Sabor De Minas

Dicas | Recomendações | Comentários

Playboy Ne Demek?

Playboy demek ne anlama gelir?

Playboy, hayatın zevklerini tadacak bol zamanı olan ve iyi yaşamayı seven, çapkın ve çok eşli varlıklı erkekleri anlatan terim.

Playboy ne demek argo?

Başlığın diğer anlamları için Playboy (anlam ayrımı) sayfasına bakınız.

Playboy

Editör Hugh Hefner
Kategoriler Erotizm
Sıklık Aylık
Toplam tiraj (2018) 206,483
Kuruluş yılı 1 Ekim, 1953
İlk sayı 1 Aralık, 1953
Son sayı 17 Mart, 2020
Ülke ABD
Dil İngilizce
Website http://www.playboy.co.uk/
ISSN 0032-1478

Playboy, ABD kökenli erkek dergisidir.1953 yılında Hugh Marston Hefner tarafından kurulmuştur. Türkçede, çapkın erkekler için sıfat olarak da kullanılır.1980’li yılların sonuna doğru Erkekçe dergisinin Türkiye’de gösterdiği tiraj başarısı sonucu Türkçe sürümü de dönemin Türkiye yasalarına uyarlanmış fotoğraf biçimleriyle çıkarıldı. İlk Türkçe sayısının Türk güzeli Burçin Orhon ‘dur. Derginin Ukrayna versiyonunun kapak kızlarından Daşa Astafyeva, 2008

Playboy markası nedir?

PLAYBOY ABD’nin en ünlü erkek dergilerinden bir tanesi olan Playboy, kendi ismini taşıyan erkek ve kadın parfümleri ile şimdi tüm dünya ile birlikte ülkemiz tüketicilerine de sunuluyor. Playboy, arzuyu, tutku ve cazibeyi kokularına taşımakta ve bu büyüleyici deneyimi kullanıcılarla paylaşmaktadır.

Playboy dergisi ne zaman kuruldu?

Mahmut Hamsici – Ege TatlıcıBBC Türkçe

7 Şubat 2021 Amerika Birleşik Devletleri’nde 1953 yılında yayın hayatına başlayan Playboy dergisi, yıllar içinde çok büyük tiraj rakamlarına ulaştı. Çıplak kadın fotoğraflarıyla ünlü dergi, çıktığı günden bu yana tartışmaların da odağında oldu. Bir yandan ülkedeki kadın hareketi, kadın bedenini objeleştirdiği gibi eleştirilerle Playboy’ protesto ederken diğer yandan bazı kesimler ise Playboy’u özgürlükçü buluyordu.

  1. Playboy, ABD’deki sayfalarında fotoğraflar dışında önemli kültür ve siyaset yazıları ile söyleşilere de yer verdi.
  2. Hatta Malcom X’ten Martin Luther King Jr’a, Fidel Castro’dan Yaser Arafat’a kadar uzanan yelpazede siyasi figürler dergide yer aldı.
  3. Playboy’un ünü zamanla ABD sınırlarını aşıp dünyaya yayıldı.1980’lerden itibaren Türkiye’de de Playboy muadili dergiler yayımlandı.1982’de Erkekçe dergisiyle başlayan bu furya kapsamında Playboy’un Türkçe versiyonu da 1985’de yayına başladı.

Bu dergiler Türkiye’de de büyük ilgi gördü ve ABD’de olduğu gibi yine belirli tartışmaların konusu oldu. Bu arada ABD’deki Playboy’a benzer olarak Türkiye’de de bu dergiler, kültür ve siyaset yazıları ile söyleşiler yayımladı. Bu kapsamda Uğur Mumcu’dan Aziz Nesin’e, Doğu Perinçek’ten İlhan Selçuk’a dönemin muhalif isimlerinin görüşlerine dergi sayfalarında yer verildi.1990’larda da yüksek tirajları süren bu dergiler muzır neşriyat yasasının kısıtlamaları, cinsel içerikli yayınların CD, DVD ve sonra da internete kayması ile Türkiye’nin siyasal ortamı ve basındaki büyük değişimler gibi nedenlerin sonucu olarak piyasadan çekildi.

Çapkın insan ne demek?

Uzun süreli ilişkilerden kaçınan hovarda kişilere çapkın denir. Eski Türkçe bir sözcük olan çapkın, ”çapmak” fiilinden türetilmiştir. Çapmak sözcüğü koşmak anlamına gelir. Bununla birlikte, eski Türk toplumlarında, tek bir şeyde karar kılamayan, sürekli fikir değiştiren kişiler de çapkın olarak nitelendirilirdi.

Zampara insan ne demek?

Zampara Ne Demek, Tdk Sözlük Anlamı Nedir? Zampara Kime Denir? kelimesi Farsça kökenli bir sözcüktür. Aynı zamanda belli bir kişiye gösterdiği karakter üzerinden Türkçede yerleşik olarak kullanılır. Günümüzde hala halk arasında önemli bir yere sahip olduğunu ifade etmek mümkün.

Zampara Ne Demek, TDK Sözlük Anlamı Nedir? Türk Dil Kurumu üzerinden ele alındığı vakit zampara kelimesi değişik biçimlerde ifade edilmektedir. – Sürekli kadın peşinde koşan, Kadınlara düşkün (Erkek) – Kadıncıl Bu şekilde ifadesi ile beraber tek başına veya cümle içerisinde kullanılabilir. Zampara Kime Denir?

Aklı fikri kadınlarda olan ve sürekli kadınlarla ilgilenen, onların peşinde koşan erkekler zampara olarak bilinmektedir. Bu kişiler günümüzde aynı zamanda çapkın kelimesi üzerinden de ifade edilmektedir. Ancak eski dönemden günümüze kadar ulaşmış zampara sözcüğü, bunun hafif argo hali olarak öne çıkmakta ve değerlendirilmektedir. : Zampara Ne Demek, Tdk Sözlük Anlamı Nedir? Zampara Kime Denir?

Tavşan amblemi ne anlama gelir?

Playboy Ne Demek Her geçen gün hayvanlar üzerinde test etmeyen firmalara yönelen kişiler görüyorum ve artmasına o kadar mutlu oluyorum ki! Hele hele bazı tanınmış bloggerlar bunu yapınca çok daha etkili oluyor tabii ki. Yalnız bu konuda çok fazla bilgi kirliliği olduğunu üzülerek görüyorum.

Blogumda her postta, yeri gelince hatırlatmaya çalışıyorum fakat illa ki benzer şeyler dönem dönem karşıma takrar çıkıyor. Mecburen sık sık aralıklarla tekrarlamak zorunda kalıyorum ben de. O yüzden uzun zamandır takip eden arkadaşları uyarayım, bugün de yeni haberlerle gelmedim. Ama cruelty free arayışına yeni katılmış arkadaşlar için önemli gördüğüm bazı şeyleri paylaşacağım.

En önemlisi de bu tavşan logoları. Bunu kocaman puntolarla yazmak istiyorum çünkü gördüğüm kadarıyla herkes tavşanı gördüğü anda atlıyor. Tavşan logolu ürünler hayvanlar üzerinde test edilmiyor anlamına GELMEZ! Buradaki postta ayrıntılarıyla açıklamıştım: http://www.etiksecimler.com/kozmetik-urunlerdeki-logolar-ve-sertifikalar/ Kozmetik ürünlerinin ambalajına koyduğu logo, yazı ya da işaretler denetlenmez, çoğunlukla aldatıcı olabilir.

Nasıl toksik kimyasalları içermesine rağmen isteyen marka istediği ürününe “doğal” ya da “organik” yazabiliyorsa “hayvanlar üzerinde test edilmemiştir” ibaresi ya da tavşan logosu koyabilir. Bu yüzden nasıl organik sertifikalandırma ve denetleme kuruluşları varsa markaların hayvanlar üzerinde test edip etmediğini araştıran kuruluşlar da var.

Bu kuruluşlar güvenilir buldukları markaları listeleyip internet üzerinden de yayınlıyorlar. Bize düşen bu markaları araştırıp Türkiye’de bulabiliyor muyuz ya da herhangi bir şekilde ulaşabiliyor muyuz diye araştırmak.

Ilk Türk dergisi nedir?

Tarihçe – Bilinen en eski dergi, 1663’te ‘da yayımlanan edebiyat ve felsefe dergisi Erbauliche Monaths Unterredungen ‘dır. İlk bilimsel dergi ise adlı yayındır.1731’de ‘da yayımlanan ilk genel kültür dergisidir., “Sylvanus Urban” takma ismi ile, bu derginin ilk editörü olup dergi (magazine) ismini ilk kullanandır.

Arapça kaynaklı makhazin (ambar) isminden türemiş askerî kökenli materiel (askerî ambar) İngilizce isim kökenidir. Osmanlı basınının ilk Türk dergisi, 1849 yılında çıkan ve 26 sayı yayımlanan adlı mesleki dergidir. Derginin gelişim sürecinde gazete ve dergi arasındaki fark belirgin değildir. Nitekim döneminde adı altında 1831’de çıkarılan gazete, ‘daki ilk süreli yayındır.

Bu gazete Osmanlı’daki ilk resmî gazete olup ‘de Alexandre Blacque tarafından basılmıştır. Gazetenin isminin Fransızca adlı gazeteden esinlenildiği düşünülmektedir. Moniteur Ottoman birkaç ay sonra adıyla olarak yayımlanmaya başlamıştır. Gazetenin 1940’lı yıllarda yayınına son verilmiştir.

Batı’da Sömürge dönemlerinde yayıncılık çok pahalı bir sektördü. Özellikle ‘de kâğıt ve matbaa mürekkebi ithal mal olarak vergilendirildi ve bunların kaliteleri tutarsızdı. Eyaletler arası tarifeler ve kötü kara yolu sistemi, bölgesel ölçekte bile dağıtımı engelliyordu. Buna rağmen bu dönemde pek çok dergi piyasaya sürüldü ancak çoğu birkaç baskıda başarısız oldu.

, 1741’de Amerikan kolonilerinin ilk dergilerinden biri olan General Magazine ve Historical Chronicle ‘ı tasarladı. Yine ‘in editörlüğünü yaptığı Pennsylvania Magazine, kısa bir süre yayınlandı. Bu dergide metnini içeren son sayı 1776’da yayınlandı.

Erkek dergisi ne demek?

Erkek dergileri, gençlerin ve genç yetişkinlerin; cinsel yeterliliklerin, tekniklerin, sorunların, sağlığın ve alternatif cinselliklerin dahil olduğu cinsel konular hakkında bilgi elde etmek için kullandıkları cinsel bilgi kaynaklarıdır (aktaran Taylor, 2005: 154).

Ilk dergi kim çıkardı?

Tarihte yayınlanan ilk dergi olarak The Gentleman´s Journal görülmektedir. – İngiltere´de yayınanan bu dergi “Ülkedeki beylere, haberler, tarih, felsefe, edebiyat, müzik ve çeviri konusunda mektup” altbaşlığıyla çıkan derginin ilk sayısı Ocak 1692´de basıldı. Ayda bir çıkan derginin sahibi R.Baldwin´di. Playboy Ne Demek Daha Sonraki yıllarda ilk resimli dergiler yayınlanmaya başladı. “Memoirs for the Curious” olan derginin sahibi A.Baldwin idi. Playboy Ne Demek Konuların çizgilerle süslendiği ilk dergi ise, 1832 yılında yayınlanan The Penny Magazine oldu. Gerçek bir fotoğraf ise “Art Union” adlı derginin Haziran 1846 sayısında yayınlandı.1 Temmuz 1858 yılında, yayın hayatına atılan Stereoscopic Magazine dergisi de, son nüshasının yayınlandığı Ocak 1865´e kadar her sayısında düzenli olarak üç stereoskopik fotoğraf çalışması bastı. Playboy Ne Demek Kaynak:moradergisi e dergi nedir, katalog nasıl hazırlanır makaleleride ilginizi çekebilir. Osmanlı Döneminde İlk Dergi II. Mahmud zamanında İzmir’de yabancı kişilerin çıkarttığı gazetelerin dönemin siyasi mevzularına değinmesi ve gazetelerin siyasi konuları aktarması ve gazetelerin devletlerin politikalarını gerçekleştirilmesinde önemli bir araç olarak görüldüğünün anlaşılması nedeniyle dönemin sultanı II.

  1. Mahmud gazetenin işlevlerinden faydalanmak amacıyla ilk gazete örneklerini çıkartmaya başlamıştır.
  2. İlk gazetenin çıkmasından sonra belirli bir görüşü ve fikri aktarmak ve bir konuda ayrıntılı ve derinlemesine analizler yapmak amacıyla ilk dergiler de çıkmaya başlamıştır.
  3. Osmanlı’da yayımlanan ilk süreli yayınlar kendilerini gazete olarak adlandırılmasına karşın bu yayınları tam şekilde gazete olarak nitelendirilmesi mümkün olmamaktadır.

Osmanlı’da ilk gazetelerin ortaya çıkmasından sonra 1849 senesinde ilk dergi olan Vaka-yı Tıbbiye yayımlanmış, bu ilk dergiden sonra ardı ardına birçok dergi yayını görülmüştür. Alıntı: Osmanlı’da Dergiciliğin Doğuşu ve Gelişimi Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Sayı: 9, Nisan 2016 / Kenan Demir Bir diğer araştırma ise Buğra Tokmakoğlu’na ait.

Osmanlı’da Basın ve Basın Tarihi makalesinin tamamına linkten ulaşabilirsiniz. Bu makalenin girişi şu şekildedir: Türkiye’de ilk basımevi 1495 yılında kurulmuştur.Samuel ve Nahmes kardeşler, Hazreti Musa’nın ” Beş Kitap “adlı kitabını 1494 yılında İstanbul’da basmışlardır.1494-1729 yılları arasında azınlıklar ve yabancı misyonlarca Türkiye’de açılan basımevlerinin sayısı 37 yi bulmaktadır.

Uzun uğraşlardan sonra İbrahim Müteferrika ve Sait Efendi, ilk Türk basımevini 14 -16 Aralık 1727’de kurabilmişlerdir.

En çapkın erkek kimdir?

Özgeçmişi – Casanova evrensel olarak kadınların gönüllerini fethetmedeki becerisiyle tanınır. Otobiyogrofisinde ‘Histoire de ma vie’ (Hayatımın Hikâyesi), 18. yüzyıldaki en güvenilir sosyal hayat görenekler ve ilkeler kaynağı, 122 kadınla yattığını yazar.

Casanova 1725’te Zanetta Farussi ile Gaetano Giuseppe Casanova aktörlerinin oğulları olarak Venedik’te doğar. Casanova soyadını biyolojik babasından değil, annesinin kocasından almıştır. Gerçek babası Michele Grimani olarak bilinen Patrik ailesinin bir üyesiydi ve bir zamanlar ikisinin de çalışmış olduğu San Samuele tiyatrosunun sahibiydi.

Aile çocuklarına çok ilgi gösterdi. (Casanova 6 çocuktan en büyüğüydü-Francesco (1727) evlilik dışı dünyaya gelmişti, diğer 4 çocuk Giovanni Battista (1730), Faustina Maddalena (1731), Maria Maddalena Antonia Stella (1732) ve Gaetano Alvise (1734) Gaetano’nun çocuklarıydı) Casanova’nın kendisi birçok evlilik dışı çocuğa babalık yapardı ama kendi anne babası gibi onlara gereken ilgiyi hiçbir zaman göstermedi.

Gaetano 1733’te ölmeden önce Grimanis’e ailesine bakması için yalvarması Casanova’nın Padua’da yatılı bir okula gönderilmesinin nedeni olur. Böyle bir zamanda sadece orta veya üst sınıf bir ailenin oğlunu okula göndermesi normal karşılanan bir durumdur. Bir öğrenci olarak müthiş bir sabır gösterir ve kısa zamanda öğretmenin gözdesi olur, normalde hazırcevap, bilgiyi şiddetle arzulayan ve sürekli meraklıydı.

Karşı cinsiyetle ilk burada iletişime geçti; 11 yaşındayken öğretmenin kızı bir anda ona ilk cinsel doyumunu (orgasm) verdi.16 yaşında Hukuk doktorasını aldığı Padova Üniversitesi’nden ahlak felsefesi, kimya, matematik ve hukuk dersleri gördü. Şiddetle eczacılığa ilgiliydi; hevesli ve çoğu zaman içgüdüsel olarak iyi bir doktor olmasına karşın eczacılıkla ilgili bir kariyer yapmaması içinde kalmış bir üzüntü olmuştur.

Casanova 1740’ta Venedik’e geri döndüğünde, kilise hukuku kariyerine bir papaz olarak kilisede başladı.1757’deki pasaportuna göre uzun (1.91m) ve uzun beyazlaşmış saçları vardı; güzel kokulu ve özenilmişçesine kıvırcıktı.76 yaşındaki Venedikli senatör Alvise Gasparo Malipiero’ye kendisini sevdirdi. Malipiero en iyi çevrelerde delikanlı Casanova’ya iyi yemek ve şarap ile sosyal bir ortamda nasıl davranılması gerektiğini öğretti.

Seks hakkındaki düşünceleri zihnini meşgul etmeye başladı ve kilise kariyerinde çok vakit geçirmeksizin maceralarla bir yerden bir yere savruldu. Hatıralarına göre, ilk cinsel deneyimini 16 yaşında 3 kişilik bir ilişkide yaşadı. Kilisedeki kariyeri kısaydı, skandallara lekenlenmiş olması tüm yaşamını doğal olarak etkilemişti.

Daha sonra, komisyonu alıp Venedik Cumhuriyeti ‘nde düşük rütbeli bir askeri görevde olmak istediğini belitti, Korfu ‘da kısa bir süreliğine kaldıktan sonra İstanbul ‘a gitti. Askeriyedeki yükselmenin çok yavaş ve sıkıcı olduğunu görünce hırsını bir kenara attı. Tekrar Venedik’e, gerçek babasının sahibi olduğu San Samuele tiyatrosunda gereksinim dışı olarak kemancı oldu.21 yaşında, Bragadin ailesinden Venedikli bir soylunun hayatını kurtarması onu varlıklı bir konuma getiren olay oldu.

Ancak bir skandalın ardından Venedik’ten ayrıldı. Paris, Dresden, Prag ve Viyana ‘da vakit geçirdikten sonra 1753’te memleketi Venedik’e döndü.1755 Temmuz’unda 30 yaşındayken Venedik’te Inquisitori di Stato’da büyüye olan ilgisinden dolayı tutuklandı ve Doge’ın Sarayı’nın hemen yanındaki ünlü cezaevi “I piombi” (Kurşunlar)’de mahkûm edildi.

  1. Casanova’ya 5 yıl ceza verildi ancak ne hüküm ne de yargı hakkında bilgilendirilmişti.
  2. Dönemin en güvenlikli hapishanelerinden biri olmasına rağmen 1 Kasım 1756’da olağanüstü bir kaçış planı uyguladı.
  3. Casanova’dan önce hiçbir mahkûm kaçmayı başaramamıştı (bkz.”Histoire de ma fuite des prisons de la République de Venise qu’on appelle les Plombs”).

Buradan Paris’e gitti. (5 Ocak 1757); Robert-Francois Damiens, XV. Louis’in hayatına kastetti.1760’ta Casanova kendisi Chevalier gibi stilize etmeye başladı. Ara sıra kendisini Count de Farussi (annesinin evlilik öncesi soyadını kullanarak) diye tanıtırdı.

Papa XIII Clement Casanova’yı Eperon d’Or’un Papal Order’ına göre sunmuştu; Casanova rahatlıkla kendisini Chevalier diye tanıtabileceğinden neşe doluydu.1761’de Fransa ‘nın organize ettiği Yedi Yılın Savaşı’nın bitmesine yönelik teşkvinde Casanova Ausburg Kongresi’nde Portekiz ‘i tanıttı. Casanova hayatı boyunca Avrupa ‘yı seyahat etmiş ve tüm başkentlerini ziyaret edebilmiştir ama çeşitli skandallardan dolayı kovulmuştur.

Örneğin 1766’da Varşova ‘dan Count Albay Xavier Branicki’yle kadın arkadaşının üstünde tabancalar çıkmasından düelloya girmişlerdir ve Casanova Varşova’dan kovulur. Casanova 73 yaşında öldüğü Dux Kalesi, Bohemia’dadır (şimdiki Duchcov, Çek Cumhuriyeti.

  • Burada otobiyografisini yazmıştır.
  • Şimdiki Duchcov, Çek Cumhuriyeti).1785’te Count Joseph von Waldstein’ın kütüphanecisi ve imparatorun haznedarı olarak emekliye ayrılır.
  • Son yıllar Casanova için anlayışsız, meşakkatli, sıkıcı ve sinir bozucudur.
  • Ont’la iyi geçinmesine rağmen, Kont’un meşguliyetleri ve kendi kütüphanecisine ayıracak çok az zamanı vardı; çoğu zaman yemeklerde aldırmaz ve ziyaret eden önemli konuklara onu tanıtırken başarısız olurdu.
See also:  Qual O Valor Da PensO AlimentíCia Para 1 Filho 2022?

Casanova Dux Kalesi’nin sakinleri tarafından da pek sevilmezdi. Hizmetçiler bu yaşlı adama karşı kinciydi, yine de birçoğunda derin bir çekicik hissi uyandırıyordu. Bir seven olarak Casanova’nın başarılı olmasındaki neden, 18. yüzyılda, kendi zevkine düşkün olduğu kadar karşı cinsin kendisinden keyif alması için özen göstermesidir.

  1. Ayrıca kendisinin ayartılmış olmasından hoşnutluk duyardı; çoğunlukla muhteşem bir baştan çıkartıcı, kendisini kadınları arzu etmedeki sembol olarak görmeyi tercih ederdi.
  2. Takip ettiği güzel kadınları sevdiğine inanırdı ve onun zamanı için anormal bir şekilde, onlara eşit, aynen sevgili arkadaşları gibi muamele edip hadiseleri bittikten sonra ise uzun süre boyunca arkadaş kalırdı.

Sırf deneyim olsun diye birkaç erkekle de yattı ve yaşamı boyunca travestisme ilgisi vardı. Zührevi hastalık ve kumar, hayatında göze çarpanlardan sadece ikisiydi. Kumar yüzünden bir sürü şansı hem kazandı hem kaybetti; Paris’te bir devlet piyangosu başlatarak zengin oldu, ama parasını bir ipek fabrikasına yatırarak kazandığı tüm parayı kaybetti.

  • En çok yataktaki maharetinden tanınmasına rağmen, günümüzce olağandışı bir kişi olarak görülür.
  • Prens Charles de Ligne, çağın göze çarpan özellerininin çoğunu bilen büyük Avusturyalı devlet adamı Casanova’yı tanıştığı en ilginç adam olarak görür ve “dünyada yatkın olmadığı hiçbir şey yoktur” der.
  • Count Lamberg “bilgi sınıfında, zekası ve hayalgücünde onunla eşit düzeyde olacak çok az kişi biliyorum” diye yazmıştır.

Casanova, sayısız yolculuğunda, Papa Clement XIII, Büyük Catherine (Katrin, Katerin), Büyük Frederick (daha sonra da güzel bakışlarına yorumda bulunan), Madame de Pompadour, Fransızca öğretmeni Crebillion, Voltaire, Benjamin Franklin gibi daha birçok tarihsel figürle karşılaşır.

  1. Mozart ‘ın Don Giovanni galasında mevcut bulunmuş ve büyük bir olasılıkla Lorenzo Da Ponte ‘nin opera kitabında son dakika düzeltmeleri yapmıştır.
  2. Casanova iş adamı rolünü aldığı halde, diplomat, casus, politikacı, filozof, sihirbaz ve yazardır aynı zamanda.
  3. Yirminin üzerinde kitap ve çok sayıda oyun, ( Polonya ‘nın kuşatmasını ve tarihini anlatan çevirisi- “Istoria della tubolenze della Polonia”) hayranlıkla beğenilir.

Hazırcevaplık, sosyal büyü ve paranın kendisine bedavaca verilmesi yaşamının büyük bir kısmını kaplar.

1753 – La Moluccheide, o sia i gemelli rivali. Dresda 1769 – Confutazione della Storia del Governo Veneto d’Amelot de la Houssaie, Amsterdam (Lugano). 1772 – Lana caprina. Epistola di un licantropo. Bologna.1774 – Istoria delle turbolenze della Polonia. Gorizia.1775 – Dell’Iliade di Omero tradotta in ottava rima. Venezia.1779 – Scrutinio del libro « Eloges de M. de Voltaire par différents auteurs ». Venezia.1780 – Opuscoli miscellanei – Il duello – Lettere della nobil donna Silvia Belegno alla nobildonzella Laura Gussoni. Venezia.1781 – Le messager de Thalie. Venezia.1782 – Di aneddoti viniziani militari ed amorosi deltragedia tradotta dal Francese, da rappresentarsi nel Regio Elettoral Teatro di Dresda, dalla compagnia de’ comici italiani in attuale servizio di Sua Maestà nel carnevale secolo decimoquarto sotto i dogadi di Giovanni Gradenigo e di Giovanni Dolfin. Venezia.1782 – Né amori né donne ovvero la stalla ripulita. Venezia.1786 – Soliloque d’un penseur, Prague chez Jean Ferdinande noble de Shonfeld imprimeur et libraire.1787 – Histoire de ma fuite des prisons de la République de Venise qu’on appelle les Plombs. Ecrite a Dux en Boheme l’année 1787, Leipzig chez le noble de Shonfeld.1788 – Icosameron ou histoire d’Edouard, et d’Elisabeth qui passèrent quatre vingts ans chez les Mégramicres habitante aborigènes du Protocosme dans l’interieur de notre globe, traduite de l’anglois par Jacques Casanova de Seingalt Vénitien Docteur èn lois Bibliothécaire de Monsieur le Comte de Waldstein seigneur de Dux Chambellan de S.M.I.R.A., Prague à l’imprimerie de l’école normale.1790 – Solution du probleme deliaque démontrée par Jacques Casanova de Seingalt, Bibliothécaire de Monsieur le Comte de Waldstein, segneur de Dux en Boheme e c., Dresde, De l’imprimerie de C.C. Meinhold.1790 – Corollaire a la duplication de l’Hexaedre donée a Dux en Boheme, par Jacques Casanova de Seingalt, Dresda.1790 – Demonstration geometrique de la duplicaton du cube. Corollaire second, Dresda.1797 – A Leonard Snetlage, Docteur en droit de l’Université de Gottingue, Jacques Casanova, docteur en droit de l’Universitè de Padoue.1960-1961 – Histoire de ma vie, F.A. Brockhaus, Wiesbaden et Plon, Paris.

Eski Venedik

Hovarda erkek ne demek?

Halk arasında zevk uğruna para harcamalarında sınır olmayan insanlar olarak tabir edilmektedir.

Hovarda kız ne demek?

Hovarda Ne Demek? Hovarda TDK sözlük anlamı nedir? –

  • Hovarda kelimesinin TDK sözlüğe göre 3 farklı anlamı vardır.
  • Hovarda kelimesinin kökeni Türkçe dilidir.

Hovarda TDK sözlük anlamı şu şekildedir:

  1. sıfat Zevki için para harcamaktan kaçınmayan (kimse)
  2. Çapkın
  3. isim Hayat kadınının parasını yiyen erkek

: Hovarda ne demek? Hovarda kelimesinin TDK sözlük anlamı nedir?

Hovarda kime denir?

Hovarda – Vikipedi

Emel Müftüoğlu albümü. Hovarda Yiyen, içen, çapkınlık eden kimse.

Bu sayfası Hovarda ile benzer ada sahip maddeleri listeler. Eğer bir bu sayfaya eriştiyseniz, lütfen kullandığınız bağlantıyı ilgili maddeye yönlendirin.

” sayfasından alınmıştır : Hovarda – Vikipedi

Endamlı erkek ne demek?

Endam Ne Demek, Tdk Sözlük Anlamı Nedir? Endamlı Kime Denir?

Endam kelimesiyle eş ve yakın anlamlı kelimeler şu şekilde sıralanabilir: 1- Boy 2- Beden 3- Kamet 4- Kadd 5- Vücut Endam ne demek, TDK Sözlük Anlamı Nedir? Endamlı Kime Denir?

TDK’ya göre endam kelimesinin üç farklı anlamı vardır: İlk Anlamı: Vücut, dış görünüş İkinci Anlamı: Boy Üçüncü Anlamı: Çekicilik, letafet, güzellik, nefaset Örnek Cümleler: 1- Divan şairleri, şiirlerinde sevgilinin endamını çok güzel betimlemiştir.2- Sena hanım endamlı ve çok çekici bir kadındı.

Sünepe insan ne demek?

TDK sözlük anlamı kılıksız, uyuşuk, sümsük kimse demektir. Bu şeklide nitelendirilen kimselere ise sünepe denilmektedir.

Dergi ilk ne zaman çıktı?

Milli Eğitim Dergisi-150 Çocuk dergiciliğinin ortaya çıkışı, basın tarihçesi içerisinde ele alınabilir. Genel olarak “basın” kavramıyla ifade edilen kitle iletişim araçlarının, insanlar arasında bilgi akışını, (Information) düşüncenin, yorumların ve fikirlerin toplum içerisinde dolaşımını sağlamak gibi temel işlevleri bulunmaktadır.

  1. Bu temel işlevlerin yanında basının, insanları eğitmek ve eğlendirmek, bireysel ve toplumsal sorunlara ilgi çekmek, yaşam koşullarının iyileştirilme çabalarına katkıda bulunmak gibi yararlarından da söz edilebilir.
  2. Itle iletişim araçları, toplumsal yaşamın belirli alanlarında olduğu gibi, eğitim alanında da çok önemli bir işleve sahiptir.

Dünyada 17. yüzyılda ortaya çıkan basın (1), Osmanlı İmparatorluğunda yaklaşık iki yüzyıllık gecikmeyle gündeme gelmiştir. Osmanlı basını, ilk önce yabancıların çıkardıkları gazetelerle başlamıştır. Ancak Türk basının (gazete ve dergiciliğinin) gelişmesi ve yaygınlaşması, 19.

  • Yüzyılın ikinci yarısında Şinasi ile Agah Efendi’nin birlikte çıkardıkları ilk özel gazete Tercüman-i Ahval (1860) ile mümkün olabilmiştir.
  • Matbaanın kullanımında olduğu gibi basının gelişmesinde de Avrupa’nın öncülüğü yine karşımıza çıkmaktadır.
  • Basının önemli bir bölümünü oluşturan dergiciliğin ortaya çıkışı ve gelişmesi, sosyal bilimlerin doğuşuyla yakından ilgilidir.

Sosyal bilimlerin ortaya çıkışı ve bilginin topluma arzı, bilgiyi aktaracak araçların doğuşunu hazırlamıştır. Bu araçlar içerisinde en etkili ve kalıcı olanları, uzun süre saklanabilen, çok sayıda bireye ulaşma imkânı olan yazılı kaynaklardır. Ayrıca güncel bilginin kamuya arzı ihtiyacı da periyodik olarak bu işlevi görecek araçların arayışını başlatmıştır.

İşte dergicilik böyle bir gereksinimin doğal sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Dergilerin yayınlanmasıyla, daha önce bir ölçüde bilgi aktarım işlevi görmekte olan gazetelerden, içerik olarak farklı bir iletişim aracı ortaya çıkmış oldu. Dergiciliğin tarihi, basın tarihi içerisinde ayrı bir yere sahiptir.

Çünkü basın denilince öncelikle gazeteler akla gelmektedir. Gazetelerin tarihi ise dergilerin tarihinden daha eskidir. Dergiler, gazetelerin ortaya çıkışından sonra gelişen ayrı bir iletişim alanıdır. Dünyada dergilerin ortaya çıkışı XVII. yüzyıla rastlar.

Dergilerin ortaya çıkışı bir dizi sosyal, kültürel ve bilimsel gelişmenin sonucudur. Batıda XVII. yüzyıldan itibaren kurulmaya başlayan ve XVIII. asırda parlak dönemini yaşayan ilmî cemiyetler, bir yandan bilimin ilerlemesi ve yaygınlaşmasını sağlamak ve diğer yandan bilim adamları arasındaki iletişimi temin edebilmek için süreli yayınları kullanmaya başlamışlardır.

Bu amaçla geliştirilen ilk süreli yayınlar, hem bilim adamları arasındaki iletişimi sağlamış hem de bilimsel tartışmalara sayfalarını açmışlardır. Bu anlamda dergiciliğin tarihi, bilim cemiyetlerinin tarihiyle iç içedir. Çünkü batıda ilk yayınlanan dergiler, bilimsel amaçlı dergilerdir.

  • İlk dergi, 1665 yılında “Jornal de Scavant” adıyla Fransa’da yayınlanmıştır (2).
  • Bu dergiyi 1682 yılında Leipzig’de Latince olarak yayınlanan ” Acta Eruditorum ” takip etmiştir.
  • İlk sayısı 1 Ocak 1682 tarihinde yayınlanan Acta Eruditorum’da matematik ve fen dallarında çeşitli makalelere yer verilmiştir (3).1688 yılında ” Monatsunterredungen des Thomasius ” dergisi, Almanca olarak yayınlanır.

İlk yayınlanan dergiler öğretici (didaktik) karekterde olup, değişik şehirlerdeki bilim adamları arasında ilişki kurmayı amaçlamışlardır. Daha sonraki tarihlerde politik, tarihî ve ilmî dergiler yayınlanmaya devam etmiştir. Osmanlı’da ise batı kültürü ve bilimi ile kurulan ilk temas, Tanzimat öncesinde XVIII.

asrın sonlarında, devlet adamları aracılığıyladır. Modernleşme çabalarının bir parçası olarak, batı kaynaklı bir çok yenilik gibi bilim alanındaki cemiyetleşme hareketi de Osmanlıya bu yolla girmiştir. Türkiye’de Dergiciliğin Tarihi Türk dergicilik tarihindeki ilk girişimlerin yaşandığı dönem, Tanzimat Dönemidir.

XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren günlük gazetelerle birlikte haftalık, 15 günlük ve aylık dergilerin yayımlanmaya başladığı bu dönem, Türk dergiciliği açısından önemlidir. İlk Türk dergileri tıpkı Avrupada olduğu gibi ilmî cemiyetlerin yayın organı olarak ortaya çıkmışlardır.

  • Bu anlamda Türk dergiciliği bilim dergiciliği olarak gelişmeye başlar.
  • Şu ana kadar yapılan araştırmalar Osmanlı’da ilk derginin 1862 yılında çıkarılan Mecmua-i Fünun (4) adlı dergi olduğunu göstermektedir.
  • Dergi, sahibi olan Münif Paşa ‘nın, Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye adıyla kumuş olduğu bir derneğin yayın organı olarak neşredilmeye başlanır.

Fizik, kimya, felsefe, ruh bilim, sosyoloji, tarih ve coğrafya gibi ilmî konulara ilişkin makalelerin yer verildiği dergi, iki yıl boyunca 50 sayı kadar çıktıktan sonra, İstanbul’u kasıp kavuran büyük kolera salgını yüzünden yayınını durdurmak zorunda kalmıştır.

  1. Münif Paşa, dergiyi 1866 yılında yeniden yayımlamaya başlamış, fakat uzun süre devam ettirememiştir.1869’da ise hem cemiyet hem de dergi kapanmıştır.
  2. Dergi üçüncü defa aynı zat tarafından yayımlanmaya başlanmışsa da bir süre sonra dergiye ilgi azalmış ve kendiliğinden kapanmıştır (5).
  3. Bu tarihten itibaren değişik alanlara ilişkin dergiler yayınlanmaya başlamıştır.

Her biri farklı alanlara yönelik olarak yayınlanmaya başlayan dergiler, çocuk dergileri, mizah dergileri, kadın dergileri, ilmî dergiler, edebiyat dergileri, ve meslekî dergiler olmak üzere oldukça geniş yelpaze oluşturmuşlardır. Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye’nin yenilikçi ekibi tarafından yayınlanan Mecmua-i Fünun’la rekabet etmek amacıyla, Bab-ı Ali katiplerinden oluşan bir gurup, Cemiyet-i Küttap adıyla örgütlenirler.

  1. Bu cemiyet tarafından Mecmua-i Fünun’a karşı Mecmua-i İbritname adıyla bir dergi çıkarmışlardır (6).
  2. Türk dergiciliğinin ilk örneklerinden birisi de Mecmua-i Fünun’un yayınlandığı yıl çıkarılan ve ilk resimli Türk dergisi ünvanına sahip Mirat adlı dergidir.
  3. Mustafa Refik tarafından ancak üç nüsha neşredilebilen dergi, kısa ömürlü dergiler arasında yerini almıştır (7).

Musiki-i Osmani, 1863 yılında yayınlanan müzik dergisidir. İlk Türk müzik dergisi ünvanına sahip olan dergi ancak on sayı yayımlanabilmiştir (8). Türk dergiciliğindeki diğer bir ilk örnek ise resmî olarak yayınlanan Ceride-i Askeriye adlı dergidir. Harbiye Nezareti tarafından 1864 yılında neşredilmeye başlanan dergi, Fuat Paşanın çabalarıyla yayınlanmıştır.

  • Derginin idaresinde Ahmet Mithat’ta bulunmaktadır (9).
  • Türk dergiciliğinde bir ilk olan diğer girişim ise 1869 yılında Mümmeyyiz ‘in çıkarılmasıdır.
  • Aynı adla bir gazetenin haftalık eki olarak yayınlanan Mümmeyyiz, ilk çocuk dergisi ünvanına sahiptir.
  • Yayıncısı Sıtkı tarafından 49 sayı yayınlanan bu dergi, çocuk dergileri içerisinde en çok beğenilenlerdendir (10).

Diyojen adlı dergi, 1869 yılında Teodor Kasap tarafından çıkarılan ilk müstakil mizah dergisidir. Dergi, daha önce Rumca ve Fransızca çıkarılan dergilerin Türkçesidir. Hadika, Mecmua-i Fünun’dan sonra çıkan ilmî ve teknik süreli yayınlardandır. Dergide endüstri konularına ilişkin ilmî yazılara yer verilmiştir.

Hükûmet tarafından, beğenilmeyen bir yazısı nedeniyle kısa süre kapatılan dergi, daha sonra tekrar yayınlanmaya başlar ve gazete hüviyetine bürünür (11). Dünyada Çocuk Dergiciliğinin Tarihçesi Çocuk süreli yayınlarını (dergileri) genel basın tarihi gelişiminden ayırmak mümkün değildir. Başlangıçta toplumun belirli kesimlerine hitap eden basın, zaman içerisinde, toplumun tüm kesimlerine hitap etme arayışına girmiştir.

Basının kitleselleşmesi sonucunu doğuran bu arayış, zaman içerisinde cinsiyet, ilgi ve meslekî farklılıklara dayalı yeni haberleşme ürünlerinin doğmasına neden olmuştur. Artık toplumun tamamına yönelik bir haberleşme aracı yerine kadınlara, çocuklara, gençlere, değişik ilgi ve meslek guruplarına yönelik gazeteler ve dergiler çıkarılmaya başlanmıştır.

  • İşte çocuk süreli yayınları da bu ayrışmanın bir sonucu olarak ortaya çıkar ve gelişir.
  • Bu gelişme, basında gazete ve dergi terimlerinin de doğmasına neden olur.
  • Artık geniş kitlelere ulaşmaya çalışan aktüel ve günlük gazeteler yerine, periyodik aralıklarla belirli bir kitleye, spesifik konularla ilgili, daha detaylı bilgi, fikir incelemeleri, görece daha kapsamlı olarak sunulabilen süreli yayınlar ortaya çıkmıştır.
See also:  Misyon Ne Demek?

Bu bağlamda kadın dergileri, gençlik dergileri, çocuk dergileri, moda dergileri, bilim dergileri, spor dergileri gibi yeni süreli yayınlar çıkmaya başlamıştır. Avrupa’da çocuk dergileri, dergiciliğin ortaya çıkışından (1672) yaklaşık yüzyıl sonra başlayabilmiştir.

Çocuk dergiciliğinin başlangıcını ahlâkî dergiler (Moralische Wochenschrift) oluşturmaktadır. İlk yayınlanan çocuk dergileri, birtakım ahlâkî değerleri içermekteydi. Bu dergilerde ebeveynlere ve çocuklara yönelik ahlâkî öğütler yer almaktaydı.1722 yılında Leipzig’de yayınlanan “Leipziger Wochenblatt für Kinder ” çocuk dergiciliğinin ilk örneği olarak kabul edilir.

Bu ilk derginin içeriğini hikâyeler, fabller, tabiat bilgisi konuları, mektuplar ve birtakım temsiller oluşturmaktaydı (12). Yine aynı yıl bu dergiye rakip olarak ” Nidergaschisches Wochenblatt für Kinder ” adıyla ikinci çocuk dergisi yayınlanmıştır. Önemli bir okuyucu kitlesi bulan bu derginin içeriği de benzer konulardan oluşmaktaydı (13).

Daha sonra sırasıyla Moralische Wochenschrift (1724), Patriot (1724-1726) yayın alanına girer.1725 yılında yayınlanan “Vernüftiger Tadlerin” çocuk terbiyesini esas alan bir yayın politikası izlemiştir.1759-1763 yılları arasında Berlin’de yayınlanan ” Wocehenblatt zum Besten der Kinder ” (Çocukların Yararına Haftalık dergi) ile, 1771 yılında Stutgart’ta yayınlanan ” Wochenschrift zum Besten der Erziehung der Jugend ” (Gençlerin Eğitimi Yararına Haftalık Mecmua) adlı dergiler yayınlanır.1775 yılında ” Kinderfreund ” (Çocuklara Arkadaş) dergisi yayınlanır.

Bu dergide sohbetler, sanatçılar hakkında bilgiler, bilmeceler, fabller ve şarkılar yayınlanır (14).1784 yılında yayınlanan “Kinder Akademie” nin konuları ise coğrafya, tarih ve sanat üzerinde yoğunlaşmıştır (15). İngiltere’de ise ilk çocuk dergisi XVIII.

  1. Yüzyılın sonunda (1788’de) “Juveile Magazina” adıyla yayınlanır.
  2. Bunu “The Chılders Magazine” (1799) takip eder.
  3. Her iki dergi de iyi şöhret yapmalarına rağmen kısa ömürlü olmuşlardır (16).
  4. İngiltere’de yayınlanan diğer çocuk dergileri Children’s Friends, Infant’s Magazine, The Charm (1852-1854) ve The Boy’s Own Magazine (1855-1874) adlı dergilerdir.1824’te The Chıld’s Companion adıyla yayınlanan çocuk dergisi XIX.

yüzyılın ilk çocuk dergisi olması yanında en uzun süre yayınlanan dergi unvanına sahiptir. Bu dergi, yaklaşık yüz yıl süreyle yayınlanmıştır. XIX. yüzyılda Amerika Birleşik Devletlerinde yayınlanan önemli çocuk dergileri ise 1826’da yayınlanan The Jeveile Miscellany ve 1829’da yayınlanan The Chılders Magazine adlı dergileridir (17).

Aynı dönem Fransa’da ise Le Musse de Familles ve Magazine de’ Education et de Rec’re’atıon (18) adlı dergiler yayınlanmıştır. Bu dergiler, çocukların eğitimi için çok az sayıda eserin bulunduğu, yazılan eserlerin ise daha çok aileler ve eğitimcilere yönelik olduğu ve bunların da gençler için yetersiz kaldığı gerçeğinden hareketle, amaçlarını çocuklar ve gençler için en iyisini yapmak biçiminde belirlemişlerdir.

Dergilerdeki konular çocukların ve gençlerin beğenecekleri tarzda yazılmıştır. Türkiye’de Çocuk Yazının Gelişmesi ve Çocuk Dergiciliğinin Doğuşu XIX. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan Türk çocuk dergiciliğinin tam olarak anlaşılabilmesi için bu dönemin kısa bir analizini de yapmak gerekir.

  1. Bilindiği gibi XIX.
  2. Yüzyılın ikinci yarısı, Osmanlı Devletinin gerileme ve çöküş dönemi olarak nitelendirilmektedir.
  3. Gerileme ve çöküşü askerî alandaki yenilgiler ve toprak kayıpları olarak yaşayan Osmanlı Devleti, ekonomik alanda da giderek güçsüzleşmektedir.
  4. Osmanlı Devleti, sanayi devrimini gerçekleştirmiş Avrupa karşısında, tarıma dayalı ekonomik yapısıyla, belirgin bir gerileme içerisinde bulunduğunu kısa sürede görmüş ve bu gerilemenin durdurulabilmesi için önce askerî alanda sonra da eğitim alanında birtakım düzenlemeler yapma gereği duymuştur.1773’te açılan Mühendishane-i Bahr-i Hümayun (Askeri Deniz Mühendislik Okulu) ‘dan yaklaşık elli yıl sonra, bu kez batılı tarzdaki sivil eğitim kurumları (Rüşdiyeler) açılmaya başlanmıştır.

XIX. Yüzyılın ilk çeyreğinde açılan Rüşdiyeler ve bu yüzyılın ortalarında açılan öğretmen okulları (Darulmuallimin 1848’de ve Darulmuallimat 1868’de), Osmanlı devletinin gerilemeyi ve çöküşü eğitimle aşmayı plânladığını göstermektedir. XIX. Yüzyılın ikinci yarısı, devlet eliyle açılan eğitim kurumlarının yaygınlaştırılmasıyla birlikte, toplumun değişim taraftarı kesimlerinin batılılaşma çabalarına tanık olmuştur.

  • XVIII. yüzyılın son çeyreğinde başlayan ve kimilerine göre batılılaşma, kimilerine göre de modernleşme diye adlandırılan bu süreç, çok yönlü sosyal değişimlerin (Transformatıon) de ilk adımı olmuştur.
  • Osmanlı Devletinin gerileme ve hatta çöküş yaşadığı bir dönemde başlayan bu süreç, kültürel, teknik ve eğitim alanlarında kendini göstermiş ve bu değişim sürecinin en etkili vasıtalarından birisi iletişim araçları olmuştur.

İletişim araçlarının bu değişim sürecindeki en önemli işlevi ise bilgilendirme ( Informatıon) olanağı sunması biçiminde ortaya çıkmıştır. Devletin resmî yayın organı olan Takvim-i Vekayi bile sayfalarında batı kültürünü, tekniğini ve batıdaki politik gelişmeleri haber veren çok sayıda haber ve yoruma yer vermiştir.

  • XIX. yüzyılın ortalarından itibaren iletişim araçlarının özel şahıslar eliyle yürütülmeye başlanması, batıyı tanımaya yönelik bilgilendirme sürecini büsbütün hızlandırmıştır.
  • Batının her alanda tanıtımına ağırlık veren basın sayesinde batıdaki modern gelişmelere ve sosyal değişmelere açık bir toplum kitlesi oluşmaya başlamıştır.

Bunun önemli yansımalarından birisi, edebiyat alanında görülmüştür. Yeni edebiyat ürünleri batıyı yakından tanıma fırsatı da vermiştir. Çünkü yeni edebiyat eserlerinde, batı ailesi batı kültürü ve batıdaki sosyal ilişkiler konusu ele alınmıştır. Çocuk edebiyatının doğuşu, yenileşme düşüncesi ve batıya açılmayla yakından ilişkilidir.

Bilindiği gibi Osmanlı döneminde başlatılan yenileşme hareketleri, öncelikle eğitim alanında kendini göstermiştir. Batılı anlamda öğretim yapmak üzere kurulan okullarda okutulacak kimi eserlerin (bilim ve teknik kitaplarının) yayınlanması ve basılması, eğitimle basın arasında sıkı bir ilişki olduğunu göstermiştir.

Yenileşme döneminin eğitim uygulamaları da ilk önce yayınlar yoluyla halka duyurulmuştur. Ancak bu dönemde çocuklara yönelik olarak yayınlanan ilk eserler geleneksel anlayışı yansıtan eserlerdir. Çocuk yazınıyla ilgili ilk eserler arasında şair Nabi’nin (1642-1712) oğlu için yazdığı öğüt kitabı Hayriyye ve Sümbülzade Vehbi’nin ( ?- 1809) oğluna yazdığı Lütfiye-i Vehbi adlı mesnevileri (19) gösterilmektedir.

Bunların yanında Tuhfe-i Vehbi, Nuhbe-i Vehbi ve Subha-i Sıbyan gibi eserler de çocuk yazını içerisinde sayılmaktadır. Bu eserler geleneksel Müslüman Türk toplumunun ahlâkî, sosyal ve bireysel değerlerini öğretici nitelik taşımaktadırlar. XIX. yüzyılın sonlarında meydana gelen siyasal ve kültürel değişikliklerle birlikte, yazın alanında da önemli gelişmeler dikkat çekicidir.

Osmanlı Dönemi’nde gerçek anlamda çocuk edebiyatının ortaya çıkışı, Tanzimat Dönemi’ne rastlamaktadır. Çocukların okuma becerileri ve özel ilgileri dikkate alınarak, onlar için kitaplar hazırlanması XIX. yüzyılın ikinci yarısında görülür. Kayserili eğitimci Doktor Rüştü’nün Nuhbet’ül Etfal (1859) adıyla yayınlanan ilk Türkçe Alfabe kitabı, önemli bir yere sahiptir.

Bu kitapta çocuklar için hazırlanmış bir takım fabller ve küçük hikâyelere yer verilmiştir. Öte yandan Şinasi’nin çabaları modern edebiyatın ve bu arada çocuk edebiyatının gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Çocuk yazınına ilişkin önemli bir eser 1869 yılında yayınlanmıştır. Ethem Paşa tarafından Türkçe olarak kaleme alınan Terbiye-i Etfal adlı kitap, Takvim-i Vekayi’de tanıtılmış ve çocuklara tavsiye edilmiştir.

Kitabın birtakım nasihatler ve yararlı bilgileri ihtiva ettiği, Türkçe tahsil yapacaklar ve özellikle de çocuklar için yararlı olduğu belirtilmiştir (20). Bu yıllarda yazılan bir diğer eser ise Beylerbeyi Rüşdiye muallimlerinden Osman Hayri’nin kaleme aldığı Terbiyet’ül Ezhan ve Teshil’ül Efkar adlı kitabıdır.

Düşünce ve zihin eğitimi konularını içeren kitap, öğretmen ve öğrenciler için tavsiye edilmiştir. Çocuk yazının gelişmesi modern Türk edebiyatının gelişmesiyle de doğrudan ilişkilidir. XVIII. yüzyıldan başlayarak şekillenen Türk edebiyatı, Tanzimat döneminde, büyük hız kazanmıştır. Bu dönemde, toplumsal ve ona bağlı olarak estetik bilinçte de esaslı değişiklikler görülür.

Batıyla temasların yoğunlaştığı XIX. yüzyılın son otuz yılında Türk edebiyat ve sanat düşüncesi, toplumda gelişmekte olan sosyal ve ideolojik değişiklikleri yansıtma aracı olmuştur (21). Türk edebiyatının gelişmesi, genellikle bir değişim ve kriz dönemiyle başlatılır.

Osmanlı imparatorluğunun, geleneksel İslam düşüncesine dayalı, siyasal ve kültürel yapısının, modern batılı düşünceye doğru evrilmesi ile başlayan bu dönem, bütün alanlarda bir hareketlenmeye neden olmuş ve bu arada edebiyat alanını da doğrudan etkilemiştir. Modern Türk edebiyatının, bir uygarlık kriziyle başladığını ileri süren Tanpınar şu görüşleri savunur.

” Bu edebiyatın bir uygarlık değişmesinin sonucu olarak doğduğunu göz önünde tutmak gerekir.1826 da yeniçerilerin ortadan kaldırılmasıyla başlayan ve 1839’da Tanzimat Fermanıyla devlet kurumlarının ve toplum yapısının yavaş yavaş Avrupalılaşmasına varan ve sırasıyla 1876’da I.

  • Meşrutiyet, 1908’de II.
  • Meşrutiyet devrimlerini kapayan bu uygarlık krizi 1923’te Cumhuriyet’in ilânı, Ankara’nın Başkent oluşu, Atatürk devrimleri gibi kesin görünümlü aşamalarla Türk toplumunu bugünkü durumuna kadar getirir.” (22).
  • Türk toplumunun batıdan etkilenmesindeki gecikmenin temel nedeninin, kendine güven ve üstünlük duygusundan kaynaklandığı ileri sürülür.

Ancak XVII. yüzyıldan başlayarak hızlanan gerileme, yönetim, siyaset ve askerî alanlarda çare arayışlarını da hızlandırmıştır. III. Selim döneminde, Yeniçeri Ocağının kaldırılıp yerine Nizam-ı Cedid’in kurulması, batılı tarzda yeni okulların ( mühendishaneler ve daha sonra rüştiyeler) açılması, gazete çıkarılması, Avrupa’ya öğrenci gönderilmesi, yeni kıyafetlerin giyilmeye başlanması (şalvar yerine setre pantolon, kavuk yerine fes vb.), siyasal, sosyal ve askerî alanlardaki batıya doğru değişimin hızlandığını göstermiştir.

  • Bu değişimleri perçinleyen 1839 tarihli Tanzimat Fermanı’yla, özellikle kültürel alanda bir çok yenilik yaşama geçirilmiştir.
  • Batılılaşma olarak da nitelenen bu yeni dönemde, batılı tarzda okullar açılmış ve batılı tarzda gazete ve dergiler yayımlanmıştır.
  • Bu iki gelişme, aynı zamanda kültürel hayatın değişmesine de yol açmıştır.

Çünkü yeni açılan okul programlarında, daha fazla batı kaynaklı bilgi, yeni yayınlanan gazete ve dergilerde, daha fazla batı orijinli haber, hikâye ve düşüncelere yer verilmeye başlanmıştır. Büyük bir kısmı tercüme yoluyla yazın hayatına giren batılı ürünler, Türk edebiyatını da derinden etkilmiştir.

” Batı kültürüyle yetişen yeni kuşaklar eski edebiyatın yeni hayatı anlatmaya elverişsiz olduğunu görmüşler, batı edebiyatı yolunda yeni bir edebiyat çığırı açmaya girişmişlerdir.” (23). Tanzimat Edebiyatı olarak da anılan batı edebiyatına geçiş dönemi, Tercüman-ı Ahval gazetesinin çıkışından (1860) Edebiyat-ı Cedide’nin yayın organı olan Servet-i Fünun dergisinin hükûmetçe kapatılışına (1901) kadar geçen 41 yıllık bir süreyi kapsar.

Bu süre içerisinde, modern batı edebiyatının, hemen hemen bütün türleri ( şiir, hikâye, roman, tarih, anı, makale, deneme, eleştiri v.b ) yeni Türk edebiyatına girer. Tanzimat edebiyatının kurucusu sayılan Şinasi (1826-1871), birkaç batılı şairden çevirdiği şiirlerini, 1859 yılında Terceme-i Manzume adıyla bastırmış, Türk edebiyatında batı tiyatrosu yolunda yazılmış ilk oyun Şair Evlenmesi de yine aynı yıl yazılmıştır.

  1. Aynı yıl Türk edebiyatında roman türünün ilk örneği sayılan Terceme-i Telemek, Fransız yazar Fenelon’dan çevrilmiştir.
  2. Bu dönem, aynı zamanda geleneksel Türk edebiyatı (Divan Edebiyatı)‘ından uzaklaşma dönemidir.
  3. Divan edebiyatında bulunmayan makale, tiyatro, hikâye, roman, anı ve eleştiri gibi kavramlar yeni edebiyat ürünlerine girmiştir.

Yeni edebiyat ürünlerinde içerik olarak da değişimler görülür. Eski edebiyatta bulunmayan millet, hürriyet, hak, adalet, kanun, meşrutiyet, bilim, fen, sosyal yaşam gibi konular yeni edebiyatta ağırlıkla işlenir. Toplum için sanat anlayışını benimseyen bu dönem edebiyatçıları, batıdan çok etkilenirler.

  • Yeni edebiyatçıların bir çoğu belirli süre batıda kalmışlardır.
  • Tanzimat edebiyatının batıya yönelimini gösteren diğer bir özellik ise, batıda revaçta olan çeşitli akımların Türk edebiyatı ürünlerine de yansımış olmasıdır.
  • Bu dönemde romantizim, naturalizm, klasisisizm ve realizm gibi akımlar Türk edebiyatçılarını etkiler.

Tanzimat edebiyatçıları, seçkinci anlayışa karşı olduklarından, biçimden çok içerik (mesaj) üzerinde durmuşlardır (24). Tanzimat edebiyatçıları çocuklar için eser vermeyi ihmal etmemişlerdir. Tanzimat yazarlarından Şinasi, Recaizade Ekrem ve Ahmet Mithat Efendi çocuklar için Fransızca’dan Türk diline kısa manzumeler ve fabller çevirmişlerdir.

  1. Ayrıca bu dönemde Şinasi, Ahmet Mithat ve Muallim Naci’nin oldukça sade bir dille fabl türünde yazdıkları şiirler, çocuklar tarafından zevkle okunmuştur.
  2. Ziya Paşa’nın J.J.
  3. Rousseau’dan yaptığı Emile çevirisine yazdığı önsöz, Recaizade Ekrem’in Tefekkür adlı eserinde çocukluk anılarına ayırdığı bölüm ve Naci’nin sekiz yaşına kadarki çocukluk anılarını kapsayan Ömerin Çocukluğu (1889) adlı kitabı, Tanzimat dönemi çocuk yazını ürünlerindendir.

Bir bölümü ilk ve ortaokul kitaplarına da alınan bu eserler çocuklar tarafından ilgiyle okunmuştur. Türk çocuk yazınının önemli bir bölümünü ise dünya çocuk klâsiklerinin çevirileri oluşturmaktadır. Çocuklar için yapılan çevirilerden birisi, Yusuf Kamil Paşanın Fenelon’dan çevirdiği Terceme-i Temelak (1862) adlı kitaptır.

Bundan başka Vakanüvis Lütfi’nin Defoe’den çevirdiği Tercüme-i Hikaye-i Robinson (1864), Mahmut Nedim’in Johnathan Swift’ten çevirdiği Guliverin Seyahatnamesi (1872), Mehmet Emin’in Jules Verne’den çevirdiği Merkez-i Arza Seyahat (1883) ve Beş Haftada Balonla Seyahat (1887) gibi kitaplar çocuk yazını alanındaki ilk yabancı eserlerdir (25).

Modern Türk çocuk yazınının gelişme sürecinde önemli etkileri olan bu tür eserler, dil bakımından istenilen sadelikte değildir. Çocuk yazınının gelişmesinde çeviri eserlerin ve kitaplar yanında bu yıllarda yayımlanmaya başlayan çocuk dergilerinin de önemli katkısı olmuştur.

  1. Çocuk dergiciliğinin doğuşu Tanzimatla birlikte hız kazanan sosyal değişimin bir devamıdır.
  2. Çünkü iletişim araçları ve edebiyat yoluyla sosyal değişmeye aracılık eden elit kitle, değişimin sağlıklı biçimde sürmesi ve kalıcı olabilmesi için toplumun en dinamik kesimi olan genç kuşaklara yönelme ihtiyacı duymuşlardır.

Çünkü genç jenerasyon değişime en açık kitle olarak görülmüştür. Bu düşünce, çocuklara daha iyi ulaşma yolarının arayışına götürmüştür. Başlangıçta çeşitli edebiyat eserleri yayınlanmış, basında da çocuklara yönelik sınırlı yazılar yayınlanmıştır. Ancak doğrudan çocuklara yönelik ürünlerin ortaya çıkması XIX.

  • Yüzyılın ikinci yarısında mümkün olabilmiştir.
  • İlk çocuk dergileri günlük gazete ekleri olarak neşredilmiştir.
  • Ancak Tanzimat dönemi çocuk dergileri uzun ömürlü olamamıştır.
  • Bu dönem çocuk dergileri zorluklar içerisinde var olmaya çalışmışlardır.
  • Tanzimat dönemi çocuk dergilerinden en uzun ömürlüsü ilk çocuk dergisi unvanına da sahip olan Mümeyyiz (26)dergisidir.1869 yılında Sıtkı Efendi adlı yayıncının, aynı adlı günlük gazetenin çocuklar için haftada bir neşrettiği Mümeyyiz ‘in her sayısı ayrı bir renkte çıkarılmıştır.
See also:  Influencer Ne Demek?

Çocuk eğitimi üzerinde yoğunlaşan, eğitim ve öğretim yazılarını içeren ve sekiz sayfa olarak basılan bu özel sayı (Mümeyyiz), Türk basın tarihinde ilk çocuk ve eğitim dergisi olarak değerlendirilebilir. İkinci çocuk dergisi, üzerinde basım yılı bulunmayan, ancak yayınladığı ilânlardan, dolaylı olarak yapılan çıkarımlarla, muhtemelen 1873 veya 1874 yılında yayınlanan diğer bir çocuk dergisi Hazine-i Etfal adlı dergidir(27).1875 yılında Mehmet Efendi adlı yayıncının çıkardığı Sadakat adlı günlük gazetenin, aynı adla haftalık eki olarak yayınladığı dergi Sadakat, Tanzimat döneminin diğer bir çocuk dergisidir.

İlk altı sayısı büyük bir ilgi gören Sadakat yedinci sayısından itibaren Etfal adıyla devam etmiştir (28).23 Mayıs 1875 tarihinde yayınlanan Etfal dergisi, ancak 16 sayı çıkabilmiştir. Hem kadınlara hem de çocuklara hitap eden Ayine Tanzimat dönemi dergilerindendir. Derginin ilk sayısı 14 Kasım 1875 ‘te yayınlanır.

Selanik ‘te 41 sayı yayınlanan dergi İstanbul dışında yayınlanan ilk çocuk dergisidir (29). XIX. yüzyılın önde gelen çocuk edebiyatçılarından, Mehmet Şemseddin tarafından yayınlanan Arkadaş (1876) dergisi, Tanzimat döneminin son çocuk dergilerindendir.13 sayı yayınlanabilen Arkadaş, batılı tarz çocuk dergilerinin başında gelir.

  • Çocuk dergiciliğinin gelişme dönemi Mutlakıyet dönemidir.
  • Mutlakıyet dönemi çocuk dergilerinin başında Tercüman-i Hakikat gelmektedir.
  • Aynı adlı günlük gazetenin daha çok orta okul öğrencileri için neşrettiği haftalık ek olan Tercüman-ı Hakikat adlı dergi 1880 yılında yayımlanır.
  • Derginin 26 sayısı yayımlanmıştır.

Mutlakıyet dönemi çocuk dergilerinden sayılan Aile, Şemseddin Sami tarafından yayımlanmıştır. Kadın ve eğitim yazılarına yer verilen derginin kütüphanelerde ancak üç sayısı bulunabilmiştir.1880 yılında toplam 40 sayı yayımlanabilen bir başka çocuk dergisi ise Bahçe dergisidir.

Kemal Efendi tarafından çıkarılan dergide batı dillerinden tercüme edilen hikâyeler yayımlanmıştır (30). Mecmua-i Nevresidegan Mutlakıyet dönemi çocuk dergilerinden bir diğeridir. Ancak dört nüshası bulunan ve Tarih, Coğrafya ve Matematik konularına ait yazıların yer aldığı dergi, bir okul dergisi görünümündedir.

Yayımlanma yılı 1881’dir.1881 yılında yayın hayatına başlayan iki çocuk dergisi daha bulunmaktadır. Bunlardan ilki Çocuklara Arkadaş diğeri ise Çocuklara Kıraat adlı dergilerdir. Ahmet Mithat tarafından 1897 başlarında yayınlanmaya başlayan Çocuklara Rehber dergisi, Osmanlı dönemi çocuk dergileri içerisinde en uzun süreli ikinci dergi olma özelliğine sahiptir.

Toplam 166 sayı yayımlanmayı başaran dergi aynı zamanda XIX. yüzyılda yayınlanan son çocuk dergisidir. Derginin diğer bir özelliği ise İstanbul dışında yayınlanan çocuk dergisi olmasıdır. Dergi Selanik’te yayımlanmıştır. Mutlakıyet dönemi çocuk dergilerinin sonuncusu ise Selanik’te yayınlanan Çocuk Bahçesi adlı dergidir.

Çocuk Dergilerinin Eğitsel İşlevi Basının önemli bir görevinin eğitim olduğuna işaret edilmiştir. İçel, basının toplumsal fonksiyonları arasında eğitim fonksiyonu da saymıştır. İçel’e göre basının toplumsal görevleri şöyle sıralanabilir (31).

  • a- Eğitim aracı olmak
  • b- Öğretici fonksiyonu yerine getirmek
  • c- Eğlendirici olmak
  • d- Günlük yaşamda karşılaşılan problemlerin çözümüne yardımcı olmak
  • Eğitsel açıdan bakıldığında süreli yayınlar, okul ve meslek yaşamında öğrenilenlere ilâve olarak bunları tamamlayıcı bilgiler vermek, eğlendirmek gibi fonksiyonlara sahiptir.

Çocuk süreli yayınlarının eğitimle ilişkisi tartışma götürmeyecek kadar açıktır.* Çocuk süreli yayınlarının gelişimine bakıldığında, ilk yayımlanan dergilerin eğitim amaçlı dergiler olduğu görülmektedir. Çocuk dergiciliğinin öncülüğünü yapan ilk çocuk dergisi “Leipziger Wochenblatt für Kinder” ‘in içeriği çocuklar için hikâyeler, fabller, tabiat bilgileri, mektuplar ve temsillerden oluşmaktadır.

Bu dergiden sonra yayınlanan dergilerde de eğitim konusu ağırlıklı bir yer işgal etmiştir. Batıda yayımlanan ilk çocuk dergileri, amaçlarını, örf ve âdetlerin korunması, faziletli, iyi ahlaklı vatandaşların yetişmesine yardımcı olmak biçiminde belirlemişlerdir. İlk çocuk dergileri, öğretmenlerin iyi bir eğitim görmesi, kızların eğitimine özen gösterilmesi gibi konuları ön plâna çıkarmışlardır.

Türkler tarafından yayınlanan çocuk dergileri de benzer içeriğe sahiptir. İlk Türk çocuk dergisi Mümeyyiz’de eğitim ağırlıklı makaleler, eğitsel amaçlı hikâyeler, eğitimle ilgili haberler, çeşitli eğitim sorunları, eğlenceli fıkralar, öğrenciler için düzenlenmiş yardım kampanyaları gibi eğitimle doğrudan ilişkili konulara yer verilmiştir.

  1. Batıda yayınlanan ilk çocuk dergilerinde savunulan temel ilkeler şunlardır (32);
  2. a- Çocuk ve gençler için sınırlı bir ebeveyn otoritesi,
  3. b- Çocukların yapısına ve ruhsal durumuna uygun bir eğitim uygulanması,
  4. c- Çocukların oyun oynama ihtiyacını karşılayacak kadar zaman bırakılabilen bir eğitim sistemi,
  5. d- Çocuklar ve gençlerin zevkle ve severek öğrenebilecekleri bir müfredat,
  6. e- Çocukların ve gençlerin vücut gelişimlerine yardımcı olacak spor derslerinin programlara alınması.

Bu temel ilkeler XIX. yüzyıl Türk çocuk dergiciliğinde de savunulmuştur. Bu ilkelerin ilk maddesi hariç, diğerlerinin tamamı, gerek Tanzimat dönemi ve gerekse Mutlakıyet dönemi çocuk dergilerinde savunulan ana ilkeler olarak karşımıza çıkar. Çocuk dergilerinin işlevlerinin anlaşılması için içeriklerine bakmak gerekir.

Çünkü dergiler, amaçlarıyla bütünleşen bir yayın politikası izlemeye çaba göstermişlerdir. Dergiler bu amaçlara uygun içerikleriyle de önemli bir işlevi yerine getirmişlerdir. Her şeyden önce çocuk dergileri, ilköğretim çağında bulunan ve okula devam eden öğrencilere yönelik olarak çıkarılmış dergilerdir.

Dergiler, amaçlarını, hedef kitle olarak seçtikleri ilköğretim öğrencilerinin eğitimleri ve eğlenmelerine odaklamışlardır. Çocuk dergilerine bakıldığında, eğitime ilişkin yazılar ve yorumlar, çeşitli hikâye, masal, öykü ve roman tefrikaları, okul müfredatına uygun öğretim konuları ve bunlara ilişkin sorular, bilmeceler, çocuk oyunları ve eğlence konuları, kitap ve diğer tanıtımlar gibi çok zengin bir içerikle karşılaşılır.

Çocuk dergilerini eğitim konusunda değerli kılan taraflarından birisi, çocukların ilgisini çekecek görsel malzeme kullanmalarıdır. Çocuklara yönelik yayınlar içerisinde resimli olarak yayınlanan ilk eğitim aracı çocuk dergileri değildir. Çünkü ilk çocuk dergileri olan Mümeyyiz, Hazine-i Etfal ve Sadakat dergilerinde görsel malzeme kullanılmamıştır.

Kronolojik olarak dördüncü çocuk dergisi olan Etfal (1875) resim yayınlayan ilk çocuk dergisi unvanına sahiptir. Ancak bu derginin tarihi görsel malzemenin kullanıldığı ilk resimli Elifbanın yayınlanmasından sonradır. Halbuki Hafız Refi’nin 1874’te (H.1291) yayınlamış olduğu Resimli Elifbay-ı Osmani adlı kitap, tespit edilebilen ilk resimli kitap olma özelliğine sahiptir.

Galatasaray öğretmenlerinden olan Hafız Refi bu resimli Elifbadan önce de resimsiz olarak bir Elifba yayınlamıştır. Galtada Neologos Matbaasında basılan kitap 96 sayfadan oluşmaktadır (33). Kitap, hayvanlarla ilgili okuma parçalarıyla doludur. Öğrencilerin ilgisini çekecek tarzda hazırlanmış kitapta, 31 adet gravür biçiminde yapılmış hayvan resmi bulunmaktadır.

Batı dillerinde basılmış kitaplardan alıntı olduğu tahmin edilen resimler, vahşi hayvanlardan (Aslan, timsah, kurt, yılan, gergedan, kartal ve vaşak gibi) ve evcil hayvanlardan ( papağan, güvercin, horoz, koyun, köpek ve kedi gibi) oluşmaktadır. (34) Görsel malzeme kullanan ilk çocuk kitabıyla başlayan bu gelenek, daha sonra yayınlanan çocuk dergileri tarafından takip edilir. Birinci grup resimler, doğal ve vahşi yaşama ilişkin resimlerdir. Doğal yaşamı anlatan resimler içerisinde, bitki resimleri, hayvan resimleri ve manzara resimleri yer almaktadır. Hayvan resimleri içerisinde ise vahşi hayvanlar ağırlıktadır. İkinci grup resimler, teknik ve bilimsel gelişmeleri anlatan resimlerdir. Çocuk dergileri yayınlandıkları dönemdeki teknolojik gelişmeleri anlatan resimlere (tren, vapur, bisiklet, mikroskop, telgraf vb.) büyük ilgi göstermişlerdir. Bilimsel konularda kullanılan resimler ise çeşitli doğa olaylarını anlatan resimler (fırtına, kar, yağmur, yanardağın lav püskürtmesi vb.) coğrafya konularına ilişkin resimler (gece ve gündüzün oluşması, mevsimlerin oluşması, dünyanın yuvarlak oluşu, suyun kaynaması, gaz basıncı vb.) gibi öğretim amaçlı resimlerdir. Üçüncü grup resimler, hikâyeleri anlatan resimlerdir. Üç- beş kareyi geçmeyen ve çoğunlukla tek kareden oluşan bu tür resimler, çok önemli görülen bir estentaneyi anlatan türdeki resimlerdir. Dördüncü grup resimler ise eğlendirici resimlerdir. Çocuk dergilerinde, dört-beş kareden oluşan çeşitli karikatürler ve eğlenceli bir olayı anlatan çizgi film türü resimler yayınlanmıştır. Dört grup altında toplanabilen bu resimler, eğitim ve öğretim bakımından oldukça önemlidir.

  • Hey şeyden önce bu resimler, çocuklar için zaman ve mekân kavramlarını geliştirici, ufuk açıcı, ilginç araç ve makinaları tanıtıcı ve eğlenceli bir dünya sunmaktadırlar.
  • Dergilerde yayınlanan teknik ve teknolojik gelişmeleri ifade eden bu tür resimler, aynı zamanda öğretici özelliğe de sahiptir.
  • Bu resimler, sözlü anlatıma dayalı bir öğretim geleneğinde önemli bir değişimi ifade etmektedir.

Bu değişim, eğitim sürecindeki yenileşmenin bir parçası olarak kabul edilebilir. (*) Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Araştırma Görevlisi. (1)Gazeteciliğin tarihine ilişkin çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Ancak ilk defa gazete adının kullanılması 16.

yüzyıla rastlamaktadır. İlk defa gazete adı 1536’da Venedik’te, bir paraya verilmiştir. Venedik’teki uygulamaya göre, basılan bir gazetenin değeri, bu sikkeye eşit olduğundan, bu paraya gazete adı verilmiştir. Bugünkü anlamda gazete adı, kâğıt ve matbaanın icadıyla ancak 17. yüzyılda başlar. (Bkz. EnverBehnan Şapolyo, Türk Gazetecilik Tarihi ve Her Yönüyle Basın, Ankara, 1971, s.1).

(2)Pross Herry, Moral der Massenmedien, Köln, 1967, s.47. (3)Seniha Şahinbay, Yazılı Alman Basını İçinde Gençlik Basını, 1991, s.9. (4)Hasan Refik Ertuğ, Basın ve Yayın Hareketleri Tarihi, Birinci Cilt, İstanbul Üniversitesi Yayını, Yayın No:1492, 1970, s.186.

  • 5)Ertuğ, a.g.e.
  • 1970, s.187-188.
  • 6) Türker Parlak, Yeni Asrın Selanik Yılları, İzmir, 1968, s.130.
  • 7) Ertuğ, a.g.e.
  • 1970, s.188.
  • 8)Fuat Süreyya Oral, Türk Basın Tarihi, Adım Matbaası,Ankara, 1967, s.101.
  • 9) Ertuğ, a.g.e.
  • 1970, s.189.
  • 10) Ertuğ, a.g.e.
  • 1970, s.212.
  • 11) Ertuğ, a.g.e.
  • 1970, s.214.

(12)Şahinbaş, a.g.e., 1991, s.77. (13) Şahinbaş, a.g.e., 1991, s.77. (14)Şahinbaş, a.g.e., 1991, s.79. (15) Şahinbaş, a.g.e., 1991, s.79. (16)A.FerhanOğuzkan, “Dünya Çocuk Edebiyatının Ana Çizgileri” Çocuk Edebiyatı Yıllığı, İstanbul, 1987, s.25. (17)Oğuzkan, a.g.y.

1987, s.26. (18)Oğuzkan, a.g.y,, 1987, s.27. (19) “Çocuk Edebiyatı”, Türk Edebiyatı Ansiklopedisi,Cem Yayınevi,C.II, s.327. (20) Takvim-i Vekayi, 4 Cemaziyelahir 1285, s.4. (21) Svetlana Uturgauri, Türk Edebiyatı Üzerine, (Çev. Atilla Özkırımlı) İstanbul, 1989, s.10. (22) A.Hamdi Tanpınar, Edebiyat Üzerine Makaleler, İstanbul, 1969, s.102.

(23) Cevdet Kudret, Edebiyat Kapısı, İstanbul, 1997, s.376. (24) Kudret, a.g.e,, 1997, s.377-380. (25) Çocuk Edebiyatı, Türk Edebiyatı Ansiklopedisi, Cem Yayınevi, C. II, s.329-330. (26) M. Nuri İnuğur, Basın ve Yayın Tarihi, İstanbul, 1993, s.243. (27) Atatürk Üniversitesi Seyfettin Özege Kütüphanesi’nde 972 numarasıyla kayıtlı olan Hazine-i Etfal’in tek nüshası mevcuttur.

(28) İnuğur, a.g.e, 1993, s.249. (29) Dergi Hakkı Tarık Us Kütüphanesinde BC.76 numarasıyla kayıtlıdır. (30) Milli Kütüphane’de 1956 SB 124 numarasıyla kayıtlıdır. (31) Kayıhan İçel, Kitle Haberleşme Hukuku, İstanbul, 1977, s.79. * Prof. Dr. Yahya Akyüz danışmanlığında, “Tanzimat ve Mutlakıyet Dönemi Çocuk Dergilerinde Muhteva Analizi” konulu doktora araştırması makalenin yazarı tarafından yapılmaktadır.

(32) Şahinbaş, a.g.e, 1991, s.78. (33) Yahya Akyüz, “Resimli İlk Türkçe Alfabe ve Okuma Kitabımız ve Türk Eğitim Tarihindeki Önemi”, Millî Eğitim Dergisi, Temmuz, Ağustos, Eylül 2000, Sayı 147, s.4. (34) Akyüz, a.g.m,, 2000, s.4 : Milli Eğitim Dergisi-150

Mavi Dergisi ne zaman çıktı?

Mavi

Kategoriler Sanat, fikir
Sıklık Aylık
Kurucu Teoman Civelek
İlk sayı 1 Ekim 1955 (68 yıl önce )
Ülke Türkiye
Yer Ankara
Dil Türkçe

Mavi, 1 Kasım 1952’de yayımlanmaya başlayan aylık sanat ve fikir dergisi.28. sayıdan itibaren Son Mavi adını alan derginin merkezi Ankara ‘dır. Teoman Civelek derginin sahibi ve editörüyken bu görevlerini daha sonra Özdemir Nutku ‘ye devretmiştir. Derginin toplam kaç sayı çıktığı konusunda çeşitli görüşler vardır: Erdal Doğan ve Vedat Günyol derginin 36 sayı çıktığını söylerken Öztürk Emiroğlu 32, Memet Fuat 33 sayı çıktığını belirtmiştir.

Sızıntı Dergisi kaç yılında çıktı?

Sızıntı, 1979-2016 yılları arasında toplam 449 sayı olarak Türkiye’de yayımlanmış aylık edebiyat ve popüler bilim ağırlıklı dini dergi.

Kalem Dergisi kime ait?

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Kalem

Dergi fasiküllerinden birinin ön kapağı
Editör Salah Cimcoz Celal Esat Arseven
Kategoriler Dergi, süreli yayın
İlk sayı 3 Eylül 1908
Son sayı 29 Haziran 1911 (130. sayı)
Ülke Osmanlı İmparatorluğu
Dil Osmanlıca ve Fransızca

Kalem, Türkçe-Fransızca olarak İstanbul ‘da 3 Eylül 1908-29 Haziran 1911 yılları arasında yayımlanmış olan haftalık mizah dergisi, Çağdaş Türk mizahı ve karikatürünün öncüsü olarak sayılan dergi. II. Meşrutiyet ‘ten sonra Salah Cimcoz ve Celal Esat Arseven tarafından yayımlanmaya başladı. Cemil Cem’e ait bir karikatür Kalem yalnızca içeriğiyle değil aynı zamanda kâğıt ve baskısıyla da oldukça kaliteli bir yayın organı oldu. Ancak tüm bunlara rağmen döneminin önemli bir mizah dergisi olarak II. Abdülhamid ve sonrasında İttihat ve Terakki yönetimini de eleştirmekten geri kalmıyordu.

  • Bu yüzden de sık sık iktidardan baskı gördü ve bunlar sonucunda 130.
  • Sayısını çıkardıktan sonra kapandı.
  • Dergide pek çok önemli yazar ve çizer çalıştı.
  • Bunlarda biri de Türk karikatürünün öncüsü sayılan Cemil Cem ‘di.
  • Öyle ki buradaki karikatürleriyle tanındı ve daha sonra Kalem’de yayımlanan yapılarını bir kitapta toplayarak Türk karikatürünün ilk albümü’nü hazırlamış oldu.

Dergide çalışan başka önemli yazarlar ve çizerler şunlardı: Sedat Nuri İleri, Refik Halit Karay, İzzet Melih Devrim, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Mithat Cemal Kuntay, İzzet Ziya, Ahmed Rasim gibi Türk ve L. Andres, İon, A. Rigopulos, Scarselli, Pahatrekas, Plaicek d’Ostoya gibi yabancılardı.