Sabor De Minas

Dicas | Recomendações | Comentários

SekLer Ne Demek?

Seküler bir insan ne demek?

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Seküler, dinden bağımsız, dinî ya da ruhanî olmayan; manastır düzeninin bir parçası olmayan. Sekülerite, devlet ve dinin ayrı olması veya özellikle bir dine bağlı veya karşı olmaması; dinî ve sivil işlerin birbirinden ayrılması inancı. Sekülerizm, ahiret ve diğer dinî, ruhanî meselelerden ziyade dünya hayatına odaklanılması yönündeki siyasi düşünce. Sekülerizasyon, din temeline dayalı olan devlet yönetimini sona erdirme ve dinden ayrıştırma hareketi. Seküler hümanizm, insan aklını, ahlakî değerlerini, sosyal adaleti ve natüralist felsefeyi temel alan; dini, dogmatizmi, doğaüstü güçleri, sözdebilimi, batıl inançların tümünü reddeden ve karar verme mekanizması olarak laik ahlak ölçülerini benimseyen akım. Fransız sekülerizmi, sekülerizmin Fransa’da laïcité adı altında uygulanılan hususi hali için tanımlanan Fransızca bir tabir. Seküler ruhban sınıfı, Hristiyanlıkta laikattan olan laik din görevlileri. Seküler etik, laik ahlak. Seküler devlet, laikliği temel politika olarak benimseyen devlet. Seküler hukuk, laik hukuk.

Sekülerlik anlamı nedir?

Vikipedi, özgür ansiklopedi Sekülarizm veya sekülerizm ; toplumda ahiretten ve diğer dinî, ruhani meselelerden ziyade dünya hayatına odaklanılması yönündeki hareket. TDK, sekülerizm kavramına karşılık olarak dünyacılık sözcüğünü önermiştir. Sekülerizm, din merkezli veyahut dinî öğeleri sosyal, hukuki ve siyasi anlamda tayin edici kılan bir yaklaşımın tersine, bunları sosyal, hukuki ve siyasi kümeden ayıran bir yaklaşımı tanımlar.

  • Çok geniş bir terim olan sekülerizm, içinde birçok farklı akım, tür ve teori barındırır.
  • Seküler kelimesi, dünyevi veya çağa uygun olanı belirtir ve dünyanın nesnel hâlinin göz önünde tutulması demektir.
  • Latince çağ anlamına gelen Saeculum sözcüğünden İngiliz dili için türetilen Secularism (Sekülerizm) Türkçeye laiklik, çağdaşlaşma veya dünyevileşme olarak üç farklı terimle çevrilebilmektedir.

Fransa ‘da laiklik için Laïcité (Laicisme) terimi kullanılmaktadır. Bu terim, somut ve bilimsel olan ile soyut ve dinsel olanın birbirine karıştırılmamasını ifade etmektedirler. Fransız Devrimi ‘nin Fransa ‘da bir kilise giriş kapısı üzerindeki tympanum adı verilen yarı dairesel yüzeyde yer alan sloganı: Özgürlük, eşitlik, kardeşlik, “Sekülerizm”, ateizm veya dinsizlik demek değildir. Sekülerizm başlıca iki temel önermeyi içermektedir: Birincisi devletin dinsel kurumlardan kesin bir biçimde ayrı olmasıdır.

İkincisi ise farklı dinler ve inanışlardan olan kişilerin kanun önünde eşit olarak değerlendirilmeleridir. Laiklik ve sekülerizm kavramları Türkçede sıklıkla eş anlamlı kullanılır. Laiklik, dinî kişi ve kurumların devletin işleyişine ve devlet kurumlarına müdahale etmemesi; devletin de din işlerine karışmaması anlamına gelir.

Fransız sekülerizmi olarak da anılan laiklik kavramı, daha kapsamlı olan sekülerizm hareketinin bir parçasıdır. Örneğin Birleşik Krallık ‘ta halkın büyük bir kısmı seküler olmasına rağmen devlet laik değildir ve kilise doğrudan hükümdara bağlıdır.

Sekülerler kimlerdir?

Vikipedi, özgür ansiklopedi Laik veya seküler devletler belirsiz veya veri yok Seküler devlet ya da laik devlet, resmî bir dini bulunmayan ve yasaların belli bir dine göre şekillendirilmediği devlettir. Laik devletler, herhangi bir dine inanan veya hiçbir dine inanmayan tüm vatandaşlarına eşit mesafede bulunur, bu tür devletlerde kişiler dinî inançlarına bakılmaksızın aynı mahkemelerde aynı yasalarla yargılanır.

Seküler sözcüğünün anlamı nedir?

Çoğu ideoloji ya eleştirilirken ya da karşıt ideolojiyi eleştirirken ‘ seküler ‘ kavramını kullanmaktadır. İngilizce ‘secular’, Latince ‘saeculum’ kelimesinden gelen sekülerizm ya da sekülerlik, ‘dünyevileşme’ anlamına gelmektedir.

Seküler bakış açısı nedir?

Kavram ve Kapsam Olarak Sekülerizm / Laiklik Laik, dünya işlerini din işlerinden ayıran, dini olmayan, din dışı, dine karşı olan, din karşıtı gibi anlamları ifade eder. Dini etkinin azaltılmasına vurgu yapan seküler kavramı da benzer bir şekilde dinle ilgisi olmayan anlamında kullanılmaktadır.

Türkiye seküler bir devlet mi?

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisi ‘nin Mayıs 1935’teki kurultayında konuşma yaparken Türkiye’de laiklik, Osmanlı İmparatorluğu zamanında yargı ve devlet yönetiminde kısmen kendini göstermeye başlamış, Cumhuriyet devrimi ile anayasanın temel unsurlarından biri haline gelmiş, din ve siyasetin birbirine karışmaması ilkesidir,

Laiklik terimi Fransızcadaki karşılığı Laïcité kelimesinden Türkçeye uyarlanmıştır. Osmanlı’da laikliğin ilk belirtileri II. Mahmud zamanında görülmüştür. Tanzimat dönemindeki reformlarla laik Nizamiye mahkemelerinin ve Batılı tarzda eğitim için Maarif Nezareti ‘nin kurulması, II. Meşrutiyet döneminde Şeyhülislamın kabineden çıkarılması gibi adımlarla Osmanlı’da devlet kurumları kısmen laikleşmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti ‘nin kurulmasıyla laiklik ilkesi devlet tarafından tamamen benimsenmiştir. Laiklik ilkesi toplumun kimi kesimlerince benimsenirken, bazı kesimler buna tepki göstermiştir.2017 yılında uluslararası bir şirket tarafından %1,97 hata payıyla yapılan ankete göre Türk halkının %70’i Türkiye’nin laik bir devlet olmasını desteklediğini, %24’ü ise buna karşı olduğunu belirtmiştir.

  • Arşıtları din adına devlete etki etme ve bu şekilde devleti ve toplumu idare etme amacını taşırlarken, seküler yaşam biçimi ni tercih edenler kişisel ve vicdani kanaatlerini devlete mal etme ve bunlar vasıtası ile devleti veya toplumu idare etme çabası içinde bulunmazlar.
  • Laiklik, bir devlet ve toplum yönetimi biçimi olduğundan varlığı veya yokluğu kişilerin yaşam biçimine doğrudan tesir eder.

Bu öneminden dolayı Laiklik, T.C. Anayasasının değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeleri arasında sayılmıştır.

Seküler ilişki ne demek?

En geniş anlamı ile laiklik, din ve devlet arasındaki ilişkiye, seküler- leşme ise din ve toplum arasındaki ilişkiye dairdir.

Sekülerizm tanrıya inanır mı?

Sekülerizm, dinin toplumsal değil bireysel olarak yaşanması gerektiğini ifade eden bir kavramdır. Bu kavrama göre ülke yönteminde demokratik ilkeler ve hukuk kuralları esas alınmalıdır. Sekülerizm nasıl ortaya çıkmıştır, özellikleri ve temel kavramları nelerdir? Sizin için araştırdık.

  • Sekülerizm, laiklik ve ateizm gibi kavramlarla aynı anlama gelmez.
  • Laiklik, kısaca din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması anlamına gelir.
  • Sekülerizme göre din, hem devlet idaresinin hem de toplum yaşamının dışında tutulması gereken bir olgudur.
  • Ateistler hem Tanrının hem de dinlerin varlığını reddeder.

Seküler görüşte ise dinin reddi ya da inkarı söz konusu değildir. Sekülerizm Nedir? Sekülerizm kelimesi ”Dünyacılık” ve ”Dünyevileşme” anlamına gelir. Bu kavrama göre, hukuki kurallar ve toplum yaşamanın standartları dini doktrinlere göre oluşturulmamalıdır.

Dini mistik ve bireysel bir deneyim olarak tanımlayan sekülerizmde, ”din” ve ”dünya” kavramı birbirinden keskin çizgilerle ayrılır. Ampirik bilim sekülerizmin temel kavramları arasında yer alır. Ancak deney ya da deneyim yoluyla elde edilen bilgilerin geçerliliği mevcuttur. Ampirik bilimin yansımaları sadece bilim-teknik alanında değil toplumsal yaşamda ve hukukta da görülmüştür.

Örneğin ”suçu ispat edilene kadar herkes suçsuzdur” söylemi hem ampirik bilimin hem de sekülerizmin bir uzantısıdır. Bilimde olduğu gibi hukuki süreçlerde de kanıta ihtiyaç duyulur. Bu kavramda duyusal gerçeklikler ön plandadır. Sezgi, inanç ve vicdan gibi soyut kavramlar ise özneldir.

  1. Başarılı bir yönetim ve huzurlu bir toplum yapısı için öznel değil nesnel olgularla hareket edilmelidir.
  2. Bu nedenle inançlar, ibadet şekilleri ve diğer tüm dini kavramlar siyasetin, hukukun ve sosyolojinin içerisinde yer almamalıdır.
  3. Sekülerist Ne Demek? Devlet ve din kurumlarının ayrı işlevlere sahip olduğunu savunan kişilere sekülerist denir.

Sekülerist bireyler adil bir yönetim için devletin laik bir yapıda olması gerektiğini savunur. Sekülerizm Nasıl Ortaya Çıkmıştır? Sekülerizm, 18. yüzyılda ortaya çıkan ve ”Aydınlanma Çağı” olarak tanımlanan kültürel hareket ile birlikte ortaya çıkmıştır.

  • Bireyciliğin öne çıktığı bu dönemde, düşünce özgürlüğünün yanı sıra inanç ve ibadet özgürlüğü de bireysel haklar arasında yer almıştır.
  • Bu kavramın geniş kitlelere ulaşmasında Fransız İhtilalinin ve İmparatorlukların yıkılmasının da payı da büyüktür.
  • Cumhuriyet ve demokrasi ile birlikte bireyler ”tebaa” olmaktan çıkıp ”yurttaş” olarak tanımlanmıştır.

Bazı kaynaklara göre ise sekülerizm kavramı, hümanizm akımı ile birlikte doğmuş kavramlardan biridir. İnsanı merkeze alan hümanizmde, bireylerin dil, din, ırk ve cinsiyetine bakılmaksızın eşit haklara sahip olması görüşü savunulur. Pozitivizm ve determinizm gibi felsefesi akımlar da sekülerizmin geniş kitlelere ulaşmasında etkili olmuştur.

Pozitivizmin kurucusu August Comte, kaleme aldığı birçok kitapta istikrarlı bir devlet yönetimi için laikliğin ve seküler yapılanmanın şart olduğunu ifade etmiştir. Sekülerizmin gerekliliğini savunan diğer düşünürler arasında Bertrand Rusell ve Alain De Botton yer alır. Sekülerizm ve Tarihi Hakkında Bilgi Sekülerizm farklı birçok alanı kapsayan geniş bir kavramdır.

Bu kavramlardan ilki, ”seküler hukuk” olarak tanımlanan yargılama yöntemidir. Kişiler mensup oldukları dine bakılmaksızın yargı önünde eşit olmalıdır. Demokrasinin temel hakları arasında yer alan ”ibadet ve inanç özgürlüğü” modern hukukun temel ilkesidir.

Yoğun olarak Hristiyanların yaşadığı Avrupa ülkeleri daha seküler bir toplum ve devlet yapısına sahiptir. Bununla birlikte başta Türkiye olmak üzere birçok Asya ülkesinde de sekülerizmin temel ilkeleri benimsenmiştir. Ülkemizde 29 Ekim 1923 tarihinde cumhuriyet ilan edildi ve demokratikleşme süreci başladı.

Yargı, yürütme ve yasama organları birbirinden ayrılıp yargıda hukukun üstünlüğü ilkesi benimsendi. Buna göre, dini inancı ne olursa olsun herkese avukat tutma ve kendini savunma hakkı verildi.

Seküler ahlak ne demek?

Buna göre sekülerleşme, in- sanın ilkelerini oluşturmada, yönelişlerini, yaşamını düzenlerken dikkatini dini olgulardan tamamen soyutlayıp, dünyevi olgulara yönelmesidir. Bu anlayışla oluşturulan ahlak sistemleri seküler ahlak olarak kabul edilir.

Seküler Müslüman ne demek?

Bugn Mslman entelektellerin dinden sanata, edebiyattan siyasete, felsefeden ilahiyata kadar btn kltrel meseleleri konumaya gsterdikleri itah sekler Mslmanln en nemli gstergelerindendir. SekLer Ne Demek Muhafazakârlar için son 20 yl önemli kazanmlarla geçti. Daha çok siyasi ve ekonomik alanlarda kendini gösteren kazanmlarn kültür aya eksikti. Bu eksiklik elbette cumhuriyet dönemindeki Muhafazakârlarn kültür meselesini halefleri kadar dahi anlayamam olmalarndan kaynaklanyordu.

  • Bir zamanlarn fakir ama gururlu kesimleri bu görece zenginlie fazlasyla aina olmutu.
  • El çabukluu marifet bir kültürel ambalajla süslenerek takdim edilen bu zenginlikle yetinilmeyerek daha fazlas arzulanmaya baland.
  • Fakat bu günlerde pek zikredilmeyen bir fakirliin de farkna varlmas gerekiyor.
  • William Barrett rrasyonel nsan’da “Bir kimsenin tinsel fakirlii kefetmesi aslnda tin açsndan olumlu bir adm saylr” der.

Bu tinsel fakirlii kefetmek üzere kendi varlmza seferler düzenlememizden baka bir çare görünmüyor. Bu, elbette, bir öze dönü çars deildir. Kültürel anlamda kendini yeni yeni izhar etmeye balayan bir kesimin kültürle, gelenekle ve dinle arasndaki ilikiye eletirel bir bak çabasdr.

Bu yaznn iddias söz konusu tinsel fakirlie dair “Seküler Müslümanlk” kavram üzerinden bir tartma balatmaktr. Bu anlamda, seküler Müslümanl, slam’, bir “din olarak din” deil de “kültür ve ideoloji olarak din” eklinde telakki eden, onu salt bir medeniyete indirgeyen ve hakikat olmas veçhiyle slam’n, ksmen de olsa, üstünün örtülmesine yol açan bir tavr olarak tanmlayabiliriz.

Hayat tarz olarak slam Bedri Gencer, slam’da Modernleme adl eserinde, 19. yüzylda slami deer, kurum ve pratiklerin sosyal hayattan çekilmesiyle birlikte ulema ve muhafazakâr kesimin, kaybedeceklerini anladklar bir kültür savana giritiini söyler. Bu dönem bir hayat tarz olarak slam’n tarih sahnesinden çekilmeye balad dönemdir.

Bir medeniyet olarak savunulmaya balayan slam’n kültürel içerii ön plana çkarlr. Fkh, kelam, felsefe hatta edebiyat gibi disiplinler çaa uydurulmaya çallarak slam’n terakkiye mani olmad anlatlmaya çallr. Din tedricen hayattan çekilir. deolojik, kültürel bir nesne olarak korunmaya çallr. Gencer, bu süreçte, Yeni Osmanllar gibi aydnlarn bir savunma psikolojisiyle hareket ederek cephelerini bireysel alandan toplumsal alana tamalaryla beraber bir ihlas krizi yaandn söyler.

Bu kriz zamanla topluma da yansmtr. Bu süreç sonunda slam, Gencer’in ifadesiyle, bir tür seküler parçalanma yaar ve modern kültür savanda boy göstermeye zorlanr. Böylece etkileri günümüze dek süren bir çökü balar. smail Kara ilk Meclis’te “Hâkimiyet kaytsz artsz Allah’ndr” ifadesinin yazl olduundan söz ederken, Gencer’in ifadesiyle, dinin ideolojiye dönüme sürecine k tutuyordu.

slam, kalplerdeki hakikatten yakalardaki rozete dönümeye balad bir yola girmiti artk. Cumhuriyet’e kadar da epey bir yol kat edilmiti. Cumhuriyet bu krizi balatan deil, belki, azdran bir süreçtir. Dilek Zaptçolu da “Cumhuriyet’te hzlanan ateizm deildi, kentlerde ve okuryazar kesimde zaten balam geleneksel dindarln çöküüydü.” derken ayn kanaattedir.

Eer bir kazanç olarak deerlendirilebilirse Cumhuriyet’in politikalarnn muhafazakâr kesime tek katks udur: Çökmekte olan dindarla yüzeysel bir direni hatt salamak. Muhafazakârlar tezahürler te bu direni hatt evvela siyasi bir görünüm arz etmi 50’lerden sonra kültürel bir hüviyet kazanmtr.

  1. Bu kültürel dönüümle de seküler Müslümanlk olarak kavramsallatrabileceimiz tavrn tohumlar atlmaya balanmtr.
  2. Bu anlamda, Youssef Courbage ve Emanuel Todd’un, dünyadaki Müslüman topluluklarn dönüümünün incelendii, Medeniyetlerin Kavumas (A Convergence of Civilizations) adl ortak çalmasnda slamcln bir süreç olduunu, onun da devrinin sona ereceini ve sonraki süreçte Sekülerlemi bir Müslüman toplumuna geçilecei iddias gayet yerindedir.
See also:  Qual A Pessoa Mais Velha Do Mundo?

Burada daha bir dier önemli husus udur: Ahmet Yaar Ocak’n ifadesiyle her dönem muhalif ve yenilikçi hareketlerin katalizörü olarak arz endam eden Tasavvuf’un geri plana itilmesi, onunla birlikte yaayabilecek kültürün de içinin boalmasna sebep olmutur.

Bu sanldnn aksine Cumhuriyet’ten çok önce gerçekleen bir durumdur. Cumhuriyet dönemi Muhafazakârlar ise rütünü ispat etmeden bu otantikliini kaybetmi gelenee sahip çkmaya çalmtr. Lakin bu sahiplenmenin taklitten öte gitmeyen niteliksiz ürünler dourduu açktr. Gelenein kendisini müzikte, binada, sözde; hülasas toplumsal yaamn her alannda izhar etmesi kaçnlmaz bir süreçtir.

Biz bugün bu tezahürlere kültür ya da medeniyet diyoruz. Lakin geçmite ziyadesiyle bereketli olan bu tezahürün yerini, önce kaytszlk, sonra banazlk en sonunda da kiiliksiz bir taklit dönemi almtr. Bu biraz da modernlemenin sebep olduu bir illüzyondan kaynaklanr.

  • Böylece bilgiyi, kültürü ve medeniyeti taziz ve takdis etmenin yolu açlr.
  • Bu bize Gencer’in de ifade ettii gibi 19.
  • Yüzyldan kalan bir hastalktr.
  • Bugün, ilim, sanat, mimari, siyaset, müzik gibi disiplinlerin içerisinde eridii kültürle aramzdaki iliki de bu müzmin ve sâri yüceltme illetiyle maluldür.
  • Alplerimizin ancak kendisini anarak tatmin olaca Allah’ anmaktan ziyade bir felsefe problemi olarak Tanr’y tartmay ve bundan manevi hazlar devirmeyi adet haline getirdiimiz aikârdr.

Bu husus, Süleymaniye’yi ina sürecinde gösterilen ihtimam ve ihlasyla deil de, yalnzca devasa bir kültür nesnesi haliyle yüceltmemizden de anlalabilir. Hatta bugün en fazla üzerinde düünmemiz gereken meselelerden biri olan ahlak dahi zihnimizin haz odalarnda muayyen saatleri bekleyen bir kültürel nesne olarak telakki edilir.

Bu anlamda, Barrett’n ifadesiyle, doru davran deil, doru düünceyi önemseyen Yunânî bir üsluba teslim olan Müslümanlar ahlakn söylem ya da zihin alanndaki nesnesiyle uraarak üzerlerindeki hükmün kalkt zehabna kaplrlar. Kendi mahvna sebep olmak Hem Kara’nn hem de Gencer’in benzer söylemleri nda, seküler Müslümanlar olarak tarif edebileceimiz bu kesimin elindeki en önemli silah, çift taraf keskin bir klç olarak telakki edebileceimiz kültürdür.

Fakat bu kültürün de ne ölçüde derinlikli olduu ortadadr. Yine de bu kesim, henüz Walter Benjamin’in ifade ettii “kendi mahvn birinci snf bir estetik tecrübe olarak yaayabilme” potansiyeline ya da Nietzschevari bir hamleyle “kendini edebi bir metne çevirme” tutkusuna sahip olamasa da, kendisini yaad zamana ve mekâna yakr bir kültür nesnesi haline getirme hevesine sahiptir.

Belki ar yorum olarak telakki edilecek ama Mevlana’dan, Feridüddin Attar’dan, Nizamî’den, eyh Galip’ten ziyade Dostoyevski gibi yazarlar kendimize yakn hissetmemizin sebebi, söylenilegeldii gibi yalnzca dil devrimi deil, biraz da bu hevestir. Çünkü Dostoyevski gibi yazarlar bütün yazdklaryla, adeta, dümülüümüze üst düzey edebi bir meruiyet kazandrr.

Bu yalnzca Raskolnikov’u sayfalar dolusu yazyla yüceltirken Sonya’y hiç zikretmemizden de anlalabilir. Muhafazakârlar bir siyasi kimlik olarak kendilerine fazlasyla younlatndan beri göz kamatran bir karanlkla kar karya kaldk. Bedri Gencer’in isabetli yorumuyla Bat’yla karlatmz ilk gün balayan kimlik problemimize verdiimiz cevap kültüre bakmz da belirleyecektir.

  1. Bu cevabn içe dönük olmas gerekirken hep da dönük cevap verme çabamz henüz bu problemi anlamadmz anlamna gelebilir.
  2. Barrett’n da dedii gibi “Hakikat ancak doru olan insanla birlikte var olmaya devam eder”.
  3. Hakikatin büyüleyici arksna kendisini kaptrp sürekli ayn makamda bunu terennüm edenler, doru olmay önemsemediklerinde, kültürün içerisindeki eytanî potansiyeli harekete geçirmi olurlar.

Kültürün bir kült olduunu, aslî olandan uzaklaarak katlatn ve nihayetinde aslî olan örttüünü söyleyen Feridun Ylmaz “Kültür küfürdür” derken tam da bu hakikati iaret eder. Bugün Müslüman entelektüellerin dinden sanata, edebiyattan siyasete, felsefeden ilahiyata kadar bütün kültürel meseleleri konumaya gösterdikleri itah seküler Müslümanln en önemli göstergelerindedir.

  • Ruhtan egoya geçi Konumak ayn zamanda dile düürmek anlamna gelir.
  • Sabahlara kadar dinden imandan söz edip sabah namazn klmadan yatanlarn fazlasyla var olduu bir topluluktan söz ediyoruz.
  • Dinî pratiklerle zihniyet arasndaki ba yok sayamayz.
  • Bizi ekillendiren biraz da bu badr.
  • Bu tip durumlar geçmite en görkemli devirlerde de söz konusu olabilmitir.

Örnein Müzekkin Nüfus’ta Erefolu Rumi ahlaki bir çökü yaandndan ikâyet eder. Kanuni Sultan Süleyman “Terk-i salat edenlerle ilgili ferman” yaynlar. Namk Kemal’in fazlasyla içkiye dükün olmasndan babas bile ikâyet etmektedir. Halet Efendi, ngiltere’deyken gâvurun dilini örenmeyip sürekli Kur’an okumakta, lakin günlüklerinden anlald kadaryla, kadnlarla düüp kalkmaktadr.

Birbirlerine sabr ve hayr tavsiye eden, elinden ve dilinden emin olunan kimselerin oluturduu bir topluluk olmadmz açktr. u halimizle teolojiden ziyade psikanalize yakn olduumuzu idrak etmemiz gerekir. Terry Eagleton’a göre modern ça ruhtan egoya geçiin gerçekletii çadr. Bu teolojiden psikolojiye geçi olarak da deerlendirilebilir.

Teolojiyle beraber huzurun da geçmite kaldn ima eden Eagleton, halefi olan psikanalizin insan honutsuzluunun bilimi olduunu iddia eder. Modernlik, insann üzerindeki kutsal, onu özgür klmak iddiasyla kaldrp o kutsaln ardnda brakt görece boluu insana baladndan beri huzursuzuz.

Dilimizdeki hastalk kadkça zevk veren ama ayn ölçüde kanayp büyüyen bir yara gibi. Konutukça, yazdkça, ina ettikçe daha huzursuz oluyor ama bu huzursuzluun artmas pahasna o eylemleri gerçekletirirken aldmz küçük zevklere teslim oluyoruz. te bugünün Müslümanlarnn hakikatle aralarndaki iliki tam da, tarif etmeye çaltmz haliyle, kültürün batan çkarclna malup olmalarndan dolay tahrif olmutur.

Bu muharref ilikinin masum muhatab olan “hakikat”in üzerini örten kültür de olsa, kelimenin lügati manasyla, küfür olarak telakki edilmesinden daha doal bir ey olamaz. Bu haliyle hakikatin üzerini örten kültürü, bir takm dini pratikler ve muamelata dair hususlardan daha önemli olarak telakki eden herkes seküler Müslüman olarak telakki edilebilir.

Seküler dindarlık nedir?

Her semavi dinin bir ucu uhrevi olanda diğer ucu ise dünyevi olandadır. Hatta her din bir tür uhrevi/dünyevi algoritmasıdır. Bu anlamda dinler, dindarlıklar her zaman biraz sekülerdir, her zaman da öyle olmuşlardır. Yine bir oksimoronla başladık! Türkçe okuryazarlığın çoğunluğu için.

Yazının başlığından söz ediyorum. Elbette bu, en azından, benim için geçerli değil. Yani ben sekülerliği ve dindarlığı birbirlerinin karşıtı olarak görmüyorum. Üstelik bu, benim kişisel tercihime de dayanmıyor. Tarihsel olarak, özelikle vahiy dinleri bağlamında hiçbir zaman bugün Türkiye’de genelde kabul edildiği tarzda mutlak bir sekülerlik/dindarlık karşıtlığı mevcut olmamıştır da ondan.

Birçok başka meselede olduğu gibi burada da kafa karışıklığı bence din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gereken tercihlerin taşıyamayacakları kadar büyük makro-politik anlamlar kazanmış olmasından ileri gelmektedir. Meseleye temelinden başlayalım.

Yani kavramları netleştirmeyi deneyelim. Vahiy kutsalın kökenidir ve uhrevi olanla dünyevi olan arasındaki ilk temas noktasıdır. İçerikleri, tarihsellikleri farklı da olsa tüm semavi dinler vahiy inancına, kabulüne dayanırlar. Ancak bir vahiy inancından tarihsel bir dine otomatikman geçilemez. Bir dine mensup olmak anlamında dindarlık esas olarak bu inançla, kabulle ne yapılacağına dair olandır.

Eninde sonunda dindarlık, bir faninin vahiy inancını bu dünyada yaşadığı bölüm için geçerli olan bir kavramsallaştırmadır. Dindarlık tecrübesi bu dünyada vuku bulur. Bu anlamıyla da sekülerdir. Uhrevi olmayan, dünyevi olan manasında. Vahiy, Tanrı’nın insanla iletişim kurmasıdır.

Din ise bu tecrübenin üzerine dindarın kendine bir hayat kurmasıdır. Bir kitabımda mealen şöyle demişliğim vardır: “Vahiy, yani kutsal yakar. Onu avucunuza alamazsınız. Din kapsamında ele alınabilecek bütün kavram ve kurumlar, örneğin ibadet, hukuk, günah vb. vahye dokunabilmeyi mümkün kılan eldiven gibidir.

Din buzdağının bizim sandığımızdan çok büyük bir bölümü sekülerdir aslında”. Dolayısıyla her semavi dinin bir ucu uhrevi olanda diğer ucu ise dünyevi olandadır. Hatta her din bir tür uhrevi/dünyevi algoritmasıdır. Bu anlamda dinler, dindarlıklar her zaman biraz sekülerdir, her zaman da öyle olmuşlardır.

  1. Uzun lafın kısası ne kavramsal olarak ne de tarihsel olarak sekülerlik ve dindarlık birbirinin ötekisidir, hiç de olmamıştır.
  2. Üstelik bu algoritmanın muhasebesinin yapılacağı makam da bellidir inananlar için.
  3. Yani din dünyevidir ama sadece bu dünyada tamamlanmaz.
  4. Sekülerliğin Modernlikle Sınırlanması Bir diğer önemli mesele seküler olmanın modern olmakla, hatta Batılı/Batıcı olmakla, hatta ve hatta Türkiye’de Cumhuriyet Modernleşmesi sonucunda ortaya çıkan suni bir şey olarak görülmesidir.

Oysa bu konuda geçtiğimiz haftalarda Perspektif’te yazdığım yazılarda da belirttiğim gibi söz konusu olan daha çok siyasi laikliktir. Toplumsal sekülerleşme ise daha çok ortalama dindarın zihniyet dünyasındaki değişimlerin takibini içerir. Sekülerleşmenin modernlikle sınırlanmasının abesliğini bir önceki paragrafta zaten açıkladığımı sanıyorum.

Tekrar etme pahasına bir kez daha yazayım: Seküler olan, her tarihsel dinin içinde zaten potansiyel olarak mevcuttur. Bu potansiyelin hangi yöne doğru hareket edeceğini ise genellikle müminin yaşadığı hayat belirlemiştir. Yani onun ötesi sadece bir dozaj tartışmasıdır. Seküler olanı sadece Batılı/Batıcı etkiyle sınırlamak ise özellikle bugün için bir politik kurnazlık olabilir ancak.

Bu mesele bütün teolojilerin, yani Tanrı veya Din felsefelerinin en ateşli temasıdır ve bütün dinleri ve insanlığı çerçeveleyebilecek bir konudur. Vahyinin tarihselleşmesinden yüzyıllar sonra bir din için “sıfır sekülerlik”ten söz açanların, bunu akıldan geçirebilenlerin gerçekten yakından incelenmesi gerekir bence.

  1. Bunun için bile asgari teoloji lazımdır.
  2. Türkçede kullanıldığı anlamıyla ilahiyat teoloji midir? Başka bir yazının konusu olarak not edeyim kenara.
  3. Türkçe İslamcı okuryazarlıkta bu savın savunma mevzilerinin ilki, İslam’ın zaten dünyevi bir din olduğu, dolayısıyla bu konuda Avrupa’da olduğu gibi bir Reformasyon’a ihtiyacı olmadığı önermesidir.

Ki bu tez zaten İslam’ın fıtratında seküler bir din olduğunu örtük bir biçimde de olsa kabul etmektir. Bu mevzi aşıldığında ise İslamcı okuryazarlıkta ikinci bir savunma hattı, sekülerleşme yerine ısrarla Protestanlaşma kavramına başvurmada kurulur. Bugün bile birçok İslamcı okuryazarın Protestanlaşmanın aslında Hıristiyan sekülerleşmesi olduğunu bildiğinden pek emin değilim.

Yani sekülerleşme kavramsal olarak Protestanlaşmanın daha evrensel bir halidir. İslamcı zihniyet cari dindarlığın, kendisinin de pek onaylamadığı değişim hatlarını “Protestanlaşma” diye niteleyerek “seküler” kavramını pas geçer. Dolayısıyla bu şekilde İslam, seküler olana hiç temas etmeyecek bir şekilde kavramsal olarak vakumlanır.

Oysa bunu sistematik olarak yapanların yaşadıkları hayata baktığımızda en azından son dönemde çok hızlı, bayağı, hazmedilmemiş bir sekülerleşmenin yaşandığını görmek için dahi olmaya pek gerek yoktur. Bunu görebilmek için bile asgari bir mesafe şarttır.

Oluşların adını koymak, yani kavramsallaştırmak ancak belli bir mesafeden mümkündür. Bu anlamda nitelikli bir teoloji yapabilmek, bu alanda kavram üretebilmek için gerektiğinde Tanrı’ya, dine belli bir mesafeden bakabilmek gerekir. Bu sefer “bakabilmek” dedim, çünkü o da görebilmenin ön koşulu. Laisizm Politikalarının Rolü Ancak bütün bunların böyle olmasında geçtiğimiz yazılarda sözünü ettiğim Osmanlı-Türkiye tecrübesinin laisizm politikalarının da önemli rolü olduğunu vurgulamak gerekir.

Bir toplumda bir şekilde birlikte yaşayan hiçbir ideoloji, hiçbir zihniyet, hiçbir tutum ve davranış sadece kendi vakumunda yeşermez. Toplum birleşik kaplar gibidir. Her biri diğerinin olduğu halden rol çalar. Son zamanlarda sosyolojik nazarımda gündeme gelmeye başlayan “ilişkisellik” kavramı aslında tam da bunu ifade eder.

  • En azından ben böyle yorumluyorum.
  • Aslında kabaca şunu söylemeye çalışıyorum: İslamcılarda “seküler” ve “laik” olana karşı bu kadar güçlü bir tepkinin birikmiş olmasının sorumlusu sadece onlar değildir.
  • Hatırlıyorsanız geçen bir yazımda İslamcılığı laisizmin ötekisi olarak nitelemiştim.
  • Yazının başlığı olan seküler dindarlığın oksimoronluğunu Türkçe okuryazarlığın tümü için vurgulamıştım, sadece İslamcı bölümü için değil.

Bu savımın en önemli kanıtı ise laisist söylem açısından da seküler dindarlığın bir oksimoron olmasıdır. İslamcılar sekülerliği dindarlığa yakıştıramazlar. Laisistler ise dindarlığı sekülerliğe. Toplumsal varoluşların ilişkiselliğini anlatabilmek için zaman zaman derslerimde, konferanslarımda “aynı tencerede pişmiş olmak” ifadesini kullanmışlığım çoktur.

Bu anlamda laisizm ve İslamcılık aynı tencerede pişmişlerdir. Lezzetleri birbirine karışmıştır. Seküler dindarlık kesinlikle ve kesinlikle bir oksimoron değildir. Tarihsel bir gerçekliktir. Dindarların çoğu sekülerdir zaten. Hatta kendi sandıklarından çok daha fazla. Sekülerlerin çoğu da dindardır. Çoğu zaman kendi sandıkları tarzda olmasa bile.

Bu meselenin kayıtsızlık, deizm, ateizm, agnostisizm vb. boyutlarına ise henüz hiç gelmedim bile. Umarım onlar da ileride yazacağım yazıların konusu olurlar.

Allah laik mi?

İlahiyatçı yazardan tepki çeken sözler: “Allah laik bir varlıktır” İlahiyatçı yazar Nazif Ay, “Allah’ın laik bir varlık olduğunu” iddia etti. “Cemil Kılıç ile Aydınlanma” adlı programda konuşan Ay, “Allah’ın gizli isimlerinden birisidir laiklik.” diyerek “Allah laik bir varlıktır.” ifadesini kullandı.

Nazif Ay, Flash Haber televizyon kanalında katıldığı programda şu ifadeleri kullandı: “Allah’ın gizli isimlerinden birisidir laiklik. Allah laik bir varlıktır. Her dinin her inancın kendi sahibine ait olduğunu vermek, belirtmek, daha pek çok ayetler var başlı başına laikliktir. Yaratması laiktir zaten.

See also:  Qual O Melhor Travesseiro?

Yani eğer laik olmasa, insanları grup grup her inanç sahibinin hayat hakkı bulmasına fırsat vermezdi. Bırak ayeti.” İlahiyatçı yazar Cemil Kılıç’ın Ay’ın “Allah laik bir varlıktır.” ifadesine “Çok güzel, açıklayın biraz.” şeklinde karşılık verdi. : İlahiyatçı yazardan tepki çeken sözler: “Allah laik bir varlıktır”

Sekülerizm nedir örnek?

Sorulara Dön Laiklik ve sekülerizm ne anlama gelir? Laiklik ve sekülerizm kavramları arasındaki farklar ve benzerlikler nelerdir? 32,711 görüntülenme

  • Soruyu Takip Et
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir

Laiklik ülkenin anayasasında din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı tutulduğunun ibraz edilmesi (Fransa ve Türkiye anayasalarında vardır), sekülarizim ise toplumda ahiretten, diğer ruhani ve dini meselelerden ziyade Dünya hayatına odaklanılması yönündeki harekettir.

Batılı bir çok ülke anayasasında din ve devlet işlerini ayrı tuttukları yazmamakla birlikte, yani laik olmamalarına rağmen, sekülerleşmiş bir idare, hukuk ve sosyal toplum anlayışı ile yönetilirler. Bunu da devlet kurumlarında seküler ideolojilerin hüküm sürmesi ve modern bilim gibi özünde seküler olan düşünce şekillerinin yaygın kabulüyle ve toplumca benimsenmesi ile olur.3,805 görüntülenme Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir.

Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.

  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir

Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olması demektir. Devletin dini temsil etmemesini ve ona bağlı kalmamasını savunur. Laiklik, en katı olarak Fransa’da* devam etmektedir ve bu, daha çok onların tarihiyle alakalıdır; zaten bu sebeple “laïcité” kelimesi Fransızcadan alınmıştır.

Laikliğe “Fransız sekülerizmi” de denir; fakat genel olarak Avrupa’da yaygın olan ve daha ılımlı yürütülen bir ideolojidir. Genelde (Sovyetler Birliği ve Fransa dışında) laiklik, mütedeyyinler tarafından desteklenir, devletin dine karışması önlenir ve böylece devlet, dini bir otorite olmadığı için, bireylerin seçecekleri yol ve yolsuzluk vicdanına bırakılır.

Hatta son yıllarda bu sebeple muhafazakar insanların muhafaza ettikleri şeyleri devletten koruması için liberteryen olmaları gerektiğini söyleyen büyük bir görüş vardır. Sekülerizm ise devletin insanların dini hayatına karışmaması demektir. Daha çok Anglo-Amerikan ülkelerinde olan ve doğal hukukun parçası bir ideolojidir.

  • Örnek vermek gerekirse İngiltere laik değildir; devlet, Anglikan Klisesine bağlıdır.
  • Monark, kilisenin izin vermediği şeyleri yapamaz.
  • Ayrıca yerel kamu bölgelerinde rahipler görev alarak, yapılacak işlerde onayları alınır ve dua edilir.
  • Eza Birleşik Devletler’de de devlet geleneklerinde konuşmadan önce ve sonra, kongre açılırken ve kapanırken, vs okunan dualar ve Kurucu Babaların kurduğu anayasadaki tanrıya bağlılık gibi sebeplerden ABD’de laiklik keskin değildir.

Fakat bu ülkeler sekülerdir, insanların dini durumuna karışmazlar. Mesela Birleşik Devletler’de bir sokakta peyotları gözüken ve dindar giyinmiş Yahudilerin olduğu mahallelere gidebilirsiniz özgürce. İnsanlar, başkalarının özel mülküne zarar vermedikleri sürece dinlerini özgürce yaşayabilirler veya Amerikan seçimlerinde bazı kiliselerin desteklediği adaylar olabilir – ki bazı kiliselerin adaylarının başkan olduğu zamanlar olmuştur.

Keza aynı şey Birleşik Krallık için de söylenebilir: Müslümanlar, Sihler, vs. özgürce dinlerini yaşayıp devlet tarafından hiç bir baskı altına kalmadan dini vazifelerini yerine getirmektedir. Bazı laik olmayan fakat toplum olarak seküler olan ülkelere örnek olarak İskoçya, İsveç, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Gürcistan verilebilir.

*Fransa’nın bazı bölgelerinde laiklik uygulanmaz, bazı bölgeler de yerel yasanın belirlediği Yahudilik, Katoliklik, Lütercilik ve Kalvinizm resmî statüye sahiptir.2,596 görüntülenme

Sekülerleşme ne zaman başladı?

Sekülerizm 18. yüzyılda aynı zamanda Aydınlanma Çağı olarak bilinen kültürel hareket üzerinden ortaya çıkmıştır. Bu dönemde düşünce özgürlüğü ile beraber dini inanç ve pek çok yapı konusunda bireysel haklar ön plana çıkmıştır.

Seküler ne demek ekşi sözlük?

muhafazar erkeklerin seküler görünme çabası

öncelikle muhafazar erkek tanımını iyi yapmak lazım.ülkemiz için konuşursak genelde müslüman, inancına bağlı olduğunu ifade eden, genel eş seçimi tesettürlü ve en azından cumalara giden erkek.seküler ise tanım olarak, dünyevi veya çağa uygun olanı belirtir ve dünyanın nesnel halinin göz önünde tutulması demektir. latince çağ anlamına gelen saeculum sözcüğünden ingiliz dili için türetilen sekülerizm türkçeye lâiklik, çağdaşlaşma veya dünyevileşme olarak üç farklı terimle çevrilebilmektedir.burada can alıcı nokta seküler tanımının dünyevileşmeyi belirtmesi. oysa muhafazakarlığın bizim ülkemizdeki tezahürü ise dinsel nedenlerle dünyevileşmekten kaçınmaktır. burada kadınların büyük çoğunluğunda sorun yok gibi. tesettürlüler tesettüre girerek çizgilerini belli ediyorlar. makyaj da yapsalar, dar da giyinseler tarafı oldukları inanış görülüyor. fakat muhafazakar erkeklerde ise durum çok kritik. seküler bir erkekten daha seküler görünmek için ellerinden geleni yapıyorlar. (bkz: ) kafalarının içindeki dünyeviliğe olan düşmanlıklarını ve dünyeviliğin dik alası görünüşlerini aynı potada eritmeye ne mecbur bırakıyor acaba? seküler kesime ait kadınlarla eşleşmek mi buna sebep olan. ya da evlenene kadar o kutsal “meryem”lerine kavuşana kadar seküler kesimdeki kadınlarla idare edebilmek için mi bu yol seçiliyor? kutsal meryemlerine ulaştıktan sonra da durum pek değişmiyor açıkçası.sokakta adamı görüyorsun saçlar uzun, kulakta kırk tane delik ve küpe, üzerinde hipster tişörtü yanında çarşaflı kadın. bu tutarsızlık değil mi?cübbe sarık giyin demiyoruz da gömlek ile canvas pantolonun suyu mu çıktı arkadaşlar?seküler kadınları uyanıklığa davet ediyorum. seküler sandığınız adamın sabah namazına kalktığını görüp şoklar içerisinde kalmayın sonra.edit: arkadaşlar muhafzakar kelimesinin anlamını biliyorum. seküler bir insan da bazı değerlerini muhafaza edebilir. bu onu tamamiyle muhafazakar yapmaz. muhafazakar kelimesinin kullanılış biçimi takdir edersiniz ki bizim ülkemizde çoktan tarif ettiğim şekle dönüşmüştür. kelimelerle oynamayalım ana fikri anladınız sebebini merak ediyorum.seküler kadınlar da cidden dikkat etsinler. bu adamlarla karşılıklı aşk yaşadığınızda sanki pavyondan kadın çıkarıyor edasıyla sizi de kendi hayat kalıplarına sokmaya çalışıyor. açık bir kadının evlenirken veya sonra kapatıldığını hepimiz çok gördük. aşk için kadınlar bunu kabul ediyorlar ama arkası kesilmiyor bu baskının. üstelik çoğunluğu eşini kapatıp yine seküler kadınlarla eşini aldatıyor.edit2: arkadaşlar kişinin namaz kılmasında elbette sıkıntı yok. geceyi nikahı olmayan kadın ile geçirip sabah namaz kılmak neyin kafası onu merak ettik biz? hani nerede günahından korku?muhafazakar kelimesini de kafanıza göre değiştirin kelimeye takılmak yerine tanımını yaptığım kısımla ilgilenmenizi rica edeceğim. kılık kıyafete göre etiketleme yaptığımı ifade eden arkadaşlar var. arkadaşlar sizlerin büyük çoğunluğu akşama kadar kılık ve kıyafetten her ama her kesimi etiketlemiyor musunuz? madem kılık kıyafet kişiye dair bu kadar önemsiz bir ayrıntı neden kılık kıyafet olarak yakın bulduğunuz kişilerle daha rahat iletişim halindesiniz? ya da nasıl anlatayım. madem kılık ve kıyafet bu kadar önemsiz hanginiz kılık kıyafetine önemsiz davranıyor?! bu kılık kıyafet konusunda etikete karşı çıkan çok medeni arkadaşlarım aynı şeyi kadınlar söz konusu olduğunda da bekliyoruz. kadınların etek boyuna göre çıkarımlar yapan adamlar gelmiş etiket yapma diyor. bir benzeri durum da muhafazakarların chp’li belediyelerce yönetilen semtlere taşınmaya çalışmaları şeklinde vuku bulur. (sözlükte başlığı da vardı bulamadım) (bkz: ) edit: (bkz: ) kısa paça dar pantolon giyer, saçlarını şekilden şekile sokar, sonra osmanlı torunuyuz, allahsız cehabe diye gezerler. seküler kız gondiklemek için bin takla atarlar. homofobiklerdir. dünyanın düz olduğuna inanırlar. diksiyonları bozuktur. açık bir yaratıklaşma/şeyleşme durumu.dünyada yükselen sağ dalga bilinçleri savurmakta.68’in antitezi noktasından geçmekteyiz muhtemelen. bunun üzerine, bizim coğrafyaya gecikmeli giren postmodern felsefe dalgası da eklenince böyle bir sonuç garipsenmemeli;faşizmi savunmak ifade özgürlüğü değildir oysa ama postmodern zırvaları da araya katıp bir biçimde entelektüelleşmiş ve “senin kafanı kesme özgürlüğüm olsun istiyorum, tıammm mııı” diyen, kendisi gibi olmayan her şeyden nefret eden ancak ağzı laf yapabilen bir bulamaç zihin ortaya çıkıyor. bir melez zihin, mutant. muhafazakar-seküler = (bkz: ) muhafazakar birinin seküler olması neredeyse imkansızdır. ulan o kadar konuşuldu bu ülkede, hala ne yazıyor bunlar ya:”öncelikle muhafazar erkek tanımını iyi yapmak lazım. ülkemiz için konuşursak genelde müslüman, inancına bağlı olduğunu ifade eden, genel eş seçimi tesettürlü ve en azından cumalara giden erkek”.adam iyi tanım yaptığını iddia ederek yazıyor bir de.muhafazakar, dindar demek değildir. yukarıda yapılan tanım dindar bir insan tanımıdır. aslında tersten söylersek daha anlaşılır olur: her dindar, muhafazakar değildir. muhafazakarların ise çoğu dindardır. öncelikle kavramları iyi bilmek lazım. kendisini zaradan aldığı dar pantolon, 2 beden küçük slim-fit ve etekleri dışarda cafcaflı renkli gömlek ile süet çorapsız espardil eşliğinde süsleyen arkadaş. (bkz: ) ülkenin çoğunluğunu oluşturur.

: muhafazar erkeklerin seküler görünme çabası

Seküler çocuk ne demek?

Seküler sözcüğünün TDK’da belirtildiği ve anlatıldığı anlamlar hakkında bilgi vermek doğru olacaktır. Sekülerin iki farklı anlamı bulunmaktadır; Birincisi; yüzyıllık, yüzyıl içerisinde bir defa olan şeklinde açıklanmaktadır. İkincisi ise laik hayata ait, dinden bağımsız şeklinde tanımlanmaktadır.

Seküler trend ne demek?

Seküler terimi Latince seaculum’dan gelmektedir ve devir, nesil, yüzyıl gibi anlamları içerir (Tobias 1985). Bu nedenle, seküler eğilim terimi, çoğunlukla, uzun bir zaman diliminde boy ve ağırlığın artması, menarş (ilk âdet görme) yaşının daha erken bir dönemde gerçekleş- mesi anlamında kullanılır.

Seküler liberal ne demek?

Tanım – Seküler liberalizme göre, seküler liberal kişiler teokrasilere veya devlet dini olan ülkelere karşın seküler devletleri tercih ederler. Seküler liberal düşüncede, din ve devletin formal anlamda anayasal ve yasal olarak ayrılması savunulur. Seküler liberal görüşler, genellikle toplumsal, siyasi veya etik tartışmalarda dini fikirlerin veya çeşitli kutsal metinlerden alınan dini otorite iddialarının özel bir statüsü, otoritesi veya geçerliliği olmadığını düşünür.

  1. Seküler liberal düşüncede, dinin tarihî ve kültürel bir olgu olarak öğretilmesi savunulurken, okullarda dini beyanlarla veya dini gerçek gibi sunan derslere karşı çıkılır.
  2. Seküler liberal olarak adlandırılanlar arasında Richard Dawkins, Christopher Hitchens, Ayaan Hirsi Ali ve Sam Harris gibi tanınmış ateistler bulunmaktadır.

“Seküler liberal” ifadesi bazen neye atıfta bulunduğu konusunda karışıklığa neden olabilir. ” Seküler ” terimi bazen Amerikan İngilizcesinde ateistler ve dindar olmayan kişiler için bir sıfat olarak kullanılabilirken, İngiliz İngilizcesinde genellikle laikistler olarak adlandırılan, yani din ile devleti birbirinden ayırmayı savunan kişilere atıfta bulunması daha olasıdır.

Ateist yazar Richard Dawkins her iki tanıma da giren kişiler arasında kategorize edilebilirken, İngiliz Müslüman liberal yorumcu Maajid Nawaz ve laikliği savunan liberal Hristiyanlar (örneğin Ed Davey, Tim Farron ve Barack Obama gibi) sadece ikinci tanıma uyarlar. Birleşik Krallık’taki Liberal Demokrat Parti, felsefe olarak seküler liberalizme dayanır, ancak üyeleri birçok farklı dinden ve dinsel olmayan yaklaşıma sahip insanlardan oluşur.

Modern demokratik bir toplumda, çatışan doktrinler çoğulluğu, uygarlık çerçevesi içinde huzursuz bir şekilde bir arada var olmayı paylaşır.

Osmanlı seküler mi?

Sekülerizmin kurucu unsurları olan adalet ve eşitlik çerçevesinde bir inceleme yapıldığında, müslümanlar ve gayrimüslimler açısından adalet ve eşitliğin tam anlamıyla sağlanamamış olmasından hareketle Osmanlı Devleti’nin seküler bir karakter taşımadığı sonucuna varılmıştır.

Suriye seküler mi?

Vikipedi, özgür ansiklopedi Suriye’de lâiklik, 1920 yılında Suriye ‘yi işgal eden Fransızlar tarafından oluşturulan Manda yönetimi tarafından başlatıldı. Fransızlar tarafından bastırılan 1920 Halep İsyanı ‘nı başlatan İbrahim Hananu seküleristti, İbrahim Hananu, isyanın bastırılmasından sonra Suriye ‘nin bağımsızlığı için mücadele etmeye devam etmiş ve Ulusal Blok ‘u kurmuştur.

Ulusal Blok, laik temelli bağımsız bir Suriye kurma hedefi ile hareket etmiş ve yapmış olduğu siyasi mücadele ile 1946 yılında Suriye ‘yi bağımsızlığa kavuşturmuştur. Lâik sistem, bağımsızlıktan sonra da devam etmiştir. Bu dönemde yükselişte olan Arap sosyalizmini benimseyen Baas Partisi 1963 yılında bir darbe ile iktidara gelmiştir.

Arap sosyalizmi, milliyetçiliği ve lâikliği birleştirmiş bir düşünceydi. Suriye Anayasası’nda, birçok Hristiyan veya Müslüman cemaati din özgürlüğü kapsamında devlet koruması altındadır. Zorunlu din eğitimi verilmesine rağmen bütün okullar devlet tarafından yönetilir ve mezhepsel değildir.

İslam’ın siyasi biçimleri hükûmet tarafından hoş karşılanmaz. Suriye hukuk sistemi Fransız yönetimi sırasında hazırlanan medeni kanunlara dayanır. Ancak Suriye ‘de lâik mahkemeler olduğu gibi dini mahkemelerde bulunmaktadır. Medeni hukuku ilgilendiren davalara lâik mahkemeler bakarken, Müslümanlar arasında veya Müslümanlarla gayri-Müslimler arasındaki kişisel, aile ve dini konulara şeriat mahkemeleri bakar.

Gayrimüslim cemaatlerin kendi dini mahkemeleri, kendi din yasalarını kullanmaktadır. Suriye ‘de lâik sisteme karşı olanlar Müslüman Kardeşler öncülüğündeki İslamcılardı. Hama İsyanı ile ilk eylemlerini düzenleyen Müslüman Kardeşler, Mısır ‘da güçlenmesi üzerine 1979-1982 yılları arasında Suriye’de İslamcı bir ayaklanma çıkarttı.

  • Ancak Hafız Esad öncülüğünde ordu ayaklanmaları bastırdı.2011 Suriye Ayaklanması demokratik taleplerle ortaya çıktığı için ilk olarak Arap Baharı olarak nitelendirilmişti.
  • Ancak kısa bir süre içinde cihatçı unsurların savaşa dahil olmasıyla Arap Baharı Arap Kışı ‘na dönüştü.2011 yılında Suriye ‘nin kuzeyinde bulunan halklar Kuzey Suriye Federasyonu kurarak fiili özerklik ilan ettiler.
See also:  Qual O Melhor HorRio Para Postar No Instagram?

Federasyona bağlı bölgelerde katı bir lâiklik politikası uygulanmaktadır. Hukuk tamamen medeni yasalar üzerine oturmaktadır. Ayrıca kantonlarda kurulan il, ilçe ve mahalle meclislerinde kadın-erkek katılımı eşitlik sağlanması amacıyla yarı yarıyadır. İlan edilen yasalarla; zorla evlilik ve çok eşliliğe yasak getirilmiştir.

Reşit olmayan çocukların evlendirilmesi yasa dışı olarak sayılmıştır. Bu bölgede uygulanan lâiklik anlayışı Suriye için bir ilk konumundadır. Ocak 2017’de Astana ‘da Rusya, İran ve Türkiye öncülüğünde Suriye İç Savaşı ‘nda taraf olan gruplar çağrılarak bir barış konferansı düzenlendi. Barış görüşmelerinden sonra Rusya, hazırlanacak yeni anayasada, Suriye Arap Cumhuriyeti’nin adının Suriye Cumhuriyeti olarak değiştirileceğini açıkladı.

Bununla birlikte az da olsa uygulanan İslami hukuk, yeni anayasa ile tamamen kaldırılarak tam lâikliğin gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir.

ABD seküler mi?

bugün ingiltere’de kraliçe “head of the church of england” ünvanına sahiptir – parlamentoda da house of lords ‘a yer vardır. ancak ingiliz toplumunda ateizm oldukça yaygındır ve dinin fiilen bir gücü olduğu söylenemez. fransa ise bambaşka bir hikayedir.

  • Ne abd gibi seküler bir devlet olarak kurulmuştur ne de ingiltere gibi, dini sembolik olarak muhafaza etmiştir.
  • Laiklik fransız devrimi’ne dayanan bir kavramdır ve resmiyete geçmesi 1905’i bulmuştur.
  • Bu açıdan bakıldığında fransız laisizminin göreceli olarak katı olması anlaşılabilir bir vaziyettir.
  • Devlet kurumlarında dini sembollerin yasaklanması ile ilgili tartışmalar da bu vaziyetin bir yansımasıdır.

gelgelelim fransız anayasası laikliği ilk maddesinde barındırırken, (la france est une république indivisible, laïque, démocratique et sociale.) türk anayasası laikliği ikinci maddesinde barındırır. (türkiye cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.) ancak fransa’nın aksine, türkiye’de din adamları devletten maaş alır, diyanet vardır ve ülkenin önemli bir çoğunluğu erdoğan’ın da üzerine basa basa belirttiği gibi müslümandır. SekLer Ne Demek laiklik ve sekülarizmi abd-ingiltere-fransa özelinde incelediğiniz takdirde mantıklı bir çıkarıma varabilirsiniz. ancak fransızca ve ingilizce terimleri daha sonradan kullanmaya başlamış olan ülkeleri de kıyaslamanıza dahil ederseniz yapacağınız tüm çıkarımlar türkiye örneğinde olduğu gibi anlamsızlaşacaktır.

Seküler ilişki ne demek?

En geniş anlamı ile laiklik, din ve devlet arasındaki ilişkiye, seküler- leşme ise din ve toplum arasındaki ilişkiye dairdir.

Seküler Müslüman ne demek?

Bugn Mslman entelektellerin dinden sanata, edebiyattan siyasete, felsefeden ilahiyata kadar btn kltrel meseleleri konumaya gsterdikleri itah sekler Mslmanln en nemli gstergelerindendir. SekLer Ne Demek Muhafazakârlar için son 20 yl önemli kazanmlarla geçti. Daha çok siyasi ve ekonomik alanlarda kendini gösteren kazanmlarn kültür aya eksikti. Bu eksiklik elbette cumhuriyet dönemindeki Muhafazakârlarn kültür meselesini halefleri kadar dahi anlayamam olmalarndan kaynaklanyordu.

Bir zamanlarn fakir ama gururlu kesimleri bu görece zenginlie fazlasyla aina olmutu. El çabukluu marifet bir kültürel ambalajla süslenerek takdim edilen bu zenginlikle yetinilmeyerek daha fazlas arzulanmaya baland. Fakat bu günlerde pek zikredilmeyen bir fakirliin de farkna varlmas gerekiyor. William Barrett rrasyonel nsan’da “Bir kimsenin tinsel fakirlii kefetmesi aslnda tin açsndan olumlu bir adm saylr” der.

Bu tinsel fakirlii kefetmek üzere kendi varlmza seferler düzenlememizden baka bir çare görünmüyor. Bu, elbette, bir öze dönü çars deildir. Kültürel anlamda kendini yeni yeni izhar etmeye balayan bir kesimin kültürle, gelenekle ve dinle arasndaki ilikiye eletirel bir bak çabasdr.

  • Bu yaznn iddias söz konusu tinsel fakirlie dair “Seküler Müslümanlk” kavram üzerinden bir tartma balatmaktr.
  • Bu anlamda, seküler Müslümanl, slam’, bir “din olarak din” deil de “kültür ve ideoloji olarak din” eklinde telakki eden, onu salt bir medeniyete indirgeyen ve hakikat olmas veçhiyle slam’n, ksmen de olsa, üstünün örtülmesine yol açan bir tavr olarak tanmlayabiliriz.

Hayat tarz olarak slam Bedri Gencer, slam’da Modernleme adl eserinde, 19. yüzylda slami deer, kurum ve pratiklerin sosyal hayattan çekilmesiyle birlikte ulema ve muhafazakâr kesimin, kaybedeceklerini anladklar bir kültür savana giritiini söyler. Bu dönem bir hayat tarz olarak slam’n tarih sahnesinden çekilmeye balad dönemdir.

Bir medeniyet olarak savunulmaya balayan slam’n kültürel içerii ön plana çkarlr. Fkh, kelam, felsefe hatta edebiyat gibi disiplinler çaa uydurulmaya çallarak slam’n terakkiye mani olmad anlatlmaya çallr. Din tedricen hayattan çekilir. deolojik, kültürel bir nesne olarak korunmaya çallr. Gencer, bu süreçte, Yeni Osmanllar gibi aydnlarn bir savunma psikolojisiyle hareket ederek cephelerini bireysel alandan toplumsal alana tamalaryla beraber bir ihlas krizi yaandn söyler.

Bu kriz zamanla topluma da yansmtr. Bu süreç sonunda slam, Gencer’in ifadesiyle, bir tür seküler parçalanma yaar ve modern kültür savanda boy göstermeye zorlanr. Böylece etkileri günümüze dek süren bir çökü balar. smail Kara ilk Meclis’te “Hâkimiyet kaytsz artsz Allah’ndr” ifadesinin yazl olduundan söz ederken, Gencer’in ifadesiyle, dinin ideolojiye dönüme sürecine k tutuyordu.

Slam, kalplerdeki hakikatten yakalardaki rozete dönümeye balad bir yola girmiti artk. Cumhuriyet’e kadar da epey bir yol kat edilmiti. Cumhuriyet bu krizi balatan deil, belki, azdran bir süreçtir. Dilek Zaptçolu da “Cumhuriyet’te hzlanan ateizm deildi, kentlerde ve okuryazar kesimde zaten balam geleneksel dindarln çöküüydü.” derken ayn kanaattedir.

Eer bir kazanç olarak deerlendirilebilirse Cumhuriyet’in politikalarnn muhafazakâr kesime tek katks udur: Çökmekte olan dindarla yüzeysel bir direni hatt salamak. Muhafazakârlar tezahürler te bu direni hatt evvela siyasi bir görünüm arz etmi 50’lerden sonra kültürel bir hüviyet kazanmtr.

Bu kültürel dönüümle de seküler Müslümanlk olarak kavramsallatrabileceimiz tavrn tohumlar atlmaya balanmtr. Bu anlamda, Youssef Courbage ve Emanuel Todd’un, dünyadaki Müslüman topluluklarn dönüümünün incelendii, Medeniyetlerin Kavumas (A Convergence of Civilizations) adl ortak çalmasnda slamcln bir süreç olduunu, onun da devrinin sona ereceini ve sonraki süreçte Sekülerlemi bir Müslüman toplumuna geçilecei iddias gayet yerindedir.

Burada daha bir dier önemli husus udur: Ahmet Yaar Ocak’n ifadesiyle her dönem muhalif ve yenilikçi hareketlerin katalizörü olarak arz endam eden Tasavvuf’un geri plana itilmesi, onunla birlikte yaayabilecek kültürün de içinin boalmasna sebep olmutur.

  • Bu sanldnn aksine Cumhuriyet’ten çok önce gerçekleen bir durumdur.
  • Cumhuriyet dönemi Muhafazakârlar ise rütünü ispat etmeden bu otantikliini kaybetmi gelenee sahip çkmaya çalmtr.
  • Lakin bu sahiplenmenin taklitten öte gitmeyen niteliksiz ürünler dourduu açktr.
  • Gelenein kendisini müzikte, binada, sözde; hülasas toplumsal yaamn her alannda izhar etmesi kaçnlmaz bir süreçtir.

Biz bugün bu tezahürlere kültür ya da medeniyet diyoruz. Lakin geçmite ziyadesiyle bereketli olan bu tezahürün yerini, önce kaytszlk, sonra banazlk en sonunda da kiiliksiz bir taklit dönemi almtr. Bu biraz da modernlemenin sebep olduu bir illüzyondan kaynaklanr.

  • Böylece bilgiyi, kültürü ve medeniyeti taziz ve takdis etmenin yolu açlr.
  • Bu bize Gencer’in de ifade ettii gibi 19.
  • Yüzyldan kalan bir hastalktr.
  • Bugün, ilim, sanat, mimari, siyaset, müzik gibi disiplinlerin içerisinde eridii kültürle aramzdaki iliki de bu müzmin ve sâri yüceltme illetiyle maluldür.
  • Alplerimizin ancak kendisini anarak tatmin olaca Allah’ anmaktan ziyade bir felsefe problemi olarak Tanr’y tartmay ve bundan manevi hazlar devirmeyi adet haline getirdiimiz aikârdr.

Bu husus, Süleymaniye’yi ina sürecinde gösterilen ihtimam ve ihlasyla deil de, yalnzca devasa bir kültür nesnesi haliyle yüceltmemizden de anlalabilir. Hatta bugün en fazla üzerinde düünmemiz gereken meselelerden biri olan ahlak dahi zihnimizin haz odalarnda muayyen saatleri bekleyen bir kültürel nesne olarak telakki edilir.

Bu anlamda, Barrett’n ifadesiyle, doru davran deil, doru düünceyi önemseyen Yunânî bir üsluba teslim olan Müslümanlar ahlakn söylem ya da zihin alanndaki nesnesiyle uraarak üzerlerindeki hükmün kalkt zehabna kaplrlar. Kendi mahvna sebep olmak Hem Kara’nn hem de Gencer’in benzer söylemleri nda, seküler Müslümanlar olarak tarif edebileceimiz bu kesimin elindeki en önemli silah, çift taraf keskin bir klç olarak telakki edebileceimiz kültürdür.

Fakat bu kültürün de ne ölçüde derinlikli olduu ortadadr. Yine de bu kesim, henüz Walter Benjamin’in ifade ettii “kendi mahvn birinci snf bir estetik tecrübe olarak yaayabilme” potansiyeline ya da Nietzschevari bir hamleyle “kendini edebi bir metne çevirme” tutkusuna sahip olamasa da, kendisini yaad zamana ve mekâna yakr bir kültür nesnesi haline getirme hevesine sahiptir.

Belki ar yorum olarak telakki edilecek ama Mevlana’dan, Feridüddin Attar’dan, Nizamî’den, eyh Galip’ten ziyade Dostoyevski gibi yazarlar kendimize yakn hissetmemizin sebebi, söylenilegeldii gibi yalnzca dil devrimi deil, biraz da bu hevestir. Çünkü Dostoyevski gibi yazarlar bütün yazdklaryla, adeta, dümülüümüze üst düzey edebi bir meruiyet kazandrr.

Bu yalnzca Raskolnikov’u sayfalar dolusu yazyla yüceltirken Sonya’y hiç zikretmemizden de anlalabilir. Muhafazakârlar bir siyasi kimlik olarak kendilerine fazlasyla younlatndan beri göz kamatran bir karanlkla kar karya kaldk. Bedri Gencer’in isabetli yorumuyla Bat’yla karlatmz ilk gün balayan kimlik problemimize verdiimiz cevap kültüre bakmz da belirleyecektir.

  1. Bu cevabn içe dönük olmas gerekirken hep da dönük cevap verme çabamz henüz bu problemi anlamadmz anlamna gelebilir.
  2. Barrett’n da dedii gibi “Hakikat ancak doru olan insanla birlikte var olmaya devam eder”.
  3. Hakikatin büyüleyici arksna kendisini kaptrp sürekli ayn makamda bunu terennüm edenler, doru olmay önemsemediklerinde, kültürün içerisindeki eytanî potansiyeli harekete geçirmi olurlar.

Kültürün bir kült olduunu, aslî olandan uzaklaarak katlatn ve nihayetinde aslî olan örttüünü söyleyen Feridun Ylmaz “Kültür küfürdür” derken tam da bu hakikati iaret eder. Bugün Müslüman entelektüellerin dinden sanata, edebiyattan siyasete, felsefeden ilahiyata kadar bütün kültürel meseleleri konumaya gösterdikleri itah seküler Müslümanln en önemli göstergelerindedir.

  1. Ruhtan egoya geçi Konumak ayn zamanda dile düürmek anlamna gelir.
  2. Sabahlara kadar dinden imandan söz edip sabah namazn klmadan yatanlarn fazlasyla var olduu bir topluluktan söz ediyoruz.
  3. Dinî pratiklerle zihniyet arasndaki ba yok sayamayz.
  4. Bizi ekillendiren biraz da bu badr.
  5. Bu tip durumlar geçmite en görkemli devirlerde de söz konusu olabilmitir.

Örnein Müzekkin Nüfus’ta Erefolu Rumi ahlaki bir çökü yaandndan ikâyet eder. Kanuni Sultan Süleyman “Terk-i salat edenlerle ilgili ferman” yaynlar. Namk Kemal’in fazlasyla içkiye dükün olmasndan babas bile ikâyet etmektedir. Halet Efendi, ngiltere’deyken gâvurun dilini örenmeyip sürekli Kur’an okumakta, lakin günlüklerinden anlald kadaryla, kadnlarla düüp kalkmaktadr.

Birbirlerine sabr ve hayr tavsiye eden, elinden ve dilinden emin olunan kimselerin oluturduu bir topluluk olmadmz açktr. u halimizle teolojiden ziyade psikanalize yakn olduumuzu idrak etmemiz gerekir. Terry Eagleton’a göre modern ça ruhtan egoya geçiin gerçekletii çadr. Bu teolojiden psikolojiye geçi olarak da deerlendirilebilir.

Teolojiyle beraber huzurun da geçmite kaldn ima eden Eagleton, halefi olan psikanalizin insan honutsuzluunun bilimi olduunu iddia eder. Modernlik, insann üzerindeki kutsal, onu özgür klmak iddiasyla kaldrp o kutsaln ardnda brakt görece boluu insana baladndan beri huzursuzuz.

Dilimizdeki hastalk kadkça zevk veren ama ayn ölçüde kanayp büyüyen bir yara gibi. Konutukça, yazdkça, ina ettikçe daha huzursuz oluyor ama bu huzursuzluun artmas pahasna o eylemleri gerçekletirirken aldmz küçük zevklere teslim oluyoruz. te bugünün Müslümanlarnn hakikatle aralarndaki iliki tam da, tarif etmeye çaltmz haliyle, kültürün batan çkarclna malup olmalarndan dolay tahrif olmutur.

Bu muharref ilikinin masum muhatab olan “hakikat”in üzerini örten kültür de olsa, kelimenin lügati manasyla, küfür olarak telakki edilmesinden daha doal bir ey olamaz. Bu haliyle hakikatin üzerini örten kültürü, bir takm dini pratikler ve muamelata dair hususlardan daha önemli olarak telakki eden herkes seküler Müslüman olarak telakki edilebilir.

Seküler çocuk ne demek?

Seküler sözcüğünün TDK’da belirtildiği ve anlatıldığı anlamlar hakkında bilgi vermek doğru olacaktır. Sekülerin iki farklı anlamı bulunmaktadır; Birincisi; yüzyıllık, yüzyıl içerisinde bir defa olan şeklinde açıklanmaktadır. İkincisi ise laik hayata ait, dinden bağımsız şeklinde tanımlanmaktadır.

Seküler genç ne demek?

Seküler Ne Demek? Seküler TDK sözlük anlamı nedir? –

  • Seküler kelimesinin TDK sözlüğe göre 2 farklı anlamı vardır.
  • Seküler kelimesinin kökeni Fransızca dilidir.
  • Seküler kelimesinin Fransızca dilindeki karşılığı séculaire şeklindedir.

Seküler TDK sözlük anlamı şu şekildedir:

  1. sıfat Laik yaşama ait, dinden bağımsız olan
  2. sıfat Yüzyıllık, yüzyılda bir olan

: Seküler ne demek? Seküler kelimesinin TDK sözlük anlamı nedir?