden yıllarca bu sorunu yaşayabilmektedirler. Bipolar bozukluktaki büyük çeşitlilik (atakların farklı şiddet, tip, sıklık ve süreler göstermesi) çoğu zaman bu hastalığın fark edilmesini hekimler için bile güçleştirmektedir.

Bipolar bozukluğu olan kişilerin bir doktora başvurdukları zaman noktası çok önemlidir. Kişiler hipomanik ya da manik bir atak sırasında nadiren tedavi arayışına girmektedirler, çünkü ne denli bozukluk yaşadıklarını fark etmezler. Öte yandan, depresif atak sırasında yardım almaya çalıştıklarında ise, çoğu zaman klinik depresyon geçirdikleri düşünülerek yanlış tanı koyulmaktadır.

Bipolar bozukluk tanısı konulurken karşılaşılan bir diğer güçlük de, birçok semptomun majör depresyon, şizofreni ve diğer mental (ruhsal, zihinsel) bozukluklar gibi bir başka hastalığın bir parçası gibi görünebilmesidir. Bipolar bozukluğun erken dönemleri, mental (ruhsal, zihinsel) hastalıktan başka bir problem gibi gözükebilir.

İlk bakışta alkol veya ilaç kötüye kullanımı ya da zayıf okul veya iş performansı gibi görünebilmektedir. Bipolar Bozukluğun Tedavisi Bipolar bozukluk tedavi gerektiren gerçek bir hastalıktır. Bipolar bozukluk çoğu zaman bir ‘karakter kusuru’ ya da ‘kişisel zayıflık belirtisi’ olarak yanlış biçimde tanımlanmaktadır.

Burada önemli olan, insanların, bipolar bozukluğun gerçek bir hastalık olduğunu, uygun ve uzun dönemli tedavi almalari koşuluyla bu bozukluğu olan kişilerin çoğunun düzelebileceğini fark etmeleridir. Yaygın olarak 2 tedavi tipi bulunmaktadır: (1) ilaç tedavisi ve (2) psikoterapi (‘konuşma’ terapisi).

Her iki tedavi tipinin bir bileşimi genellikle en iyi sonucu vermektedir. İlaç tedavisi Koruyucu ve akut tedavi için ilaçlar; Bipolar bozuklugun ana tedavisi ilaç tedavisidir. Bu hastalığın tedavisinde kullanılan en önemli ilaç tipi, kişinin duygudurumunu kontrol altına almak için yazılan ilaçlardir.

Bu ilaçlar ‘duygudurum düzenleyicileri’ olarak adlandırılmaktadır ve gelecek atakların önlenmesi ve başlamış bir atağın tedavi edilmesinde etkilidirler. Genel olarak, bipolar bozukluğu olan kişiler duygudurum düzenleyicileri ile tedaviye uzun süre (yıllarca) devam etmektedirler. Duygudurum düzenleyicilerinin kullanılmasına karşın ortaya çıkan mani veya depresyon ataklarını tedavi etmek için ek ilaç tedavileri yazılmaktadır.

Örneğin, antipsikotik ilaçlar esas olarak manik atak sırasında yazılırken, antidepresan ilaçlar yaygın olarak depresif atak sırasında verilmektedir. Araştırmalar, antidepresanların mani, hipomani ya da hızlı döngüye geçişi tetikleyebildiğini göstermiştir.

  1. Bu nedenle, bipolar bozukluğu olan kişileri bu geçisten korumak amacıyla antidepresan ilaçla birlikte duygudurum düzenleyicileri de yazılmaktadır.
  2. Hastalığın semptomlarını tedavi etmek için başka ilaçların alınması da gerekebilmektedir.
  3. İlaç tedavisinde ayarlamalar Hastalığın farklı evreleri sırasında tedavi planlarında değişikliklerin yani sıra ilaç tedavisinde ayarlamalar yapılması da gerekebilmektedir.

Eğer hasta bir manik ya da depresif atak geçirebileceğini hissederse, ivedilikle doktoruyla temasa geçmelidir. İlk uyarı işaretlerinde ilaç tedavisinde yapılacak ayarlamalar genellikle normal duyguduruma dönüşü sağlamakta ve tekrarlayan atakları önleyebilmektedir.

  1. Tedavi planına bağlı kalma gereği Büyük sıklıkla, kişiler (1) kendilerini daha iyi hissettikleri için, (2) ‘uç noktaları’ atlattıkları için ya da (3) yan etkilerden rahatsız oldukları için ilaçlarını bırakmak isterler.
  2. Oysa, bipolar bozukluğu olan kişilerin semptomlar kaybolduktan sonra bile ilaçlarını düzenli olarak almaları başarılı tedavi için büyük önem taşımaktadır.

Eğer ilacı bırakırlarsa, muhtemelen sonraki birkaç gün ya da hafta içinde yeni bir atak yaşamayacaklardır ancak büyük olasılıkla sonunda bir nüks yaşayacaklardır. Kişiler, ne kadar fazla atak yaşarlarsa, sonraki her bir ataği tedavi etmenin o kadar zor olacağını ve atakların daha da sıklaşacağını akıllarında tutmalıdırlar.

Psikoterapi İlaç tedavisine ek olarak uygulanan psikoterapi, bipolar bozukluğu olan kişilere ve ailelerine destek, eğitim ve rehberlik sağlamada çoğunlukla yararlı olmaktadır. Gelecekteki ataklari önlemede de yardımcı olabilmektedir. Hastaneye yatırma İntihar riskinden dolayı, şiddetli depresyonu olan kişilerin kısa süreyle hastaneye yatırılması gerekebilir.

Kendilerine ve başkalarına zarar vermelerini önlemek için, manik atak geçiren kişiler için de bu gerekli olabilir. Hastalığın Etkileri Düşünce, duygu ve davranışlardaki aşırılıklar, kişinin yaşamının pek çok alanını etkiler ve aşağıdaki durumlara neden olabilir:

Eş, aile ve arkadaşlarla ilişkilerde problemler Konsantrasyonda azalma Kişinin sağlığını veya yaşamını riske sokan davranışlar Kendine güven eksikliği ve kişinin yaşamını kontrol etmesiyle ilgili bozukluklar

Durum tedavisiz olarak ne kadar devam ederse, kişinin ve ailesinin yaşamına etkisi de o kadar büyük olmaktadır. : Bipolar Bozukluk Tanısı ve Tedavisi

Bipolar anneden mi babadan mı?

Bipolar Bozukluğu Olan Bir Çocuğun Anne Babası Olmak Günlük yaşamda herkesin duygusal dünyasında inişler çıkışlar olur. Duygularımız öfke, sevinç, üzüntü, coşku, keder, huzursuzluk ve endişe arasında gidip gelir. Ancak bipolar bozuklukta yaşamsal olaylarla kısmen veya tamamen ilişkisiz olarak uzun süren ve yoğun duygu durum değişimleri olur.

Bu değişimler düşünceleri, duyguları, fiziksel sağlığı, davranışları ve kişinin işlevlerini, yaşamını etkiler. Yani bipolar bozukluk duygularda, düşüncelerde, enerjide ve davranışlarda aşırı değişikliklerle giden ve tedavi edilebilen bir ruhsal bozukluktur. Bipolar bozukluk kişinin herhangi bir hatasından ya da kişiliğindeki güçsüzlükten kaynaklanmaz.

Tedavi edilebilir tıbbi bir bozukluktur. Bipolar duygulanım bozukluğu iki uçlu duygulanım bozukluğu, manik depresif psikoz isimleri ile de anılan bir bozukluktur. Bir kimsenin hem mani hem de depresyon atağı geçirmesidir. Bu bozukluk devri bir bozukluktur.

Işi bir dönem depresyona girer, başka bir dönem mani atağı geçirir. Nöbet aralarında tam düzelme olabilir. Kişi mani veya depresyon atağı geçirip iyileştikten sonra yıllarca atak geçirmeyebilir. “Esra bir bipolar annesi, gazeteci, 12 yaşında ve 9 yaşında iki kızı var, küçük kızı henüz 4- 5 yaşlarındayken evde bakıcılara vurma, kreşte arkadaşlarına saldırgan davranışlar gösterme, ablasının kulağını ısırma, öfke nöbetleri geçirme, yaşamak istemiyorum, kendimi öldüreceğim gibi söylemlerde bulunma, taşkın hareketler sergileme gibi davranımlar ortaya koyunca eşiyle de fikir birliğine varıp bir çocuk psikiyatri biriminin kapısını çalmışlar.

Psikolog bu çocukta davranım sorunları var demiş ve sebebi de aileye bağlayıp birkaç davranışçı öneride bulunup aileyi göndermiş. Ancak Esra’nın küçük kızı okula başladığında işler iyice içinden çıkılmaz bir hal alınca başka bir kliniğe gitmişler ve orada da kızınızda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) var denmiş ve birtakım ilaçlar verilmiş.

Ancak DEHB tedavisinde kullanılan ilaçlar küçük kızın sıkıntılarını artırmaktan anne babanın çaresizliğini pekiştirmekten başka bir işe yaramamış. Anne ve baba kendilerini suçlamış durmuşlar, bu ruh halleri kızlarının sıkıntılarını kısır döngü halinde artırmaktan öteye geçmemiş. Günlerden bir gün Esra bir arkadaşının da önerisiyle kızını elinden tutmuş ve başka bir çocuk psikiyatri ünitesinin kapısını çalmış.

Baştan aynı şeylere maruz kalmak, yani hamilelik öyküsünü, kızının ilk bebeklik dönemini, erken çocukluğunu, şimdiki sıkıntıların ne olduğunu, daha önce hangi doktorla ne konuştuğunu tekrar anlatmanın tükenmişliğini yaşayan anneye doktor daha önce sorulmamış bir soru sormuş ve Esra’nın verdiği cevapla sanki düğüm çözülmeye başlamış.

  1. Üçük kızın halasında duygu durum bozukluğu olduğunu ve yıllardır tedavi gördüğünü öğrenen doktor küçük kızın aile öyküsünü derinlemesine incelemeden çocuğa davranış bozukluğu, hiperkativite tanısı koyan doktorlara çok kızmış.
  2. Hem doğru ilaç, hem doğru psikoterapi hem de destekleyici aile çalışmalarıyla Esra’nın kızının durumu şimdi çok iyi, Esra ve eşi de daha mutlular” Bu hikaye elbette ki kişilerin isimleri ve detaylar değiştirilerek sizlere aktarılmış, yaşanmış bir hikayedir.

Klinikte çalışan arkadaşlarım çok iyi bilirler tanı koymada acele etmemek gerekir, çünkü yanlış tanı yanlış tedavidir, yanlış tedavi çaresizlik ve umutsuzluktur. Ancak maalesef ki çocuk ve ergenlerde duygu durum bozukluk tanısı yukarıdaki öyküde de görüldüğü üzere çoğu zaman en sık atlanan tanılardan biri durumundadır.

Çocuklar ne hissettiklerini çoğu zaman ifade etme yetisine sahip değildir. Duygu durum bozukluk belirtileri çocuklarda yetişkinlerden farklıdır. Duygu durum bozukluklarına sıklıkla diğer psikiyatrik bozukluklar eşlik ederek ve onları maskeler. Çoğu hekim depresyon ve bipolar bozukluğun yetişkin hastalığı olduğu kanaatindedirler.

Çocuklarda Bipolar bozukluğun tanısı konusunda büyük bir belirsizlik vardır. Bunun sebebi çocuklarda bipolar bozukluğun görünümünün yetişkinlerden farklı olmasından kaynaklanıyor olabilir. Yetişkin bipolar semptomlu bireylerin geçmişlerine bakıldığında, sıklıkla ergenlik döneminde mizaç dalgalanmaları gösterdikleri, başlangıç ile hastalığın tam semptomlarının açığa çıkması arasında 5-10 yıllık oyalanma olduğunu belirtmektedir.

Eskiden düşünülenin aksine bipolar tanısı almış erişkin hastaların 2/3’sinin belirtileri çocukluk çağı veya ergenlik döneminde başlamakta ve ergenliğinde depresyon tanısı alan hastaların % 25-33’ü ileride manik atak geçirmektedir. Daha önce çocuk ve ergenlerde bipolar bozukluk tanısı konulmazken, son 10 yılda bu konu üzerinde çalışmalar artmıştır.

Bipolar Bozukluk çocuk ve ergenin yaşamını ciddi biçimde aksatır; çalışmalarda artmış intihar girişimi ve tamamlanmış intiharlar, zayıf akademik performans, bozuk kişilerarası ilişkiler, artmış madde kötüye kullanımı, yasal sorunlar ve çoklu hastaneye yatış gösterilmiştir.

  1. Ergenlik öncesi grupta bu bozukluğun klinik görünümü çok tartışmalıyken, orta veya geç ergen başlangıçlı bipolar bozukluğun klinik özellikleri yetişkinlere benzer kabul edilir.
  2. Yetişkin Bipolar bozukluktan farklı olarak, manik çocuklar nadir olarak öforik (aşırı enerjik ve güzel hissetme hali) mizaç gösterirler.

Daha çok en yaygın semptomları irritabilite (gerginlik ve aşırı tepkisellik hali), “affektif fırtına” veya uzamış ve agresif öfke patlamalarıdır. Örneğin Gabrielle A. Carslon.M.D (University of New York-Stony Brook) 9 yaş altındaki bipolar çocukların daha irritabl, daha çok ağlayan ve daha çok ajite olduklarını bulmuştur.

Daha büyük yaştaki bipolarlara oranla). Daha büyük çocuklar daha büyük olasılıkla, öfori ve grandiozite (çok büyük ve önemli bir kişi olduğunu sanma durumu) gibi “klasik manik semptomlar” gösterirler. İlaveten çocukluk başlangıçlı bipolar bozukluğun gidişinin, erişkin forma oranla kronik olmaya ve devamlılığa meyillidir.

Görüldüğü gibi çocuklarda ve genç ergenlerde bipolar bozuk luğun kesin bir tanısını formüle etmek sıklıkla zordur. Doğru bir tanı konulabilmesi için aile hikayesinin bilinmesi son derece yararlı olabilir. Bipolar bozukluk hasta anne babaların çocuklarını daha fazla etkileyebilir.

  1. Anne babadan birinde bipolar bozukluk varsa her bir çocuk için risk % 15-30’dur.
  2. Çocuklarda ve genç ergenlerde bipolar bozukluk semptomlarını ilk başlarda normal duygu ya da davranış olarak değerlendirme yanılgısına düşülebilir.
  3. Ancak normal duygu durum değişimlerinden farklı olarak, bipolar bozukluk okul hayatını, akranlarıyla ve ailesiyle olan ilişkilerini önemli ölçüde engeller.

Bipolar bozukluğu olan pek çok çocukta ortak görülen öğrenme zorlukları ve özgüven eksikliği vardır. Çocuklukta Bipolar bozukluk sıklıkla diğer çocukluk psikiyatrik bozukluklarıyla karıştırılmaktadır. Bu bozukluklar şunlardır:

DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) Davranım Bozukluğu Şizofreni

Ayırıcı Tanı: Bipolar bozukluk semptomlarını açıklayabilecek diğer nedenlerin geçerli olmadığı kesin olarak saptanmalıdır. Çocuklarda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ve diğer zihinsel sorunlar bipolar bozukluğu maskeleyebilirler ya da bazen bipolar bozuklukla beraber ortaya çıkarlar.

  1. Pek çok çocuğa bipolar bozukluk yerine DEHB tanısı konur.
  2. Halen DEHB sıklıkla bipolar bozukluk semptomlarının açık gelişimi olmadan önce ortaya çıkmaktadır.
  3. Ancak bu, DEHB olan tüm çocukların bipolar bozukluk geliştirecekleri anlamına gelmez.
  4. Ancak bipolar bozukluğu olan akrabaya sahip bir çocuğun bu hastalığa yakalanma riski daha yüksektir.

Janet Wozniak, M.D (Harvard Medical School) mani ile DEHB semptomlarının birbirine benzerlik gösterdiklerini bulmuştur. Yaptığı çalışmada, kliniğe müracaat eden irritabl ve mikst mizaçlıların % 16’sında mani bulmuştur. İlaveten mani kriterlerini karşılayan çocukların sıklıkla DEHB kriterlerini de karşıladıklarını bulmuştur (Manili çocuklarda DEHB oranı % 98 iken, DEHB olan çocuklarda mani oranını yalnızca % 20 bulmuştur).

Bipolar bozukluk bir akıl hastalığı mıdır?

Bipolar bir Akıl Hastalığı Değildir – Hastalığın ne olup, ne olmadığı önemlidir. Mesela şu çok net, Bipolar bozukluk olan durum bir akıl hastalığı değildir yada şizofrenik bir durum değildir. Duygularda bir takım dalgalanmalar vardır. Lakin, dönem dönem bir takım düşünce bozuklukları eşlik eder ama geçicidir.

Bipolar hastalığı olan insanları zeka seviyesi normal yada kimi araştırmalar göre zeka seviyesi ortalamanın üstündedir. Bipolar insanlar ayrıca yaratıcılığı yüksek insanlardır. Yeter ki hastalıklarını kabul etsinler, tedavi görsünler, ilaçlarını kullansınlar, o zaman bu hastalığın dezavantajlarını daha az yaşarlar, ve avantajlarını yaşayabilirler.

Amerikalılar bu hastalık için “God’s gift” derler, tanrı vergisi manasında. Çünkü yaratıcılığı yüksek insanlardır. Bu hastalıkta insanlar ben deli değilim akıl hastası değilim deyip doktora gitmeyi ihmal eder. Halbuki bir psikiyatriste gelse, doktor da ona şunu diyecektir : “Sizin durumunuz bir akıl hastalığı, delilik değil, ama ciddiye almanız gereken bir mizac bozukluğunuz var.”

Bipolar bozuklukta takıntı olur mu?

BİPOLAR BOZUKLUK Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) olan insanlar, kontrol edilemeyeceklerini düşündükleri yinelenen istenmeyen düşünceler (takıntılar) veya ritüeller (kompulsiyonlar) nedeniyle yoğun olarak muzdariptir. El yıkama, sayma, kontrol etme veya temizleme gibi ritüeller genellikle takıntılı düşünceleri önleme veya onları uzaklaştırma ümidi ile gerçekleştirilir.

Bununla birlikte, bu ritüelleri yerine getirmek yalnızca geçici bir rahatlama sağlar ve onları tatmin etmemek kaygıyı artırır. Tedavi edilmemiş bırakıldığında saplantılar ve ritüelleri yapma ihtiyacı kişinin hayatını alabilir. OKB sıklıkla kronik, tekrarlayıcı bir hastalıktır. Özellikleri Takıntılar, tekrar tekrar ortaya çıkan düşünceler veya dürtülerdir.

Kişi genelde bu fikirleri istemez, onları rahatsız edici ve müdahaleci bulur, genellikle mantıklı olmadığının farkındadır. Takıntılara, korku, tiksinti veya şüphe gibi rahatsız edici duygular eşlik eder. Yaygın saplantılar arasında kendine veya başkalarına zarar verip bulaşma korkuları, saldırgan dürtülerin kontrolünü yitirdiğini, müdahaleci cinsel düşünce veya dürtüleri, aşırı dini veya ahlaki şüphe, söylemek, sormak veya itiraf etmek gibi bir hayal vardır.

OKB’si olan insanlar tipik olarak takıntılarını yerine getirerek saplantılarını gidermeye çalışırlar. Kompulsiyonlar, kişinin defalarca icra ettiği, çoğunlukla belirli “kurallara” göre gerçekleştirdiği eylemlerdir. Bu ritüeller, saplantıların neden olduğu rahatsızlıktan kurtulmak için gerçekleştirilir.

Kompulsiyon örnekleri; yıkama, tekrarlama, kontrol etme, dokunma, sayma, düzenleme, toplayıcılık veya tasarruf etme ve dua etmek gibi çeşitlilikte olabilir. Bazı durumlarda, bir kişi sadece takıntılardan ya da sadece zorlayıcı davranışlardan muzdarip olabilir.

OKB belirtileri sıkıntıya neden olur, çok fazla zaman alır veya kişinin işine, sosyal yaşantısına veya ilişkilerine önemli ölçüde müdahale eder. OKB’ye maruz kalan çoğu birey, saplantılarının yalnızca gerçek sorunlarla ilgili aşırı endişe olmadığını ve yaptıkları zorlamaların aşırı veya mantıksız olduğunu fark eder.

OKB’ye sahip bir kişinin inanç ve eylemlerinin mantıksız olduğunu anlamasına “içgörü” denir. Nedeni Araştırmalar, OKB’nin beynin bazı bölümleri arasındaki iletişiminde problemler olduğunu öne sürüyor. Bu sorunlara nörotransmitter denilen bazı beyin kimyasallarının yetersiz seviyeleri neden olabilir.

Bu kimyasalların beyin konsantrasyonunu artıran ilaçlar genellikle OKB semptomlarının iyileşmesine yardımcı olabiliyor. Tedaviler OKB için en yaygın tedavi, psikoterapi ve ilaç kombinasyonudur. Bilişsel davranışçı Psikoterapi yöntemi OKB’yi tedavi etmek için çok yararlıdır. Bu yaklaşımda bir kişi takıntılı düşünceleri tetikleyen her şeye (bilinçli ve gönüllü olarak) maruz kalır,

Eşlik Eden Bozukluklar OKB’ye bazen depresyon, yeme bozuklukları, madde bağımlılığı, dikkat eksikliği / hiperaktivite bozukluğu veya diğer kaygı bozuklukları eşlik edebilir. OKB’nin başarılı bir şekilde tedavisi için diğer bozuklukların uygun tanı ve tedavisi önemlidir.

Bipolar ilacı nedir?

Bipolar bozukluk durumunda, farmakolojik olarak, duygudurum dengeleyici (lityum, valproat, karbamazepin, lamotrijin vb.) ve dopamin hormonu açısından etkili (antipsikotik bazlı) ilaçlar ile tedavi sağlanmaktadır.

Bipolar ilaçla düzelir mi?

Bu anlamda bipolar bozukluk ilaçsız tedavi edilebilen bir rahatsızlık değildir. Bazı vakalarda görülen az şiddetli semptomlarda da düşük dozda ilaçlı tedavi uygulanmaktadır. Duygudurum düzenleyici ilaçlar özellikle taşkınlık dönemlerinde kullanılan ve atakların kontrol altına alınmasını sağlayan ilaçlardır.

Bipolar bozukluk kaç yaşında ortaya çıkar?

Mani ve depresyon dönemlerinden oluşan,genellikle erişkin dönemde tanı konulan,fakat hastaların yaklaşık %50-60 ında şikayetlerin ergenlik döneminde başladığı tespit edilen bir psikiyatrik bozukluktur.Çocukluk ve ergenlik döneminde belirtilerin atlanmasında ki temel neden,belirtiler yaş dönemleri değişken davranışlarıyla örtüştüğü için gözden kaçabilmektedir.Erişkin dönem bipolar bozukluk belirtileri çocuklarda normal yaş dönemi davranışları olarak değerlendirilebilir.

  1. Bipolar bozukluk, her yaşta başlama olasılığına rağmen, sıklıkla genç erişkinlikte 15-35 yaş arasında ortaya çıkar.
  2. Ortalama başlangıç yaşı erkeklerde 18, kadınlarda 20 yaş civarındadır.
  3. Bipolar kişilerin yarısı ilk bipolar hastalık dönemini 20 yaşından önce yaşar.
  4. Ve genelde ilk atak depresyon atağı olur ve bu durumda bipolar tanısını geciktiren bir durumdur.

Çocukluk ve ileri yaşta başlaması daha seyrektir. Toplumda yaşam boyu görülme sıklığı yaklaşık %1-2 oranındadır. Çocukluk veya ergenlik döneminde başlayan bipolar bozukluk kişinin işlevselliğini belirgin oranda bozmaktadır.Erken başlangıç, hastalığın gidişatı için kötü bir kriterdir.Zamanında tanı konulup tedavi edilmediği takdirde erişkin döneminde de ciddi sorunlar yaşanmaktadır.

Ailesinde bipolar bozukluk olan çocuklarda bozukluk daha erken yaşlarda görülebilir.Bipolar bozukluğun nedenine dair uzun yıllardır yapılan araştırma sonuçları, bu bozukluğa ailenin bazı bireylerinde görülmeyip bazı bireylerinde bipolar bozukluğu ortaya çıkaran genetik bir yatkınlığın neden olduğunu göstermiştir.

Bu yatkınlığın düşünce, davranışlar ve duyguları düzenleyen beynin frontal korteks, limbik sistem bölgelerinde dopamin, noradrenalin, serotonin ve glutamat isimli ileti sisteminde görev alan monaaminlerin çalışmasında değişiklik yaratır. Çocuk ve genç ergenlerde bipolar bozukluk erişkinlerdekinden farklı görünür.Bipolar bozukluk hem çocuklarda hem ergenlerde görülebilmektedir.

  1. Ancak erişkinlerdekinin tersine, çocuklar ve genç ergenler çoğu zaman manik ve depresif ataklar arasında, birgün içinde birçok kez çok hızlı duygudurum dalgalanmaları yaşamaktadırlar.
  2. Bu hızlı döngü davranış sorunları gibi algılanabilir.Mani erişkin dönemdeki gibi aşırı mutlu,güvenli olmak vs degilde, aşırı gergin ve yıkıcı öfke nöbetleri dönemi şeklinde görülmektedir.

Bipolar bozukluğu olan çocuklarda depresyon, çok sayıda bedensel şikayetler,okul isteksizliği, uyku ve iştah değişimleri,evden ve okuldan kaçma girişimleri, iritabilite, yakınma, nedensiz ağlama, sosyal etkileşimde azalma ve reddedilme veya başarısızlığa karşı aşırı tahammülsüzlük şeklinde görülmektedir.

Enerjide artma, Dikkat dağınıklığı,odaklanma ve konuyu sürdürmede zorlanma, Hızlı konuşma ve arasına girememe, Olaylara aşırı tepki,ani ve kontrol edilemeyen öfke patlamaları, Kendini çok güçlü,yenilmez hissetme, Konuşurken daldan dala atlama, Uyku ve iştahta azalma, Aşırı mutlu görünme,enerjik hissetme

Ergenlerde ise: Bipolar bozukluğu olan gençlerde karışık semptomlar da yaygındır. Daha büyük yaş grubunda erişin tipine yakın bulgular görülmektedir. Ergenlikte de aşırı enerji,kendini güçlü hissetme vs ile aşırı cinsel eyilimler,madde,alkol kötüye kullanımı,sosyal çevrede suça meyil gibi durumlarda eşlik edebilir.

İntihar düşüncesi yoğun izlenebilir.Travmatik olaylar bipolar bozukluğun başlamasını tetikleyebilir. Bir bağımlılığı veya intihar düşünceleri olan çocuklar ve ergenler her zaman ciddiye alınmalı ve duygudurum bozukluğu açısından değerlendirilmelidir. Uygun tedaviyle intihar düşüncelerinin ve diğer sorunların üstesinden gelmek mümkündür.

Bipolar bozukluk belirtilerini gösterebilen diğer psikiyatrik durumlar da değerrlendirilmelidir.Çocuklarda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), diğer Yıkıcı Davranış Bozuklukları,Zeka gerilikleri,Metabolik nedenler değerlendirilmelidir. Aslında, DEHB çoğunlukla bipolar bozukluğun semptomları meydana gelmeden ortaya çıkmaktadır.

  1. Bu, DEHB olan her çocukta bipolar bozukluk olacağı anlamına gelmez.
  2. Yine de bipolar bozukluk bulunan bir akrabası olan DEHBli bir çocukta bu hastalğın gelişme olasılığı normal populasyona göre daha yüksektir,Çocuklarda antidepresan ya da psikostimülan kullanımından sonra mani bulguları ortaya çıkıyorsa, bipolar bozukluk açısından detaylı değerlendirme uygun olacaktır.

Çocuk ve ergenlerde bipolar bozukluk tedavisi: Bipolar bozukluğu olan çocukların ve ergenlerin erkan tanı ve tedavi almaları ve büyüdükçe semptomlarını nasıl kontrol altına alabileceklerini öğrenmeleri çok önemlidir. İlaç tedavileri duygudurumun kontrol edilmesine yardımcı olmaktadır ve psikoterapi desteği işe yaramaktadır.Çocuk ve ergenlerdede dikkatli ve düzenli tedavi önemlidir.Hastalık,tedavi ve süreci kişi ve aile ile konuşulmalı ve mutlaka işbirliği sağlanmalıdır.

Bipolar Hastaligini ne tetikler?

Bipolar Bozukluk Neden Olur? – Hastalığın kesin nedeni henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Bununla birlikte kalıtsal olarak güçlü bir aktarım olabileceği düşünülmekte. Bipolar bozukluk, en güçlü kalıtsal aktarımın olduğu psikiyatrik durumlardan biri olarak kabul edilir.

  • Beyindeki yapısal değişiklikler: Araştırmacılar, bipolar bozukluğu olan kişilerde bazı beyin yapılarının büyüklüğünde ya da kimyasal özelliklerinde küçük farklılıklar olduğunu tespit etmişlerdir. Ancak, MRG ya da BT gibi görüntüleme yöntemleri yardımıyla bu farklılıklar gözlenemez.
  • Stres ya da travma gibi çevresel faktörler: Bir yakının kaybı, ağır bir hastalığa yakalanma, boşanma veya finansal zorluklar gibi stresli yaşamsal olaylar; manik veya depresif bir atağı tetikleyebilir. Bu nedenle, stres ve travma, bipolar bozukluğun ortaya çıkışında rol oynayabilir.
See also:  Ram Ne IE Yarar?

Bipolar atakları nasıl önlenir?

BİPOLAR BOZUKLUK (İKİ UÇLU BOZUKLUK) Bipolar bozukluk da depresif bozukluk gibi bir duygudurum bozukluğudur. Yani asıl belirtileri duygudurum (mod) ile ilgilidir. Adından da anlaşılacağı gibi, karşıt uç gibi gözüken iki belirti grubunun olduğu ataklar ve bu ataklar arası iyilik dönemleri ile seyreden bir hastalıktır. Hastalar ilk ataklarını genellikle 20’li yaşların başlarında geçirirler. Bu ataklar mani, depresyon ve hipomani (mani atağının daha az şiddetli olanı ve daha kısa süreni) ataklarıdır. Hastalığın zaman içerisinde nasıl ilerleyeceği hastalar arasında çok değişkenlik gösterebilir. Hastalar ya sadece mani ya da hipomani atakları geçirir, ya da hem bunları hem de depresif atakları geçirir. Bazı hastalarda bir yılda bile çok sayıda atak olabileceği gibi hayatları boyunca sadece bir manik atak geçiren hastalar da vardır. Bipolar bozukluğun depresif atakları depresif bozukluğun atakları gibidir (bakınız; ruhsal hastalıklar => depresif bozukluk). Manik ataklar ise bu hastalığa özgüdür. Manik atakta depresif atağın tersine hasta fazlasıyla dışa dönüktür. Kendini olağandışı derecede “iyi” hisseder. Duygudurumu aşırı neşeli ve/veya öfkelidir. Uyku ihtiyacı oldukça azalmıştır, günde birkaç saat uyku hasta için yeterlidir. Her türlü aktiviteyle ilgi ve iştahı artmıştır. Çok yemek yer, çok konuşur, konuşma hızı oldukça artmış ve cümleleri arasındaki anlam bütünlüğü zayıflamıştır, çok gezmek, yeni insanlarla tanışmak ister. Ama ilişki kurma biçimi tuhaflaşmıştır, uygunsuz şakalar, jest ve mimikler yapar. Cinsel isteği artmıştır, hiç tanımadığı biriyle riskli ilişkiler yaşayabilir. Alkol ve madde kullanma miktarı artabilir. Hızlı ve tehlikeli araba kullanabilir, suç içeren davranışları yapabilir. Yani, hastaların manik atak dönemlerinde tehlike ve risk içeren her türlü aktiviteyi yapma ihtimali artar. Artmış bir benlik algısı vardır. Hasta kendini normalden daha değerli, önemli hisseder, kendine güveni fazlasıyla ama garip bir biçimde artmış görünür. Bazen duygudurumun yanı sıra düşünceler de hastalıktan etkilenebilir. Bu durumda hasta kendini, aslında olmadığı bir kimlikte sanmaya başlayabilir (bakınız; merak ettikleriniz => sanrı, hezeyan). Bunlar genellikle siyasi, dini özel niteliği olan biri (mesih, peygamber, başbakan, siyasi lider gibi) ya da ünlü bir aktör, sanatçı vb. birileri olur. Aslında bu düşünceler hastanın aşırı derecede artmış özgüveni ve yükselmiş duygudurumu ile uyumludur. Böyle düşünen ve hisseden hasta insanlarla konuşmalarında, sosyal medyada bunları coşkuyla ifade edebilir. Bu durum, diğer insanların bireyin hasta olduğunu en çok anladıkları belirtilerdir. Doğaldır ki tüm bu belirtileri yaşayan bir hastanın günlük yaşamını ve işlevselliğini sağlıklı biçimde yürütmesi beklenemez. Manik atak yaşayan bir hastanın tedavisine zaman kaybetmeden başlanmalıdır. Manik atak dönemlerinin tedavi edilmesinde birçok hastanın hastaneye yatırılması gerekmektedir. Hipomani atakları ise yukarıda sıralanan belirtilerin daha hafif hallerinin görüldüğü ataklardır. Hasta kendini, kendi normal haline göre daha iyi hisseder, özgüveni artmıştır ve enerjiktir. Eğer atağın şiddeti düşükse hastanın atak döneminde olduğu dışarıdan pek fark edilmeyebilir, hasta işine devam edebilir, günlük işlevlerini önemli oranda sürdürebilir. Hipomani ataklarında düşünce bozukluğu (sanrı) görülmez. Uyku düzeni, duygudurum bozuklukları için özellikle de bipolar bozukluk için oldukça önemli bir konudur. Genellikle manik ve hipomanik atakların ilk belirtisi uyku ihtiyacının azalması, hastanın geceleri uyku süresinin çok kısalmasıdır. Öte yandan bir bipolar bozukluk hastasının –tedavi oluyor dahi olsa- olarak uyku düzenin bozulması, az uyumak zorunda kalması onu atak dönemine sokabilir. Bu nedenle bu hastaların uyku düzenlerine çok dikkat etmeleri, uykusuz kalmamaları, mümkünse vardiyalı işlerde çalışmamaları gerekmektedir. Ayrıca, ani alınan üzücü haberler, olumsuz yaşam olayları bipolar bozukluk hastalarının atak dönemine girmelerine neden olabilir. Bipolar bozukluğun hem ataklarının tedavisinde hem de atakların tekrarlamasının önlenmesinde ilaç tedavisi önceliklidir. Duygudurum dengeleyici ilaçlar, antipsikotik ilaçlar, anksiyete giderici ilaçlar ve depresif dönemlerde antidepresan ilaçlardan yararlanılır. Öte yandan, bipolar bozukluk tanısı konmuş (geçmişte en az bir manik ya da hipomanik atak geçirmiş) bir hastada, depresyon döneminde dahi olsa, antidepresan ilaç kullanımında çok dikkatli olunmalıdır. Çünkü antidepresan ilaçlar hastalığın gidişini olumsuz yönde etkileyebilirler, manik ve hipomanik atak sıklığını arttırabilirler. Şiddetli manik ve depresif ataklarda hastalar hastaneye yatırılmalı ve gerekirse elektrokovülzif tedavi (EKT; şok tedavisi) yapılmalıdır. Bipolar bozuklukta atak geçse bile hastanın ilaçlarını uzun süre ve düzenli olarak kullanması çok önemlidir. Çünkü atakların tekrarlanma riski ancak bu sayede azaltılabilir. İlk manik atağını geçiren bir hastanın en az iki yıl boyunca düzenli olarak koruyucu ilaç tedavisi alması gerekir. Atak sayısı arttıkça bu süre uzayacaktır. Bazı hastaların ömürleri boyunca bu tedaviyi almaları gerekmektedir. İlaç tedavisinin yanı sıra, ataklar arası dönemlerde bazı psikoterapi türlerinin (destekleyici psikoterapi, bilişsel-davranışçı psikoterapi) uygulanması hastaların tedavi uyumunun artmasında, yaşam kalitelerinin iyileşmesinde, hastalığın olumsuz etkileriyle mücadele etme güçlerinin artmasında önemli katkılar sağlamaktadır. Son olarak, hem hastaların hem de yakınlarının, bipolar bozukluk, belirtiler ve bunların olabildiğince erken dönemde tanınması, dikkat edilmesi gereken durumlar (uyku düzeni, stres maruziyeti gibi) ve tedavinin önemi hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirilmesi gerekli ve önemlidir. : BİPOLAR BOZUKLUK (İKİ UÇLU BOZUKLUK)

Kaç çeşit bipolar hastalığı vardır?

Bipolar Bozukluk (İkiuçlu bozukluk, Manik Depresif Hastalık) İki uçlu bozukluk (bipolar bozukluk, eski adıyla manik-depresif hastalık) iki ayrı hastalık dönemleriyle karakterize bir ruhsal bozukluktur. Bu hastalık dönemlerinden bir tanesinde taşkınlık (mani), diğerinde ise çökkünlük (depresyon) bulunmaktadır.

Birbirlerine zıt gibi görünen bu iki hastalık dönemi yatışma ve alevlenmelerle seyreder. Hastalık dönemleri dışında ise hasta hemen tamamen normale döner. Bazı hastalarda ise günlük yaşamı kısmen etkileyen kalıntı belirtiler görülmekle birlikte, hastalar düzelir. Hastalık dönemlerini ele almak gerekirse, mani veya taşkınlık dönemi duygudurumun çok yükseldiği, hastanın aşırı coşkulu olduğu dönemdir.

Bu dönemde hastada abartılı önemli düşünceler veya ayağı yere basmayan projeler, kendini olduğundan çok daha yüksekte hissetme, büyüklük düşünceleri, düşüncelerin hastanın zihninde adeta yarışması, kendini aşırı enerjik hissetme, uyku gereksiniminde azalma, hatta uyku gereksinimini inkar etme, sonuçlarını düşünmeden heyecanlı veya eğlenceli faaliyetlere kalkışmak (çok fazla para harcama, aşırı hızlı araba kullanma) görülen belirtilere örnektir.

  1. Diğer yandan depresyon veya çökkünlük dönemi ise yukarıda yazılan durumun tam tersidir.
  2. Depresyonda ise hastada mutsuzluk, karamsarlık, umutsuzluk, özgüvende azalma, değersizlik hissetme, abartılı suçluluk veya pişmanlık duyguları, eskiden zevk aldığı faaliyetlerden zevk alamama, iştahsızlık veya uykusuzluk gibi değişiklikler, ölüm ve intihar düşünceleri, bedeninde nedeni açıklanamayan ağrılar ortaya çıkabilir.

İki uçlu bozukluk toplumlara arası farklılık göstermemekte ve ortalama olarak %2-3 civarında görülmektedir. Erken kadın oranı eşittir ve ortalama başlangıç yaşı 20–25 arasındadır. Hastalığın ortaya çıkma nedenleri arasında genetik etkenler azımsanmayacak orandadır ve ortalama olarak 2/3 oranında genetik nedenler sorumlu tutulmaktadır.

Nedenlerden bir diğeri ise beyinde hücreler arası iletiyi sağlayan kimyasal maddelerin taşınmasında veya düzeylerinde ortaya çıkan değişikliklerdir ve beyinde iletiyi bozarak düşünce, bellek, öğrenme ve duygudurumun düzenlenmesini etkiler. Stresli veya travmatik olaylar da iki uçlu bozukluğun ilk hastalık döneminin ortaya çıkmasına neden olabilir veya ilerleyen nedenleri tetikleyebilir.

Bu kimi zaman ailede görülen bir ölüm, işini kaybetmek, doğum veya taşınma gibi olaylardır. İki uçlu bozukluğun seyrindeki en önemli özelliklerden birisi ise mevsimsellik göstermesidir. Mevsimsel özellik olarak hastalar ilkbahar – yaz aylarında taşkınlık, coşkunluk yaşarken, sonbahar – kış aylarında ise çökkünlük, durgunluk içinde girerler.

Özellikle ilkbahardan yaz aylarına geçiş hastaların alevlenmesi açısından en riskli dönem gibi görünmektedir. Hastaların yaklaşık dörtte biri bu mevsimsel özellik nedeniyle içinde bulunduğumuz ilkbaharın son günleri, yazın ilk günlerinde kötüleşirler. Kötüleşme yaşanan bugünlerde hastalarda dürtüsel, tepkisel davranışlar, saldırganlık eğiliminde artma, öfke patlamaları, aşırı para harcama, taşkınlaşma azımsanmayacak orandadır.

Bunların yanı sıra zaman zaman intihar eğilimi, daha doğrusu kendine zarar verme davranışı da görülebilir. İntihar bu dönem için çok yüksek oranlarda olmasa bile, artmış risk yönünden dikkatli olmakta yarar vardır. Hatta bu mevsimde hastaların dikkatleri daha bozuk olur.

  1. Sonuç olarak, bu mevsim hastaların hastalanma eşikleri göreceli olarak düşük olmaktadır ve buna bağlı olarak da hem kendisine hem çevresindeki kişilere zarar verme riski taşıyan davranışlar gösterme riski taşırlar.
  2. İki uçlu bozukluğun tedavisinde ilaç tedavileri önem taşımaktadır.
  3. Hastalığın ilk on yılında ortalama bir insanda görülen hastalık dönemi sayısı dörttür.

İlk on yılın ardından, hastalık dönemleri arasında ortalama süre yaklaşık 1–2 yıldır. Bozukluk tedavi edilmezse, ortalama bir mani dönemi birkaç ay sürebilir. Tedavi edilmeyen depresyon döneminin süresi ise en az 6 aydır. Hastalık dönemleri arasında birçok kişi normal duygudurumlarına döner.

  • Imileri ise çökkün veya durgun bir duygudurum içerisindedir.
  • Birtakım kişilerin hastalık belirtileri arasında hiç ara olmazken, kimilerinde kısa süreli aralar görülebilir.
  • Ama en çok görülen durum hastalığın ilk yıllarında hastalık dönemleri arasında süre uzun iken, ilerleyen yıllarda bu süre giderek kısalma eğilimi gösterir.

İki uçlu bozukluğun belli bir tedavisi yoktur, her hastaya göre doktoruyla ortaklaşa olarak bir tedavi programı hazırlanır. Bu tedavi programında ilaç tedavisi yanı sıra yaşamın düzene sokulması, kötü beslenme ve alkol – madde kullanım alışkanlıklarından uzaklaşma, pozitif düşünme ve davranma becerilerini geliştirme, stresle başa çıkma stratejilerini öğrenme, hastalığın seyri konusunda ayrıntılı bilgiye sahip olma bulunmaktadır.

  1. İlaç tedavisi olarak tercih edilen ilaçların başında lityum gelirken, ayrıca valproat, karbamazepin gibi antiepileptikler, antipsikotikler kullanılabilmektedir.
  2. İki uçlu bozukluğun tedavisinde hastalık dönemlerinin tedavi edilmesi kadar, hastanın yeniden hastalanmasını engellemek adına koruyucu tedavi de planlanmaktadır.

Hastalara günlük hayatları için bazı önerilerde bulunmak gerekebilmektedir: • Arkadaşlarınız, aile bireyleri veya eşinizle (şayet varsa) rahatsızlığınızı paylaşın • Mümkün olduğunca düzenli uyku uyuyun • Çok az alkol tüketin veya hiç tüketmeyin. Uyuşturucudan uzak durun.

• İşte ve evde stresinizi azaltın. • Düzenli beslenin. • Düzenli egzersiz yapın. • Nefes egzersizleri yapın. • Öfke ve depresyon (çökkünlük) gibi duygularla teker teker başa çıkmayı öğrenin. Günlük rutinlerinizi belirlemenin size mutlaka yararı olacaktır. Bu sayede mani veya depresyon dönemlerini tetikleyen potansiyeli de ortadan kaldırmış olursunuz.

Hastalık dönemi öncesinde uyarıcı belirtileri fark etmek, erken müdahale açısından oldukça önemlidir. Hastanın arkadaşlarına ve aile bireylerine de bu uyarıcı belirtileri anlatarak, onların da fark etmelerini sağlayabilir. Bu mevsim geçişlerinde hastaya olabildiğince yakın olmakta yarar vardır.

  1. Hastanın uyarıcı belirtilerini yakından takip etmelidir.
  2. Bu dönemde hastanın alkol ve diğer uyuşturucu maddelerden uzak durması gereklidir.
  3. Mutlaka uyku düzenini korumalı, gece uykusuna özen göstermelidir.
  4. Günde sekiz saat uyumak kadar bu uykuyu gece almak da gereklidir.
  5. Hasta taşkınlaşmaya başladığı takdirde, hızla yakınlarına ve doktoruna ulaşmalıdır.

Hastalığın tırmanmasını beklemek hastalığın kontrolünü çok zorlaştırır. Erken müdahale tedavi yanıtını arttırır. Ayrıca yine bu mevsimde taşkınlaşma riski nedeniyle kredi kartlarını hastadan uzak tutmak, araba anahtarını kontrollü vermek, ilişki kurduğu arkadaşlarını takip etmek olası zararları engeller.

Bipolar olupta iyileşen var mı?

1. Bipolar bozukluk tanımlanabilir tek bozukluktur. YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozukluk, kişinin mani (yükselmiş duygudurumu) veya depresyon (keder hali) ataklarını veya ikisinin karışımını (mani ve depresyon belirtilerini eş zamanlı olarak gerçekleştiği atak) yaşadığı duygudurum bozukluklarını tarif eden tanılar kümesidir.

Nöbetler arasında kişi belirti göstermeyebilir.2. Bipolar bozukluk nadir görülen bir rahatsızlıktır. YANLIŞ Gerçek: Duygudurum bozuklukları halk sağlığını dünya çapında en çok tehtid eden sorunlar arasındadır. Bipolar bozukluğun yaşam boyu yaygınlığı %0.5-1.6 olarak bildirilmiştir. Bipolar spektrum bozukluklarının ise yaşam boyu yayagınlığı %3-6 arasındadır.

Türkiye’de, yaklaşık 2 milyonu aşkın Bipolar Bozukluk tanısı alan kişi bulunmaktadır.3. Bipolar bozukluk, kişinin hayal gücünün ürünüdür. Pozitif düşünerek başedilebilir. YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozukluk tedavi edilebilir bir zihin bozukluğudur, gerçektir ve iyi yönetilmezse çok fazla acıya sebep olur, Kişiler sadece pozitif düşünerek ve yaşam düzenlemeleri ile ondan kurtulamazlar.

İyileşme tedaviye uyumu gerektirir. Tabiki diğer rahatsızlıklarda olduğu gibi stresten uzak durmak, kaliteli bir uyku ve sağlıklı beslenme de hastalığın seyrini olumlu etkilecektir.4. Bipolar bozukluğu olan kişiler her zaman dengesizdir. YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozukluk, günboyu duygudurumda yükselme (mani) ve düşmenin (depresyon) gözlendiği ataklar ile karakterizedir.

Çoğunlukla bu ataklar birbirinden aylar hatta seneleri bulan süreler ile ayrıktır. Hastalar bu aralık zamanlarında tamamen normaldir ve herhangi bir şikayetleri olmaz.5. Bipolar bozukluğu kişisel zayıflıktan veya karakter bozukluğundan kaynaklanır. YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozukluk, tıpkı diyabet, astım veya diğer sağlık durumları gibi tıbbi bir rahatsızlıktır.

Kişilik veya karakter ile ilişkisizdir. Beyindeki kimyanın bozulduğu nörobiyolojik bir hastalıktır. Bipolar bozukluğu olan kişiler tıpkı diğer sağlık durumlarında olduğu gibi tedavi görmeden daha iyi olamazlar. İlaç tedavisi şarttır.6. Bipolar Bozukluğu olan kişiler manik atak dönemlerinde çok mutludurlar.

YANLIŞ Gerçek: Manik dönemlerde yükselmiş (mutlu veya vecd hali) duygudurum dışında çoğunlukla sinirlenmeye meyilli, öfkeli, kavgacı bir ruh halleri de görülebilir. Zevk veren ancak riskli ve kötü sonuçlar doğurma ihtimali olan etkinliklerde sık bulunulması mutluluktan ziyade, atak sonrasında mutsuzluk ve pişmanlık getirir.

Manik atak yaşayan kişiler hatta düşüncelerinin ve davranışlarının kontrolünü yitirdiklerinden korkmuş da hissederler.7. Laboratuvar testi ile bipolar bozukluğu teşhis edebilirsiniz. YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozukluk için bilinen bir kan, idrar veya tükrük testi yoktur. Kanda veya serumda lityum düzeyi bakılarak Bipolar bozukluk tanısı konulamaz.

İnternette satılan tükrük testleri ile de tanı konulamaz. Bu testler sadece 2 genetik mutasyonun varlığına bakmaktadır ve ancak tüm hastaların içinde çok küçük bir grubu temsil edebilir. Bipolar bozukluk ile ilgili birçok aday genden şüphelenilmektedir ancak tam listesi yoktur ve tüm hastaları açıklayamamaktadırlar.8.

  • Bipolar bozuklukta lityum tuzu eksiktir.
  • YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozuklukta atakların önlenmesi amacıyla duygudurum düzenliyici ilaçlar kullanılır.
  • Bu ilaçlardan biri de Lityumdur.
  • Ancak Lityum bir düzenleyicidir.
  • Lityumun vücutta eksikliği söz konusu değildir, hatta normal bir insanın kanında hiçbir şekilde bulunmaz.

Lityum tedavisi altında iken ilaç kan düzeylerine bakılmasının amacı hastalıktan koruyucu kan konsantrasyonunun sağlanıp sağlanmadığının kontrol edilmesidir.9 Bipolar bozukluk fiziksel rahatsızlıklar gibi kolayca teşhis edilemez. YANLIŞ Gerçek: Her ne kadar bipolar bozukluğun tanısını tek test ile saptayabilecek teknoloji olmasa da bipolar bozukluğun teşhisi psikiyatrik standart kriterlere dayanır.

  1. Bipolar rahatsızlığın tam teşhisi; tıbbi ve psikiyatrik öykü, kişinin bildirdiği belirtiler, gözlemlenebilir davranışlar, aileden ve arkadaşlardan edinilen bilgi, ailenin psikiyatrik geçmişi ve belirli psikiyatrik derecelendirme araçları kullanılarak yapılır.10.
  2. Bipolar bozukluk tedavi edilemez.
  3. YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozukluk etkili bir şekilde tedavi edilebilir.

Bipolar hastaların %15’i bir daha hiç hastalanmayacak şekilde tamamen iyileşir. Hastaların %45’i yaşam boyunca çeşitli dönemlerde ataklar yaşar, atakların arasında tamamen iyilik hali söz konusudur. İyileşme süreci, kişiye özel düzenlenmiş tedavi, bu tedavi planına bağlı kalmak, hastalıkla ilgili psikoeğitim, bakıma dahil olan uzmanlarla iyi iletişim, iyi bir destek sistemi (aile ve arkadaşlar) dahil birçok faktöre bağlıdır.11.

Bipolar bozukluğu olan kişiler antidepresan kullanmamalıdır. YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozukluğu olan kişilerde antidepresan kullanımı manik atağı tetikleyebilir. Ancak bu depresyon veya karma atak geçirdiklerinde antidepresan kullanmayacakları anlamına gelmez. Antidepresanlar duygudurum düzenleyicileri ve eşlik eden başka ilaçlar ile kombine edildiklerinde kişiyi maniye kaydırmadan etkili bir şekilde tedavi ederler.12.

Bipolar bozukluğu olan kişiler çalışamaz. YANLIŞ Gerçek: Uygun tıbbi bakım ve iyi bir destek ile bipolar bozukluğu olan kişilerin %75’inden fazlası çalışıp ve başarılı olabilir.13. Bipolar bozukluk, kontrol altına alındığında ilaçlar bırakılabilir. YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozukluk, şikayetler ortadan kalktığında bile ilaç almaya devam edilmesinin gerektiği bir rahatsızlıktır.

İlaçlar önleyici olarak çalışır. Bunu tansiyon veya diyabete benzetebiliriz. Kan şekerinin yükselmemesi veya tansiyonunun çıkmaması için ilaçlar düzenli olarak kullanılır. İlaç kullanımı sırasında tansiyon normale döndü diye ilaçlar kesilmez. Herhangi bir ilacı bırakmadan önce her zaman doktorunuza danışmalısınız.14.

Bipolar bozukluğu olan kişiler dahidir ya da sanatkardır. YANLIŞ Gerçek: Her zeka düzeyinde bipolar bozukluk görülebilir ve hastaneye yatış olabilir. Fikir uçuşması olarak adlandırılan hastalık bulgusu yani birçok fikrin akla gelmesi yaratıcılık gibi görünse de dikkat ve konsantrasyon eksikliğinden ötürü bu fikirler işlevsel şekilde işlenemezler ve sonuç alınamaz.

Hastalık yaşantılarının birer yapıta dönüşmesi kişinin zaten kendinde varolan yaratıcılığına bağlıdır.15. Çocuklar, bipolar bozukluğa yakalanmazlar. YANLIŞ ​Gerçek: Her ne kadar Bipolar bozukluğun en sık tanı aldığı yaş aralığı 25 yaş civarı da olsa, Bipolar bozukluk çocuklarda da görülebilir. Ebeveynlerinde bipolar bozukluk olan çocukların etkilenme olasılığı ise daha yüksektir.

Çocuklar erişkinlerin aksine atakları gün içerisinde birçok defa hızlı değişen ya da birlikte görülen çökkün ve coşkun duygudurum şeklinde yaşama eğiliminde olurlar. Yine çocuklarda coşkun duygudurum erişkinlerden farklı olarak çoğunlukla sinirlilik ve öfkeli hal şeklinde yaşanır.

En iyi bipolar ilacı hangisi?

Yeşilbahçe Mah. Portakal Çiçeği Cad.1460 Sok. Turunç Plaza K:3 D:24 ANTALYA 0242 311 44 33

  1. Ana Sayfa
  2. HİZMETLERİMİZ
  3. Yetişkin Psikolojik Sorunları
  4. Bipolar Bozukluğun Tedavisi

Mani ve depresyon dönemlerinin döngüsel ve tekrarlayıcı olarak seyrettiği, kronik bir psikiyatrik hastalık olan bipolar bozukluk (iki uçlu mizaç bozukluğu), tip 1 ve tip 2 olmak üzere ikiye ayrılır. Bipolar bozukluk tip 1 kişinin mesleki, ailevi, sosyal, akademik yaşam ve ilişkilerini ileri derecede bozacak kadar ağır seyirli olabilmekte, bipolar bozukluk tip 2 ise daha hafif seyirli olup, hastanın gündelik işlevleri şiddetli sekteye uğramamaktadır.

  1. Tedavide de her iki grup arasında bazı farklar vardır.
  2. Antalya psikiyatri ve psikoterapi merkezi olarak bu yazımızda bipolar bozukluğu tedavisinden, bipolar bozukluk tip 1 ve 2’nin tedavi farklılıklarından, bipolar bozukluk tedavisinde ilaç seçiminden söz edeceğiz.
  3. Bipolar bozuklukta koruyucu tedavi, bipolar bozuklukta psikoterapi ve psikososyal tedaviler de yazımızda ayrıntılı geçecektir.

Bipolar bozukluk tip 1 mani dönemi tedavisi: Bipolar bozukluk tedavisinde temel ilaçlar, duygu durumu düzenleyicileri olarak isimlendirilen başta lityum olmak üzere, sodyum valproat, karbamezepin ve lamotrijindir. Bunlara yanıt alınamadığında kalsiyum kanal blokörleri, klonidin, yeni nesil antipsikotikler, sentetik antiöstrojenler ve okskarbezepin gibi ilaçlar duygu durumu düzenleyici olarak kullanılmaktadır.

  • Lityum, mani tedavisinin bir numaralı ilacıdır.
  • Özellikle manik epizodun psikomotor aktivasyon, grandiozite, maniye özgü düşünce bozuklukları, uykusuzluk ve irritabilite belirtileri üzerine etkilidir.
  • Akut mani döneminde tedavinin amacı manik alevlenmeyi yatıştırmak, davranış kontrolünü sağlamak, uykuyu düzenlemek ve epizodu sonlandırmaktır.

Özellikle agresif ve saldırgan hastalarda, lityumun etkisi ortaya çıkana kadar uykusuzluğu ve ajitasyonu bir an önce düzeltmek için klonazepam ya da lorazepam gibi yüksek etkili bir benzodiazepin tedaviye eklenir. Hezeyenları olan, kendine ve çevreye zarar verme olasılığı bulunan hastalarda ise bir çok psikiyatrist tedaviye haloperidol, klorpromazin, pimozid, risperidon, olanzapin, klozapin, ketiapin gibi klasik ya da yeni nesil bir antipsikotiği de eklemeyi tercih eder.

Manik tablo yatıştıktan sonra benzodiazepin ve antipsikotikler tedricen kesilerek, duygu durumu düzenleyicilere devam edilir. Hamilelik durumunda en güvenli yaklaşım EKT’dir. Tercih edilen ortalama lityum dozu 0,6-1,2 mEq/L olup, güvenlik aralığı dar olması sebebiyle, lityum kan düzeyi yakından takip edilerek doz ayarlanır.

Mide barsak rahatsızlıkları, tremor ve konfüzyon gibi yan etkiler nedeniyle doz arttırımında sıkıntı yaşanabilir. Lityum tedavisine başladıktan sonra üç hafta içinde manik belirtilerde ciddi bir gerileme olur. Lityuma yeterli yanıt alınamadığında tedaviyi güçlendirici stratejiler uygulanır.

  1. Lityum kesilmeden valproat, karbamazepin ve lamotrijin gibi diğer duygu durumu düzenleyiciler ya da antipsikotiklerin eklenmesi tedaviye olumlu katkıda bulunur.
  2. Geçirilmiş epizod sayısının azlığı veya çokluğu, hızlı döngünün olup olmaması, madde kötüye kullanımının varlığı, psikoz varlığı, karma mani varlığı gibi sebepler manik nöbette lityum ya da valproik asit arasında bir tercih yapmaya neden olur.

Manik dönem tedavisi nde bazı önlemlerin de alınması gerekir. Antidepresan ya da steroid kullanan hastalarda bunların kesilmesi, madde kullanan hastaların maddeyi bırakmaları tedavinin etkinliği açısından zorunludur. Tedavi uyumu için hasta ve aile eğitimi de gereklidir.

  • Bipolar bozukluk tip 1 depresif dönem tedavisi: Bipolar depresyonda mümkün olduğunca lityumun antidepresif etkisinden yararlanmalı, hafif depresyon durumunda hemen antidepresan başlanmamalıdır.
  • Lityum yetersiz kalırsa bir duygu durumu düzenleyici olan lamotrijin denenerek depresyon düzeltilmeye çalışılır.

Valproik asit de depresyon üzerinde etkili olabilmektedir. Ciddi depresyon varlığında ise lityuma ek olarak antidepresan ilaç başlanabilir, ancak çok gerekmedikçe yarım dozda tutulmaya çalışılır. Bupropion, sitalopram, paroksetin, venlafaksin gibi antidepresanların maniyi indükleme riskinin daha az olduğu söylenmektedir.

Antidepresan ilaca yanıt alınırsa, majör depresyon tedavisinden farklı olarak, ortalama 8 haftalık süre sonunda ilaç azaltılarak kesilme yoluna gidilir. Tedaviye dirençli depresif vakalarda tiroid hormonundan fayda görülebilmektedir. Ağır, katatonik, psikotik özellikli depresyonlarda ve hamilelerde EKT tercih edilebilir.

Bipolar bozukluk tip 2 tedavisi: Bipolar 2 bozuklukta da tedavide duygu durumu düzenleyici ilaçlar tercih edilir. Hipomanik dönemde lityum ve karbamazepin ya da lityum ve okskarbazepin kombinasyonu sıklıkla kullanılmaktadır. Depresif dönemde ise hızlı döngü yoksa antidepresan kullanılabilir.

  • Hızlı döngülü bipolar bozukluğun tedavisi: Psikiyatristler açısından en zorlu bipolar (iki uçlu) bozukluk vakaları hızlı döngülü olanlardır.
  • Bu olgularda mani ve depresyon arasında çok hızlı kayışlar olduğundan tedavinin stabilitesini sağlamak güçtür.
  • Hızlı döngülü bipolar bozukluğunda tedavinin genel prensipleri, antidepresanı kesmek, duygu durumu dengeleyicileri kombine kullanmak, alkol, kafein ve diğer uyarıcı ilaçlardan uzak durmak, uykusuzluğu gidermek, parlak ışıktan korunmaktır.

Çoğu kez bir antipsikotik de gerekir. Benzodiazepin bu vakalarda kullanılmaz. Hızlı döngülü epizod sayısı arttıkça koruyucu tedaviye yanıt oranları düşer. Tek başına lityum kullanımı hızlı döngülü vakalarda genelde tercih edilmez. Valproik asit ve lamotrijin, lityum ve karbamazepinin tek başlarına kullanımlarından daha etkilidir.

Gabapentin, topiramat, olanzapin, ketiapin, klozapin, risperidon, ziprosidon gibi ek ilaçlara da büyük olasılıkla ihtiyaç duyulacaktır. Bipolar bozuklukta koruyucu tedavi: Koruyucu tedaviden amaç, olası yeni manik ya da depresif epizodları önlemektir. Koruyucu tedaviye en az iki epizottan sonra başlanır.

Ailede bipolar bozukluk öyküsü olanlarda ve ilk atağı çok ağır geçirenlerde koruyucu tedaviye hemen başlanmalıdır. Koruyucu tedavi genellikle 5 yıl olarak önerilse de, klinik seyre göre hasta, aile ve psikiyatrist birlikte karar alarak daha uzun sürelerde de kullanılabilir.

See also:  IsviRe Frangı Ne Kadar?

Bipolar bozukluğun koruyucu tedavisi nde en etkili ilaç lityumdur. Lityum özellikle manik belirtiler üzerinde ve intihar riski üzerinde diğer duygu durumu düzenleyicilerden daha etkilidir. Hasta erkek ise, ilk epizod manik ise, epizod dış olaylardan bağımsız ve kendiliğinde ortaya çıkmışsa, başlangıç ergenlik dönemi ya da 30 yaş üzerinde ise, ailede genetik yatkınlık varsa ve hastanın sosyal destek sistemleri yetersiz ise koruyucu tedaviye erkenden başlanmalıdır.

Manik epizod sonrası depresif dönem geçirenlerde, ara dönemde tam iyilik hali bulunanlarda, hızlı döngülü seyir olmaması durumunda, ailede hastalık öyküsü bulunmuyorsa, madde kötüye kullanımı yoksa, anksiyete bozukluğu hastalığa eşlik etmiyorsa, aile hastaya yeterli sosyal destek veriyorsa tedaviden tam verim almak mümkün olur ve prognoz iyi gider.

  • Bipolar bozuklukta psikoterapi ve psikososyal tedaviler: Bipolar bozukluk 2 yıl içinde %60 tekrarlama olasılığı bulunan ciddi bir psikiyatrik hastalıktır.
  • Yüksek stres düzeyi olanlarda bu risk 4-5 kat artmakta, kişilik bozukluklarıyla da ilişkili olduğu görülmektedir.
  • Hipomanik epizod yaşayanların yarısında eksen-2 kişilik bozukluğu bulunur.

Ailesel stres faktörleri, olumsuz yaşam olayları, bozuk uyku hijyeni, hastanın bilişsel stilindeki çarpıklıklar hastalıkla doğrudan ilgilidir. Bunlardan dolayı psikososyal destek ve psikoterapi, bipolar bozukluk tedavisi nde önem kazanmaktadır. Psikososyal tedaviler daha çok hastanın tedaviye uyumunu sağlamaya yöneliktir.

  • Çünkü hastaların yaklaşık yarısı tedaviyi bırakma eğilimindedir.
  • Yapılandırılmış bilişsel davranışçı yöntemler, aile ve hasta eğitimi ile ilaç kullanımını sağlamak tedavinin en önemli basamağıdır.
  • Günlük rutin işlerin ve sosyal işlevlerin düzenlenmesi, duygu durumu ile yaşam olayları arasındaki ilişkinin aydınlatılması, kişiler arası ilişkilerdeki çatışmaların düzeltilmesi, otomatik düşüncelerin saptanarak olumsuz olanlarla mücadele edilmesi, problem çözme becerilerinin arttırılması, hastanın kişiliği ile hastalığı arasındaki ayırımın sağlanması, aile içi iletişimin arttırılması psikoterapötik yaklaşımlarla düzeltilir.

Aile terapileri, bilişsel davranışçı terapi, kişiler arası ve sosyal ritm tedavisi gibi uygulamalar bipolar bozukluğun tedavisinde kullanılan psikoterapi yöntemlerindendir. Tüm psikiyatrik hastalıkların tedavisi, psikolojik sorunlarınızın tedavisi, evlilik sorunlarınız, çift ve aile problemleriniz için Antalya Psikiyatri ve Psikoterapi Merkezimizi güvenle tercih edebilirsiniz.

  • « Yaygın Anksiyete Bozukluğunda Psikoterapi
  • Depresyon Tedavisinde Farklı Yöntemler »

Bipolar bozukluğu olan evlenebilir mi?

Psikiyatri hastaları arasında evlilik ve eş desteği açısından herhangi bir cinsiyet farklılığı var mı? Amaç: Eşler arası uyumsuzluk, ayrılma, boşanma vakaları yüksek oranlarda rapor edilmekte olup belirli bazı sosyal becerilerin psikiyatrik bozuklukları olan hastalar arasında yaygın olduğu görülmektedir.

  • Bu durum, düşük evlilik oranları ve evlilik uyumsuzluğu ile ilgilidir.
  • Tekrar eden depresif bozukluklarda evlilik memnuniyetinin önemli ölçüde azaldığı belirtilmektedir.
  • Bipolar bozukluğu olan bireyler arasında ayrılma ve boşanma ile sonuçlanan evliliklere sıklıkla rastlanmaktadır.
  • Araştırmalar hamilelik, doğum yapma, annelik ve ailevi sorumluluklar gibi psikolojik, sosyal ve biyolojik faktörlere bağlı olarak evli kadınların evli erkeklerden daha fazla strese maruz kaldığını ortaya koymuştur.

Evliliğin yükünün kadınlarda olması ve psikiyatrik bozuklukların evliliğe etkileri göz önünde bulundurularak psikiyatri kliniklerine yatırılan kadın ve erkek hastalarımızı, kadın hastaların erkek hastalarla karşılaştırıldığında boşanma oranlarının daha yüksek ve eşlerinin vereceği desteğin daha düşük olacağı varsayımına göre karşılaştırdık.

Yöntem: Şu anda evli olan veya daha önce evlilik geçmişi olan kadın ve erkek yatan hastaların evlilik geçmişlerini ayrıntılı olarak sorgulayan sosyo-demografik sorular sorulmuştur. İçgörü ve işleyiş de değerlendirilmiştir. Bulgular: Hastaların 96’sı kadın 111’i erkekti. Örneklemdeki hastalar için konulan teşhisler şöyleydi: % 41,1 şizofreni, % 26,1 bipolar bozukluk, %11,5 NOS psikoz bozukluğu, % 9,2 depresyon.

Bunların dışında kalanlar şizoefektif bozukluk, kuruntulu rahatsızlık, kaygı bozuklukları, uyum bozuklukları ve kişilik bozukluklarıdır. Erkeklerin ortalama yaşı 46,8 } 12,0 kadınlarınki 40 }10,9 (p=0.00). Hastalık süreleri erkekler için: 13,1•}10,3, kadınlar için: 10,3}8,6 (p=0.04).

  • Ayrılma oranı kadınlarda önemli ölçüde daha fazladır (p=0.04).
  • Eşten görülen şiddet kadın hastalarda önemli ölçüde daha fazladır (p=0.00).
  • Alkol ve madde kullanım bozukluğu geçmişi erkek hastalarda önemli ölçüde daha yüksektir (p=0.003, p=0.02).
  • Global İşlevselik Değerlendirme (GAF) puanları kadınlarda erkeklerden daha fazladır.

Şizofreni grubu içerisinde ayrılma ve boşanma oranları hastalık süreleri 10 yılın üzerinde olan kadın hastalarda önemli ölçüde daha yüksektir (p=0,02, p=0,04). Şizofren olan erkek hastalar arasında hastalık süresi ile ilgili herhangi bir önemli farklılığa rastlanmamıştır.

Duygusal düzensizliği olanlardan faklı değildir. Sonuç: GAF puanlarından elde edilen sonuçların kadınlarda erkeklere oranla daha yüksek olması kadınlarda ortalama yaşın daha düşük ve hastalık süresinin daha kısa olması ile açıklanabilir. Evli olan yada evlilik geçmişi olan kadın hastalar erkek hastalardan daha gençtir.

Bu toplumumuzda yaygın olan kadınların erken evlendirilmesi ile açıklanabilir. Eşten görülen şiddet ve ayrılma oranları kadın hastalarda daha yüksektir. Bu bizim kadın hastalar için eş desteğinin daha düşük olduğu hipotezimizi desteklemektedir. Şizofren olan hastalarda hastalık süresi ile ayrılama/boşanma oranları arasında pozitif bir ilişki vardır.

Bipolar bozukluk bir akıl hastalığı mıdır?

Bipolar bir Akıl Hastalığı Değildir – Hastalığın ne olup, ne olmadığı önemlidir. Mesela şu çok net, Bipolar bozukluk olan durum bir akıl hastalığı değildir yada şizofrenik bir durum değildir. Duygularda bir takım dalgalanmalar vardır. Lakin, dönem dönem bir takım düşünce bozuklukları eşlik eder ama geçicidir.

  • Bipolar hastalığı olan insanları zeka seviyesi normal yada kimi araştırmalar göre zeka seviyesi ortalamanın üstündedir.
  • Bipolar insanlar ayrıca yaratıcılığı yüksek insanlardır.
  • Yeter ki hastalıklarını kabul etsinler, tedavi görsünler, ilaçlarını kullansınlar, o zaman bu hastalığın dezavantajlarını daha az yaşarlar, ve avantajlarını yaşayabilirler.

Amerikalılar bu hastalık için “God’s gift” derler, tanrı vergisi manasında. Çünkü yaratıcılığı yüksek insanlardır. Bu hastalıkta insanlar ben deli değilim akıl hastası değilim deyip doktora gitmeyi ihmal eder. Halbuki bir psikiyatriste gelse, doktor da ona şunu diyecektir : “Sizin durumunuz bir akıl hastalığı, delilik değil, ama ciddiye almanız gereken bir mizac bozukluğunuz var.”

En tehlikeli depresyon hangisi?

Unipolar Depresyonu Tedavisi – Tek kutuplu depresyon ile mücadele etmek zordur. Kişi unipolar depresyon belirtileri yaşıyorsa ve kendine zarar verme ya da intihar düşünceleri varsa, bir uzmana başvurulmalıdır. Genel olarak tedavi, terapi ve ilaç tedavisi gibi yaygın tedavileri birleştirilirse en iyi sonucu verir.

  • Psikoterapi, tek kutuplu depresyonu tedavi etmenin etkili yollarından biridir ve depresyon tedavisinin temel taşıdır.
  • Bu durumu tedavi etmenin ilk adımı alanında uzman bir doktordan destek almaktır.
  • Tek kutuplu depresyonu tedavi etmek için kullanılan terapi çeşitleri içinde kişilerarası terapi ve bilişsel-davranışçı terapi bulunmaktadır.

Bunun ile birlikte yeterince uyumak ruh halini iyileştirebilir. Depresyon ile mücadelede, uyarı işaretlerini görmezden gelmemek gerekir. Unipolar depresyon, beynin yalnızca bir kısmını etkilemekte olan bir duygudurum bozukluğu olarak adlandırılır. Genel olarak genç erişkinlik döneminde başlar ve en az altı ay devam eder.

  1. Unipolar depresyonun zaman içinde bipolar depresyona dönüşme ihtimali vardır.
  2. Bundan dolayı depresyon hastalığı yaşayanlar bipolar bozukluk adayı olmaktadır.
  3. Linik depresyon, majör depresif bozukluk şeklinde de bilinmektedir.
  4. Depresyon türlerinin en şiddetlisidir.
  5. Yoğun üzüntü durumu, mutsuzluk, değersizlik gibi yoğun kötü duygular ile ilerler ve kendi kendine geçmesi beklenemez.

Güncelleme Tarihi: 06 Mart 2023 Yayınlama Tarihi: 01 Şubat 2023 Kategori: Sayfa içeriğinde yer alan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. İlgili sayfada tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren öğeler yer almamaktadır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Bipolar hastalık geçer mi?

1. Bipolar bozukluk tanımlanabilir tek bozukluktur. YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozukluk, kişinin mani (yükselmiş duygudurumu) veya depresyon (keder hali) ataklarını veya ikisinin karışımını (mani ve depresyon belirtilerini eş zamanlı olarak gerçekleştiği atak) yaşadığı duygudurum bozukluklarını tarif eden tanılar kümesidir.

  1. Nöbetler arasında kişi belirti göstermeyebilir.2.
  2. Bipolar bozukluk nadir görülen bir rahatsızlıktır.
  3. YANLIŞ Gerçek: Duygudurum bozuklukları halk sağlığını dünya çapında en çok tehtid eden sorunlar arasındadır.
  4. Bipolar bozukluğun yaşam boyu yaygınlığı %0.5-1.6 olarak bildirilmiştir.
  5. Bipolar spektrum bozukluklarının ise yaşam boyu yayagınlığı %3-6 arasındadır.

Türkiye’de, yaklaşık 2 milyonu aşkın Bipolar Bozukluk tanısı alan kişi bulunmaktadır.3. Bipolar bozukluk, kişinin hayal gücünün ürünüdür. Pozitif düşünerek başedilebilir. YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozukluk tedavi edilebilir bir zihin bozukluğudur, gerçektir ve iyi yönetilmezse çok fazla acıya sebep olur, Kişiler sadece pozitif düşünerek ve yaşam düzenlemeleri ile ondan kurtulamazlar.

  1. İyileşme tedaviye uyumu gerektirir.
  2. Tabiki diğer rahatsızlıklarda olduğu gibi stresten uzak durmak, kaliteli bir uyku ve sağlıklı beslenme de hastalığın seyrini olumlu etkilecektir.4.
  3. Bipolar bozukluğu olan kişiler her zaman dengesizdir.
  4. YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozukluk, günboyu duygudurumda yükselme (mani) ve düşmenin (depresyon) gözlendiği ataklar ile karakterizedir.

Çoğunlukla bu ataklar birbirinden aylar hatta seneleri bulan süreler ile ayrıktır. Hastalar bu aralık zamanlarında tamamen normaldir ve herhangi bir şikayetleri olmaz.5. Bipolar bozukluğu kişisel zayıflıktan veya karakter bozukluğundan kaynaklanır. YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozukluk, tıpkı diyabet, astım veya diğer sağlık durumları gibi tıbbi bir rahatsızlıktır.

  1. Işilik veya karakter ile ilişkisizdir.
  2. Beyindeki kimyanın bozulduğu nörobiyolojik bir hastalıktır.
  3. Bipolar bozukluğu olan kişiler tıpkı diğer sağlık durumlarında olduğu gibi tedavi görmeden daha iyi olamazlar.
  4. İlaç tedavisi şarttır.6.
  5. Bipolar Bozukluğu olan kişiler manik atak dönemlerinde çok mutludurlar.

YANLIŞ Gerçek: Manik dönemlerde yükselmiş (mutlu veya vecd hali) duygudurum dışında çoğunlukla sinirlenmeye meyilli, öfkeli, kavgacı bir ruh halleri de görülebilir. Zevk veren ancak riskli ve kötü sonuçlar doğurma ihtimali olan etkinliklerde sık bulunulması mutluluktan ziyade, atak sonrasında mutsuzluk ve pişmanlık getirir.

  • Manik atak yaşayan kişiler hatta düşüncelerinin ve davranışlarının kontrolünü yitirdiklerinden korkmuş da hissederler.7.
  • Laboratuvar testi ile bipolar bozukluğu teşhis edebilirsiniz.
  • YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozukluk için bilinen bir kan, idrar veya tükrük testi yoktur.
  • Anda veya serumda lityum düzeyi bakılarak Bipolar bozukluk tanısı konulamaz.

İnternette satılan tükrük testleri ile de tanı konulamaz. Bu testler sadece 2 genetik mutasyonun varlığına bakmaktadır ve ancak tüm hastaların içinde çok küçük bir grubu temsil edebilir. Bipolar bozukluk ile ilgili birçok aday genden şüphelenilmektedir ancak tam listesi yoktur ve tüm hastaları açıklayamamaktadırlar.8.

Bipolar bozuklukta lityum tuzu eksiktir. YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozuklukta atakların önlenmesi amacıyla duygudurum düzenliyici ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlardan biri de Lityumdur. Ancak Lityum bir düzenleyicidir. Lityumun vücutta eksikliği söz konusu değildir, hatta normal bir insanın kanında hiçbir şekilde bulunmaz.

Lityum tedavisi altında iken ilaç kan düzeylerine bakılmasının amacı hastalıktan koruyucu kan konsantrasyonunun sağlanıp sağlanmadığının kontrol edilmesidir.9 Bipolar bozukluk fiziksel rahatsızlıklar gibi kolayca teşhis edilemez. YANLIŞ Gerçek: Her ne kadar bipolar bozukluğun tanısını tek test ile saptayabilecek teknoloji olmasa da bipolar bozukluğun teşhisi psikiyatrik standart kriterlere dayanır.

  1. Bipolar rahatsızlığın tam teşhisi; tıbbi ve psikiyatrik öykü, kişinin bildirdiği belirtiler, gözlemlenebilir davranışlar, aileden ve arkadaşlardan edinilen bilgi, ailenin psikiyatrik geçmişi ve belirli psikiyatrik derecelendirme araçları kullanılarak yapılır.10.
  2. Bipolar bozukluk tedavi edilemez.
  3. YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozukluk etkili bir şekilde tedavi edilebilir.

Bipolar hastaların %15’i bir daha hiç hastalanmayacak şekilde tamamen iyileşir. Hastaların %45’i yaşam boyunca çeşitli dönemlerde ataklar yaşar, atakların arasında tamamen iyilik hali söz konusudur. İyileşme süreci, kişiye özel düzenlenmiş tedavi, bu tedavi planına bağlı kalmak, hastalıkla ilgili psikoeğitim, bakıma dahil olan uzmanlarla iyi iletişim, iyi bir destek sistemi (aile ve arkadaşlar) dahil birçok faktöre bağlıdır.11.

Bipolar bozukluğu olan kişiler antidepresan kullanmamalıdır. YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozukluğu olan kişilerde antidepresan kullanımı manik atağı tetikleyebilir. Ancak bu depresyon veya karma atak geçirdiklerinde antidepresan kullanmayacakları anlamına gelmez. Antidepresanlar duygudurum düzenleyicileri ve eşlik eden başka ilaçlar ile kombine edildiklerinde kişiyi maniye kaydırmadan etkili bir şekilde tedavi ederler.12.

Bipolar bozukluğu olan kişiler çalışamaz. YANLIŞ Gerçek: Uygun tıbbi bakım ve iyi bir destek ile bipolar bozukluğu olan kişilerin %75’inden fazlası çalışıp ve başarılı olabilir.13. Bipolar bozukluk, kontrol altına alındığında ilaçlar bırakılabilir. YANLIŞ Gerçek: Bipolar bozukluk, şikayetler ortadan kalktığında bile ilaç almaya devam edilmesinin gerektiği bir rahatsızlıktır.

  1. İlaçlar önleyici olarak çalışır.
  2. Bunu tansiyon veya diyabete benzetebiliriz.
  3. An şekerinin yükselmemesi veya tansiyonunun çıkmaması için ilaçlar düzenli olarak kullanılır.
  4. İlaç kullanımı sırasında tansiyon normale döndü diye ilaçlar kesilmez.
  5. Herhangi bir ilacı bırakmadan önce her zaman doktorunuza danışmalısınız.14.

Bipolar bozukluğu olan kişiler dahidir ya da sanatkardır. YANLIŞ Gerçek: Her zeka düzeyinde bipolar bozukluk görülebilir ve hastaneye yatış olabilir. Fikir uçuşması olarak adlandırılan hastalık bulgusu yani birçok fikrin akla gelmesi yaratıcılık gibi görünse de dikkat ve konsantrasyon eksikliğinden ötürü bu fikirler işlevsel şekilde işlenemezler ve sonuç alınamaz.

Hastalık yaşantılarının birer yapıta dönüşmesi kişinin zaten kendinde varolan yaratıcılığına bağlıdır.15. Çocuklar, bipolar bozukluğa yakalanmazlar. YANLIŞ ​Gerçek: Her ne kadar Bipolar bozukluğun en sık tanı aldığı yaş aralığı 25 yaş civarı da olsa, Bipolar bozukluk çocuklarda da görülebilir. Ebeveynlerinde bipolar bozukluk olan çocukların etkilenme olasılığı ise daha yüksektir.

Çocuklar erişkinlerin aksine atakları gün içerisinde birçok defa hızlı değişen ya da birlikte görülen çökkün ve coşkun duygudurum şeklinde yaşama eğiliminde olurlar. Yine çocuklarda coşkun duygudurum erişkinlerden farklı olarak çoğunlukla sinirlilik ve öfkeli hal şeklinde yaşanır.

Bipolar bozukluğu olan kişi evlenebilir mi?

Bipolar Bozukluk Hastaları Evlenebilir Mi? Bu yazı bipolar bozukluk hastasının, Prof. Dr. Haluk Savaş’la gerçekleştirdiği röportajın notlarını içermektedir. Genç kadın hasta, son 3 aydır hiçbir sorun yaşamadığını, tedavi sürecinin iyi olduğunu, görüştüğü kişinin “çocuğun genetik olarak hasta olma ihtimali” konusunda endişe ettiğini ve bu konuya açıklık getirmek üzere röportaj yapmak istediğini aktarmıştır.

Prof. Dr. Haluk Savaş, röportajı kabul ederek “Bipolar bozukluk hastaları evlenebilir mi? Çocuk sahibi olursa çocuğun bipolar bozukluk olma ihtimali yüzde kaç?” gibi bir çok soruyu detaylı bir şekilde cevaplamıştır. Bu yazıda kullanılan isimler gerçek kimlik bilgilerini saklamak amacıyla tümüyle “takma”dır, değiştirilmiştir.

Hasta: Hocam öncelikle tedavi sürecim iyi gidiyor, 3 aydır hiçbir sorun yaşamadım. Hastalık sürecimde ne çok dipte oldum ne de çok uçta. Psikiyatrist: Çok güzel Hatice. Hasta: Yalnız tanıştığım insan bunu söz konusu etti. Benden kaynaklı olarak değil ama çocukta genetik olarak olma ihtimalinin yüksek olduğunu yani tahminimce bir doktorla görüşmüş ve bu kanıya varmış.

  • Psikiyatrist: Yani çocukta ne kadar hastalanma riski olduğunun çok farkında değil mi?
  • Hasta: Evet ben; “Her hastanın kendine özel olduğunu, derecesinin farklı
  • Psikiyatrist: Kesinlikle

Hasta: Olduğunu” söyledim ve bu konuda size danışmak istedim. Bu kaydı da ona yollayacağım. Çünkü gelmeye ikna edemedim o kişiyi. Bunlar benim düşüncelerim sizden bu konuda bilgi ve destek istiyorum. Psikiyatrist: Anladım. Yani hastalığın genetik bir tarafı var ama bir hastalığın genetik olması onu mutlaka olacağı anlamına gelmiyor.

  1. Mesela ben safra yolu ve pankreas kanseriyim.
  2. Dayımda pankreas kanseri vardı.
  3. Abimde de karaciğer kanseri vardı ama bu 2 kişiye akraba olan herhangi bir kişide hastalık çıkmadı sadece bende çıktı.
  4. Yani ikisini birden bağlayan en az 5-6 kişi vardır diyelim ailelerde dayımın çocukları, abim, yeğenlerim falan diğerlerinin hiçbirinde bu hastalık yok.

En az 5-6 kişi ama toplasan 20-30 kişiye yayılan bir grupta sadece bende hastalık çıktı.

  1. Hasta: Evet.
  2. Psikiyatrist: Bipolar bozukluğun ağır formunun toplumda görülme sıklığı %1, hafif formlarında %4 ortalamasını alırsak %2-%3 gözükebilecek bir hastalıktan söz ediyoruz.
  3. Hasta: Evet.

Psikiyatrist: Bu hastalığın birinci derecede akrabalarda görülme olasılığı 8-18 kat arasında olabilir. Yani 10 kat demek mantıklı. Ortalamasını kabul etsek en sık şekilde görülecek olduğunu farz etsek bile senin herhangi bir birinci derecede akrabanda bu hastalığın görülme riski %30’u aşmaz üstelik de en hafif formlarını da dâhil edersek bu %30 çıktığında nasıl bir hastalık olacağını kimse kestiremez.

Yani çok daha hafif formları olabilir endişe edecek bir şey yok. Çünkü sende de en ağır şeklinde gitmiyor bu hastalık. Hasta: Evet hocam. Psikiyatrist: Bu hastalığın çeşit çeşit türleri var seninki en hafiflerinden birisi. Diyelim ben kanser hastasıyım tekrar en ağır şeklini ki benim kanserime “en ölümcül olan kanser” deniliyor.

Yüz binde bir gözüken bir kanser diyelim ki ama en ölümcül buna rağmen bana çoğu doktor “1 sene içerisinde ölür!” demişti ama dördüncü senenin içerisindeyim.

  • Hasta: Ayy Allah uzun ömür versin!
  • Psikiyatrist: Anlatabildim mi?
  • Hasta: Evet.

Psikiyatrist: Böyle bir zaman diliminde yani herkes 1 sene yaşamamı beklerken konunun uzmanları ben dördüncü sene yaşıyorum. Dördüncü seneyi geçiyorum dolayısıyla tedirgin olacak bir şey yok. Önemli olan; hastalığa doğru müdahale etmek, doğru sonuçlar almak.

Hasta: Evet hocam. Psikiyatrist: Bak burada yardımcım şahit, benim en ağır hastalardan kitaplarımın önsözüne girecek kadar ağır hastalarımdan kötü hastalar var.4-5 sene sonra geliyorlar ve 4-5 sene biz onlarla görüşmemişiz bile ama nedir? Adam ilaçlarını düzgün kullanmış. Hasta: Evet evet. Psikiyatrist: Önerdiğimiz ilaçlara dikkat etmiş, işini gücünü yapıyor.

Hayat devam ediyor, gidiyor çalışıyor. Ya bizim sekreter hanım aramış “Ne yapıyorsunuz merak ettik?” diye çıkıp geliyor ya da kendisinin merak ettiği bir soru var ve gelip soruyor.

  1. Hasta: Yaa!
  2. Psikiyatrist: Ve bipolar bozukluğun en ağır şekli şizoaffektif
  3. Hasta: Onların ki değil mi?
  4. Psikiyatrist: Evet seninki onlara göre onların şiddeti 10’sa seninki 1 veya 2’dir.

Hasta: Evet hocam zaten bana “100 hastam varsa derece olarak ilk ondasınız, iyisiniz.” demiştiniz. Psikiyatrist: Hah evet aynen gördün mü bak kesinlikle tedirgin olacak hiçbir şey yok o anlamda. Bu hastalık sendeki seyri itibariyle bazı olumsuzluklar gösterse bile toplamda çok hafif form olarak seyrettiğini söylüyorum.

  • Psikiyatrist: Asla değil!
  • Hasta: Hamilelik döneminde kullanacağım ilaçlar olacak mı peki?
  • Psikiyatrist: Hepsi mümkün hiçbiri çocuğa zarar vermez telaş edecek hiçbir şey yok.
  • Hasta: Peki hocam bu şekilde ben karşımdaki kişiye bunları dile getireceğim ve videomu yollayacağım.
  • Psikiyatrist: Şüphesiz.

Hasta: Kabul edip etmemek ona kalmış. Herkesin tercihine saygı duymak zorundayım. Psikiyatrist: Tabii ki insanlar kendilerine göre bir riskten arınmak isteyebilir ama hayatta risklerin sonu yok. Hasta: Kesinlikle hocam haklısınız. Psikiyatrist: Dünyanın 40 türlü hali var. Olmadık bir şey insani bir anda çaresiz bıraktırabilir.

  1. Hasta: Engelli olması, hiç çocuk sahibi olmamak bunlar yine hayatın birer gerçeği.
  2. Psikiyatrist: Tabii ki tabii ki kesinlikle.
  3. Hasta: Biraz geniş açıdan bakmak lazım galiba.
  4. Psikiyatrist: Esnek olmayı öğrenmemiz lazım.
  5. Hasta: İnsanımızın bu konularda bakış açısı biraz dar.

Psikiyatrist: Bir de şöyle tersinden bir veri söyleyeyim. Dünyada 100 insandan kaçı sağlıklı olabilir sence?

  • Hasta: Daha önce %1 demiştiniz galiba ama
  • Psikiyatrist: %4.
  • Hasta: Hım.
  • Psikiyatrist: %96’mız yani ben öyle mesela bir keresinde hastaya açıklamak için kendimdeki hastalıkları saydım 16 tane hastalık buldum yani aynı anda bende bulunan hastalıklar anlatabildim mi?
  • Hasta: Evet.
  • Psikiyatrist: Hiçbir hastalığı olmayan insan sayısı dünyada sadece %4 oranı.
  • Hasta: Bir de sağlıklıyken sağlıksız da olabiliriz mesela bir trafik kazası

Psikiyatrist: Olabilir tabii ki kesinlikle. Dolayısıyla hayatta esas olan şey sağlık değil de hastalık gibi gözüküyor. İstisna olan şey; sağlıklı olma durumu o zaman nedir? Birkaç gün önce bir tweet attım bir avuç ilaç içiyorum içinde antidepresan da var.

  1. Hasta: Evet.
  2. Psikiyatrist: Böyle yaşıyoruz yani ne yapalım şimdi?
  3. Hasta: Evet hocam hayatın gerçeği.

Psikiyatrist: “Ben hastayım!” diye yaşamayacak mıyım yani?

  • Hasta: Soyutlamak olmaz hocam.
  • Psikiyatrist: Tabii yani eşim belli bir yaşta çocuk sahibi olmayı istese de olamaz ama hani daha genç bir eşim olsaydı çocuk sahibi olmak istese olamayacak mı yani ne var?
  • Hasta: Evet.

Psikiyatrist: “Hayır hayır ben hastayım asla yeni çocuk yapılmasına müsaade etmem!” mi diyeceğim yani çok saçma bir şey olur. Hasta: Aynen. Psikiyatrist: Yani herhangi birinin hastalığı çocuk doğurmasına, herhangi birinin hastalığı o kişiden bir çocuk olmasına, o kişiden numune alınmasına mani teşkil etmez.

  1. Hasta: Evet.
  2. Psikiyatrist: O zaman yeryüzündeki insanlardan iki kişiden bir kişinin evlenemiyor olması lazım ki çok saçma bir şey bu.
  3. Hasta: Evet hocam haklısınız çok doğru.

Psikiyatrist: Oysa çok tuhaf şeyler var. Mesela annede babada zekâ geriliği olan evlilikler var. Hasta: Değil mi? Psikiyatrist: Evet anne baba şizofreni hastaları var. Çocukları sağlıklı, derecelerle okulları kazanıyor tamam istisna ama olabilir. Dolayısıyla böyle bir imkânı baştan kesmek çok doğru bir seçim olmayabilir.

Hasta: Evet. Psikiyatrist: Ama insanlar diyebilir ki; “Böyle göz göre göre belli bir riski hiç almak istemiyorum.” ona da saygı duymak lazım. Hasta: Evet ona saygı duyarız. Psikiyatrist: Ama hani durumu izah açısından söylüyorum ben; sizin hastalığınızın aktarılma oranı %30’u geçmez. Buna “penetrasyon oranı” deniyor.

Bunun da çok yüksek bir risk olduğunu söylemek o kadar kolay değil. Bir risk şüphesiz var ve idare edilemeyecek, yönetilemeyecek bir risk asla değil. Bunları ifade etmek isterim.

  • Hasta: Teşekkür ederim hocam.
  • Psikiyatrist: Var mı başka soru?
  • Hasta: Yok hocam kafama takılan bunlardı sadece yanıtını da sizden aldım teşekkür ederim.
  • Psikiyatrist: Çok iyi bu arada iyi olmana da sevindim.
  • Hasta: Sağ olun hocam.

* Dikkat bu görüşme notlarının yayınlanması hastanın özel izni ile gerçekleşmektedir. Bu bilgilerin izinsiz bir biçimde başka yerde yayımlanması hem hasta hakları hem de telif hakları açısından sorun teşkil edecektir. : Bipolar Bozukluk Hastaları Evlenebilir Mi?