Sabor De Minas

Dicas | Recomendações | Comentários

HomofobK Ne Demek?

Homofobik ne anlama geliyor?

Vikipedi, özgür ansiklopedi ” Tanrı ibnelerden nefret eder.” yazılı pankartı tutan bir homofobik Homofobi, eşcinsellere veya eşcinselliğe karşı duyulan nefret, önyargı, hoşnutsuzluk, korku veya ayrımcılıktır, Geniş manası ile diğer cinsel yönelimlere sahip olan LGBT kişileri de içerir.

  1. Sıfat olarak, homofobisi olan kişiler homofobik olarak anılır.
  2. Homofobik davranış ilkelerini sergileyen kişinin gerçekleştirdiği eylemler bütünü “homofobi” sadece psikiyatrik bir kavram değildir.
  3. Her 48 saatte bir, eşcinsel bir kişinin homofobiyle bağlantılı şiddete maruz kalarak öldürüldüğü tahmin edilmektedir.

Uluslararası Af Örgütü ‘ne göre yaklaşık 70 ülkede eşcinsellere şiddet uygulanmaktadır ve 8 ülkede eşcinsellere idam cezası verilmektedir.

Homoseksüel ne yapar?

Eşcinsellik nedir ? Cinsel yönelim kişinin hangi cinsiyete yönelik cinsel ve duygusal çekim duyduğuyla ilgili bir özelliktir. Eşcinsellik (homoseksüellik) bu çekimin kişinin kendi cinsiyetinden kişilere yönelik olmasıdır. Örneğin, bir erkeğin cinsel olarak diğer erkeklere ilgi duyması, onlarla birlikte olmayı arzulaması, cinsel fantezilerinin bununla ilgili olması, bu yönde cinsel birliktelikler kurması, erkekleri sevip aşık olması, duygusal birlikteliklerini erkeklerle yaşaması eşcinsel olduğu anlamına gelir.

  1. Benzer ilgi ve çekim karşı cinsle ilgili olduğunda buna heteroseksüellik, her iki cinse yönelik olduğundaysa biseksüellik denir.
  2. Ancak kişinin kendisini eşcinsel olarak tanımlaması için bunların hepsinin mevcut olması gerekli değildir.
  3. Nasıl ki bir heteroseksüelin, heteroseksüel olması için cinsel duygusal birliktelik deneyimi olması gerekmez, eşcinsellik için de aynısı geçerlidir.

Kendi cinsinden biriyle cinsel ilişki yaşamayan bir kişi de eşcinsel olabilir. Yani, sadece cinsel eylemden ibaret değildir. Bunun yanı sıra, bu özellikler insan yaşamı boyunca çeşitlilik gösterebilir, örneğin hayatı boyunca kadınlara ilgi duymuş olan bir heteroseksüel erkek, başka bir erkekle ilgili cinsel fanteziler kurabilir, cinsel paylaşımı olabilir.

Bu kişinin cinsel yöneliminin değiştiği anlamına gelmez. Tekil cinsel eylemler cinsel yönelimi belirlemez. Yani eşcinsellik ya da heteroseksüellik kısa bir süreçte görülen özelliklere göre değil, genel ilgi ve davranışa göre tanımlanır. Gey ve lezbiyen ne demektir? Eşcinsellik terim olarak tıp ve hukuk otoriteleri tarafından 19.

yüzyılda bu yönelime verilmiş isimdir. Ancak eşcinselliğin insanlık tarihinin ilk dönemlerinden itibaren her tarih, coğrafya ve kültürde mevcut olduğu bilinmektedir. Her kültürde farklı şekillerde isimlendirilen bu özelliğe tıbbın konusu haline geldikten sonra eşcinsellik (homoseksüellik) denmeye başlanmıştır.

Geçtiğimiz yüzyılda eşcinsel özgürleşme hareketi bu tıbbi isimlendirmeyi kullanmaktan bilinçli olarak kaçınmayı tercih etmiştir. Kulağa bir tanı kategorisi gibi gelen ve sadece cinsellikle ilgili bir durumu anlattığı izlenimi veren bu ifade yerine, batı toplumlarında kullanılmakta olan başka isimlendirmeler tercih edilmiştir.

İngilizce de “gay” (gey) kelimesi, hem erkek hem de kadın eşcinselleri tanımlamak için kullanılagelmiştir. Zaman içinde kadın eşcinsellerin eşcinselliğini eserlerinde ifade eden bir kadın şairden yola çıkarak tercih ettikleri “lesbian” (lezbiyen) kelimesi kadın eşcinseller için kullanılmaya başlanmıştır.

  1. Giderek gay daha çok erkek eşcinseller için kullanılır hale gelmiştir.
  2. Türkiye’de 1980li yıllardan itibaren beliren eşcinsel hareket başlangıçta gay ve lezbiyen ifadelerini kullanmışsa da, gay yerine Türkçe okunduğu haliyle “gey” kelimesi önerilmiştir.
  3. Bu öneri eşcinsellikle ilgili Türkçe literatürde de, duyarlı birçok medya organında da kabul görmüş ve yaygın kullanım kazanmıştır.

Eşcinseller “üçüncü cins” midir ? Erkek ve kadın olarak iki cins vardır. Eşcinsel erkek ve kadınlar kendi cinslerine yönelmekle birlikte, biyolojik cinsiyet özellikleriyle ilgili huzursuzluk duymazlar; erkeklerse erkek, kadınlarsa kadın olduklarını kabul ederler ve cinsel kimliklerini değiştirmeye de girişmezler.

Eşcinseller de heteroseksüel ve biseksüeller gibi biyolojik olarak erkek ya da kadındırlar, farklı cinsel kimliğe sahip olmaları gerekli değildir. Birinin eşcinsel olduğu nasıl anlaşılır ? Erkek ya da kadın eşcinsellerin, erkeklik ve kadınlıkla ilgili yaşadıkları toplumda kabul görmüş, beklenen görünüm, davranışlardan farklı olmaları, örneğin bir lezbiyenin diğer kadınlardan daha erkeksi olması gerekmez.

Heteroseksüeller arasında olduğu gibi eşcinsellerde de farklı erkeklik ve kadınlık özellikleri bir arada görülebilir. Dolayısıyla eşcinsellik dışarıdan gözlenebilen toplumsal cinsiyet özellikleriyle ayırdedilemez. Eşcinsellerle ilgili sık yanlış inanışlardan biri erkeklerden hoşlandıkları için kadınsı, kadınlardan hoşlandıkları için erkeksi davranışlar sergilemeleri gerektiğidir.

  • Sonuç olarak kişinin eşcinsel olup olmadığının anlaşılması sadece kendi ifadesi ile mümkündür.
  • Eşcinsellik “cinsel tercih” midir? Cinsel yönelimin nasıl geliştiği tam olarak bilinmemekle birlikte, herhangi bir kişinin cinsel yönelimler arasında iradesini kullanarak bilinçli bir tercih yapmadığı bilinmektedir.

Örneğin, hiçbir heteroseksüel kadın hayatının bir aşamasında erkeklere ilgi duymaya karar vermemiştir. Benzer şekilde irade kullanılarak değiştirilmesi mümkün değildir. Cinsel yönelimle ilgili tercih kişinin yönelimini nasıl ve ne kadar davranışlarına ve hayatının geneline yansıtacağı, yönelimini başkaları ile ne ölçüde paylaşacağı ile ilgili olabilir.

Cinsel yönelimin nasıl ortaya çıktığı ile ilgili yıllarca çeşitli alanlarda çalışmalar yürütülmüşse de tutarlı ve geçerli bir açıklamaya ulaşılamamıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalar genetik ve doğum öncesi süreçlere işaret etmektedir; ancak tek belirleyenin bu etkenler olmadığı da gösterilmiştir.

Kişilerde saptanan hormon düzeyleriyle, beyin yapısı ve işlevleriyle ilgili bozukluklarla, kişinin geçmişinde cinsel istismar olmasıyla, aile yapısıyla, ebeveyn özellikleri, anne veya babasıyla ilişkisiyle, kendi cinsi ve karşı cinsle ilişki denemelerinde başarı/başarısızlık yaşamış olmasıyla, yineleyen denemeler sonucu öğrenmiş olmasıyla, bağımlılıkla açıklanamayacağı gösterilmiştir.

Eşcinsellik, özenmekle veya arkadaşlar arasında örnek alınarak olabilecek bir durum değildir. Aynı şekilde ilk cinsel deneyimler, model alma, öğrenme ve cinsel istismarın da cinsel yönelimi etkilemediği gösterilmiştir. Eşcinsellik hastalık mıdır? Eşcinsellik bir hastalık değildir, insan cinselliğinin olağan çeşitliliğinin bir görünümüdür.

Psikoloji ve tıbbın bir dalı olarak psikiyatri ilk dönemlerinde hakim ideoloji doğrultusunda üremeye dönük olmayan birçok cinsel etkinlik gibi eşcinselliği de bir ruhsal bozukluk olarak kabul etmiştir. Ancak insan cinselliği ile ilgili çalışmalardan elde edilen bulgular, eşcinsel bireylerin ruhsal işlevlerinin diğer cinsel yönelimleri olan kişilerden farklı olmadığını gösteren bulgular ve eşcinsel özgürleşme hareketinin toplumun eşcinsellikle ilgili tutumunu sorgulası sonucunda bilimsel olarak eşcinselliğin bir ruhsal bozukluk olmadığı yaklaşık kırk yıl önce ilan edilmiş ve yaygın kabul görmüştür.

  1. Bireyin eşcinsel olması kendi başına kişiyi sıkıntıya sokmayan, kişisel, sosyal ve mesleki işlevselliğini bozmayan bir durumdur.
  2. Ancak toplumun genel eşcinselliği yadırgayan, hor gören, dışlayan tutumunun kişi üzerindeki etkileri eşcinsel bireylerin ruhsal sorunlar yaşamasına ve ruh sağlığı hizmetlerine yüksek oranda başvurmalarına neden olmaktadır.

Eşcinselliğin tedavisi var mıdır? Eşcinsellik bir hastalık olarak kabul edilmediği için bir tedavisi de yoktur. Bir ruhsal bozukluk olarak kabul edildiği dönemde çeşitli psikolojik yöntemler, bugün rahatlıkla işkence olarak kabul edilebilecek davranış tedavileri, ilaç ve hormon tedavileri ve hatta beyine yönelik cerrahi girişimler denenmiştir.

  • Bu yöntemlerle eşcinsel bireylerin cinsel yönelimlerinde kalıcı değişiklik sağlandığı gösterilemediği gibi, uygulandığı kişide ruhsal ve bedensel hasara neden olabildiği saptanmıştır.
  • Tedavi ve terapi adı altında yürütülen bu dönüştürme/onarım girişimleri etik ve bilimsel olarak sorunludur ve bilimsel otoritelerce önerilmemektedirler.

Bu girişimler cinsel yönelimlerinin farkına vardığında toplumun eşcinsellikle ilgili olumsuz tutumu (homofobi) nedeniyle bu durumundan hoşnutsuzluk duyan, cinsel yönelimleriyle ilgili belirgin bir kafa karışıklığı yaşayan, yoğun bir gelecek kaygısı ve karamsarlığa kapılan kişileri hedef almaktadır.

Eşcinselliği dönüştürmeye yönelik bu girişimlerin cinsel yönelimde değişikliğe neden olmadığı, geçici olarak kişinin cinsel yönelimini daha etkin bir şekilde baskılamasına yardımcı olabileceği bilinmektedir. Hiç kimsenin bir heteroseksüeli eşcinsel haline getirme gücü olmadığı gibi, hiç kimse ya da herhangi bir yöntemin bir eşcinseli heteroseksüel yapamayacağı bilinmektedir.

Sonuç olarak, eşcinsellik bir ruhsal bozukluk değildir. Eşcinsellik ve biseksüellik, heteroseksüellikten farklı değerlendirilmemesi gereken, insan cinselliği yelpazesinin bileşenleridir. Tedavi gerektirmez, değiştirilebildiği gösterilememiştir, bilimsel bilgi sunmadan yapılan girişimler etik değildir.

  • Açılma sürecinde olumlayıcı yaklaşımın yararı olur.
  • Eşcinsellerin ruh sağlığı uzmanlarından yardım almaları gerekli midir? Kişinin cinsel yöneliminin farkına varmasıyla başlayan kendini tanıma, kabullenme, çevresindekilerle paylaşma, sosyalleşme sürecinde birçok eşcinsel ruh sağlığı uzmanlarından yardım alma gereği duyabilir.

Bu süreç kişinin kendi homofobisi ve içinde yaşadığı toplumun eşcinsellikle ilgili olumsuz tutum ve yargılarıyla yoğun bir şekilde karşılaştığı, kendisini yalnız, dışlanmış ve çaresiz hissedebileceği bir dönemdir. Ruh sağlığı uzmanları kişinin kendini tanımasına imkan veren, yargılayıcı ve yönlendirici olmayan bir tutumla bu süreçte önemli katkıları olabilmektedir.

  1. Gerçekçi olmayan değişme umutları vermeyen, kişinin huzursuzluğunu kendisini baskılaması için kötüye kullanmayan bu yaklaşımla kişinin kendi cinsel yönelimini keşfi, tanıması ve kendi koşul ve talepleri doğrultusunda kimliğinin bir parçası olarak var edebilmesi hedeflenmektedir.
  2. Ayrıca bu süreçte yaşanılan zorlanmalara bağlı olarak ortaya çıkabilen depresyon, bunaltı bozuklukları, davranış sorunları, intihar düşünce ve girişimleri, alkol ve madde kullanımı gibi birçok konuda ruh sağlığı uzmanlarınca etkin tedaviler uygulanabilmektedir.

Eşcinsellerin de heteroseksüeller gibi yaşamları süresince cinsel yönelimleri ile ilgisi olmayan çeşitli ruhsal sorunları olabilmekte, bunlarla ilgili olarak ruh sağlığı uzmanlarından destek almaları gerekebilmektedir. Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüellerin (LGBTT) iletisim kurabilecekleri derneklerin adları ve iletişim bilgileri nedir? Kaos GL (Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırma ve Dayanışma) Derneği Gazi Mustafa Kemal Bulvarı 29/12 06440 Kızılay-Ankara 0 312 2300358 http://www.kaosgl.org Lambdaİstanbul LGBTT Dayanışma Derneği İstiklâl Caddesi, Katip Çelebi Mah.

Tel Sok. No: 28/5 Kat:4 Beyoğlu – İstanbul (Her gün 15:00-20:00 arası açık) Ofis Tel: 0 (212) 245 70 68 Danışma Hattı Tel: 0 (212) 244 57 62 (Danışma hattı çalışma saatleri:?Pzt, Salı, Cuma, Cmt, Pzr 17:00-19:00) www.lambdaistanbul.org LİSTAG (Lambdaİstanbul Aile Grubu) “Aile üyelerinden birinin eşcinsel, biseksüel, travesti, transseksüel olduğunu öğrenen ve bu konuda konuşmaya açık olan bireylerin (anneler, babalar, kardeşler vs) bir araya getirildiği bu buluşmalar gelenlere konu hakkında konuşabilme ve deneyimlerini paylaşabilme fırsatı verirken, aileler arasında sıcak ve yakin ilişkilerin kurulmasına da yardımcı olmaktadır.

Diğer yandan, ailelerine yeni açılmış veya açılmayı düşünen eşcinsel, biseksüel, travesti, transseksüel bireyler de bu buluşmalar sayesinde başkalarının anneleri veya babaları ile konuşabilme şansı elde etmektedir.” “Pazartesi, Salı, Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri saat 17:00-19:00 arası Lambdaistanbul Danışma Hattı’nı (0212- 244 57 62) arayarak bulusma yer ve saatini oğrenebilirsiniz veya ya da adreslerinden birine e-posta göndererek doğrudan temas kurabilirsiniz.” http://listag.wordpress.com Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği Ataç1 sok.3/8 Yenişehir /Ankara 0 (312) 433 85 17 http://www.pembehayat.org/ Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği Kıbrıs Şehitleri Caddesi Kılıçlar İşhanı No:68 K:5 D:501 Alsancak / İzmir 0(232) 4644459 www.siyahpembe.org Mor El Eskişehir LGBTT Oluşumu Morel.eskiş http://moreleskisehir.blogspot.com/ Hevjin Diyarbakır LGBT Oluşumu www.hevjin.org İstanbul LGBTT Sivil Toplum Girişimi Şehit Muhtar Mah.

Homoseksüel ne demek vikipedi?

Eşcinsellik veya homoseksüellik, aynı cinsiyetteki insanlar arasındaki romantizm, cinsel çekim ya da cinsel davranıştır. Eşcinsellik, bir yönelim olarak “kişiyi ağırlıklı olarak ya da tümüyle kendisiyle aynı cinsiyette olan kişilere karşı romantik ya da cinsel çekimleri yaşamaya yönlendiren kalıcı kişisel nitelik” olarak ifade edilir.

  • Aynı zamanda kişiyi bu çekimlere dayanan davranışlarla ilişkili kimlik hissi ve bu çekimleri paylaşan diğer kişilerden oluşan topluluğa olan üyeliğini de tanımlar.
  • Homoseksüellik, heteroseksüellik ve biseksüellikle birlikte karşıcinsel-eşcinsel spektrumundaki üç ana cinsel yönelimden biridir.
  • İnsanların neden özel bir cinsel yönelim geliştirdiği konusunda bilim insanlarının ortak bir görüşü yoktur.

Cinsel yönelimin kökeni konusunda genetik faktörler, erken rahim ortamı ya da ikisinin kombinasyonuna işaret eden biyolojik teoriler uzmanlar tarafından daha çok benimsenmiştir. Ailenin yetiştirme şeklinin ya da erken çocukluk deneyimlerinin cinsel yönelimi etkilediğine dair güçlü bir kanıt yoktur.

  • Bazıları eşcinsel aktivitenin doğaya aykırı ya da fonksiyonel bir bozukluk olduğu görüşünde olsa da bu tartışmalıdır.
  • Araştırmalar, eşcinselliğin ve bilhassa geyliğin hayvanlarda da oldukça yaygın olabildiğini ortaya çıkarmıştır.
  • Araştırmalar, özellikle; penguenler, yunuslar, zürafalar ve aslanlar gibi geniş bir spektrumdaki pek çok hayvanın bu özelliğe sahip olabileceğini göstermiştir.

Ayrıca eşcinselliğin insan cinselliğinin normal ve pozitif bir varyasyonu olduğunu, negatif psikolojik etkilerinin bir kaynağı olmadığını göstermektedir. Çoğu insan kendi cinsel yöneliminde çok az tercih hissi deneyimler ya da hiç deneyimlemez. Cinsel yönelimi değiştirmeyi amaçlayan psikolojik müdahalelerin işe yaradığını destekleyen yeterli kanıt yoktur.

Eşcinselleri tanımlamak için çok çeşitli kavramlar kullanılır. Eşcinsel kadınları tanımlamak için 1800’lü yıllardan beri kullanılan ” lezbiyen ” sözcüğünü karşılamak için Fransızca kökenli ” gey ” ( Türkçe : gey veya gay, Fransızca : gai, İngilizce : gay ) sözcüğü, 1960’larda önceleri sadece eşcinsel erkekleri tanımlamak için kullanılmaya başlanmıştır.

Zamanla tüm eşcinseller için kullanılır hâle gelmiştir. Eşcinsellere cinsel yönelimlerinden dolayı uygulanan fiziksel ve sözlü şiddet, “eşcinsel” anlamına gelen argo tabirleri hakaret ya da aşağılama amaçlı kullanmak, birçok gelişmiş ülkede nefret suçu kapsamına girer ve cezai yaptırımla karşılaşılabilir.

Gey veya lezbiyen kimlikli ve eşcinsel deneyim yaşayan kişilerin sayısını ölçmek araştırmacılar için çeşitli nedenlerden dolayı zordur. Bu nedenlerin arasında eşcinsel kişilerin homofobik ve heteroseksist ayrımcılık yüzünden kimliklerini açık olarak belli etmemeleri de yer almaktadır. Eşcinsel davranışlar aynı zamanda birçok hayvan türünde gözlenmiştir.

Sadece nüfus sayımları ve politik şartlar görünürlüklerini kolaylaştırmasına rağmen birçok gey ve lezbiyen ciddi birliktelikler kurmaktadır. İlişkideki tarafların kendi psikolojik algılayışları açısından bu tür ilişkiler ile heteroseksüel ilişkiler arasında hiçbir fark yoktur.

Duygusal homofobi nedir?

Amaç: Cinsel yönelim, belli cinsiyetteki kişiye karşı süregelen duygusal, romantik ve cinsel çekimi, arzuyu, yönelişi ifade eder. Homofobi, eşcinsel insanlara yönelik olumsuz duygular, tutumlar ve/veya davranışlar olarak tanımlanmaktadır.

Homoseksüel kime denir?

Bir kişi karşı cinse, kendi cinsine veya her ikisine birden ilgi duyabilir. Sadece karşı cinse ilgi duyanlara heteroseksüel, sadece kendi cinsine ilgi duyanlara homoseksüel (eşcinsel), her ikisine de ilgi duyanlara ise biseksüel denir.

Karşı cinsten hoşlanan kişiye ne denir?

Vikipedi, özgür ansiklopedi Heteroseksüelliğin sembollerinden biri Heteroseksüellik veya karşıcinsellik, cinsel ve duygusal açıdan karşı cinse ilgi duymaya yönelik olan cinsel yönelime verilen isimdir. Cinsel açıdan kadınlara ilgi duyan erkeklere ve erkeklere ilgi duyan kadınlara heteroseksüel denir. Heteroseksüellik hayvan cinselliğini tanımlamada da sıkça kullanılır.

Biseksüel olmak ne demek?

Vikipedi, özgür ansiklopedi Biseksüellik, hem erkeklere hem de kadınlara veya birden fazla cinsiyete yönelik romantik veya cinsel çekim ya da cinsel davranıştır. Biseksüellik terimi, esas olarak hem erkeklere hem de kadınlara yönelik romantik veya cinsel duyguları belirtmek için insan çekimi bağlamında kullanılır ve kavram, heteroseksüellik, aseksüellik ve homoseksüellik ile birlikte cinsel yönelimin dört ana sınıflandırmasından biridir.

  1. Biseksüel bir kişilik, her iki cinsiyete de eşit derecede cinsel çekim duymak demek değildir; genel olarak, bir cinsiyete diğerine göre belirgin ama özel olmayan bir tercihi olan insanlar da kendilerini biseksüel olarak tanımlar.
  2. Bilim insanları cinsel yönelimin kesin nedenini bilmemekte ancak bunun genetik, hormonal ve çevresel etkilerin karmaşık bir etkileşiminden kaynaklandığını teorize etmekte ve bunu bir seçim olarak görmemektedir.

Cinsel yönelimin nedenine ilişkin tek bir teori henüz yaygın bir destek kazanmamış olsa da, bilim insanları biyolojik temelli teorileri desteklemektedir. Cinsel yönelimin sosyal olmayan, biyolojik nedenlerini destekleyen, sosyal olanlardan çok daha fazla kanıt vardır.

Hem erkek hem kadın sevenlere ne denir?

LGBTİ+’nın anlamıyla ilgili 7 sorunun yanıtları Dünyanın birçok ülkesinde lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks (LGBTİ+) olmak her gün ayrımcılığa uğramak anlamına geliyor. Ayrımcılığın nedeni cinsel yöneliminiz (kimden hoşlandığınız), cinsiyet kimliğiniz (doğumda atanan cinsiyetinizden bağımsız olarak kendinizi nasıl tanımladığınız), cinsiyet ifadeniz (nasıl davrandığınız, giyindiğiniz, saç ve makyaj vb.

  • Görünüşünüzle kendinizi nasıl ifade ettiğiniz) ya da cinsel özellikleriniz (örneğin cinsel organlarınız, kromozomlarınız, üreme organlarınız veya hormon seviyeleriniz) olabiliyor.
  • Uluslararası Af Örgütü olarak tüm dünyada LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılığa karşı mücadele ediyoruz.
  • LGBTİ+ hareketi bugüne kadar önemli gelişmeler kaydetti ancak hala yapılacak çok iş, LGBTİ+ hakları alanında öğrenecek çok şey var.

Bunların başındakilerden birisi de LGBTİ hakları alanında kullanılan bazı kavramların ne olduğunu öğrenmek.1- Cinsel yönelim ne demektir? Kişinin cinsel yönelimi, kimden hoşlandığı ve kiminle ilişki kurduğuyla ilgilidir. Herkesin cinsel yönelimi kişiseldir.

  • Işinin cinsel yönelimini nasıl tanımlayacağı ve tanımlayıp tanımlamayacağı kendi kararına bağlıdır.
  • Işilerin cinsel yönelimi zaman içinde değişebilir.
  • Birçok farklı cinsel yönelim vardır: Aseksüel: Genel olarak cinsel çekim ya da bir başkasıyla gerçekleştirilecek cinsel pratiklere yönelik arzu duymayan insanları tarif etmek için kullanılsa da aseksüellik, cinsel çekimin değişkenlik göstermesiyle (veya böyle bir çekim olmamasıyla) tanımlanan geniş bir cinsel yönelim spektrumudur.

Cinsel arzunun varlığına rağmen bilinçli olarak cinsel eylemden geri durmaktan tamamen farklıdır, zira aseksüellik bir seçim değil, bir yönelimdir Biseksüel: Tarihsel olarak “iki cinsiyete de çekim duyan” olarak açıklanmış olan bu terim, son yıllarda biseksüel hakları aktivistleri tarafından yeniden tanımlanarak duygusal/cinsel olarak birden fazla cinsiyete çekim duyan bir cinsel yönelim olarak yorumlanmaktadır.

  1. Bu yeniden tanımlamanın arkasında yatan politik düşünce, ikili cinsiyet rejiminin sunduğu kadın ve erkeğin ötesinde cinsiyet kimlikleri bulunduğudur.
  2. Bu düşünceyle birlikte bir şemsiye terim olarak “Bi+” kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır.
  3. Gey: Erkek eşcinsel.
  4. Homoseksüel” sözcüğü tıp tarafından tanımlanmış bir terimken “gey” sözcüğü aynı cinsiyetten insanların birbirlerine karşı duygusal, erotik, cinsel yönelimleriyle yarattıkları hayatları tanımlamak için, eşcinsel kişiler tarafından ortaya konulmuştur.
See also:  Qual O Meu Nome?

İngilizce “gay” sözcüğü gündelik dilde her iki cinsiyet için de kullanılabilmektedir, ancak Türkçede gey denildiğinde erkekler anlaşılır. Bununla birlikte, non-binary insanlar da zaman zaman cinsel yönelimlerini bu şekilde tanımlayabilmektedir. Lezbiyen: Geleneksel olarak, kadınlardan hoşlanan kadınlar şeklinde tanımlanan bir cinsel yönelimdir. HomofobK Ne Demek Brezilya’da yaşayan biseksüel insan hakları savunucusu Marielle Franco, Brezilya’da polis şiddetine uğrayan LGBTİ+’lar, kadınlar ve birçok insanın hakları adına yılmadan mücadele etti.14 Mart 2018’de bir söyleşiden evine dönerken öldürüldü.2- Trans ne demektir? Translar, cinsiyet kimlikleri veya cinsiyet ifadeleri doğumda atanan cinsiyetle ilgili genel toplumsal normları, beklentileri karşılamayan kişilerdir.

  • Tüm translar kendilerini erkek veya kadın olarak tanımlamaz.
  • Bazıları kendilerini çok cinsiyetli olarak tanımlarken bazıları da cinsiyetsiz olarak tanımlar.
  • Imse kendini, cinsiyet kimliğini ya da her hangi başka bir özelliğini genel toplum algısına uyacak yada uymayacak şekilde tanımalamak zorunda değildilr.

Bazı translar, cinsiyet geçişine karar verir. Bu, hayatınızı asıl cinsiyetinize uygun bir şekilde yaşamanızı amaçlayan bir süreçtir. Geçiş süreci tek tip değildir. Bazı kişiler yeni zamirler alır, bazıları isim değiştirir, cinsiyet kimliklerinin yasal olarak tanınması için başvurur ve/veya beden uyum ameliyatı ya da hormon tedavisi olur.

  1. Trans olmanın kişinin cinsel yönelimi ile ilgisi yoktur.
  2. Trans eşcinsel erkekler veya trans lezbiyen kadınlar vardır.3- Translar cinsiyet kimliklerinin yasal olarak tanınması için nereye başvurur? Bazı ülkelerde transların cinsiyet kimliği yasal olarak tanınmaktadır.
  3. Ancak translar birçok durumda psikiyatrik tanı ve geri dönüşü mümkün olmayan kısırlaştırma ameliyatları gibi aşağılayıcı ve insan haklarını ihlal eden süreçlere maruz kalmaktadır.

Farklı ülkeler ve bölgeler arasında yasalar, transların yasal kimlik belgelerini nasıl alabilecekleri konusunda önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Şubat 2023 itibarıyla, 20 ülkede (Arjantin, Belçika, Brezilya, Şili, Kolombiya, Kosta Rika, Danimarka, Ekvador, Finlandiya, İzlanda, İrlanda, Lüksemburg, Malta, Yeni Zelanda, Norveç, Pakistan, Portekiz, İspanya, İsviçre ve Uruguay) hiçbir hakim veya tıbbi uzman dahil olmadan kişinin kendi toplumsal cinsiyetini tayin hakkı yasalarla sağlanmaktadır. Finlandiyalı trans aktivist Sakris Kupila, cinsiyet kimliklerinin yasal olarak tanınmasını isteyen transları önce kısırlaştırma ameliyatı olmaya zorlayan yasaların değiştirilmesi için mücadele ediyor. © Amnesty International 4- İnterseks ne demektir? Erkek ve kadın bedeni gibi genel kabul görmüş ikiliklere uymayan cinsel niteliklerle doğan kişiler intersekstir.

Örneğin bazı durumlarda kişinin bedeni hem erkek hem de kadın bedeninin özelliklerini taşır. Bazı durumlarda ise kişinin kromozom yapısı ne tipik erkek ne de tipik kadın yapısına uyar. Bu özellikler doğuştan gelebileceği gibi ergenlikte veya ergenlik sonrasında daha belirgin hale de gelebilir. Birçok interseks rızaları dışında, aciliyet arz etmeyen ve geri döndürülmesi mümkün olmayan “normalleştirme” ameliyatlarına maruz kalıyor.

Çoğunlukla çocuklukta yapılan bu ameliyatlar, zaman zaman da ilerleyen yaşlarda gerçekleştiriliyor. Bu prosedürler, kişilerde son derece yıkıcı ve uzun vadeli fiziksel veya ruhsal sorunlara yol açabiliyor.5- Eşcinsel ilişkiler hangi ülkelerde suç sayılıyor? Eşcinsel ilişkiler 64 ülkede yasadışı sayılıyor.

  1. Bangladeş, Barbados, Guyana, Sierra Leone, Sudan, Katar, Uganda, Tanzanya ve Zambiya’da ömür boyu hapis ile cezalandırılabiliyor.
  2. On bir ülke ise eşcinselliği ölümle cezalandırıyor.
  3. Bu ülkeler Afganistan, Brunei, İran, Nijerya, Moritanya, Katar, Suudi Arabistan, Somali, Uganda, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen.6- Hangi ülkelerde eşcinsel evlilikler yapılabiliyor? Mayıs 2019 itibariyle aralarında Arjantin, Kanada, İrlanda, Malta, Güney Afrika ve Uruguay’ın da bulunduğu 28 ülkede eşcinsel evlilikler yapılabiliyor.

Uluslararası Af Örgütü tüm ülkelere benzer bir yoldan gitme çağrısında bulunuyor ve LGBTİ+’lara yasal birliktelik haklarının sağlanmasını talep ediyor.7- Onur etkinlikleri ne anlama geliyor? Onur etkinlikleri karnaval havasında yapılan yürüyüşlerden film gösterimlerine ve tartışmalara kadar çok çeşitli şekillerde düzenlenebilmektedir.

Yaşadığınız yere bağlı olarak yıl boyunca düzenlenebilen bu etkinlikler, toplumun yarattığı erkek veya kadın olmanın gereklerine ilişkin tanımların ve normların esas alınmasıyla toplum dışında itilmiş insanların kutlama yaptığı günlerdir. Onur etkinlikleri dönemi Amerika kıtasında ve Avrupa’da genellikle Haziran ayına, Güney Afrika’da ise Şubat ve Mart aylarına denk geliyor.

Türü her ne olursa olsun bu etkinlikler LGBTİ+’ların var olduklarını ve kimliklerinden onur duyduklarını göstermeleri için bir fırsat yaratıyor. Onur festivalleri Rusya, Suudi Arabistan, Uganda ve son yıllarda Türkiye’nin de aralarında bulunduğu birçok ülkede yasaklanıyor.

LGBTİ+ hareketini tüm çeşitliliğiyle kucaklayan Onur etkinlikleri, LGBTİ+ haklarına saygı gösterilmesi ve bu hakların korunmasına yönelik çağrıları da güçlendiriyor. *Bu yazı ilk olarak 30 Mayıs 2019 tarihinde yayınlanmış, 15 Haziran 2023 tarihinde ise Kaos GL’nin LGBTİ+ Hakları Alanında Çeviri Sözlüğü’nden referans ile güncellenmiştir.

: LGBTİ+’nın anlamıyla ilgili 7 sorunun yanıtları

Seksüel çeşitleri nelerdir?

Amerikan seksolog ve yazar Alfred Kinsey heteroseksüel-eşcinsel derecelendirme ölçeği olarak bilinen cinsel yönelim cetveli veya kinsey ölçeğinde, “Erkekte Cinsel Davranış” isimli eserinde “The world is not to be divided into sheep and goats” yani “Dünya koyunlar ve keçiler diye ikiye ayrılmıyor” demiş ve bu cinsel yönelim cetvelini ortaya atmıştır.

  1. Cinsel yönelim kişilerin karşı cinsiyete, hemcins veya cinsiyete veya birden fazla cinsiyete karşı romantik veya Cinsel çekim (veya her ikisini de) hissetmeye yönlendiren kalıcı kişisel bir niteliktir.
  2. Bu çekimler genellikle karşıcinsellik (heteroseksüellik), eşcinsellik (homoseksüellik), biseksüellik, altında toplanır; bununla beraber aseksüellik (diğerlerine olan romantik veya cinsel çekim eksikliği) de bazen dördüncü kategori olarak tanımlanır.

Bu kategoriler cinsel kimliklerin daha ayrıntılı dünyasını yönleridir. Örneğin, insanlar panseksüel veya poliseksüel, veya hiçbirinden olmak gibi diğer etiketleri de kullanabilir. Amerikan Psikologlar Derneği ‘ne göre, cinsel yönelim “aynı zamanda bir kişinin bu çekimlere dayanan, davranışlarla ilişkili kimlik hissi, ve bu çekimleri paylaşan diğer kişilerden oluşan topluluğa olan üyeliğini de tanımlar”.

Cinsel tercih terimi cinsel yönelim ile büyük ölçüde örtüşür, fakat genellikle psikolojik araştırmalarda ayırt edilir. Kendini biseksüel olarak tanımlayan bir kişi, örneğin, cinsel açıdan bir cinsiyeti diğerine tercih edebilir. Ayrıca cinsel tercih gönüllü bir seçimi de akıllara getirebilmektedir ancak bilimsel konsensüs cinsel yönelimin bir seçim olmadığı yönündedir.

Bir insanın neden belirli bir cinsel yönelim geliştirdiğine dair bilim adamları arasında bir görüş birliği yoktur, ancak genetik, hormonal ve çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşimi sonucu ortaya çıktığı teorisini savunmaktadırlar. Bununla beraber uzmanlar, cinsel yönelimin nedenleri hakkında biyolojik temelli teorileri yeğlemektedir.

Bu teoriler genetik etmenlere, rahimdeki gelişimin erken dönemlerine veya bunların ortak etkisine işaret etmektedir. Ayrıca cinsel yönelimin erken çocukluk deneyimlerinden ve ebeveynlerin yetiştirme tarzından etkilendiğine işaret eden sağlam bir kanıt bulunmamaktadır. Aynı cinsiyetler arasındaki cinsel davranışlar ve ev ortamı veya ortak yaşam alanının erkekler üzerinde hiçbir etkisi bulunmamakta ve kadınlar için de ufak bir etkisi bulunmaktadır.

Son birkaç on yıldaki araştırmaların gösterdiğine göre cinsel yönelim, tamamen karşı cinsiyete yönelme ile tamamen aynı cinsiyete yönelme arasındaki kesiksiz bir aralık üzerinde değişkenlik göstermektedir. Cinsel yönelim öncelikle seksoloji dahil olmak üzere biyoloji ve psikoloji içinde rapor edilirken, sosyal inşacılık dahil antropoloji ve tarih içindeki raporlar için cinsel yönelim ve kültürle ilgili başka açıklamalar da vardır.

Ilk eşcinsel evlilik hangi ülkede?

Kanada – 2005 yılında medeni hukukta eşcinsel evliliği tanıyan ilk Kuzey Amerika ve Dünya’da ülke çapında eşcinsel evliliği yasallaştıran dördüncü ülkesi Kanada olmuştur. Kanada eşcinsel evliliği tüm ülke genelinde yasallaştırmadan önce yasayı merkez hükûmetinden önce 3 eyalet ve bölge kabul etmiş ve ülke geneli yasadan önce de aynı eyalet ve bölgelerde 3,000 eşcinsel çift evlenmiştir.

Eşcinsel imam kimdir?

Hayatı – Mohamed Zahed 1977 yılında Cezayir ‘in Cezayir şehrinde doğdu. Cezayir ve Fransa arasında büyüyen Zahed, çocukken kendini “yarı erkek, yarı kız” hissettiğini söylemiştir. Ergenliğinde, kısa bir süre Selefi hareketine dahil olurken eşcinsel olduğunu kabul etmekte zorlanmış; gençlik yıllarının sonunda Selefiliği ve İslam’ı reddederek Budistliği benimsemiştir.

Lavanta evliliği nedir?

Lavanta Çiçeği: Anlamı, Özellikleri Ve Faydaları Nelerdir? Bakımı Nasıl Yapılır? HomofobK Ne Demek Bakımı oldukça kolay olan lavantalar hem ev hem de ofis ortamında rahatlıkla yetiştirilebilir. Toprak konusunda çok seçici değildir. Günde en az iki kere sulandığı takdirde çok kısa bir süre içerisinde açmaya başlar. Bu nedenle çapında en çok yetiştirilen bitkilerin başında gelmektedir.

  • Lavanta Çiçeğinin Anlamı Her çiçekte olduğu gibi lavantalar da renklerine göre belli başlı anlamlar içeriyor.
  • Beyaz lavantalar genellikle güzellik ve estetiği, aynı zamanda yenilenmeyi temsil eder.
  • Mor renkli olanları ise gücün ve ihtişamın sembolüdür.
  • Çiftler arasında birbirine hediye edildiği takdirde sadakat ve bağlılık gibi manalar taşır.

Lavanta Çiçeğinin Özellikleri Nelerdir? Genelde mor renkli olan bu çiçeklerin nadir de olsa başka renkleri de mevcuttur. Bunların başında açık pembe ve beyaz geliyor. Mor ile lila arasında bir renkte olduğu için halk arasında ‘lavanta rengi’ olarak da tanımlanır.

Boyları genelde 20 – 40 cm aralığında olan bu bitkilerin bazıları 60 cm’e kadar uzayabilir. renkli yaprakları karanlıkta bile parlar ve bu yönüyle estetik bir bütünlük sağlar. Çalı şeklinde olan yaprakları derece güçlü olup ani ısı değişimlerine karşı dahi dirençlidir. Günümüzde lavanta çiçekleri koku sanayinde en çok kullanılan bitkilerin başında geliyor.

Aynı zamanda özünden elde edilen yağ hem masajlarda hem de cilt bakımında sıklıkla kullanılıyor. Lavanta Çiçeğinin Faydaları Nelerdir? Lavanta çiçeğinden yayılan koku kişilerin çok daha sakin ve dingin olmasını sağlar. Aynı zamanda kronik baş ağrısı çeken kişilerin bu yöndeki şikayetlerini azaltır.

  • Bağırsaklarda biriken kötü gazların atılmasında yardımcı olan bu özel bitki, hazımsızlık, şişkinlik gibi midevi sorunların giderilmesinde de etkilidir.
  • Insomnia ve uyku apnesi gibi doğrudan doğruya insan sağlığını riske atan uyku bozukluklarının belirtilerini en aza indirger.
  • Işilerin çok daha kısa sürede uykuya dalmasını sağlar.

Bu nedenle yatılan odada lavanta çiçeği bulundurulması öneriliyor. Çok sevilen çiçeğin faydaları bunlarla sınırlı değil. Stres azaltıcı etkiye sahip olan bu bitki kişilerin çok daha mutlu ve pozitif hissetmelerini de sağlıyor Lavanta çayı ise idrar söktürücü özelliktedir ve kış hastalıklarına karşı bağışıklık sistemini güçlendirir.

  1. Lavanta Çiçeğinin Bakımı Nasıl Yapılır? Lavantalar bir süs çiçeği olduğu için evlerde, yazlıklarda ve iş yerlerinde en çok yetiştirilen çiçeklerin başında geliyor.
  2. Aynı zamanda bakımının son derece kolay olması da bunda büyük bir etkendir.
  3. Her ne kadar soğuğa dayanıklı bir bitki olsa da mümkün olduğunda oda sıcaklığında muhafaza edilmelidir.

Bu çiçeklerin en önemli özelliği suyu çok sevmesidir. Bu nedenle günde en az iki kere sulanması tavsiye ediliyor. Her çeşit toprakta yetişen bitkiler özellikle bahar ve yaz aylarında güneş alan yerlere konulmalıdır. Hem narin bir görünüme hem de dayanıklı bir yapıya sahip olan lavanta, ışık alan yerlerde tutulmalıdır.

Eşcinsel paniği nedir?

EŞCİNSEL PANİĞİ Bu kavram ilk kez 1920 yılında psikiyatr Edward J. Kempf tarafından kullanılmıştır. Kempf’e göre eşcinsel paniği yaşayan hastaların çoğu, genellikle kendi cinsinden insanlarla uzun süre aynı ortamda vakit geçirmek zorunda kalmış kimselerdi.

Ordu kamplarında, okul yurtlarında, gemilerde ya da manastırlarda kendi cinsinden insanlarla uzun süre aynı mekânı paylaşan bu insanlarda eşcinsel olmakla ilgili bir korku ortaya çıkıyor ve klinik düzeyde bir panik tablosuna yol açıyordu. Ancak vakaların çoğunda olsa da tüm vakalarda bir süre önce hemcinsleriyle kapalı bir ortamda uzun süre kalmış olma öyküsü yoktu.

Kempf, 19 hastalık bir vaka serisi üzerinde yaptığı çalışmaya göre hastalar tipik panik belirtileri yanında baş dönmesi, mide bulantısı, kusma gibi somatik belirtiler ve disosiyatif ve çeşitli psikotik belirtiler gösterebilmekteydiler. Psikotik belirtiler arasında kendisine kötülük yapılacağına, zulmedileceğine, zarar verileceğine ya da öldürüleceğine dair çeşitli hezeyanlar vardı.

  1. Burton Glick, bu hastaların eşcinsellere karşı bir saldırganlık göstermediklerini, pasif göründüklerini ve çaresizlik hissettiklerini belirtmiştir.
  2. Orkup, pasif bir tutum benimseyip, sosyal etkileşimlerden kaçınarak başlarına gelebilecek eşcinsel ayartma veya saldırılardan kurtulmaya çalışıyorlardı.

Bu konuda vaka bildirimi yapan üç yazar da (Kempf, Glick ve Herper) hastalarda bir saldırganlık gözlenmediğini ve eşcinsellere karşı saldırgan bir tutumlarının olmadığını bildirmişlerdi. Göstermiş oldukları bu klinik tablo ile en çok homofobik denmeyi hak eden insanlar bu kişiler olsa gerektir.

Çünkü eşcinsellerden gerçekten korkuyorlardı. Muhtemelen hemcinsleri ile uzun süre dar bir mekanda bulunduklarında eşcinsel arzuları tetikleniyor, nasıl başa çıkacaklarını bilemediklerinden paniğe kapılıyor ve kaçıp saklanmaya çalışıyorlardı. Eşcinsel paniği DSM’de veya ICD’de yer alan bir tanı kategorisi değildir.

Bugün ayrı bir tanı kategorisi olarak değerlendirilmemekte, hastanın klinik belirtilerine göre anksiyete bozukluğunun, obsesif kompulsif bozukluğun ya da psikotik bir bozukluğun bir öğesi olarak ele alınmaktadır. Ancak bu tablo insanların eşcinsellerle ilgili kaygı ve korkularını göstermesi bakımından tarihi bir öneme sahiptir.

Bugün yaygın bir sorun olarak görülüp incelenen homofobinin, klinik düzeyde ilk görünümünü oluşturması, homofobiye klinik bir hastalık olarak bakma yönündeki eğilimin temellerinden birini oluşturuyor olabilir. Bu yazıda eşcinsel paniğinden hareket ederek homofobinin nedenlerini ve çeşitlerini ele alacağım.

HOMOFOBİ VE DİNAMİKLERİ EŞCİNSELLERDEN RAHATSIZ OLMAK NE İŞE YARAR? Ruhsal dünyada ortaya çıkan, özellikle tekrarlayan tüm fenomenler en azından bir işe yaradıkları için ortaya çıkmışlardır. Dolaysıyla da eşcinsellerden rahatsız olmak ve onlara karşı kötü duygular beslemek de en az bir işe yarıyor olmalıdır.

  • HOMOFOBİ NEDİR? Eşcinsellerden ve eşcinsellikten tedirginlik duymak, rahatsız olmak, acımak, küçümsemek, aşağılamak, nefret etmek ya da düşmanlık göstermek gibi olumsuz düşünce, duygu ve davranışlara homofobi denmektedir.
  • ŞİDDETİNE GÖRE HOMOFOBİ DERECELERİ 1.
  • Acımak, merhamet etmek: Homofobinin en hafif, en «masum» hali onlara yardım etmek, tedavi olmalarını dilemek veya onlara acıyıp merhamet duymak biçimindeki davranışlardır: “Olsun, Allah beterinden saklasın”, “Çocuğun olmaz, onu ne yapacaksın?” “Bir çaresi yok mu?” gibi eşcinsel bireylerle empati yapmaya çalışıldığı izlenimini veren yaklaşımlar aslında içinde acıma ve olumsuzlama barındırır.

Yani dolaylı olarak eşcinsel olmanın istenmeyecek, kötü bir şey olduğunu söyler.2. Şaka ve espri konusu yapmak: Homofobinin en yaygın ortaya çıkış biçimlerinden biri eşcinselliği şaka ve alay konusu yapmaktır. Eşcinselliği ve eşcinselleri açıkça küçümsemeyen ama gülünecek, komik bir hal imiş gibi ele alan fıkra, şaka ve espriler oldukça sık olarak karşımıza çıkmaktadır.3.

  1. Üçümseyici, yargılayıcı, alaycı konuşmalar ve tutumlar: Çok doğrudan olmayan ilk iki biçiminden sonraki düzeyde eşcinselliğe yönelik olumsuz düşünce ve duygular daha açık belirtilir.
  2. Sözgelimi eşcinsellere dair yaygın yanlış inanışları tekrarlamaktan söz edebiliriz.
  3. Bu homofobik tutumda en sık tekrarlanan öğeler, eşcinsellerin güvenilmez oldukları, sözlerinden kolay döndükleri, uzun süreli ilişki kurma, sevme ve sevgiyi sürdürme kapasitelerinin olmadığı, sevgililerini hep aldattıkları gibi şeylerdir.

Eşcinsellerde de heteroseksüellerde de görülebilen bu gibi özellikler sanki sadece eşcinsellerde ve hepsinde oluyormuş gibi konuşulur. Eşcinsellere dair bu tür olumsuz fikirler, eşcinsel anlamına gelen sözcüklerin, istenmeyen kişilik özelliklerinin betimlenmesinde kullanılmasına yol açmaktadır.

Sözgelimi aslında sadece eşcinsel demek olan “ibne”, sözünde durmayan kişilere hakaret etmek için kullanılmaktadır. Bir eşcinsel gibi sözünde durmayan kişi denmek istenmektedir. Türkçede eşcinselleri niteleyen tüm sözcükler hakaret anlamında kullanılabilmektedir.4. Eşcinsel paniği: Bundan sonraki düzey eşcinsel paniğidir.

Yukarıda ele aldığımız gibi bu kişiler kendilerinde bulunan kimi eşcinsel özellikler herhangi bir nedenle tetiklendiğinde paniğe kapılmaktadırlar. Bu vakaları inceleyen meslektaşlarımızın da belirttiği gibi ego gücünün düşüklüğü ile ilintili olabilecek bir başa çıkamama durumudur.

Bu kişilerdeki kimi eşcinsel özellikler ya da kendi cinsine yönelik arzu, olasılıkla eşcinsel olmalarını sağlayacak kadar fazla değildir. Herkeste olabilecek biseksüel eğilimlerin belki bir nebze daha fazla olması söz konusudur. Burada esas sorun egonun kendisini rahatsız eden arzu ve düşünceleri bastıramaması ya da başka savunma mekanizmaları ile yönetememesidir.5.

Eşcinsellere yönelik öfke, nefret söylem ve tutumları: Bir sonraki düzey, eşcinsellere yönelik öfke, nefret söylemleri ve hakaretlerdir. Bunları çeşitli yerlerde engellemeler, tacizler, yıldırma çabaları, mobbing uygulamaları izler.6: Fiziksel saldırı, yaralama ve cinayetler: En şiddetli homofobik davranış ise nefretin fiziksel saldırılar, yaralama ve cinayetlere dönüşmesidir.

SIKLIK Türkiye’de 2015 yılında çok sayıda ülkede Hollanda Sosyal ve Kültürel Planlama Bürosu tarafından yapılan bir araştırmada «eşcinsel komşu ister misiniz?» sorusuna Türkiye’de % 85 oranında HAYIR yanıtı verilmiştir.2012 yapıldığında Bahçeşehir Üniversitesinin yaptığı değerler araştırmasında aynı soru sorulmuş ve % 87 hayır yanıtı alınmıştı.

Bir araştırmada, Türkiye’de “Eşcinsellik, toplum tarafından kabul edilmesi gereken bir hayat biçimi midir?” sorusuna insanların sadece % 14’ü Evet demişlerdir. Dışarıda durum nasıl? «Eşcinsel komşu ister misiniz?» sorusuna verilen hayır yanıtının en yüksek olduğu yerlerin birbirleriyle düşmanca ilişkileri olan Azerbaycan ve Ermenistan olması ilginçtir.

  • Oranları da aynıdır: % 94.
  • Birbiriyle çatışan ve birbirine üstünlük ve “erkeklik” iddiasında bulunan bu iki ülke halkının homofobi düzeyi, homofobi ile erkeklik algısı arasında bir ilişki olabileceğini düşündürmektedir.
  • Avrupa Birliği ülkelerinde 39 bin kişi üzerinde yürütülen bir araştırmada araştırmaya katılan eşcinsel ve trans bireylerin % 26’sı son beş yıl içinde en az bir kere eşcinsellikleri dolayısıyla saldırıya uğradıklarını veya tehdit edildiklerini bildirmişlerdir ABD de 1984 yılında yapılan bir araştırmada, erkek eşcinsellerin % 90’ı, kadın eşcinsellerin % 75’i cinsel yönelimleri dolayısıyla sözel tacize maruz kalmış olduklarını bildirmişlerdir.
See also:  Kerahat Vakti Ne Zaman?

% 50’si ise fiziksel bir tacize maruz kaldığını söylemiştir. HOMOFOBİ BİR HASTALIK MIDIR? Kelime diğer fobilere göndermede bulunurken, bunun bir hastalıkmış gibi algılanmasına neden oluyor ve «Homoseksüellik hastalık değil ama homofobi hastalık. Üstelik tedavisi de var!» diye bir slogan da var.

Homofobi bir hastalık olmadığı halde bu yaklaşım, homofobinin bazı bireylerin psikopatolojilerinin sonucu olarak ortaya çıktığı yanılgısına ve sorunun ardındaki toplumsal meselelerin göz ardı edilmesine neden oluyor. Evet, klinik olarak fobi denebilecek bazı “vakalar” vardır ve onlarda sorun büyük oranda kendi dinamikleridir ama çoğunluk için esas olarak toplumsal etkenler söz konusudur; doğrudan içinde yaşadıkları toplumun ve kültürünün bir sonucu olarak oluşur.

Heteroseksüellerin çoğu homofobiktir. Üstelik sadece heteroseksüeller homofobik değildir, eşcinseller de transseksüeller de sıklıkla homofobik olabilmektedir. Geçenlerde evlenen ünlü bir trans erkek, “Artık LGBT ile anılmak istemiyorum, ben o günleri geride bıraktım.” demişti.40’lı yaşlarında erkek bir hastam 20’li yaşlarından beri eşcinsel bir yaşam sürse de bunun geçici bir durum olduğuna inanmak istiyor, zaten erkeklerle uzun süreli ilişki sürdürmediğine, ileride bir gün bir kadına ilgi duyacağına ve işte o zaman gerçek ve uzun süreli bir ilişki kurup onunla evleneceğine dair açıklamalar yapıyordu.

  1. Çünkü O’na göre kendisi diğer eşcinsellere benzemiyordu.
  2. Eşcinsellerin güvenilmez, yalancı, gayri samimi tipler olmasına karşın kendisinin dürüst ve samimi bir olduğuna inanmak istiyor bu şekilde ardı arkası gelmeyen argümanlar üretmeye çalışıyordu.
  3. Homofobi bu kadar yaygın görüldüğüne göre, bazı kimselerin özgün psikolojik sorunlarına değil, daha yaygın psiko-sosyal ve kültürel etkenlere bağlı bir durum olsa gerektir.

Çoğunluğu oluşturan insanlar nasıl azınlıklardan, kendilerinden olmayanlardan hoşlanmıyorlarsa; eşcinsellerden de hoşlanmazlar. Mesela erkek çocukları arasında kızlardan ve kadınsı özellikler gösteren oğlanlardan hoşlanmamak kültürden görece bağımsız bir tutum dahi olabilir.

  1. NEDENLERİ ve ÇEŞİTLERİ Bize bizimkinden çok başka bir varoluş biçimi olabileceğini, başka türlü de yaşanabileceğini ve mutlu olunabileceğini gösteren her şey bizi rahatsız edebilir.
  2. Bizi şüpheye düşüren, kendi varoluşumuzu sorgulatan her durum rahatsızlık duygusu uyandırabilir.
  3. Endi kimliklerimizi oluştururken ve ne olduğumuzu, nasıl biri olduğumuzu her gün yeniden kurarken kafamız net olsun isteriz.

Daha olgun bireyler bu rahatsızlık duygusundan hareketle kendilerini ve inançlarını sorgulayarak daha üst bir bilince, daha geniş bir kavrayışa ulaşabilirler. Geniş kitleler ise farklı olanı aşağılayıp araya mesafe koyarak kendi varoluşlarını aceleyle onaylamayı seçerler.

Bununla da yetinmez farklı olanlara çeşitli yaftalar yapıştırırlar. Sonra da bu niteliklerin kendilerine bulaşmasından korkar ve onları dışlarlar. Türkçede çeşitli milletleri veya dini grupları niteleyen, Ermeni dölü, Dürzü, Kızılbaş gibi sözcükler ağır hakaret olarak kullanılabilmektedir. “Acaba kendilerine karşı yanlış mı yaptık?” diye şüphe duyabileceğimiz Ermenilerden, Kürtlerden, Alevilerden, Çingenelerden hoşlanmamak ruhsal açıdan daha ekonomiktir.

“Ermenilerin başına bir şey geldiyse, isyan etmelerinden gelmiştir, yoksa dedelerimiz bir kötülük yapmazdı.” diye düşünmek bizi rahatlatır. “Biz kötü olamayız, bir kötülük olduysa da boşuna olmamıştır” diye düşünmek isteriz. Başka dine inananların inandıkları şeylere inanır, inanmadıkları şeylere inanmazsak, kendi dinimize inanamayız.

Endi inancımızı sürdürmek için diğerlerinin yanlış veya tam doğru olmadığını, bizimkisinin mükemmel olduğunu düşünmek zorundayızdır. Dinler, milletlerden ve devletlerden daha kıskançtır çifte vatandaşlık olur ama çifte dindaşlık olmaz. Her din doğası gereği diğerlerinden daha doğru ve üstün olduğu iddiasını barındırır.

NEDENLERİNE GÖRE HOMOFOBİ ÇEŞİTLERİ Homofobiyi nedenlerine göre üçe ayırabiliriz.1.Dini veya ideolojik nedenlerle eşcinsellikten rahatsız olanlar, 2. Erkekliği yücelten ve cinselliği bir iktidar alanı olarak gören kültürel etkenler dolayısıyla eşcinsellikten rahatsız olanlar, 3.

  1. Psikolojik nedenlerle eşcinsellikten rahatsız olanlar.
  2. Psikolojik nedenleri de kendi içinde üçe ayırabiliriz: a) Reaksiyon formasyon b) Projeksiyon c) Saldırganlık ve sadistik saiklerle homofobik olanlar Dini ve İdeolojik Nedenler Birçok din eşcinselliği yasaklar.
  3. Yanlış, doğaya aykırı ve günah olduğunu söyler.

Tanrının emrine ve düzenine başkaldırmak olduğunu, dolayısıyla cezalandırılması gerektiğini vaaz eder. İran’da eşcinsellik idamla cezalandırılır. İslam Konferansı Örgütü’ne dahil 57 ülkenin sadece 6’sında eşcinsellik suç değil, 23’ünde idamla cezalandırılabiliyor geri kalan ülkelerde ise çeşitli kırbaç cezaları veya hapis cezaları var.

  • Bugün halen 70 ülkede eşcinsellik suç kabul edilmektedir.
  • Ültürel Nedenler Kültürel nedenlere bağlı homofobinin temelinde erkekliğin yüceltilmesi yatar.
  • Erkekliğin yüceltilmesi, yeterince erkekçe olmayan ya da erkekliğe yakışmadığı düşünülen şeyleri de aşağılamayı gerektirir.
  • Olduğunuz şeyin dışında kalan şeyleri kötülerseniz, aynı zamanda kendinizi yüceltmiş olursunuz.

Başka dinlerin yanlış ve kötü olduğunu söylemek ile kendi dininin iyi olduğunu söylemek aynı işlevi görür. Bunun gibi kadınların ya da kadınlara benzeyen, kadınsı tavırları olanların aşağılanması da yüce erkekliğin korunması ve yüceltilmesi işine yarar.

İnsanların oldukları şeyi doğrudan ya da diğer şeyleri aşağılayarak yüceltme çabaları, kendi güvensizliklerini ve aşağılık duygularını tamir etme isteğinden kaynaklanır. Başka açılardan kendilik saygısını yükseltme olanağı olmayan geniş yığınlar için, cinsiyet, din, milliyet gibi unsurlar ilk elden en sık kullanılan özelliklerdir.

Başka gurur duyacak fazla şeyi olmayan insan hiç değilse erkekliği ile övünecekse, erkekliğin gerçekten çok yüce bir şey olduğuna inanması gerekir. Buna inanması için de el birliği ile erkekliğin yüceltilmesi gerekir. Ayrıca erkekliğin yüceltilmesi ve erkekliğe bağlanan cesaret, korkusuzluk, savaşçılık vb gibi kişilik özelliklerinin yüceltilmesi, tarih boyunca toplulukların kendilerini korumalarında da işe yaramış olmalıdır.

Cesaretliliğin, gözü pekliliğin, savaşçılığın, başkalarını korumak için ölüme gidebilmenin ve başkalarından güçlü olmanın yüceltilmesi ile erkekler böyle olmaya çalışacak, hep birlikte erkeklik yüceltilerek “güçlü” erkeklerden oluşan bir topluluk sağlanarak, başka topluluklar üzerinde dominans kurulacaktır.

Kahraman erkek mitleri, toplumun kendisini korumak için ihtiyaç duyduğu ve erkeklere onlardan beklentilerini yüklemesine yardım eden şeylerdir. Ancak erkekler de kadınlar da bunlara inanıp, bunları gerçek zannettiğinde erkekliğin yüceltilmesine, başka her şeyin aşağılanmasına yol açıyor.

Bunun çok güzel bir örneğini geçen sene Trabzonspor’un değerli başkanı vermiş ve haklarının hakem tarafından yendiğini düşündüğü bir maçın ardından boyun eğmeyeceklerini ve mücadele edeceklerini belirtmek üzere şu veciz sözü söylemişti: “Öleceksek de adam gibi öleceğiz, kadın gibi yaşamayacağız. Bizi kadın gibi yaşatmaya da kimsenin gücü yetmez.” Bir eşcinsel babası ile görüşme Babasına eşcinsel olduğunu açıklayan genç bir erkek evde ortaya çıkan krizin çözümü amacıyla bana başvurmuştu, daha sonra babasıyla yaptığımız görüşmede aramızda şöyle bir diyalog geçti.

-Benim oğlum bir erkek ve erkek adam bu işi kadınla yapar. Eşcinsellik doğaya aykırı ve doğada olmadığı için bir sapkınlık. Bilimsel olarak yanlış ve doğaya aykırı olduğu için uygun bulmuyorum. Yoksa benim bir meselem yok eşcinsellikle. -Doğada eşcinsellik oldukça yaygın, birçok memeli yaygın olarak biseksüel veya eşcinsel davranışlar göstermektedir.

  • Yani doğada olan bir şeydir.
  • Doğada da varsa o zaman sevgi boyutunda kalsın, o şeyi yapmasın.
  • İngiltere kilisesi de aynı şeyi söyledi: tamam evlenebilirler ama bir şartla: hayat boyu seks yapmayacaklar.) -Peki siz hayat boyu cinsel perhizle mutlu olur muydunuz? – Haklısınız olmazdım.
  • Ama ben bunu bir kadınla yapıyorum.

Bir kadınla yapmayacaksa, mastürbasyon yapsın. Mastürbasyonla idare etmesini söyleseniz olmaz mı? – Peki siz kendiniz için bunu ister miydiniz? Birini sevdiğiniz halde babanız üzülmesin diye onunla cinsel yakınlık kurmayıp, sadece mastürbasyon yaparak idare etmeye çalışsaydınız mutlu olur muydunuz? – Tamam.

  1. Sevdiği ile cinsel yakınlık kurma ihtiyacı olacaksa, sadece ileri gitmeden bir birlerini sevsinler ama ileri gitmesinler.
  2. Alta yatmayacak ve içine girilmesine izin vermeyecekse sorun değil Bilime saygılı, doğaya düşkün bu öğretmen Bey ve onun gibi düşünen pek çok kişi için erkeklik en yüce değerlerden biridir.

Erkek adamın erkek oğlu olur ve o erkekler kadınları elde ederler ve onlara egemen olur, cinsellik de dahil her yoldan her ilişkide onlar üzerinde iktidar sağlarlar. Bu babayı çıldırtan ve oğluna eşcinselliği bırakmasını söyleten şey, oğlunun bir başka adamın «altına yatması», dolaysıyla erkek üstünlüğüne aykırı bir şey yapacak olması olasılığı idi.

Erkekler neden «erkeklik» saplantısı içindeler? Cinsel ilişkiyi üstünlüğünü ifade etme biçimlerinden biri olarak algılama, erkeklerle kadınlar arasında bir hiyerarşi olduğunu farz etme erkeklerin aşağılık duygusuna karşı geliştirdikleri önemli savunmalardan biridir. Eşcinsel, hele kadınsı bir eşcinsel erkek imgesi, erkek üstünlüğü fikrini tehdit ettiği için homofobi erkeklerde kadınlarda daha fazla görülmekte ve erkek eşcinselliğine yönelik psikolojik veya fiziksel saldırı daha fazla olmaktadır.

Kadın eşcinselliği daha az dikkati çektiği için daha az uğraşılıyor diye de düşünülebilir ancak en büyük etken, erkek eşcinselliğinin erkekliği daha fazla tehdit etmesidir. Kadın eşcinselliğine ilişkin yaygın açıklamalardan biri, bu kadınların yeterince iyi erkeklerle beraber olmamış olmalarıdır.

Erkekler kadınların kendilerini değil de birbirlerini sevip arzu duymalarını kendi üstünlük inançları dolayısıyla anlayamazlar. Kendi üstünlük inançlarından vazgeçmemek için “kötü erkeklere denk gelmiş, hayal kırıklıkları dolayısıyla kadınlara yönelmişlerdir” biçiminde açıklamaya çalışırlar. İyi bir erkekle sevişseler “düzeleceklerine” inanırlar.

Psikolojik nedenlerle homofobik olanlar a)Reaksiyon formasyon Reaksiyon formasyon istenmeyen arzuların tam tersine dönüştürüldüğü nevrotik bir savunma mekanizmasıdır. Mesela kendi cinsine cinsel arzu duyan biri bunu bastırmaya çalışır ve bastırma yeterli olmazsa, ego bir baş etme yöntemi olarak reaksiyon formasyonu kullanabilir.

Bu durumda kendi cinsine yönelik arzular tam tersine hoşnutsuzluğa, tiksinmeye çevrilir. Eşcinsellere ve eşcinselliği çağrıştıran şeylerden nefret edilir. Eşcinselliğe karşı mücadele etmek eşcinselliği ortadan kaldırmak veya suç olarak tanımlamak gibi çabalara girilir. Kişi kendi içinde tam olarak kontrol edemediği eşcinselliği dışarında baskı ve kontrol altında tutmaya, elinden gelirse yok etmeye çalışır.

Daha çok obsesif karakterlerin kullandığı bir savunma mekanizması olmakla beraber elbette onların tekelinde değildir. Reaksiyon formasyon kullandığı için eşcinsellikten rahatsız olan kişiler daha çok tiksinme, iğrenme gibi duygular hissederler ve dini ya da ideolojik nedenle eşcinsellikten rahatsız olan birine göre olumsuz duyguları daha güçlüdür.

Ancak yapılaşmış ve katı bir süperegoları olduğu için şiddet davranışları veya cinayet pek görülmez. Reaksiyon formasyon kullanan bir erkek bilinçdışında diğer eşcinsellere adeta şöyle demektedir: “Ben kendimi tutuyorsam sen de tutacaksın. Ben âşık olmadığım çok da beğenmediğim bir kadının kahrını yıllardır çekiyorsam sen de çekeceksin.

Ben kendimi eğlenceye, sefahate vurmuyorsam, bir sürü heyecanlı ve uçuk şeyler yaşamak istememe rağmen sıradan ve mazbut bir yaşam sürdürüyorsam sen de yapmayacaksın. Çünkü sen arzularına göre hareket edip, keyfine baktığında beni de böyle davranmaya kışkırtıyorsun ve ben kendimi o zaman kontrol etmekte zorlanıyorum.” b)Projeksiyon ve ilkel savunmalar Projeksiyon, kişinin kendisinde olan ve benimsemediği kötü özellikleri başkasına yansıtması demektir.

Homofobi ile ilgili projeksiyon şu şekilde olur. Kişi kendi cinsine duyduğu ilgiyi bastırır ve başkasına yansıtır. Kendisinin kendi cinsine ilgi duymadığına ama kendi cinsinden kişilerin kendisine ilgi duyduğuna inanır. Bu kişiler eşcinsellerden, onların kendilerini baştan çıkarmaya çalışacaklarını varsayarak rahatsız olurlar.

Kendi ilgilerini onlara yansıttıklarından, onlar tarafından ayartılmaktan korkar olurlar. Eşcinsellerle bir arada olmaktan, arkadaşlık etmekten kaçınırlar. Projeksiyonun bir biçimi: Bir günah keçisi olarak eşcinselleri kullanmak Projeksiyon sadece eşcinsel arzular için kullanılmaz.

Bazı kişiler de çeşitli kötü özellikleri azınlıklara ve bu arada bir açıdan azınlık olan eşcinsellere yansıtırlar. Kendilerinde olan sadakatsizlik, sözünde durmama, ihanet, kaypaklık gibi özellikleri eşcinsellere yansıtarak, kendi kötü yanlarını inkâr ederler ve böylelikle de daha iyi daha kusursuz biri olarak kendilerini algılayabilirler.

Tabii bu arada onların kendilerini daha iyi hissedebilmelerinin bedelini bir günah keçisi olarak eşcinsellere ödetmiş olurlar. c) Homofobinin ağır kişilik bozukluklarında görünümleri; saldırganlık ve sadizm Nevroz altı vakalarda, özellikle alt düzey borderline kişilik örgütlenmesi gösteren bireylerde, represyon bariyeri iyi çalışmadığı, entegre bir süper egoları ve denetimi sağlayacak güçlü bir egoları olmadığı için hem eşcinsel arzular daha kolay bilinçdışına sızar hem de eşcinsellere yönelik kontrol dışı cinsel ve agresif impulslar çeşitli dışavurumlara neden olurlar.

Ancak inkar ve projeksiyon kullanarak eşcinsel arzularını başkalarına yansıtırlar ve bazen bu nesnelere karşı projeksiyonla da abartılmış bir öfke duyarak şiddete başvururlar. Gazetelere yansıyan eşcinsellere yönelik nefret cinayetlerinin büyük bir kısmı bu şekilde olur. Kişi kendi eşcinsel arzularına kapılıp dürtüsel bir şekilde cinsel ilişki kurar ancak sonra eşcinselliğini inkar edip bunu karşısındakine yansıtır ve ondan nefret ettiği için de şiddet kullanır.

Bu vakaların kullandığı şiddet bir yandan kendilerinde arzu uyandırdığı için hissettikleri öfkeden kaynaklanırken, öte yandan denetleyemedikleri arzularını nesneyi ortadan kaldırarak kontrol etme çabasından kaynaklanır. Elbette her sınır durum vakasındaki homofobi şiddet içermez ve şiddetle sonlanmaz ancak nevrotik vakalara kıyasla şiddet daha sık ortaya çıkar.

Homofobik nefret suçları ve cinayetleri En sık eşcinsel dürtü ve eylemlerini denetleyemeyen ancak eşcinselliği reddetmeye çalışan ağır kişilik bozukluğu vakaları tarafından işlenir. Nitekim, geçenlerde bir erkek çocuğa cinsel tacizde bulunurken suçüstü yakalanan bir kişi, her yıl eşcinsel onur yürüyüşüne saldıran bir grubun mensubuydu.

Yani bu kişilerin bir yandan başa çıkamadıkları, bilince sızan, impulsif eşcinsel arzuları ve eylemleri vardır ve bir yandan da eşcinsellerden nefret ederek eşcinsel arzularını kontrol altında tutmaya çalışırlar. Bilindiği gibi, klinisyenler arasında yaygın olan homofobik kişilerin aslında eşcinsel yönelimleri olabileceğine dair düşünceyi araştıran iki araştırma yapılmıştı.

  1. Her iki araştırmada da homofobisi olan kişilerin eşcinsel pornosundan, homofobik olmayanlara göre daha fazla uyarıldıkları gösterilmişti.
  2. Yukarıda da belirttiğim gibi tüm homofobik bireylerin kendi eşcinsel arzularını reaksiyon formasyonla veya projeksiyonla homofobiye çevirmiş kişiler olduğunu düşünmüyorum.

Ancak homofobik kişiler arasında kabullenemediği eşcinsel arzularını çeşitli savunma mekanizmaları ile homofobiye çeviren kişilerin de bulunma ihtimali az değildir. NE YAPMALI? Her türden ayrımcılık ve aşağılamayla mücadele etmek ruh sağlığı çalışanlarının görevlerindendir.

  1. Her türlü cinsiyetçi ve homofobik söylem ve tutuma karşı uyanık olmak, bunları dilimizden ve davranışlarımızdan uzaklaştırmaya çalışmak hepimizin bir insan, hekim ve ruh sağlığı çalışanı olarak görevidir.
  2. Bu kültürde yetişip de cinsiyetçi ya da homofobik söylem veya tutumu olmayan kişi olmaz.
  3. Hep birlikte bizden farklı olanlara karşı yapageldiğimiz küçümsemeleri, aşağılamaları, ayrımcılıkları saptamaya ve kurtulmaya çalışmamız mesleki ve insani bir zorunluluktur.

Özellikle mesleki pratiğimizde bize başvuran ve bizden yardım isteyen insanlara karşı söylem ve tutumlarımızdaki özensizlik, yardım ve anlayış umdukları bir yerden geldiği için daha çok hayal kırıklığına yol açmaktadır. Kendimizden başlamak üzere dilimizi, söylemlerimizi, davranışlarımızı hatta esprilerimizi sorgulamak ve düzeltmek için çaba sarf etmek, bunun için çalıştaylar düzenlemek, kongrelerde, eğitim toplantılarında cinsiyetçiliği ve homofobik söylem ve tutumları gündeme getirmek bu konudaki haksızlıkları, adaletsizlikleri ve yaraları azaltmak için önemli bir adım olacaktır.

Heterofobi ne demek?

Heterofobi, heteroseksüellere yönelik ön yargı ve ayrımcılığı ifade eden bir terimdir. Bu terim seksoloji dışında pek kullanılmaz. Hatta, bu alanda da sınırlı bir kullanımı vardır. Terim aynı zamanda karşı cinsle ilişkiye girme korkusunu da ifade eder.

Hetero biseksüel nedir?

İşte küçük bir seçenek: Aseksüel: bu terimle kişi, hangi cinsiyet olursa olsun, hiç birine herhangi bir cinsel çekim hissetmediğini açıkça ifade eder. Biseksüel: Biseksüel bireyler hem erkeklere hem de kadınlara çekim hissederler. Heteroseksüel: Bu, karşı cinsiyete çekim hisseden kişileri ifade eder.

LGBT yi hangi ülke kurdu?

İlk çağlar – İnsanlık tarihi kadar eski LGBT ve eşcinsellik eski kaynaklarda MÖ 3000-2000 arasındaki döneme kadar uzanan LGBT’nin tarihi ile ilgili en eski yazılı belgeler Eski Mısır, Sümerler ve Hititlere uzanmaktadır. Bazı Mezopotamya tapınaklarında, yakın zamana değin Hindistan’da süren bir uygulamaya benzer biçimde, kutsal fahişelerin yanı sıra kültür hizmetine verilmiş eşcinsel fahişeler bulunmaktaydı.

Yine özel bir önemi olan iki eski Doğu halkı Hititler ve Yahudiler, LGBT tarihinde yer almıştır. MÖ 1400’lerden kalma bir Hitit yasa derlemesinde erkekler arasında evliliğe izin veren bir madde belirlenmiştir. Bu yasa tarihte eşcinsel evliliğe izin veren ilk yasa olma özelliğini de taşımaktadır. Bir diğer topluluk; Yahudiler ise eşcinselliğe karşı yürüttükleri mücadeleyle tanınırlar.

Batı uygarlığının eşcinselliği mahkûm etmesinin temelinde önce Musevilik, daha sonra Hristiyanlık kaynaklarında yer alan bu mücadele yatmaktadır. Akdeniz uygarlığında “LGBT” ve eşcinselliğin göreceli olarak daha serbest olduğu, sosyal açıdan kabul gördüğü, hatta bazı boyutlarıyla yüceltildiği bir ülke de Antik Yunanistan olup burada pederastik ( Türkçe : erkeklerle genç erkekler arasındaki ilişki ve aşk ya da kadınlarla başka kadınlar arasındaki ilişki ve aşk ) yazınsal, sanatsal ve felsefi konularda saygınlık kazanmıştır.

  1. Bu saygınlığın Yunan mitolojisine de yansıdığı, Tanrı Zeus’un kartal kılığına girerek genç Ganymades’i kaçırmasından açıkça anlaşılabilir.
  2. Yine Eski Yunan sanatının büyük bölümünde eşcinsellik bir esin kaynağı olmuştur.
  3. Sanatta çıplak, yarı çıplak erkek figürleriyle başlayan bu akım, MÖ 5. ve 4.
  4. Yüzyıllarda heykel sanatıyla daha da ilerlemiş ve tarihte bir daha eşine rastlanmayan bir yoğunluğa ulaşmıştır.
See also:  Sterlin Ne Kadar?

Eski Yunan şiirinde de eşcinselliğe dayanan esinin büyük yeri vardı. Ama yalnızca erkek eşcinselliği değil, kadın eşcinselliği de işleniyordu. Kendisi de çiftcinsel olan Sappho ‘nun şiirleri bunun kanıtıdır. Tarihsel kaynaklarda Sappho’nun, Midilli ‘de (eski adıyla: “Lesbos”) sa­de­ce kız­ öğrencilerin eği­tim gör­dü­ğü bir cim­naz­yu­mu bulunmaktaydı.

Adanın adı Lezbiyen kelimesinin türetilmesinde esin kaynağı olmuştur. Ken­di­sinin de eş­cin­sel olduğu düşünülen Sapp­ho’nun cim­naz­yu­mu, öğ­ren­ci­le­ri ara­sın­da eş­cin­sel ilişki ya­şan­dı­ğı ge­rek­çe­siy­le hal­kın ve yö­ne­ti­ci­le­rin tepkisini çek­miş ve ada­da eşcinsel karşıtı olay­lar ya­şan­mış­tı.

Yine Sappho, yazdığı şiirlerinde kadın arkadaşlarına ve öğrencilerine tutkuyla ve aşk ile seslendiği için onun lezbiyen olduğu düşünülerek Lesbos Tiranı tarafından Sicilya’ya sürgüne gönderilmiştir. Sappho bir şiirinde imge olarak eşcinselliğe göndermeyle şöyle yazmıştır;

“Dön yalvarıyorum sana, Süt beyazı tuniğini giyerek. Ah güzel endamını nasıl bir ateş sarıyor, Baştan çıkarıcılığın karşısında her kadın titrer”
—Sappho

KUIR ilişki ne demek?

Vikipedi, özgür ansiklopedi Kuir veya Queer, heteroseksüel veya cisseksüel olmayan insanlar için kullanılan bir şemsiye tabirdir, LGBT tanımlarını tekrar yapan; bunların cinsel olduğu kadar sosyolojik, entelektüel ve politik açılımlarıyla tarihsel, kültürel gelişimlerini de anlatan teoridir.

Erkek erkeğe sevgiliye ne denir?

Cinsel Yönelim Rehberi – LGBTIQA Terimleri

LGBTIQA : “Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transseksüel, İnterseksüel, Queer ve Ally” sözcüklerinin baş harflerinden oluşan kısaltmadır. Heteroseksüel: Duygusal ve/veya cinsel olarak karşı cinse ilgi duyan kadın veya erkektir. Homoseksüel (Eşcinsel): Duygusal ve/veya cinsel olarak kendi cinsine ilgi duyan kadın veya erkektir. Lezbiyen: Kadın homoseksüel veya duygusal ve/veya cinsel olarak kendi cinsine ilgi duyan kadındır. Gey: Erkek homoseksüel veya duygusal ve/veya cinsel olarak kendi cinsine ilgi duyan erkektir. Biseksüel: Duygusal ve/veya cinsel olarak her iki cinse de ilgi duyan kadın veya erkektir. Aseksüel: Cinselliğe ilgisiz veya isteksiz olan kişidir.

Sapkın Cinsel Yönelim: Duygusal ve/veya cinsel olarak sapkın temalara ve insan olmayan nesnelere ilgi duyan kadın veya erkektir. Kişinin cinsel partnerine ya da kendisine gerçek anlamda acı verdiği, partnerini ya da kendisini aşağılayıcı davranışlarda bulunduğu, cinsel davranışların çocuklara ya da rızası olmayan yetişkinlere yöneltildiği durumları içeren göstermecilik (exhıbıtıonısm), gözetlemecilik (voyeurısaa), pedofili, transvestizm, fetişizm, sadizm ve mazoşizm ve 400’e yakın cinsel sapkınlığa kişiyi yönelten bir cinsel yönelimdir.

  • Transgender: Türkçedeki travesti ve transseksüel tanımlamalarının her ikisini de kapsayan İngilizce terim.
  • Transseksüel: Duygusal ve/veya cinsel olarak kendisini karşı cinse ait hisseden, karşı cinse benzeme isteği duyan veya karşı cinsten biriymiş gibi hisseden kişidir.
  • Travesti (Travstizm): Cinsel haz almak için karşı cinsin kıyafetlerini giyen kişi anlamında, genellikle erkekler için kullanılır.

Bir cinsel yönelim değildir, travesti kişi herhangi bir cinsel yönelime sahip olabilir. Bu nedenle genellikle eşcinsellikle karıştırılır ancak travestiler heteroseksüel veya homoseksüel olabilirler. HomofobK Ne Demek CD (CrossDresser): Karşı cins ile özdeşleşmiş kıyafetleri giyen kimsedir ve çoğunlukla heteroseksüel olan kişilerdir. Kadın ise erkek kıyafetleri, erkek ise kadın kıyafetleri giyen kimsedir. Kavram, kıyafetlerin yanı sıra, karşı cins ile özdeşleşmiş aksesuarları; saç, sakal, bıyık, kaş modellerini ve makyajı da kapsar.

  • Crossdresser kimseler bunu cinsel yönelimlerinin bir sonucu olarak yapabilecekleri gibi; kimliklerini gizlemek, herhangi bir sanat gösterisinde yer almak ya da cinsel bir fetiş olarak da yapabilirler.
  • Crossdresser’in illa erkek olması şart değildir, kadın crossdresser’larda vardır.
  • Ayrıca her crossdresser’in transeksüellikle ilgilisi olmadığı gibi her crossdresser’da gay veya lezbiyen değildir.

Kavram İngilizce cross (karşı) ve dress (giyinmek) sözcüklerinden oluşur. İngilizcede ilk olarak, 1911 yılında, Almanca transvestite kelimesine karşılık olarak oluşturulmuştur. Crossdresser sadece giyim yönünden kadını taklit eder, travesti ise cinsel bağlamda da kadını taklit eder, aralarında pek fark yok gibidir ama travestiler cinselliğe daha yatkınlar, CD’ler ise kendilerini kadın yerine koyarak tatmin ederler.

  1. Drag Queen: Abartılı kadın kıyafetleri giyen ve bilinçli olarak bir kadın karikatürü gibi davranan erkektir.
  2. Queen sözcüğü İngilizcede eşcinsel erkek anlamına da gelir ve drag queenler genellikle eşcinsel erkeklerdir.
  3. Queer: Heteroseksüellik dışındaki cinsel yönelimleri kapsayan genel terimdir.
  4. Sorgulayan, henüz karar vermemiş, emin olmayan” anlamında kullanılan Questioning kelimesinden gelir.

Ally: Yanında olan, müttefik anlamına gelir. LGBTİQ olmayan ama bu bireyleri destekleyen, onların mücadelesine katılmak isteyen bireyler Ally olarak adlandırılır. Biyolojik Cinsiyet: Kişinin kadın veya erkek olarak tanımlanan biyolojik özelliklerinin tümüdür.

  1. Cinsiyet, insanın biyolojik olarak dişi ya da erkek olmasını belirleyen temel özellikleri tanımlar.
  2. Cinsiyet kimliğinin ilk tohumları biyolojik olarak döllenme sürecinde atılır.
  3. Işi doğduğu anda bedensel cinsiyeti bellidir yani bütün çocuklar dişi ya da erkek cinsel organları ile doğarlar.
  4. Çok nadir olarak, hem kız hem erkek organına sahip olarak doğanlar olabilir.

Cinsiyet kimliği; kromozomları, dış genital organları, iç genital organları, hormonsal yapıyı ve ikincil seks özelliklerini içeren kişinin biyolojik cinsel özellikleridir. İnterseksüel: Her iki cinse ait dış genital organlar ya da iç üreme sistemleri ile doğan kişidir.

Erkek ya da kadın olmayan, arada ya da o ikisinin çok dışında kalan bireyleri temsil eder. Cinsel Rol (Gender Role – Toplumsal Cinsiyet): “Erkeksi roller ve kadınsı roller” olarak bilinen kadınlara ve erkeklere toplumsal olarak yüklenen özellikler, kültürel değerler, tutumlar, roller ve sorumlulukların tümüdür.

Sosyal öğrenme kuramına göre cinsiyet rolünü öğrenme, ilk çocukluktan başlayan ve yaşam boyunca süren bir süreçtir. Çocuklar kız veya erkek davranışları ödüllendirildiğinde, cezalandırıldığında ve erkeksi/kadınsı davranış modellerini gözlediklerinde cinsel rollerini öğrenirler. HomofobK Ne Demek Cinsel Kimlik: Kişinin duygusal ve/veya cinsel ilgi duyduğu kişilerle ilişkili olarak kendi cinsiyetini nasıl algıladığıdır, kendini nasıl hissettiğidir. Yani cinsel kimlik; kişinin dişilik veya erkeklik algısıdır. Cinsel kimlik, kişinin erkek ya da kadın olarak biyolojik varlığının farkına varması ve kabul etmesidir.

  • İki veya üç yaşlarında hemen herkesin “Ben erkeğim” veya “Ben kızım/kadınım” diye bir fikri oluşur.
  • Cinsel kimlik davranışın erkeksi veya kadınsı psikolojik yönlerini yansıtır.
  • Işinin cinsiyeti ile cinsel kimliği çoğu zaman iç içe girmiştir.
  • Biyolojik faktörler eksiksiz gelişimini tamamlasa bile erkeklik ya da kadınlık hissinin gelişiminde bir sorun olabilir.

Bir çocuğun kız ya da erkek doğması, cinsel kimliğini kazanması için ilk koşuldur ama yeterli ve tek koşul değildir. Cinsel kimlik başta anne-baba olmak üzere aile üyeleri, öğretmenler ve yakın arkadaşlarla yaşanan sonsuz deneyimlerden köken alır. Cinsel Yönelim: Kişinin karşı cinse, kendi cinsine, her iki cinse hissettiği ya da hissetmediği duygusal ve/veya cinsel ilgisini ifade eder.

Cinsel oryantasyon olarak da bilinir. Cinsel yönelim genellikle heteroseksüellik, homoseksüellik (eşcinsellik), biseksüellik, sapkın cinsel yönelim veya aseksüellik şeklinde olur. Homofobi: Genel anlamıyla LGBTIQA bireylere ilişkin nefret ve haset gibi yıkıcı duygular besleme, onlara şiddet uygulanmasını savunma veya şiddet uygulayan tutum ve davranışlarda bulunmayı tanımlar.

Homofoibide referans noktası LGBTIQA bireylere saldırı ve şiddet uygulanması, şiddetin savunulmasıdır. Bu referans noktasından sapıldığında LGBTIQA eleştirilemeyen veya tartışılamayan bir tabu haline gelir. Bilindiği üzere, tüm tabular insan hayatını zorlaştırmaktadır.

  • İçselleştirilmiş Homofobi: LGBTIQA bireylerin ruhsal ve bedensel gelişimleri sırasında, toplumun LGBTIQA bireyler hakkındaki olumsuz bakış açılarını içe almaları ve benliklerini bu inanç ve duygularla değersizleştirmeleri sonucunda LGBTIQA bireylerde ortaya çıkan özel bir homofobi türüdür.
  • İçselleştirilmiş homofobi bazı kişilerde yoğun bunaltı, iç sıkıntısı, iç daralması, depresyon, suçluluk hissetme, günahkarlık, utanç duyma, inkar etme, öfkelenme, kendini kabullenememe, AİDS’e bağlı damgalama korkusu, kendiyle barışmama ve hatta intihara bile yol açabilir.

İçselleştirilmiş homofobinin LGBTIQA bireylerin ruh ve beden sağlığı üzerinde çok yıkıcı etkileri olabilir. İçselleştirilmiş homofobinin kendini, gizlenme, utanma, öfke ve nefret, haset, umutsuzluk, kendini toplumdan dışlama, LGBTIQA gettolaşması ve kendi kendini tecrit etme, dayanışmanın yokluğu ya da yetersizliği, pasif kalma, günübirlik ilişkiler yaşama, terk edilme korkusu, suçluluk ve günahkarlık duygusu, kendinden utanma ve nefret etme, biseksüellik şeklinde gösterebilir.

Skolyoseksüel ne demek?

Skolyoseksüel (skoliosexual): Genderqueer/Non-binary ve transgender kişi ve ifadelere (na-trans olarak tanımlanmayan kişilere) karşı çekim duyan. Panseksüel: Biyolojik cinsiyete, cinsiyet kimliğine veya ifadesine bakmaksızın herkese karşı çekim duyan.

Heterofobik ne demek?

Heterofobi, heteroseksüellere yönelik ön yargı ve ayrımcılığı ifade eden bir terimdir. Bu terim seksoloji dışında pek kullanılmaz. Hatta, bu alanda da sınırlı bir kullanımı vardır. Terim aynı zamanda karşı cinsle ilişkiye girme korkusunu da ifade eder.

Homoseksüel biseksüel nedir?

İşte küçük bir seçenek: Aseksüel : bu terimle kişi, hangi cinsiyet olursa olsun, hiç birine herhangi bir cinsel çekim hissetmediğini açıkça ifade eder. Biseksüel : Biseksüel bireyler hem erkeklere hem de kadınlara çekim hissederler. Heteroseksüel: Bu, karşı cinsiyete çekim hisseden kişileri ifade eder.

Homoseksüel olmayan nedir?

Cinsel Yönelim Nedir? İsimlendirilen Cinsel Yönelimler – Cinsel yönelim kişide cinsel duygu, istek ve davranışların belli bir cinsiyete çekimidir. Cinsel yönelim; erkekler, kadınlar veya her iki cinsiyet için kalıcı duygusal, romantik ve cinsel uyarılma anlamına gelmektedir.

Heteroseksüel (kendinden farklı olan diğer cinsiyete karşı duygusal, romantik ya da cinsellik çekimleri olan) Homoseksüel/Eş Cinsel (kişilerin kendi ile aynı cinsiyete karşı duygusal, romantik ya da cinsellik çekimi olan) Biseksüel (hem kendi cinsiyetinden hem diğer cinsiyetinden olanlara karşı duygusal, romantik ya da cinsel çekimi olan)

Bu yönelimlerin hiçbiri birbirinden daha “normal” değildir. Her yönelim sağlıklı ve doğaldır. Cinsel yönelim dışarıdan gözlenerek anlaşılacak bir şey değildir. Kişinin kendisi ifade ettiğinde bilinebilir. Cinsel yönelim çok boyutlu olarak değerlendirilir.

  1. Yani bir kadın bir kadına cinsellik olarak haz duyması onun eş cinsel olduğu anlamına gelmez.
  2. Bir erkeğe heteroseksüel demek için illa bir kadınla cinsel birlikteliği olması gerekir gibi bir kural olmadığı gibi; tek başına yeterli olabilecek bir durum değildir.
  3. Heteroseksüel bir erkeğin bir erkeğe karşı cinsel fanteziye sahip olması normal bir durumdur; bu o erkeğin eş cinsel olduğu anlamına gelmez.

Bu çok karıştırılan ve kişilerin kaygı duymasına neden olan şeylerden birisidir. Kişinin kendisini sorgulamasına neden olabilir. Yapılan çalışmalarda, cinsel yönelimlerin kökenleri bilimsel olarak yeterli gösterilmemiştir. Bu durum heteroseksüellik için de aynıdır.

  1. Fakat cinsel yönelimin bir tercih veya seçim olmadığı kesin olarak kabul edilmektedir.
  2. Işi cinsel yönelimine karar veremez.
  3. Örneğin, heteroseksüel bir erkeğin, “Ben artık duygusal olarak erkeklere ilgi duyacağım.” diye bir yönelim sergilemesi söz konusu değildir.
  4. Cinsel yönelimin değiştirilmesi mümkün değildir.

Homoseksüel kişiler, baskın toplumlarda yaşıyorlarsa bunu değiştirmeye çalışırlar veya hastanelere, doktorlara başvururlar. Fakat bu mümkün olmasa da istek, ilgi ve davranışlarında değişiklikler olması mümkün. Kişi homoseksüel olsa da heteroseksüel gibi davranabilir ve istek duyabilir. HomofobK Ne Demek

Yönelim nedir cinsel?

/ cetad.org.tr Cinsel yönelim nedir? Cinsel yönelim kişide cinsel duygu, istek ve davranışların belli bir cinsiyete çekimidir. Cinsel yönelim; çekirdek cinsel yönelim, cinsel ilgi/uyarılma, cinsel fantezi, cinsel davranış ve kendini tanımlama “açılma” yı içerir.

  1. Cinsel yönelim karşı cinse olduğunda heteroseksüellik, kendi cinsine dönük olduğunda eşcinsellik, her iki cinse dönük olduğunda biseksüellik adı verilir.
  2. Farklı cinsel yönelimlerin varlığı insan cinselliğinin çeşitliliğinin doğal bir sonucudur.
  3. Bu yönelimlerin hiçbiri diğerinden daha doğal, daha sağlıklı, daha üstün, daha “normal” değildir.

Herbirinde kişinin sağlıklı bir kişilik yapısı geliştirmesi, uyumlu ve tatmin edici kişilerarası ilişkilere sahip olması, sosyal ve mesleki işlev görmesi, cinsel ve duygusal derinlikli ilişkiler yaşayabilmesi mümkündür. Cinsel yönelim kişinin erkek ya da kadın fiziksel özelliklerine sahip olmasıyla, yani biyolojik cinsiyet özellikleriyle, kendisini erkek ya da kadın olarak kabul etmesiyle, yani cinsel kimlikle, toplumca kadın ya da erkeğe özgü olduğu kabul edilen davranış ve görünüme sahip olmasıyla, yani toplumsal cinsiyet özellikleriyle doğrudan ilişkili değildir.

  1. Dışarıdan gözlenerek kişinin cinsel yönelimi anlaşılamaz, sadece kendi ifadesi ile bilinebilir.
  2. Cinsel yönelim sadece cinsel etkinlikle ilgili değildir; bir erkeğe heteroseksüel denilmesi için bir kadınla cinsel birlikteliği olması gerekmediği gibi, bir kadının başka bir kadınla ilgili cinsel fantezileri olması ya da cinsel ya da duygusal yakınlık duymuş olması tek başına o kişiyi eşcinsel yapmaz.

Cinsel yönelim çok boyutlu olarak değerlendirilmesi gereken ve kesitsel değil ama insan yaşamının geneliyle ilgili hangi cinse çekim duyduğunun değerlendirilmesi ile anlaşılabilir. Cinsel yönelim nasıl gelişir? Cinsel yönelimlerin, eşcinsellik kadar heteroseksüelliğin de, kökenleri henüz bilimsel olarak gösterilmiş değildir.

  • Her tür cinsel yönelimle ilgili genel kabul cinsel yönelimin bir seçim/tercih sonucu olmadığıdır, zira bireyler hayatlarının herhangi bir döneminde hangi cinsiyetten kişilerden hoşlanacaklarına, aşık olacaklarına, cinsel olarak uyarılacaklarına karar vermezler.
  • Böyle bir karar süreci heteroseksüel bireyler için geçerli olmadığı gibi (yani bir erkek hayatının geri kalanında cinsel ve duygusal olarak kadınlara yöneleceğine karar vermediği gibi), heteroseksüellik dışında cinsel yönelimi olan kişilerde de söz konusu değildir.

Cinsel yönelim seçilen değil, fark edilen, karşı karşıya kalının bir durumdur. Cinsel yönelimin nasıl ortaya çıktığı ile ilgili yıllarca çeşitli alanlarda çalışmalar yürütülmüşse de tutarlı ve geçerli bir açıklamaya ulaşılamamıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalar genetik ve doğum öncesi süreçlere işaret etmektedir; ancak tek belirleyenin bu etkenler olmadığı da gösterilmiştir.

Işilerde saptanan hormon düzeyleriyle, beyin yapısı ve işlevleriyle ilgili farklılıklarla, kişinin geçmişinde cinsel istismar olmasıyla, aile yapısıyla, ebeveyn özellikleri, anne veya babasıyla ilişkisiyle, kendi cinsi ve karşı cinsle ilişki denemelerinde olumlu/olumsuz yaşadıklarıyla, yineleyen denemeler sonucu öğrenmiş olmasıyla, bağımlılıkla açıklanamayacağı gösterilmiştir.

Cinsel yönelim değişir mi? Değiştirilebilir mi? Cinsel yönelim istemli bir tercih değildir. Yeterince istenirse değiştirilebilir bir durum değildir. Özellikle 1950li yıllarda, eşcinsel ya da heteroseksüel olmanın doğuştan gelen özellikler değil, pekiştirme etkili oldukları görüşü hakimdi.

Yani kişi bir tip yanıta ne kadar koşullanmış olursa olsun diğerine koşullanması mümkün görülüyordu. Bu yüzden birtakım davranışçı tedavi yöntemleri denenmiş (tiksindirme, gizil duyarlılaştırma vs). Bu yöntemlerin etkisiz olduğu ve ayrıca ruhsal ve bedensel hasarlara yol açtığı gösterilmiş. Cinsel yönelimin insan yaşamı içinde değişkenlik göstermediği bilinmektedir.

Ancak insan cinselliği çok boyutludur ve bireyin cinselliğiyle ilgili birçok özellik zaman içinde değişiklikler gösterebilir. Bu bağlamda yönelim değişmese de cinsel yönelimin bileşenleri olan istek, ilgi, düşünce ve davranışlarla ilgili değişiklikler olması mümkündür.

  1. Heteroseksüelliğin normal ve tek cinsel yönelim olarak kabul edildiği toplumlarda çocukluk ve gençlik döneminde bireyler kendilerinin de heteroseksüel olduğunu kabul ederler.
  2. Eşcinsel ve biseksüel bireyler ruhsal ve bedensel olgunlaşmalarıyla birlikte kendi cinslerine yönelik ilgilerinin fark etmeye başlarlar.

Bu gelişim her bireyde aynı yaşlarda gerçekleşmez. Heteroseksüellik dışında yönelimi olanların çoğunda ilginin belirginleşmesiyle birlikte o zamana kadar gelişmiş olan heteroseksüel kimlikle uyumsuzluk nedeniyle kafa karışıklığı yaşandığı, çevrenin homofobik tepkileri ve olası reddinden kaynaklanan korku, kaygı, suçluluk ve utanç duygularının belirgin olduğu bir döneme girilir.

Kişinin yöneliminde değişiklik meydana gelmemektedir; kişinin eşcinsel ya da biseksüel yöneliminin farkına varmasıyla cinsel yönelim kimliği gelişme sürecine (açılma) girilmiştir. Kişisel gelişim ve çevre ile etkileşimin imkan verdiği ölçüde, gerektiğinde ruh sağlığı uzmanlarından yardım alınarak, kişi bütünlüklü bir cinsel yönelim kimliği geliştirebilmektedir.

Ruh sağlığı çalışanlarının bu süreçte rolü kişiyi eşcinsel, biseksüel ya da heteroseksüel “yapmak” değil, karşılaştığı güçlükleri anlamasını, baş etmesini kolaylaştırmak, kendini olduğu gibi kabullenmesini kolaylaştırmak, homofobik (eşcinselliğe ve eşcinsellere karşı duyulan korku ve nefret) tepkilere karşı kendini savunma becerilerini akılcı şekillerde kullanıp, baskı ve inkar gibi mekanizmaların yersiz kullanımıyla yüzleştirme, gelişiminin doğal seyrini tamamlarken yaşının gerektirdiği olağan becerileri edinmesini desteklemektir.

Heteroseksüellik dışında cinsel yönelimi olanlar yaşadıkları toplumun hakim ölçüleri doğrultusunda bu yönlerinden huzursuzluk duyabileceklerinden, çeşitli şekillerde bu durumu inkar etmeye, farklı şekillerde adlandırmaya ya da baskılamaya çalışabilirler. Bunlar eşcinselliği ve biseksüelliği ortadan kaldırmasa da açılma sürecinin askıya alınmasına neden olabilir.

Sonraki dönemlerde kendi yönelimini kabullense bile homofobik tepkilerle ilgili kaygılar nedeniyle bu yönünü en yakınları da dahil olmak üzere başka insanlardan saklamayı seçebilir. Uygun koşullarda yönelimini çevresindekilerle seçici olarak paylaşmayı, açılmayı da seçebilir.