Sabor De Minas

Dicas | Recomendações | Comentários

YKsek Tansiyona Ne Iyi Gelir?

Yüksek tansiyon en çabuk ne düşürür?

Yüksek tansiyon ortaya çıktığında evde uygulanabilecek doğal yöntemlerle tansiyonu düşürmek mümkündür. Tansiyon yükseldiğinde öncelikle soğuk suyla başınızı yıkayabilir, limonlu su ve ayran içebilir, sarımsak tüketebilir, kuşburnu çayı ve kekik suyu kaynatabilir ve ayrıca muz yiyebilirsiniz.

Tansiyon 17 10 olursa ne olur?

Tansiyon Neden Yükselir? Küçük tansiyon neden yükselir? ” Küçük tansiyon neden yükselir ?” diye merak ediyorsanız kılcal damarların olması gerektiğinden daha dar olması durumunda bu durumun gerçekleştiğini bilmelisiniz. Peki küçük tansiyon neden yükselir nasıl düşürülür? Soğuk su, soğuk duş ve limonlu su ile düşürülebilir.

Tansiyon 17 10 olursa ne olur? Damarlardaki kan basıncının gücünün normalden yüksek olması felç ve kalp krizi gibi ciddi durumlara neden olabilir. Genç yaşta tansiyon neden yükselir? Böbrek üstü bezi hormonlarının anormal çalışması, böbrek enfeksiyonları, tiroid bezi bozuklukları, böbrek taşları, metabolik sendrom ve böbrek damar hastalıkları gibi nedenlerle erken yaşta tansiyon görülebilir. Ani tansiyon neden yükselir? Ani tansiyon yükselmesi belirtileri ilaç kullanımı, sigara kullanımı, kötü beslenme, panik atak ve stres, diyabet, tıbbi durumlar, alkol, kahve ve çay gibi içeceklerin tüketimi ile kısa sürede tansiyon yükselebilir. Gebelikte tansiyon neden yükselir?

“Hamilelikte tansiyon neden yükselir?” diye merak ediyorsanız ilk gebeliğin, obezitenin, daha önceki gebeliklerde tansiyon yüksekliğinin, çoğul gebeliklerin, şeker hastalığının bu duruma neden olduğunu bilmelisiniz. Sabah kalkınca tansiyon neden yükselir? “Sabahları tansiyon neden yükselir?” sorusunun yanıtı uyku apnesidir.

Tansiyon 15 10 olursa ne olur?

Yüksek tansiyonun zararları nelerdir? Kalp, kan pompalarken basınç oluşturur. Bu basınca tansiyon ya da kan basıncı adı verilir. Kişi yaş aldıkça, sabit olan tansiyon değerleri artış gösterir. Tansiyonun daima yüksek olması, bazı hastalıkların habercisi de olabilir.

  1. Anın, damarlara fazla baskı yapmasıyla oluşan yüksek tansiyon; bu baskının şiddetine göre; kalp, beyin, göz ve böbrek rahatsızlıklarına yol açabilir.
  2. Yüksek kan basıncının sürekli devam etmesi halinde; kalbin yorulmasına bağlı olarak genişleme görülür.
  3. Meydana gelen bu genişleme ise kalp kapaklarının kan sızdırmasına sebep olur.

En sonunda ise kalp yetmezliği rahatsızlığı ortaya çıkar. Ölçümlerinize göre; büyük tansiyon değeriniz 15, küçük tansiyon değeriniz ise 9 ve üstündeyse yüksek tansiyonunuzun olduğu anlamına gelir. Yapılan araştırmalar ile uzun süre bu tansiyon değerlerine sahip olan kişilerin kalp ve damar rahatsızlıklarına daha çok yakalandıkları ve hayat sürelerinin diğer kişilere göre daha kısa olduğu saptanılmıştır.

Yüksek tansiyon rahatsızlığı, organlardan en çok beyini etkiler. Beyin damarlarında meydana gelen tıkanıklık ile beyin kanaması yaşanması, yüksek tansiyonun tetiklediği en önemli rahatsızlıklardandır. Böbrekler ise kan akışı ile direk alakalı olduğu için; diğer iç organlara göre daha çok etkilenmektedir.

Kişinin yüksek tansiyon şikayeti varsa böbrek yetmezliği rahatsızlığının da görülmesi oldukça yüksektir. Yüksek tansiyon; insanın böbreklerini ve kalbini zaman geçtikte yıpratır. Aynı zamanda; tedavi edilmediği süre boyunca gözleri de yorar. Gözün (retinanın) arka kısmında kalan damarlara zarar verebilir ve gözlerde geçici olmayan, kalıcı sağlık problemlerinin oluşmasına yol açabilir.

Limon suyu tansiyonu düşürür mü?

Limonlu Su İçmek Tansiyonu Düşürür Mü? – Limonlu su tüketmek kan basıncını düşürerek felç ve kalp hastalıkları riskini azaltmaya yardımcı olur. Düzenli olarak limonlu su tüketmek obezite riskini azalttığı için dolaylı olarak kalp ve damar hastalıkları için de önleyici etkiye sahiptir.

Yüksek tansiyon için evde ne yapılmalı?

Evde yüksek tansiyon nasıl düşürülür? – Evde yüksek tansiyonu düşürmek için sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları benimsemek önemlidir. Bu, düzenli egzersiz yapmak, tuz alımını sınırlamak, sağlıklı beslenmek, kiloyu kontrol etmek, alkol tüketimini azaltmak ve sigara içmemek gibi değişiklikleri içerir.

Su içmek yüksek tansiyonu düşürür mü?

Yani ‘Su içmek tansiyonu yükseltir mi?’ sorusu, eğer vücudunuzda sıvı eksikliği varsa olumlu olabilir ve düşük tansiyon durumunda su içerek tansiyonunuzun dengelenmesini sağlayabilirsiniz.

Yüksek tansiyona hangi içecekler iyi gelir?

6. Meyveler – Meyveler, yüksek tansiyon dışında kalp hastalığı risk faktörlerini de azaltmaya yardımcı olur. Zengin bir antioksidan kaynağı olan meyveler, kandaki nitrik oksit seviyelerini artırır ve kan damarlarını kısıtlayan moleküllerin üretimini azaltır. Yaban mersini, çilek ve ahududu gibi besinler, tansiyon düşüren besinler arasından sadece birkaçıdır.

Yürümek Yüksek tansiyona iyi gelir mi?

Sabah ve akşam 30 dakikalık tempolu yürüyüş kan basıncı kontrolünde çok etkili. Yürürken sarfedilen efor zayıflamaya yardımcı olur, zayıflamanın da kan basıncı üstünde olumlu etkisi vardır. Bu nedenle kan basıncı kontrolünde, sürdürülebilir bir zayıflama programı yapılması tavsiye edilir.

Tansiyonun yükselmesine ne sebep olur?

Aşırı tuz tüketimi : Yüksek tansiyona yol açan nedenlerden biridir. Hareketsiz yaşam biçimi: Hareketsizlik yüksek tansiyon görülme olasılığını artırır. Sigara-alkol tüketimi: Yüksek tansiyon görülme sıklığı artar. Stres: Yüksek tansiyonun ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir.

Büyük tansiyon kaç olursa tehlikeli olur?

1. evre hipertansiyon, sürekli olarak büyük tansiyonun 130-139 mmHg ve küçük tansiyonun 85-89 mmHg arasında olduğu dönemdir.2. evre hipertansiyon, kan basıncının sürekli olarak 140/90 mmHg veya daha yüksek olduğu zamandır. Kan basıncı 180/120 mmHg ve üzeri olduğunda tıbbi müdahale gerektirir.

Yüksek tansiyon hastaları ne yememeli?

Tuzlu yiyecekler ve içecekler: – Tuz ve tuzlu gıdalarda yoğun olarak bulunan sodyum tansiyonu yükseltebilir ve ne yazık ki pek çoğumuz günlük önerilen miktarın çok üzerinde sodyum tüketiriz. Çok fazla tuz yüksek tansiyondan bağımsız olarak da kalp sağlığınız için iyi değildir.

  • Tuzlu yemeye alışıksanız başlangıçta tuzu azaltmak zor gelebilir.
  • Yedikleriniz eskisi kadar lezzetli gelmeyebilir fakat damak tadınızı değişmesi çok fazla zaman almayacaktır.
  • Isa bir süre sonra tuz eklemeseniz de yedikleriniz lezzetli hale gelecektir.
  • Tuzun yerine çeşitli baharatlar kullanarak da yemeklerinizi damak tadınıza yakın hale getirmeniz mümkündür.

Yemeklerinize eklediğiniz sofra tuzu dışında pek çok hazır besin sodyum açısından zengindir. Bunlar arasında ekmekler, sandviçler, pizzalar, şarküteri et ürünleri, hazır çorbalar, peynirler, turşular, salamura ürünler, tuzlu çerezler, krakerler, cipsler ve salata sosları gibi pek çok gıda bulunur.

50 yaşında bir insanın tansiyonu kaç olmalı?

Kan basıncının 120 mmHg’nin altında olması ideal – 2010 yılında geniş çaplı bir çalışma başlatıldı. Amaç, kan basıncı normal değerleri ni 120 mmHg’nin altında tutmanın, mevcut 140 mmHg standardından üstün olup olmadığını değerlendirmekti. SPRINT adı verilen bu çalışma, 2015 yılında New England Journal of Medicine’de yayınlandı ve büyük yankı uyandırdı.

Çalışmada 50 yaş üzerinde 9 binden fazla kişi yer aldı. Çalışmanın sonucunda kan basıncı 120 mmHg altına düşürülmesinin ölüm riskini %27, kalp ve damar hastalığı görülme riskini %43, kalp yetmezliği riskini %38 azalttığı gözlendi. Kalp hastalıkları Türkiye’de önde gelen ölüm nedenidir ve her yıl yaklaşık 160 bin kişi hayatını kaybetmektedir.

SPRINT çalışmasıyla kanıtlanan kalp ve damar hastalıkları nda yüzde 43’lük düşüşün ardından kardiyologlar arasında yaygınlaşan eski uygulamalar, yeniden sorgulanmaya başlandı. Tüm bu karmaşayı ortadan kaldıran Amerikan Kardiyoloji Derneği, 2017’de yeni bir hipertansiyon kılavuzu yayınlandı.

  • Yeni kılavuz, normal sistolik tansiyon un 120 mmHg’nin altında olması gerektiğini bildirdi.
  • Elli yaş ve üstü kişilerin büyük çoğunluğu hipertansiyon olarak tanımlanan yüksek kan basıncına sahiptir.
  • Yüksek kan basıncı damar zarına, böbreklere, gözdeki hassas yapılara hasar verebilir.
  • Amerikan Kardiyoloji Derneği’nin yayınladığı yeni hipertansiyon kılavuzlarına göre hipertansiyonu olan çoğu insan risk altındadır.

Kalp ve damar hastalığı riski taşıyan kişilerin, normal tansiyona sahip olup olmadıklarını sık sık gözden geçirmeleri gerekmektedir. Sağlıklı kişilerin kan basıncı ölçümlerini düzenli ve doğru olarak takip etmesi için çaba göstermeleri, yüksek tansiyonun kontrolü nü kolaylaştıracaktır.

  1. Çünkü uzun süre hipertansiyon sorunu yaşayan ve daha sonra kan basıncı düşürülüp tedavi edilen kişilerin bile damar hastalıkları riski taşıdığını biliyoruz.
  2. Günün çoğu saatinde tansiyonunuzu normal seviyelerde tutsanız da ara sıra artan kan basıncının damarlarda meydana getirdiği zararı telafi edemezsiniz.

Bu yüzden günün farklı zamanlarında tansiyonun evde ölçülmesi ve izlenmesi önemlidir.

Tansiyonun 16 olması normal mi?

Yüksek tansiyon günümüzde pek çok kişide görülen sinsi ve bir o kadar da tehlikeli bir hastalık. Sadece yaşam tarzı değişiklikleri ile ortaya çıkmasını önlemek mümkün olabiliyor. Ancak yeterince ciddiye alınmadığı için dünyada ve ülkemizde büyük bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor.

Hipertansiyon yıllarca hiçbir belirti vermeden sinsice ilerliyor ve fark edildiğinde vücutta önemli hasarlar oluşmuş yani geç kalınmış olabiliyor. Hatta bazen yüksek tansiyona bağlı ani ölümler yaşanabiliyor. Dünyada bir milyarın üzerinde ülkemizde ise yaklaşık 18.5 milyon kişinin yüksek tansiyon hastası olduğu biliniyor.

Toplum sağlığı açısından ele alındığında, hipertansiyonun çok ciddi ancak yeterince ciddiye alınmayan ulusal ve küresel bir sorun olduğunu görülüyor. Risk faktörü olmasa dahi her erişkinin yılda en az iki kez kan basıncı ölçümü yaptırması bu sorunun önüne geçilmesinde rol oynuyor.

Normal tansiyon değerleri Normal kan basıncı değeri 120/80 mmHg ve altı olarak kabul ediliyor.140/90 mmHg’nın üstü ise yüksek tansiyon olarak tanımlanıyor. Tanı için farklı zamanlarda yapılacak en az iki ölçümde sonucun yüksek çıkması gerekiyor. Büyük 120-140 ve küçük 80-90 arasındaki ara bölge ise ‘pre-hipertansiyon’ adıyla anılıyor.

Bu değerlere sahip kişilere tedavi verilmiyor ama gelecekte kan basınçlarının artarak 140/90’ın üzerine çıkma olasılığı yüksek olduğu için iyi izlenmeleri gerekiyor. Hipertansiyonun iki tipi bulunuyor. Tüm hipertansif hastaların yüzde 95’ini oluşturan tip Esansiyel Hipertansiyondur.

Nedeni tam olarak bilinmese de günümüzde kabul edilen görüşlere göre Esansiyel HT, böbreklerin sodyumu (tuzu) yeterince atamaması, ilerleyen yaşla beraber damarların elastikiyetini kaybetmesi ya da aşırı tuz tüketimi gibi nedenlerden ötürü gelişiyor. Bu tabloda ilaç tedavisi esas oluyor. Yüzde beşlik grubu ise ikincil hipertansiyon oluşturuyor.

Burada farklı olarak tansiyon yüksekliğine doğrudan sebebiyet veren tıbbi bir sorun bulunuyor. Kronik böbrek hastalığına, böbrek atardamarının daralmasına, böbreküstü bezlerden ya da bazı tümörlerden damar büzücü özelliğe sahip bir takım hormonların fazla salgılanmasına ya da doğuştan aort damarının dar olmasına bağlı gelişebiliyor.

Tedavide ilaçların rolü olmakla birlikte, altta yatan sebebin tespiti ve giderilmesine yönelik girişimler de yapılıyor. Kan basıncı değişken bir değer Kan basıncının çok değişken ve aynı kişide bile aynı gün içinde değişebiliyor. Değerler normal günlük aktivite sırasında yükselir ya da düşer. Örneğin, egzersiz, konuşma, stres kan basıncını yükseltir.

Gündüz daha yüksek, gece daha düşüktür. Yazın düşük, kışın daha yüksektir. Kan basıncı, özellikle de sistolik basınç (büyük tansiyon) yaşla yükselir. Erişkin yaşlarda kan basıncı kilo ile yakın ilişkilidir. Kilo alınmasıyla yükselir, kilo verilmesiyle düşer.

Beyaz gömlek hipertansiyonu Kan basıncının klinikteki ölçümünün, günlük yaşamda evde ya da kan basıncı takip cihazı ile izlemeye göre 20/10 mmHg yüksek çıkmasına ‘beyaz gömlek hipertansiyonu’ deniliyor. Bu durumdaki hastalarda da yaşam biçimi değişikliklerinin uygulanması ve tedavilerinin değerlendirilmesi gerekiyor.

Evde kan basıncı ölçümü Evde kan basıncı takibini sağlıkla yapabilmek için, öncelikle doğru ölçen bir alete sahip olmak ve doğru ölçme yöntemini bilmek gerekiyor. Koldan ölçüm yapan cihazların daha güvenilir olabilir, Ölçüm sabah ve akşam 1-2 dakika ara ile ikişer kez olmak üzere ilaç almadan ve yemek yemeden önce yapılmalı.

  • Evde yapılan ölçümlerin doktora giderken götürülmesi tedavinin düzenlenmesinde yararlı oluyor.
  • Ölçüm sağ veya sol koldan yapılabilir.
  • Yüksek olan ölçümün kaydedilmesi gerekiyor.
  • Arada sırada olan yükselmeleri önemsemeyin ancak sık sık yükseliyor ya da aşırı yükseliyorsa doktorunuza mutlaka bilgi verin.
See also:  Sentetik Ne Demek?

Ölçümleri belli aralıklarla yapın, gereğinden fazla ölçüm yapıp gerilmeyin. Tanı nasıl konuluyor? Yüksek tansiyon bazı kişilerde baş ve ense ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı gibi yakınmalara sebep olsa da, çoğu hastada hiçbir belirti vermiyor. Ve bu nedenle ‘sinsi katil’ olarak tanımlanıyor.

  1. Yüksek tansiyon çoğu zaman belirti vermediği için özellikle ailesinde hipertansiyon hikayesi olan, 40 yaşın üstünde, fazla kilolu, diyabet ve/veya kronik bronşit hastası ve uyku apnesi olan kişilerin sık tansiyon kontrolü yaptırmaları önerilmektedir.
  2. Bireysel koşullar önem taşımakla beraber şeker hastalığı eşlik ediyorsa 130/80 yüksek bir değer oluyor.

Daha sonra, tedavi biçimine karar veriliyor. Hangi hasta yalnızca yaşam tarzı değişiklikleri ile izlenecek, hangi hastada bunlara ek ilaç tedavisine başlanacak, ilaçların yan etkileri, tansiyonu düşürmemenin zararları, yarar ve zarar dengesine göre karar verilerek tanı ve tedavi belirleniyor.

Mutlaka tedavi edilmeli Hipertansiyon kalp-damar hastalığı riskini yükseltiyor ve felçe sebebiyet vererek yaşam süresini kısaltabiliyor. Bu nedenle de tedavi edilmesi gerekiyor. Tedavi edilmeyen yüksek tansiyon beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları için ciddi oranda hastalığa ve ölümlerde artışa neden oluyor.

Yüksek tansiyonun belirti vermeden vücuda zarar verdiğini belirten, tedavi edilmediği takdirde öldürücü olabiliyor. En iyi tedavi, yaşam tarzı değişikliği Tedavide hedef ölçümleri 140/90’ın altına çekmek. Kronik böbrek ve şeker hastalarında ise 130/80’in altı hedefleniyor.

Tedavide ilaç seçimi hastanın tansiyon değerlerine, yaşına, cinsiyetine, eşlik eden hastalıklarına, genel kalp riskine ve olası yan etkilere göre, her vaka için ayrı belirleniyor. Bir hastaya iyi gelen ilaç başka bir hastada hiç kullanılamayabilir; size en uygun tedaviyi hekiminiz belirleyebilir. İlaç tedavisinin yanı sıra risk yaratan yaşam tarzı alışkınlıklarını da değiştirmek gerekiyor.

Bunların başında sigarayı bırakmak, sağlıklı beslenmek, kilo vermek, düzenli egzersiz yapmak, tuz ve alkol tüketimini azaltmak yer alıyor. Bu önerilerin yararları sadece tansiyonu düşürmekle sınırlı değil. Sağlıklı bir yaşam tarzı; sayılan hastalıkların riskini düşürmenin yanı sıra, çok sayıda kanser türü, depresyon ve eklem sorunları gibi başka kötü hastalıkların da gelişme olasılığını azaltıyor.

  1. Tedavi ömür boyu sürüyor Kan basıncını düşüren ilaçların etkisi her hastada aynı şekilde olmuyor ve bazı yan etkiler ortaya çıkabiliyor.
  2. An basıncı düşmesi, nabız sayısının azalması, nefes darlığı, kramplar, boğazda gıcık, öksürük, ayaklarda şişme gibi belirtiler olabiliyor.
  3. Bu belirtilerin devam etmesi ve hastayı rahatsız etmesi durumunda doktora danışılarak önlem alınıyor ancak tedavinin kesinlikle bırakılmaması gerekiyor.

Hipertansiyon tedavisi; yani yaşam biçimi değişiklikleri ve gerekiyorsa ilaç tedavisi ömür boyu sürüyor çünkü önlemler ve ilaçlar bırakıldığında kan basıncı tekrar yükseliyor. Doktor kontrolüne düzenli devam edildiğinde ilaçların artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebiliyor.

İlaç tedavisine yanıt vermeyen dirençli hipertansiyonlu hastalarda Renal Denervasyon ve Baroreseptör Stimülasyonu gibi işlemler uygulanabiliyor. Hipertansiyon risk faktörleri – Sigara içmek (pasif içicilik dahil) – Aşırı kilo – Hareketsiz yaşam – Sağlıksız beslenme – Aşırı tuz tüketimi – Stresli yaşam – Alkol tüketimi – Şeker hastalığı (diyabet) – Ailede hipertansif bireyler olması – Uykuda solunum durma bozukluğu (uyku apnesi) – Kronik uykusuzluk – Bazı ilaçlar (ağrı kesiciler, doğum kontrol hapları, soğuk algınlığı hapları, bazı burun spreyleri) Bilmeniz gereken terimler Tansiyon, standart pompalı ya da elektronik cihazlarla ölçülebiliyor.

Ölçüm birimi mmHg (milimetre civa). Ölçüm iki ayrı rakamla ifade ediliyor. Sistolik (büyük) tansiyon; kalbin aktif olarak kasıldığı andaki değeri ifade ediyor. Diastolik (küçük) tansiyon; kalbin dolma safhasında, gevşediği sıradaki değeri gösteriyor. Hipertansiyonun görülme sıklığı Dünyada bir milyardan fazla hipertansiyon hastası var.

Sadece ABD’de yüksek tansiyon vakalarının sayısı 80 milyona yaklaştı. Ülkemizde 18.5 milyon hipertansif olduğu tahmin ediliyor. Nüfus artışı, sağlıksız beslenme, şişmanlık ve diyabet (şeker hastalığı) gibi olumsuz etkenlerle bu rakamların giderek artması bekleniyor.50 yaşına gelmiş bir insanın, o ana dek ortaya çıkmamışsa- kalan ömründe hipertansiyon gelişme olasılığı yüzde 80’den fazla.

Hipertansiyon dünyadaki her sekiz ölümden birinin doğrudan sebebini oluşturuyor. Bu hastalık ayrıca yaşam kalitesini bozuyor, iş gücü kaybına ve sağlık harcamalarında ciddi artışlara neden oluyor. Diyabet ve hipertansiyon ilişkisi Şeker hastalarında hipertansiyo iki kat daha fazla görülüyor.

  1. Hipertansiyonda kalp-damar hastalığı, felç, kalp yetmezliği, atriyal fibrilasyon, kronik böbrek hastalığı ve periferik damar hastalığı riskinin iki kat arttığı biliniyor.
  2. Şeker hastalığı ve hipertansiyon beraberliğinde bu riskler yüzde 50 ve daha çok yükseliyor, ölüm olasılığı da artıyor.
  3. Bu nedenle, şeker hastalarında kan basıncı yakından izlenmeli ve mutlaka kontrol altında tutulmalı.

Tedavi sırasında dikkat edin – İlaçlarınızı, doktorunuzun belirttiği şekilde düzenli olarak kullanın. Kullandığınız diğer ilaçları doktorunuza gösterin. – Doktorunuzun uygun göreceği aralıklarla kontrollere gidin. – İlaçlarla bir yan etki yaşadıysanız mutlaka bildirin.

Yoğurt tansiyona iyi gelir mi?

ABD’deki Maine Üniversitesi ile Avustralya’daki Güney Avustralya Üniversitesinde görevli bilim insanları, yoğurt tüketimi ile yüksek tansiyon arasındaki ilişkiyi inceledi. Araştırmada, yaş ortalamaları 62,1 olan ve yüzde 62’si yüksek tansiyon hastası 915 yetişkinin verileri ele alındı.

  1. Yoğurt tüketen yüksek tansiyon hastalarının tansiyonlarının tutarlı şekilde düştüğü belirlenen araştırmanın sonuçları, International Dairy Journal’de yayımlandı.
  2. Diğer yandan, yoğurt tüketiminin, tansiyonu normal seviyede olan kişilerin tansiyonunda değişikliğe yol açmadığı gözlemlendi.
  3. Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.

Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

Sarımsak yemek tansiyonu düşürür mü?

Sarımsak yüzyıllardır, hatta yaklaşık söylemek gerekirse 5000 yıldan beri yemeklerde tad verici olarak ve hastalıkların tedavisi için kullanılmaktadır. Sarımsağın iyileştirme gücünden Mısır papirüslerinde, Hindistan’da ki yazıtlarda ve modern tıbbın kurucusu Hipokrat’ın önerileri arasında bahsedilmektedir.

  • Tarihin eski çağlarından beri sürekli tartışılan bu konu, günümüzde de sürekli gündemdedir ve hastaların doktorlarına sordukları konuların başında yere almaktadır.
  • Şimdi bu konuya açıklık getirmeye çalışalım.
  • Sarımsak, soğangiller denilen familyanın önemli bir parçasıdır.
  • Bu gruptaki bitkilerin ve özellikle sarımsağın kanıtlanan bazı yararları vardır.

Sarımsağın ve sarımsak hapların olumlu etkilerini içerdikleri “allicin” maddesiyle yaparlar. Allicin, mikroplara karşı etkili olabildiği gibi, antioksidan yönüyle de vücutta faydalı olabilmektedir. Aynı zamanda allicin, sarımsağın kendine has kokusundan da sorumludur.

Şimdi kısaca sarımsak ve içerdiği maddelerin faydalarını anlatalım. İyi kolesterolü yükseltir, total kolesterolü düşürür, kanın pıhtılaşması üzerinde etkili olarak damar tıkanıklarının önlenmesine yardımcı olurlar. Ayrıca damarları da genişletme özellikler vardır. Bazı çalışmalarda sarımsağın damar sertliğini gerilettiği de ileri sürülmektedir.

Ayrıca bir kısım mikroplara karşı da etkili olduklarına dair yayınlar vardır. Sarımsaktan yapılan ilaçları kişiler birçok hastalıkta kullanmaktadırlar. Ancak konumuzun dışında olduğu için burada bu hastalıklardan bahsedilmeyecektir. Şimdi gelelim sarımsağın hipertansiyona olan etkisine.

  1. Sarımsağın hipertansiyona etkisi sadece ülkemizde değil, tüm dünyada tartışılmıştır ve tartışılmaya devam etmektedir.
  2. Peki bu etki nasıl olmaktadır? Bu konuda araştırma yapanlar, hipertansiyona olan etkisini damarları genişleterek ve yüksek tansiyonda rol oynayan bir madde olan anjiyotensin II’nin etkisini azaltarak yaptığını ileri sürmektedirler.

Yine de etki mekanizması tam bilinmemektedir. Sarımsağın yüksek tansiyona olan olumlu etkisi çok tartışmalıdır. Bu konuda aleyhinde olan görüşlerde vardır. Son yıllarda yapılan analizlerde yüksek tansiyona olan olumlu etkisi konusundaki görüşler daha ağır basmaya başlamıştır.

Sarımsağın daha çok büyük, yani sistolik tansiyon üzerinde etkili olduğu, küçük tansiyon üzerinde ise etkisinin daha az olduğu ileri sürülmektedir. Ama bu görüşler herkes tarafından kabul edilmemektedir ve yüksek tansiyona karşı hiçbir etkisi olmadığı söylenmektedir. Hipertansiyona olumlu etkisi olduğunu ileri süren araştırmalar daha çok kısa süreli çalışmalardır.

Uzun süreli kullanımdaki etkisi tam olarak bilinmemektedir. Olumlu etkisi olduğunu söyleyen çalışmalarda ki sonuçları da fazla abartmamak gerekmektedir. Bu çalışmalarda elde edilen sonuçlar ilaç benzeri yalancı ilaçlara göre hafif bir düşme gerçekleştiğini göstermiştir.

  1. Şimdi gelelim sarımsağın kullanılma şekillerine.
  2. Sarımsak çiğ, taze pişirilmiş, yağ şeklinde, toz şeklinde ve sarımsağın bekletilerek elde edilen usaresi şeklinde kullanılmaktadır.
  3. Bu şekillerin hepsinde etkili olan maddeler birbirlerinden farklı olabilmektedir.
  4. Bu nedenle sarımsağın hipertansiyona etkisi için tüm bu kullanılma şekillerinin araştırılması gerekmektedir.

Sarımsak üzerine yapılan çalışmaların önemli bir kısmı yağ veya toz haline getirilerek hap şekline sokulmuş sarımsak kullanılarak yapılmıştır. Sarımsağın yan etkisi yok mudur? Evet vardır. Şimdi onları anlatalım. Çiğ sarımsak pişirildiği zaman içindeki allicin maddesinin parçalandığı ve etkisinin kaybolduğu ileri sürülmektedir.

  1. Allicin maddesi çabuk parçalanan bir moleküldür.
  2. Bekletilerek hazırlanan karışımlarda da parçalanmaktadır ve etkisi kaybolmaktadır.
  3. O zaman etkili olabilmesi için çiğ olarak yenilmesinin daha doğru olduğu düşünülebilir.
  4. Ancak çiğ olarak yenildiği zaman mide ve bağırsak şikayetlerine neden olduğu, alerjik reaksiyonların görüldüğü bildirilmiştir.

Yüksek miktarda çiğ sarımsak yenildiği zaman kanın önemli bir elemanı olan kırmızı kürelerin sayılarını azalttığına dair raporlar da mevcuttur. Yani kansızlığa da neden olabilir. Çiğ olarak yenilen sarımsağın oluşturduğu kokuyu anlatmama gerek yok. Bir kişinin toplumda itici olması için, sarımsak kokusu yeter de artar bile.

Şimdi gelelim sarımsak haplarının yan etkilerine. Bu hapların da en önemli yan etkileri mide bağırsak sistemi üzerinde görülmektedir. Kısaca saymak gerekirse, çok fazla geğirmeye, mide ve bağırsaklarda gaz oluşmasına, reflüye neden oldukları söylenmektedir. Bu hapları kullananların yaklaşık üçte birinde yan etkiler hafif şekilde gözükmekte, % 4-6’da ise çok şiddetli olabilmektedir.

Sarımsak ve sarımsak ilaçlarının diğer ilaçlar ile etkileşimlerinden de bahsetmek istiyorum; Kan sulandırıcılar, şeker ilaçları ve iltihap giderici ilaçlar ile zayıf ve ihmal edilebilecek bir şekilde etkileştikleri ileri sürülmektedir. Yalnız yüksek doz sarımsak tedavisinin kan sulandırıcı ilaçlar ile birlikte kullanılmaması tavsiye edilmektedir.

Bu sınır nedir? Taze sarımsak için 4 gramın üzeri (bir diş sarımsak), haplar için ise içindeki allicin maddesinin 3 mg’ın üzeri olması tehlikeli sınır olarak bildirilmiştir. Sarımsak haplarının yüksek tansiyonda etkili olması için dozları ne olmalıdır? Bu konuda da tam bir fikir birliği mevcut değildir.600 mg ila 2500 mg arasındaki günlük dozlar önerilmektedir.

Ama yukarıda da söylediğimiz gibi, yüksek dozlarda ilaç etkileşiminin arttığı ve tehlikeli olabileceği akılda tutulmalıdır. Şimdi bu kısa açıklamadan sonra gelelim çok sorulan sorulara. Gerçekten de sarımsağı ilaç olarak kullanalım mı? Yukarıda da anlattığım gibi çiğ sarımsak pişirildiği zaman etkisi kayboluyor.

  1. O zaman çiğ olarak yenilmesi lazım.
  2. Peki, her gün taze sarımsak yenilir mi? Nasıl dayanacaksınız bu diyete? Hadi siz dayandınız, çevreniz sizden yayılan kokuya nasıl tahammül edecek? Belki yüzünüze bir şey söylemezler ama bir süre sonra kişilerin yavaşça çevrenizden uzaklaştıklarını göreceksiniz.
  3. Sarımsaktan hazırlanan karışımları da bu şekilde düşünün.
See also:  OrtalK 56 Ne Demek?

Her gün bu karışımlardan alınabilir mi? Bana hiç mantıklı gelmiyor. Size hekimlik hayatımdan bir örnek vereceğim. Bana bir gün bir hasta geldi. O kadar sarımsak yemişti ki salondaki herkes kendisini dışarı attı. Üstelik kan basıncı 220/130 mmHg, yani büyük tansiyon yirmi iki, küçük tansiyonu on üçtü.

  1. Bu hasta hipertansiyonun en ağır şekline sahipti ve bir haftadır günde üç öğün sarımsak yiyerek tansiyonunu düşürmeye çalışıyordu.
  2. Olacak iş mi! Hasta ilaç korkusundan hayatını tehlikeye atıyor, üstelik sosyal çevresinde de itici bir insan oluyordu.
  3. Tabi hiçbir faydası da olmamıştı bu hastaya.
  4. Hemen acilen hastaya ilaç tedavisi başladım, kısa zamanda da tansiyonu normal sınırlara geldi.

Biraz da sarımsak haplarından bahsedelim. Bir araştırın bakalım ne kadar pahalı olduklarını göreceksiniz. Üstelik etkileri tartışmalı ve yüksek tansiyonda çok az düşmeye neden oldukları gösterilmiş. Yan etkileri de az buz değil. Olur olmadık yerde gazdan rahatsız olacaksınız.

Sürekli geğirme ihtiyacı duyacaksınız ve reflünüz varsa şikâyetleriniz artacak. Değer mi bu hapları almaya? Hele bir de kan sulandırıcı ilaç alıyorsanız, daha da kötü. Etkileşime girerek bu ilaçların yan etkilerini artırabilir, ciddi kanamaya yol açabilirler. Ben hastalarıma şu tavsiyede bulunuyorum. “Sarımsak yiyebilirsin ama tansiyon ilacını kullanma koşuluyla.

Yanız çevreni de düşün, önlemini ona göre al. Bakalım sen ve çevren ne kadar dayanacaksınız. Hâlbuki ben sana hiç bir yan etkisi olmayan, tansiyon düşürme etkisi kanıtlanmış bir hap vereceğim. Her gün alacaksın. Hem senin ve hem de çevrenin kafası rahat olacak.

  • Daha doğru değil mi?” Ara sıra tansiyonu çok az yükselen, “beyaz önlük hipertansiyonu” dediğimiz klinik tabloya sahip olan hastaları ilaçsız da takip ediyoruz.
  • Bu kişiler için sarımsak veya sarımsak hapı almalarının pek sakıncası olmaz.
  • Ama hekimi ilaç başlamışsa, mutlaka ilacını almalı, sarımsaktan medet ummamalıdır.

Son söz olarak, sarımsak veya hapını almak istiyorsanız, mutlaka hekiminize danışınız. En azından kullandığınız ilaçlar ile etkileşimini sorunuz. Bazen küçük tavsiyeler, sizi önemli dertlerden kurtarabilir. Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Tuz tansiyona iyi gelir mi?

Hipertansiyon ve Tuz İlişkisi Nedir? Cinnah Caddesi, No: 9 /3, Çankaya, Ankara +90 (312) 468 68 50 – 51 Yüzyıllardan beri üzerine öyküler yazılan, adaklar adanan, şarkılar yazılan, savaşlar yapılan, tuz, uzun yıllardan beri yaşamımızın vaz geçilmez maddelerinden birisi olmuştur. İlk çağlarda o kadar değerli bir madde idi ki, para birimi olarak bile kullanılmıştır.

  1. Eskiden, Roma askerlerinin ücreti tuza karşılık gelen birim ile ödenirdi.
  2. Bugün İngilizcede “ücret” anlamına gelen “salary” kelimesinin kökeni, “salt” yani “tuz”‘dur.
  3. Tuzun hayatımıza girmesi, medeniyetin ilerlemesiyle birlikte artmıştır.
  4. İnsanlar yerleşik toplum düzenine geçtikçe besinlerin bozulmadan saklanma gereksinmesi artmış, bu nedenle tuz kullanılmaya başlanmıştır.

Tuz, iyi bir koruyucudur, besinler tuz ile muamele edilerek, uzun bir süre saklanabilirler. Hayvansal gıdaların tüketilmesinin artmasına ve konserve yapılma ihtiyacına paralel olarak, tuz tüketimi ve beraberinde yüksek tansiyon gelişme riski de artmıştır.

Tuzun kullanıldığı o kadar alan vardır ki, saymakla bitmez. İnsanlık için gerekli birçok yerde kullanılan tuzun, fazla alındığı zaman vücutta zehir görevi yapacağını biliyor musunuz? Aslında vücut için tuz, hakikaten gerekli bir maddedir. Hücrelerin çalışması ve damar içerisindeki kanın rahat dolaşmasında tuzun büyük katkısı mevcuttur.

Ama ne kadar alınmalıdır, bu çok önemlidir. Normalde vücudun günlük tuz ihtiyacı, 250-500 mg kadardır. Ama biz gıdalarımızla bunun 20-25 mislini, hatta daha da fazlasını alırız. Yani günlük yiyeceklerimizle en az 9-12 gram arası tuz alınmaktadır. Bu ilişki çok uzun zamandan beri, yaklaşık 4000 yıldan beri bilinmektedir.

Tuz, nasıl yüksek tansiyona neden olmaktadır? Birincisi tuz demek, hacım demektir, fazla tuz alındığı zaman damar içerisindeki kan hacmi artar. Damar hacminin artması yüksek tansiyon gelişmesinde önemli bir faktördür. Ancak en önemli mekanizma tuzun böbrekler üzerine yaptığı tesirdir. Tuz, renin-aldosteron sistemi denilen bir hormon sistemini harekete geçirerek yüksek tansiyona neden olmaktadır.

Tuzun yüksek tansiyondaki etkisiyle ilgili ileri sürülen birçok teorik mekanizma vardır. Sofralarımızda kullandığımız tuz, aslında sodyum klorür denilen tuzdur. Yüksek tansiyonda rol oynayan asıl tuz, sodyum klorürdür. Burada da önemli madde, sodyum elementidir.

  1. Gerçi klor elementinin de hipertansiyonda rolü olabileceğine dair görüşler mevcuttur, ancak tam kanıtlanamamıştır.
  2. Sodyum, ayrıca bikarbonatla birlikte de olabilir.
  3. Biz bunu sodyum bikarbonat olarak adlandırırız.
  4. Olalı içeceklerde bulunan sodyum, bikarbonat şeklindedir.
  5. Yüksek tansiyonda asıl rol oynayan tuz, sodyum klorür, yani sofra tuzudur.

Bikarbonat şekli daha az rol oynamaktadır. Tuz, dışında da bazı olumsuz etkilere yol açabilmektedir. Aşırı tuz alımı yüksek tansiyondan bağımsız olarak, inme riskini artırabilir. Kalp duvarlarındaki kalınlaşma ve böbrek bozuklukları, aşırı tuz alanlarda daha fazla görülmektedir.

  • Emik erimesinde, böbrek taşı oluşmasında da fazla tuz alımının rolü olduğuna dair görüşler mevcuttur.
  • Bu hasarlar dışında, aşırı tuz tüketiminin, mide kanseri, gözde katarakt gelişmesi, astım ile de yakın ilişkisi olduğu söylenmektedir.
  • Hatta bazılarımız, hiç yemeğin tadına bakmadan, tuz atarlar.
  • Tuza bağımlılığın açıklanması şu şekilde yapılmaktadır: Damak tadı ve lezzeti yapan en önemli iki madde, yağ ve tuzdur.

Bu iki maddeyi ne kadar fazla korsanız, yemek o kadar lezzetli olur. Hani derler ya Türk yemekleri çok lezzetlidir diye. Tabi sen hangi yemeğe tuzu ve yağı fazla atarsan, o yemek lezzetli olur. Bizim yemeklerimiz olarak iddia edilen kebap ve tatlılarımızda ne kadar tuz ve yağ olduğuna bir bakın, lezzetin nereden geldiğini anlarsınız.

  • Aslında bu yemekler, Anadolu’nun öz yemekleri değildirler, çoğu dışarıdan, özellikle Ortadoğu ülkelerinden alınma yemeklerdir.
  • Bizim öz Anadolu yemekleri, fazla yağlı ve tuzlu değildirler.
  • Hele Ege ve Güney Anadolu’nun öz yemekleri, sebze ve meyve ağırlıklıdır.
  • İç kısımlarda da kavurga ve bulgur gibi bitkisel yemekler daha çok tüketilmekteydi.

Son zamanlarda bu alışkanlıklar değişmiş, bu yörelerde de birinci sırada tüketilen yiyecekler, et, yağ ve tuzdan oluşan yiyecekler olmuştur. Şimdi gelelim lezzet konusuna: Lezzeti algılayan, ağız ve dilimizdeki tomurcuklardır. Biz tuzlu yedikçe, bu tomurcukların sayısı ve büyüklükleri artar.

Bu nedenle daha çok tuzlu yemek zorunda kalırız. Tuzu azalttığımız zaman bu tomurcukların sayısı ve büyüklükleri azalır. Bu sefer normal tuzlu yemek bile kişiye çok tuzlu gelmeye başlar. Bu durumu sağlamak için bir süre sabretmek ve tuzsuz yemeye alışmak gereklidir. Peki, yüksek tuz tüketimi, bizim kaderimiz mi? İnsanoğlu yaşamı süresince çevreye uyum konusunda çok başarılı sınavlar vermesine karşın, tuzun fazla tüketimine uyum sağlama konusunda başarısız olmuştur.

Fazla tuz, vücudumuzda birçok olumsuz durumun gelişmesine yol açmaktadır. Yukarıda da anlattığımız gibi, atalarımız otobur insanlar olmasına karşın, medeniyet ilerledikçe insanlık etobur hale gelmiştir. Etoburluk, damak tadında değişikliklere yol açmış, tuz tüketimi giderek artırmıştır.

  1. Biz, çocukluğumuzun erken evrelerinden itibaren, ebeveynlerimizin damak tadına uygun olarak tuz ile karşılaşmaktayız.
  2. Burada bir hatırlatmada bulunmak istiyorum.
  3. Şöyle bir düşünün, bebeklerimize çorba verdiğimiz zaman, tuzun tadına kim bakar? Anne bakar.
  4. Endi damak tadına göre, eğer çorba tuzsuz ise, tuz atar ve bebeğe yedirir.

Burada gariban bebeğin hiçbir rolü yoktur, annenin damak zevkine göre yemeklerin tuzu ayarlanmaktadır. Yani biz, yaşamımızın ilk anlarından itibaren ebeveynlerimizin damak zevkine göre tuz ile karşılaşmaktayız. Bir süre sonra bizim damak tadımız tuza alışmakta, tuz tüketimimiz giderek artmaktadır.

Burada vurgulamak istediğim önemli noktalardan birisi, tuz, her insanda yüksek tansiyona neden olmaz. Neden bazı insanlarda tuz önemli faktör olmasına karşın, bazı kişilerde ise tansiyonda hiç etkili olmamaktadır. İşte burada açıklayamadığımız bazı faktörler rol oynamaktadır. Öncelikle şahsın genetik olarak hipertansiyona yatkınlığı olması çok önemlidir.

İleri sürülen görüşlerden birisi de tuza hassas olan kişilerin, böbreklerinden tuz atılımını engelleyen bir durumun mevcut olma olasılığıdır. Tuza duyarlı olmak, renin-anjiyotensin hormon sisteminin işleyişinde önemli rol oynamaktadır. Tuza hassasiyet konusunda daha birçok mekanizma ileri sürülmektedir.

Şurası unutulmamalıdır; tam tuzsuz yenildiği zaman, tansiyon tamamen normale gelecektir diye bir görüş doğru değildir. Tuz kısıtlaması, tansiyon tedavisine yardımcı olmaktadır. Peki, bir kişinin tuza hassas olup olmadığını nasıl anlarız? Bunun için birçok yöntem tarif edilmesine karşın, tuzu hassasiyeti belirlemekte yetersiz kalmıştır.

Ama en geçerli yöntem nedir biliyor musunuz? Eğer hasta, tuzlu yediğim zaman, tansiyonum çıkıyor diyorsa, işte bu kişi tuza hassastır, ciddi tuz kısıtlaması gereklidir. Kilolu kişiler, şeker hastaları ve yaşlılar, tuza hassastırlar, tuz kısıtlamasından büyük yarar görürler.

  • Tuz kısıtlaması, tansiyonu normale getirme yanında, bir kısım tansiyon ilaçlarının etkilerinin artmasına da yardımcı olmaktadır.
  • Tuz kısıtlamasına uyan hastalara biz hekimler, tansiyon ilaçlarını daha düşük dozda kullanırız.
  • Bu konuyu şu şekilde bağlamak istiyorum: Tuz ile hipertansiyon arasında yakın ilişki vardır ve tedavide tuz kısıtlaması, her tansiyon hastası için değerlidir,

Telefon: +90 (312) 468 68 50 – 51 Cinnah Caddesi, No: 9 /3, Çankaya, Ankara : Hipertansiyon ve Tuz İlişkisi Nedir?

Yüksek tansiyon olduğunu nasıl anlarız?

Tansiyon Yükselmesi (Hipertansiyon) Belirtileri – Ailede yüksek tansiyon öyküsünün varlığı, 40 yaşın üzerinde olmak, diyabet ve sigara kullanımı, hipertansiyon riskini arttıran etkenler arasında yer alır. Baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması, hâlsizlik, nefes darlığı, bulanık görme, sık idrara çıkma, burun kanaması, kalp ağrısı ya da kalp ritminin düzensiz olması, hipertansiyon belirtileri arasında yer alır.

See also:  Ikrar Ne Demek?

Tansiyon yüksek olursa ne olur?

Kan basıncında yükselmenin sürekli olması vücutta çeşitli organların fonksiyonlarında bozulmaya neden olabilir. Ayrıca baş ağrısı, burun kanaması, baş dönmesi, bulantı, kusma gibi şikayetlere yol açabilir. Kalp yetmezliği, kalp krizi ve inme gibi ciddi sonuçlara yol açabildiği için erken tanı ve tedavi önemlidir.

En kolay tansiyon nasıl düşürülür?

Evde Yüksek Tansiyon Nasıl Düşürülür? – Evde yüksek tansiyonu düşürmek için aşağıdaki yöntemlerden bazılarını düşünebilirsiniz: Sağlıklı bir diyet ve egzersiz programına uymak: Yüksek tansiyonla ilişkili olan yüksek sodyum alımını azaltmak ve lif içeriği yüksek olan gıdaları tüketmek gibi önlemler alınabilir.

Ayrıca, düzenli olarak egzersiz yapmak tansiyonu düşürmeye yardımcı olabilir. Örneğin, yürüyüş, koşu, bisiklet sürmek gibi aktiviteler yaparak kalp atış hızını artırabilir ve tansiyonu düşürmeye yardımcı olabilir. Stresi azaltmak: Stres tansiyonu yükseltir, bu nedenle stresi azaltmak tansiyonu düşürmeye yardımcı olabilir.

Bunun için yapılabilecek şeyler arasında meditasyon, yoga gibi rahatlatıcı teknikler, müzik dinlemek ve düzenli olarak dinlenmek gibi yöntemler bulunur. Sigara ve alkol kullanımını azaltmak: Sigara ve alkol tansiyonu yükseltir, bu nedenle bu maddelerin kullanımını azaltmak tansiyonu düşürmeye yardımcı olabilir.

Doktorunuzla görüşerek ilaç kullanmak: Eğer tansiyon yüksekliği ciddi bir sorun ise, doktorunuz size tansiyon düşürücü ilaçlar önerebilir. Ancak ilaç kullanımı konusunda doktorunuza danışmanız önemlidir, çünkü bazı ilaçların yan etkileri olabilir. Uyku düzenine uymak: Düzenli olarak yeterli miktarda uyku, tansiyonu düşürmeye yardımcı olabilir.

Günde en az 2 litre su içmek: Su tansiyonu düşürmeye yardımcı olabilir. Tuz tüketimini azaltmak: Yüksek tansiyonla ilişkili olan yüksek sodyum alımını azaltmak tansiyonu düşürmeye yardımcı olabilir.

Yüksek tansiyona hangi içecekler iyi gelir?

6. Meyveler – Meyveler, yüksek tansiyon dışında kalp hastalığı risk faktörlerini de azaltmaya yardımcı olur. Zengin bir antioksidan kaynağı olan meyveler, kandaki nitrik oksit seviyelerini artırır ve kan damarlarını kısıtlayan moleküllerin üretimini azaltır. Yaban mersini, çilek ve ahududu gibi besinler, tansiyon düşüren besinler arasından sadece birkaçıdır.

16 9 tansiyon yüksek mi?

Yüksek tansiyon günümüzde pek çok kişide görülen sinsi ve bir o kadar da tehlikeli bir hastalık. Sadece yaşam tarzı değişiklikleri ile ortaya çıkmasını önlemek mümkün olabiliyor. Ancak yeterince ciddiye alınmadığı için dünyada ve ülkemizde büyük bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor.

Hipertansiyon yıllarca hiçbir belirti vermeden sinsice ilerliyor ve fark edildiğinde vücutta önemli hasarlar oluşmuş yani geç kalınmış olabiliyor. Hatta bazen yüksek tansiyona bağlı ani ölümler yaşanabiliyor. Dünyada bir milyarın üzerinde ülkemizde ise yaklaşık 18.5 milyon kişinin yüksek tansiyon hastası olduğu biliniyor.

Toplum sağlığı açısından ele alındığında, hipertansiyonun çok ciddi ancak yeterince ciddiye alınmayan ulusal ve küresel bir sorun olduğunu görülüyor. Risk faktörü olmasa dahi her erişkinin yılda en az iki kez kan basıncı ölçümü yaptırması bu sorunun önüne geçilmesinde rol oynuyor.

Normal tansiyon değerleri Normal kan basıncı değeri 120/80 mmHg ve altı olarak kabul ediliyor.140/90 mmHg’nın üstü ise yüksek tansiyon olarak tanımlanıyor. Tanı için farklı zamanlarda yapılacak en az iki ölçümde sonucun yüksek çıkması gerekiyor. Büyük 120-140 ve küçük 80-90 arasındaki ara bölge ise ‘pre-hipertansiyon’ adıyla anılıyor.

Bu değerlere sahip kişilere tedavi verilmiyor ama gelecekte kan basınçlarının artarak 140/90’ın üzerine çıkma olasılığı yüksek olduğu için iyi izlenmeleri gerekiyor. Hipertansiyonun iki tipi bulunuyor. Tüm hipertansif hastaların yüzde 95’ini oluşturan tip Esansiyel Hipertansiyondur.

  1. Nedeni tam olarak bilinmese de günümüzde kabul edilen görüşlere göre Esansiyel HT, böbreklerin sodyumu (tuzu) yeterince atamaması, ilerleyen yaşla beraber damarların elastikiyetini kaybetmesi ya da aşırı tuz tüketimi gibi nedenlerden ötürü gelişiyor.
  2. Bu tabloda ilaç tedavisi esas oluyor.
  3. Yüzde beşlik grubu ise ikincil hipertansiyon oluşturuyor.

Burada farklı olarak tansiyon yüksekliğine doğrudan sebebiyet veren tıbbi bir sorun bulunuyor. Kronik böbrek hastalığına, böbrek atardamarının daralmasına, böbreküstü bezlerden ya da bazı tümörlerden damar büzücü özelliğe sahip bir takım hormonların fazla salgılanmasına ya da doğuştan aort damarının dar olmasına bağlı gelişebiliyor.

Tedavide ilaçların rolü olmakla birlikte, altta yatan sebebin tespiti ve giderilmesine yönelik girişimler de yapılıyor. Kan basıncı değişken bir değer Kan basıncının çok değişken ve aynı kişide bile aynı gün içinde değişebiliyor. Değerler normal günlük aktivite sırasında yükselir ya da düşer. Örneğin, egzersiz, konuşma, stres kan basıncını yükseltir.

Gündüz daha yüksek, gece daha düşüktür. Yazın düşük, kışın daha yüksektir. Kan basıncı, özellikle de sistolik basınç (büyük tansiyon) yaşla yükselir. Erişkin yaşlarda kan basıncı kilo ile yakın ilişkilidir. Kilo alınmasıyla yükselir, kilo verilmesiyle düşer.

  1. Beyaz gömlek hipertansiyonu Kan basıncının klinikteki ölçümünün, günlük yaşamda evde ya da kan basıncı takip cihazı ile izlemeye göre 20/10 mmHg yüksek çıkmasına ‘beyaz gömlek hipertansiyonu’ deniliyor.
  2. Bu durumdaki hastalarda da yaşam biçimi değişikliklerinin uygulanması ve tedavilerinin değerlendirilmesi gerekiyor.

Evde kan basıncı ölçümü Evde kan basıncı takibini sağlıkla yapabilmek için, öncelikle doğru ölçen bir alete sahip olmak ve doğru ölçme yöntemini bilmek gerekiyor. Koldan ölçüm yapan cihazların daha güvenilir olabilir, Ölçüm sabah ve akşam 1-2 dakika ara ile ikişer kez olmak üzere ilaç almadan ve yemek yemeden önce yapılmalı.

  1. Evde yapılan ölçümlerin doktora giderken götürülmesi tedavinin düzenlenmesinde yararlı oluyor.
  2. Ölçüm sağ veya sol koldan yapılabilir.
  3. Yüksek olan ölçümün kaydedilmesi gerekiyor.
  4. Arada sırada olan yükselmeleri önemsemeyin ancak sık sık yükseliyor ya da aşırı yükseliyorsa doktorunuza mutlaka bilgi verin.

Ölçümleri belli aralıklarla yapın, gereğinden fazla ölçüm yapıp gerilmeyin. Tanı nasıl konuluyor? Yüksek tansiyon bazı kişilerde baş ve ense ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı gibi yakınmalara sebep olsa da, çoğu hastada hiçbir belirti vermiyor. Ve bu nedenle ‘sinsi katil’ olarak tanımlanıyor.

  • Yüksek tansiyon çoğu zaman belirti vermediği için özellikle ailesinde hipertansiyon hikayesi olan, 40 yaşın üstünde, fazla kilolu, diyabet ve/veya kronik bronşit hastası ve uyku apnesi olan kişilerin sık tansiyon kontrolü yaptırmaları önerilmektedir.
  • Bireysel koşullar önem taşımakla beraber şeker hastalığı eşlik ediyorsa 130/80 yüksek bir değer oluyor.

Daha sonra, tedavi biçimine karar veriliyor. Hangi hasta yalnızca yaşam tarzı değişiklikleri ile izlenecek, hangi hastada bunlara ek ilaç tedavisine başlanacak, ilaçların yan etkileri, tansiyonu düşürmemenin zararları, yarar ve zarar dengesine göre karar verilerek tanı ve tedavi belirleniyor.

  • Mutlaka tedavi edilmeli Hipertansiyon kalp-damar hastalığı riskini yükseltiyor ve felçe sebebiyet vererek yaşam süresini kısaltabiliyor.
  • Bu nedenle de tedavi edilmesi gerekiyor.
  • Tedavi edilmeyen yüksek tansiyon beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları için ciddi oranda hastalığa ve ölümlerde artışa neden oluyor.

Yüksek tansiyonun belirti vermeden vücuda zarar verdiğini belirten, tedavi edilmediği takdirde öldürücü olabiliyor. En iyi tedavi, yaşam tarzı değişikliği Tedavide hedef ölçümleri 140/90’ın altına çekmek. Kronik böbrek ve şeker hastalarında ise 130/80’in altı hedefleniyor.

Tedavide ilaç seçimi hastanın tansiyon değerlerine, yaşına, cinsiyetine, eşlik eden hastalıklarına, genel kalp riskine ve olası yan etkilere göre, her vaka için ayrı belirleniyor. Bir hastaya iyi gelen ilaç başka bir hastada hiç kullanılamayabilir; size en uygun tedaviyi hekiminiz belirleyebilir. İlaç tedavisinin yanı sıra risk yaratan yaşam tarzı alışkınlıklarını da değiştirmek gerekiyor.

Bunların başında sigarayı bırakmak, sağlıklı beslenmek, kilo vermek, düzenli egzersiz yapmak, tuz ve alkol tüketimini azaltmak yer alıyor. Bu önerilerin yararları sadece tansiyonu düşürmekle sınırlı değil. Sağlıklı bir yaşam tarzı; sayılan hastalıkların riskini düşürmenin yanı sıra, çok sayıda kanser türü, depresyon ve eklem sorunları gibi başka kötü hastalıkların da gelişme olasılığını azaltıyor.

  1. Tedavi ömür boyu sürüyor Kan basıncını düşüren ilaçların etkisi her hastada aynı şekilde olmuyor ve bazı yan etkiler ortaya çıkabiliyor.
  2. An basıncı düşmesi, nabız sayısının azalması, nefes darlığı, kramplar, boğazda gıcık, öksürük, ayaklarda şişme gibi belirtiler olabiliyor.
  3. Bu belirtilerin devam etmesi ve hastayı rahatsız etmesi durumunda doktora danışılarak önlem alınıyor ancak tedavinin kesinlikle bırakılmaması gerekiyor.

Hipertansiyon tedavisi; yani yaşam biçimi değişiklikleri ve gerekiyorsa ilaç tedavisi ömür boyu sürüyor çünkü önlemler ve ilaçlar bırakıldığında kan basıncı tekrar yükseliyor. Doktor kontrolüne düzenli devam edildiğinde ilaçların artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebiliyor.

İlaç tedavisine yanıt vermeyen dirençli hipertansiyonlu hastalarda Renal Denervasyon ve Baroreseptör Stimülasyonu gibi işlemler uygulanabiliyor. Hipertansiyon risk faktörleri – Sigara içmek (pasif içicilik dahil) – Aşırı kilo – Hareketsiz yaşam – Sağlıksız beslenme – Aşırı tuz tüketimi – Stresli yaşam – Alkol tüketimi – Şeker hastalığı (diyabet) – Ailede hipertansif bireyler olması – Uykuda solunum durma bozukluğu (uyku apnesi) – Kronik uykusuzluk – Bazı ilaçlar (ağrı kesiciler, doğum kontrol hapları, soğuk algınlığı hapları, bazı burun spreyleri) Bilmeniz gereken terimler Tansiyon, standart pompalı ya da elektronik cihazlarla ölçülebiliyor.

Ölçüm birimi mmHg (milimetre civa). Ölçüm iki ayrı rakamla ifade ediliyor. Sistolik (büyük) tansiyon; kalbin aktif olarak kasıldığı andaki değeri ifade ediyor. Diastolik (küçük) tansiyon; kalbin dolma safhasında, gevşediği sıradaki değeri gösteriyor. Hipertansiyonun görülme sıklığı Dünyada bir milyardan fazla hipertansiyon hastası var.

  • Sadece ABD’de yüksek tansiyon vakalarının sayısı 80 milyona yaklaştı.
  • Ülkemizde 18.5 milyon hipertansif olduğu tahmin ediliyor.
  • Nüfus artışı, sağlıksız beslenme, şişmanlık ve diyabet (şeker hastalığı) gibi olumsuz etkenlerle bu rakamların giderek artması bekleniyor.50 yaşına gelmiş bir insanın, o ana dek ortaya çıkmamışsa- kalan ömründe hipertansiyon gelişme olasılığı yüzde 80’den fazla.

Hipertansiyon dünyadaki her sekiz ölümden birinin doğrudan sebebini oluşturuyor. Bu hastalık ayrıca yaşam kalitesini bozuyor, iş gücü kaybına ve sağlık harcamalarında ciddi artışlara neden oluyor. Diyabet ve hipertansiyon ilişkisi Şeker hastalarında hipertansiyo iki kat daha fazla görülüyor.

  1. Hipertansiyonda kalp-damar hastalığı, felç, kalp yetmezliği, atriyal fibrilasyon, kronik böbrek hastalığı ve periferik damar hastalığı riskinin iki kat arttığı biliniyor.
  2. Şeker hastalığı ve hipertansiyon beraberliğinde bu riskler yüzde 50 ve daha çok yükseliyor, ölüm olasılığı da artıyor.
  3. Bu nedenle, şeker hastalarında kan basıncı yakından izlenmeli ve mutlaka kontrol altında tutulmalı.

Tedavi sırasında dikkat edin – İlaçlarınızı, doktorunuzun belirttiği şekilde düzenli olarak kullanın. Kullandığınız diğer ilaçları doktorunuza gösterin. – Doktorunuzun uygun göreceği aralıklarla kontrollere gidin. – İlaçlarla bir yan etki yaşadıysanız mutlaka bildirin.